📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
A1 · Ünite 10: Kafede (At the café)
Can I have…? · I'd like · some / any
Metin: Two lattes, please
Kerem, Boston'da yüksek lisans yapıyor. Ders arasında Amerikalı sınıf arkadaşı Mark'la üniversitenin yakınındaki bir kafeye gidiyorlar. Metinde [[Can I have…?]], [[I'd like…]] kalıplarına ve [[some]] / [[any]] seçimine dikkat edin.
Waiter: Hi, guys! What can I get you?
Merhaba arkadaşlar! Size ne getireyim?
Kerem: Hi! Can I have a latte, please?
Merhaba! Bir latte alabilir miyim, lütfen?
Waiter: Sure. Small, medium or large?
Tabii. Küçük, orta mı, büyük mü?
Kerem: Medium, please. And do you have any cookies?
Orta, lütfen. Bir de kurabiyeniz var mı?
Waiter: Sorry, we don't have any cookies today. But we have some chocolate cake.
Üzgünüm, bugün hiç kurabiyemiz yok. Ama biraz çikolatalı kekimiz var.
Kerem: OK, I'd like a piece of chocolate cake, then.
Tamam, o zaman bir dilim çikolatalı kek istiyorum.
Waiter: And for you?
Ya size?
Mark: I'd like a latte too, and a cheese sandwich.
Ben de bir latte ve bir peynirli sandviç istiyorum.
Waiter: Would you like some sugar in your lattes?
Lattelerinize biraz şeker ister misiniz?
Mark: No, thank you. But can we have some water, please?
Hayır, teşekkür ederiz. Ama biraz su alabilir miyiz, lütfen?
Waiter: Of course. Anything else? Is that for here or to go?
Elbette. Başka bir şey? Burada mı, yoksa paket mi?
Kerem: For here, please. We have an hour.
Burada, lütfen. Bir saatimiz var.
Waiter: Here you are: two lattes, a cake and a sandwich. Enjoy!
Buyurun: iki latte, bir kek ve bir sandviç. Afiyet olsun!
Mark: Excuse me! Can we have the check, please?
(Daha sonra) Pardon! Hesabı alabilir miyiz, lütfen?
Dilbilgisi
Kibarca istemek: Can I have…?
Türkçede kafede “Bir çay alabilir miyim?” ya da kısaca “Bir çay lütfen” deriz. İngilizcedeki en yaygın karşılığı Can I have …, please? kalıbıdır. Birden fazla kişi için Can we have …? denir. Daha da kibar biçimi Could I have …?dır.
| İngilizce | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|
| Can I have a tea, please? | ken ay HEV ı Tİ, PLİZ | Bir çay alabilir miyim, lütfen? |
| Could I have the menu, please? | KUD ay hev dı ME-nyu, PLİZ | Menüyü alabilir miyim, lütfen? |
| Can we have some water, please? | ken wi hev sam WA-tır, PLİZ | Biraz su alabilir miyiz, lütfen? |
| A latte, please. | ı LA-tey, PLİZ | Bir latte, lütfen. |
💡 Kafe dilinde a coffee, two teas, two lattes demek doğaldır: burada a coffee “bir fincan kahve” anlamına gelir. please cümlenin başına da sonuna da gelebilir, ama mutlaka söylenir.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki “Bir çay ver” ya da “Bir kahve istiyorum” cümlesini kelime kelime çevirmek. Give me a coffee. ✗ (emir gibi, kaba) I want a coffee. (dilbilgisi doğru ama sert duyulur) → Can I have a coffee, please? ✓ I'd like a coffee, please. ✓ Bir de pleasei unutmak: İngilizcede pleasesiz rica çoğu zaman kaba algılanır.
I'd like… ve I like… farkı
I'd like = I would like: “isterim, istiyorum” demektir ve şu anki bir isteği kibarca söyler. I like ise “severim” demektir ve genel bir hoşlanmayı bildirir. Kısaltmadaki küçük 'd anlamı tamamen değiştirir.
| İngilizce | Anlam | Türkçe |
|---|---|---|
| I'd like a tea. | şu an istiyorum (sipariş) | Bir çay istiyorum. |
| I like tea. | genel olarak severim | Çay severim. |
| I'd like to sit here. | isterim + fiil (to ile) | Burada oturmak istiyorum. |
| She'd like a sandwich. | o istiyor | O bir sandviç istiyor. |
- I'd like a cheese sandwich, please. — Bir peynirli sandviç istiyorum, lütfen.
- I'd like to pay, please. — Ödemek istiyorum, lütfen.
💡 I'd like “ayd LAYK” diye okunur; 'd sesi çok hafiftir ama söylenmelidir. Arkasından fiil gelirse araya to girer: I'd like to order. (Sipariş vermek istiyorum.)
⚠️ Türklerin tipik hatası: sipariş verirken 'dyi yutmak ya da hiç kullanmamak. I like a coffee, please. ✗ (“Bir kahveyi severim, lütfen” gibi anlamsız duyulur) → I'd like a coffee, please. ✓ Fiilden önce toyu atlamak da yaygındır: I'd like order. ✗ → I'd like to order. ✓
Teklif etmek: Would you like…? — Yes, please.
Birine bir şey teklif ederken Would you like …? (… ister misiniz?) kullanılır. Bu kalıp, Do you like …? (… sever misiniz?) sorusundan farklıdır: biri o an bir teklif, öbürü genel bir zevk sorusudur.
| Soru | Cevap | Türkçe |
|---|---|---|
| Would you like some tea? | Yes, please. / No, thank you. | Biraz çay ister misin? — Evet, lütfen. / Hayır, teşekkürler. |
| Would you like a cookie? | Yes, please. / No, thanks. | Kurabiye ister misin? — Evet, lütfen. / Hayır, sağ ol. |
| Do you like tea? | Yes, I do. / No, I don't. | Çay sever misin? — Evet, severim. / Hayır, sevmem. |
💡 Teklifi kabul ederken en doğal cevap Yes, please.tır; reddederken No, thank you. ya da No, thanks. Türkçedeki gibi yalnızca “Sağ ol” anlamında Thank you. demek, karşı tarafta “evet mi, hayır mı?” sorusunu bırakabilir.
⚠️ Türklerin tipik hatası: teklife Do you like sorusunun cevabını vermek. Would you like some cake? — Yes, I like. ✗ — Yes, I would like. (yarım duyulur) → Yes, please. ✓ ya da Yes, I would. ✓ Ayrıca teklif ederken Do you want a tea? arkadaşlar arasında olur, ama kafe ve misafirlikte Would you like a tea? ✓ daha kibardır.
some: biraz, birkaç
some, miktarı ya da sayısı belli olmayan bir şeyden söz ederken kullanılır. Türkçede çoğu zaman “biraz”, “birkaç” diye çevrilir ya da hiç çevrilmez. Olumlu cümlelerde, hem sayılamayan isimlerle (su, şeker, ekmek) hem de çoğul isimlerle (kurabiyeler, elmalar) gelir.
| İngilizce | İsim türü | Türkçe |
|---|---|---|
| some water | sayılamayan | biraz su |
| some sugar | sayılamayan | biraz şeker |
| some bread | sayılamayan | biraz ekmek |
| some cookies | sayılabilen, çoğul | birkaç kurabiye |
| some sandwiches | sayılabilen, çoğul | birkaç sandviç |
- We have some chocolate cake. — Biraz çikolatalı kekimiz var.
- There are some cookies on the table. — Masada birkaç kurabiye var.
💡 Tekil, sayılabilen bir isimle some değil a / an kullanılır: a sandwich, an apple. Sayılamayan bir şeyin tek parçası için ölçü sözü eklenir: a piece of cake, a glass of water, a cup of tea.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki “bir ekmek”, “bir bilgi” mantığıyla sayılamayan isme a koymak ya da onu çoğul yapmak. a bread ✗ breads ✗ a sugar ✗ (çay bardağındaki şeker için) → some bread ✓ a piece of bread ✓ some sugar ✓ Tek bir küp şeker için a sugar cube denir.
any: hiç, herhangi
any, olumsuz cümlelerde ve normal sorularda somenin yerine geçer. Olumsuz cümlede Türkçedeki “hiç” anlamını verir; soruda ise çoğu zaman çevrilmez. Yine sayılamayan ve çoğul isimlerle kullanılır.
| Cümle türü | İngilizce | Türkçe |
|---|---|---|
| Olumlu | We have some milk. | Biraz sütümüz var. |
| Olumsuz | We don't have any milk. | Hiç sütümüz yok. |
| Soru | Do you have any milk? | Sütünüz var mı? |
| Olumsuz | There aren't any cookies. | Hiç kurabiye yok. |
| Soru | Are there any sandwiches? | Sandviç var mı? |
💡 Türkçede “yok” tek başına olumsuzdur. İngilizcede olumsuzluğu don't / doesn't ya da isn't / aren't verir; any yalnızca “hiç” anlamını ekler. Kısa cevapta da kullanılabilir: Do you have any cookies? — Sorry, we don't have any.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: olumsuz cümlede some kullanmak. We don't have some milk. ✗ → We don't have any milk. ✓ Türkçedeki çifte olumsuzluğu taşımak da yaygındır: “Hiç süt yok” → We don't have no milk. ✗ → We don't have any milk. ✓ (ya da We have no milk. ✓)
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: anyden sonra sayılabilen ismi tekil bırakmak. Do you have any cookie? ✗ → Do you have any cookies? ✓ Sayılabilen isimler some / any ile çoğul olur.
Rica ve teklifte some: Can I have some…?
Kural şöyle özetlenir: olumlu cümlede some, olumsuz ve soruda any. Ama önemli bir istisna var: soru aslında bir rica ya da teklif ise, yani karşıdan “evet” cevabı bekliyorsak, soruda da some kullanılır.
| Soru | Ne tür soru? | Türkçe |
|---|---|---|
| Can I have some water? | rica (evet bekleniyor) | Biraz su alabilir miyim? |
| Would you like some cake? | teklif | Biraz kek ister misin? |
| Do you have any water? | bilgi sorusu (var mı, yok mu?) | Suyunuz var mı? |
| Are there any cookies? | bilgi sorusu | Kurabiye var mı? |
- Can we have some water, please? — Biraz su alabilir miyiz, lütfen?
- Would you like some sugar? — Biraz şeker ister misiniz?
💡 Diyaloğa bakın: Kerem bilgi soruyor (Do you have any cookies?), garson teklif ediyor (Would you like some sugar?), Mark rica ediyor (Can we have some water?).
⚠️ Türklerin tipik hatası: kuralı ezberleyip her soruda any kullanmak. Would you like any tea? (teklifte soğuk ve tuhaf duyulur) Can I have any water? ✗ → Would you like some tea? ✓ Can I have some water? ✓ İpucu: Can I have…? ve Would you like…? kalıplarından sonra some gelir.
Kelimeler
- Can I have …, please?
ken ay HEV … PLİZ
… alabilir miyim, lütfen? - I'd like …
ayd LAYK
… istiyorum / isterim - Would you like …?
WUD yu LAYK
… ister misiniz? - please
PLİZ
lütfen - Here you are.
HİR yu AR
Buyurun. (bir şey uzatırken) - Anything else?
E-ni-ting ELS
Başka bir şey? - That's all, thanks.
dets OL, TENKS
Bu kadar, teşekkürler. - for here / to go
fır HİR / tı GOU
burada (yemek için) / paket, götürmek için - the check
dı ÇEK
hesap - waiter / server
WEY-tır / SÖR-vır
garson - menu
ME-nyu
menü - some
SAM
biraz, birkaç - any
E-ni
hiç; herhangi (bir) - water
WA-tır
su - milk
MİLK
süt - sugar
ŞU-gır
şeker - juice
CUS
meyve suyu - tea
Tİ
çay - sandwich
SEND-wiç
sandviç - cake
KEYK
pasta, kek - cookie
KU-ki
kurabiye - bread
BRED
ekmek - cheese
ÇİZ
peynir - chocolate
ÇAK-lıt
çikolata - small / medium / large
SMOL / Mİ-di-ım / LARC
küçük / orta / büyük - a cup of …
ı KAP ıv
bir fincan / bardak … - a glass of …
ı GLES ıv
bir bardak … (cam bardak) - Excuse me!
iks-KYUZ mi
Pardon! Bakar mısınız? - Of course.
ıv KORS
Elbette, tabii. - Enjoy!
en-COY
Afiyet olsun! (servis ederken)