📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
A1 · Ünite 11: Şimdi ne yapıyorsun? (What are you doing?)
Şimdiki zaman (Present Continuous) · -ing yazımı
Metin: A video call on Saturday
Cumartesi öğleden sonra. Can İstanbul'da, ablası Elif ise Dublin'de üniversitede okuyor ve ev arkadaşı Lucy ile birlikte yaşıyor. Can ablasını görüntülü arıyor. Metinde [[am / is / are + -ing]] biçimlerine dikkat edin.
Can: Hi, Elif! How are you? What are you doing?
Selam, Elif! Nasılsın? Ne yapıyorsun?
Elif: Hi, Can! I'm fine. I'm cooking dinner.
Selam, Can! İyiyim. Akşam yemeği pişiriyorum.
Can: Really? What are you making?
Gerçekten mi? Ne yapıyorsun?
Elif: I'm making menemen. Lucy loves it!
Menemen yapıyorum. Lucy ona bayılıyor!
Can: Is Lucy helping you?
Lucy sana yardım ediyor mu?
Elif: No, she isn't. She's sitting on the sofa. She's watching a film.
Hayır, etmiyor. Kanepede oturuyor. Film izliyor.
Lucy: That's not true! I'm cutting the tomatoes. Hi, Can!
Bu doğru değil! Domatesleri doğruyorum. Selam, Can!
Can: Hi, Lucy! Is it raining in Dublin today?
Selam, Lucy! Bugün Dublin'de yağmur yağıyor mu?
Lucy: Yes, it is. It rains a lot here. And in Istanbul?
Evet, yağıyor. Burada çok yağmur yağar. Ya İstanbul'da?
Can: The sun is shining. I'm sitting in the garden.
Güneş parlıyor. Bahçede oturuyorum.
Elif: Are you studying for your exam?
Sınavına çalışıyor musun?
Can: Yes, I am. Well... I'm not studying right now. I'm talking to you!
Evet, çalışıyorum. Yani... şu anda çalışmıyorum. Seninle konuşuyorum!
Elif: OK, go and study! Mom and Dad are waiting for good news.
Tamam, git ders çalış! Annemle babam iyi haber bekliyor.
Can: OK, OK. Bye, Elif! Bye, Lucy!
Tamam, tamam. Hoşça kal, Elif! Hoşça kal, Lucy!
Dilbilgisi
Şimdiki zaman: am / is / are + fiil-ing
Türkçede şu anda olan bir şeyi -(i)yor ekiyle söyleriz: “Yemek pişiriyorum.” İngilizcede bu iş için iki parça gerekir: Ünite 1'de öğrendiğimiz am / is / are + fiilin -ing almış biçimi. Bu zamana Present Continuous (şimdiki zaman) denir.
| İngilizce | Kısaltma | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|---|
| I am cooking | I'm cooking | aym KU-king | pişiriyorum |
| you are cooking | you're cooking | yor KU-king | pişiriyorsun |
| he / she / it is cooking | he's / she's / it's cooking | hiz / şiz / its KU-king | pişiriyor |
| we are cooking | we're cooking | wir KU-king | pişiriyoruz |
| they are cooking | they're cooking | der KU-king | pişiriyorlar |
- I'm cooking dinner. — Akşam yemeği pişiriyorum.
- Lucy is watching a film. — Lucy film izliyor.
- It's raining. — Yağmur yağıyor.
- Mom and Dad are waiting. — Annemle babam bekliyor.
💡 İki parçayı birlikte düşünün: am / is / are kişiyi ve zamanı gösterir, -ing ise “-iyor” anlamını taşır. Biri eksik olursa cümle bozulur.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: am / is / areı atlamak. I cooking. ✗ She watching TV. ✗ → I'm cooking. ✓ She's watching TV. ✓ Türkçede “-iyor” tek ek olduğu için İngilizcede de tek parça yeter sanılır; ama ikisi de gerekir.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: -ingi unutmak. I am cook. ✗ He is play football. ✗ → I'm cooking. ✓ He's playing football. ✓
-ing yazımı
Çoğu fiile -ing doğrudan eklenir. Ama üç durumda yazım değişir. Bu kuralları bilmek, özellikle yazılı sınavlarda çok işe yarar.
| Kural | Örnek | -ing biçimi | Türkçe |
|---|---|---|---|
| Çoğu fiil: + ing | cook, read, play, study | cooking, reading, playing, studying | pişirmek, okumak, oynamak, çalışmak |
| Sessiz -e düşer | make, write, come, dance | making, writing, coming, dancing | yapmak, yazmak, gelmek, dans etmek |
| Kısa fiil: ünlü + ünsüz → ünsüz ikilenir | sit, run, swim, cut, get | sitting, running, swimming, cutting, getting | oturmak, koşmak, yüzmek, kesmek, almak |
| -ie → -ying | lie, die | lying, dying | uzanmak/yalan söylemek, ölmek |
- She's writing an email. — Bir e-posta yazıyor.
- They're swimming in the sea. — Denizde yüzüyorlar.
- I'm making tea. — Çay demliyorum.
💡 Sonu -y olan fiiller değişmez: play → playing, study → studying. Sonu w, x, y olan fiillerde de ikileme yapılmaz: snow → snowing, fix → fixing. -ee ile bitenlerde e düşmez: see → seeing.
⚠️ Türklerin tipik hatası: yazımı kulağa göre yapmak. makeing ✗ writting ✗ swiming ✗ runing ✗ studing ✗ → making ✓ writing ✓ swimming ✓ running ✓ studying ✓ (writeda t ikilenmez çünkü kelime “ünlü + ünsüz” ile değil, sessiz e ile biter.)
Olumsuz cümle: I'm not working
Türkçede olumsuzluk fiilin içine girer: “çalışmıyorum”. İngilizcede not, yine am / is / areden hemen sonra gelir; -ingli fiile dokunulmaz. Kısaltmalar Ünite 1'dekiyle aynıdır.
| İngilizce | Kısaltma | Türkçe |
|---|---|---|
| I am not studying | I'm not studying | çalışmıyorum |
| you are not studying | you aren't / you're not studying | çalışmıyorsun |
| she is not studying | she isn't / she's not studying | çalışmıyor |
| we are not studying | we aren't / we're not studying | çalışmıyoruz |
| they are not studying | they aren't / they're not studying | çalışmıyorlar |
- I'm not studying right now. — Şu anda ders çalışmıyorum.
- Lucy isn't helping Elif. — Lucy Elif'e yardım etmiyor.
- It isn't raining in Istanbul. — İstanbul'da yağmur yağmıyor.
💡 Konuşmada en doğal biçimler: I'm not, she isn't ya da she's not, they aren't ya da they're not. İkisi de doğrudur.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Ünite 8'deki don'tu buraya taşımak. I don't studying. ✗ She doesn't watching TV. ✗ → I'm not studying. ✓ She isn't watching TV. ✓ Kural: -ing varsa yardımcı fiil am / is / aredir, do / does değil.
Soru ve kısa cevap: Are you studying? — Yes, I am.
Soru yaparken Ünite 1'deki kural geçerli: am / is / are öznenin önüne geçer, -ingli fiil yerinde kalır. Soru kelimesi varsa (what, where, who) en başa gelir.
| Soru | Kısa cevap | Türkçe |
|---|---|---|
| Are you studying? | Yes, I am. / No, I'm not. | Ders çalışıyor musun? |
| Is Lucy helping you? | Yes, she is. / No, she isn't. | Lucy sana yardım ediyor mu? |
| Is it raining? | Yes, it is. / No, it isn't. | Yağmur yağıyor mu? |
| What are you doing? | I'm cooking. | Ne yapıyorsun? |
| Where are you going? | I'm going to school. | Nereye gidiyorsun? |
| Who are you talking to? | I'm talking to Elif. | Kiminle konuşuyorsun? |
- What are you making? — Menemen. — Ne yapıyorsun? — Menemen.
- Is the sun shining? — Yes, it is. — Güneş parlıyor mu? — Evet, parlıyor.
- Why are you laughing? — Neden gülüyorsun?
💡 What are you doing? en sık kullanılan sorudur; telefonda ve mesajlarda çok duyulur. Cevapta yine aynı zaman kullanılır: I'm reading. I'm watching TV.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: soru sırasını bozmak. What you are doing? ✗ Where she is going? ✗ → What are you doing? ✓ Where is she going? ✓ Sıra: soru kelimesi + am / is / are + özne + fiil-ing.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: soruda -ingi atlamak ya da kısa cevapta fiili tekrarlamak. Are you study? ✗ → Are you studying? ✓ Yes, I am studying. yanlış değildir ama kısa cevap Yes, I am. ✓ yeterlidir; Yes, I'm. ✗ ise hiç olmaz.
Her gün mü, şu anda mı? Geniş zaman ve şimdiki zaman
Türkçede de iki ayrı zaman var: “Lucy her gün film izler” (alışkanlık) ve “Lucy şu anda film izliyor” (şu an). İngilizcede de aynı ayrım vardır: alışkanlık ve genel doğrular için Present Simple (Ünite 7–8), şu anda süren eylem için Present Continuous.
| Present Simple | Present Continuous | Türkçe |
|---|---|---|
| It rains a lot in Dublin. | It's raining now. | Dublin'de çok yağmur yağar. / Şu an yağıyor. |
| I study every day. | I'm studying right now. | Her gün ders çalışırım. / Şu anda çalışıyorum. |
| She works in a bank. | She's working at the moment. | Bankada çalışır. / Şu anda çalışıyor. |
| every day, usually, often, on Saturdays | now, right now, at the moment, today | zaman sözleri |
- Elif usually cooks on Saturdays. Today she's making menemen. — Elif genelde cumartesileri yemek yapar. Bugün menemen yapıyor.
- I don't usually watch TV, but I'm watching a film now. — Genelde televizyon izlemem ama şu an bir film izliyorum.
💡 Kolay bir test: cümleye “şu anda” (now) ekleyebiliyorsanız şimdiki zaman, “her gün” (every day) ekleyebiliyorsanız geniş zaman. Türkçe konuşmada “Her gün spor yapıyorum” deriz ama İngilizcede alışkanlık için mutlaka I do sport every day. denir.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki “-iyor”u her yerde şimdiki zamana çevirmek. “İstanbul'da yaşıyorum” → I'm living in Istanbul. (geçici bir durum gibi duyulur) yerine kalıcı durumda I live in Istanbul. ✓ “Her sabah kahve içiyorum” → I'm drinking coffee every morning. ✗ → I drink coffee every morning. ✓
-ing almayan fiiller: like, want, know…
Bazı fiiller bir eylemi değil, bir durumu anlatır: sevmek, istemek, bilmek, anlamak, ihtiyaç duymak. Bu fiiller “şu anda” anlamında bile genellikle -ing almaz; geniş zamanda kalır.
| Fiil | Doğru | Yanlış | Türkçe |
|---|---|---|---|
| like / love | I like this song. | I'm liking this song. | Bu şarkıyı seviyorum. |
| want | I want a coffee. | I'm wanting a coffee. | Bir kahve istiyorum. |
| know | I know her. | I'm knowing her. | Onu tanıyorum. |
| understand | I understand. | I'm understanding. | Anlıyorum. |
| need | We need help. | We're needing help. | Yardıma ihtiyacımız var. |
- Lucy loves menemen. — Lucy menemene bayılıyor.
- Sorry, I don't understand. — Pardon, anlamıyorum.
💡 Bunları şimdilik bir liste olarak ezberleyin: like, love, hate, want, need, know, understand, believe, remember. Bir reklam sloganındaki I'm lovin' it bilinçli bir kural dışılıktır; örnek almayın.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçede “anlıyorum, istiyorum, biliyorum” hep “-iyor”la söylendiği için I'm understanding. ✗ I'm knowing. ✗ I'm wanting. ✗ demek. Doğrusu: I understand. ✓ I know. ✓ I want… ✓
Kelimeler
- now
NAU
şimdi - right now
rayt NAU
tam şu anda - at the moment
et dı MOU-mınt
şu anda, şu sıralar - today
tı-DEY
bugün - cook
KUK
(yemek) pişirmek - make
MEYK
yapmak (yemek, çay, ses vb.) - help
HELP
yardım etmek - sit
SİT
oturmak - watch
WAÇ
kol saati - cut
KAT
kesmek, doğramak - rain
REYN
yağmur; yağmur yağmak - shine
ŞAYN
parlamak - study
STA-di
okumak (öğrenim görmek), ders çalışmak - talk to
TOK tu
(biriyle) konuşmak - wait for
WEYT for
beklemek (birini/bir şeyi) - listen to
Lİ-sın tu
dinlemek - read
RİD
okumak (kitap, gazete) - write
RAYT
yazmak - run
RAN
koşmak - swim
SWİM
yüzmek - play
PLEY
oynamak; (çalgı) çalmak - sleep
SLİP
uyumak - wear
WER
giymek, takmak (üstünde olmak) - dinner
Dİ-nır
akşam yemeği - sofa
SOU-fa
kanepe - film
FİLM
film - garden
GAR-dın
bahçe - exam
ig-ZEM
sınav - news
NUZ
haber(ler) - phone
FOUN
telefon - Really?
Rİ-li
Gerçekten mi?