📘 İngilizce kursu: tüm üniteler

A1 · Ünite 12: Yetenekler (I can swim)

can / can't · yetenek ve izin

Metin: A summer job

Ece üniversite öğrencisi ve yazın Bodrum'daki bir otelde çalışmak istiyor. Otelin müdürü Sarah Miller onunla iş görüşmesi yapıyor. Metinde [[can]] ve [[can't]] sözlerine, bir de [[Can I…?]] ile izin isteyen cümlelere dikkat edin.

Sarah: Hello, Ece. Please sit down. Can you tell me about yourself?
Merhaba, Ece. Lütfen oturun. Bana kendinizden bahseder misiniz?

Ece: Of course. I'm a student in Izmir. I can speak Turkish, English, and a little German.
Tabii. İzmir'de öğrenciyim. Türkçe, İngilizce ve biraz Almanca konuşabiliyorum.

Sarah: Great! Can you use a computer?
Harika! Bilgisayar kullanabiliyor musunuz?

Ece: Yes, I can. I can use a computer very well.
Evet, kullanabiliyorum. Bilgisayarı çok iyi kullanabiliyorum.

Sarah: Can you drive?
Araba kullanabiliyor musunuz?

Ece: No, I can't. But I can ride a bike!
Hayır, kullanamıyorum. Ama bisiklete binebiliyorum!

Sarah: That's OK. Our guests often play sports. Can you swim?
Sorun değil. Misafirlerimiz sık sık spor yapar. Yüzebiliyor musunuz?

Ece: Yes, I can swim very well. I can teach children too.
Evet, çok iyi yüzebiliyorum. Çocuklara da öğretebilirim.

Sarah: Wonderful. And can you play an instrument?
Harika. Peki bir çalgı çalabiliyor musunuz?

Ece: I can play the guitar a little, but I can't sing at all!
Biraz gitar çalabiliyorum ama hiç şarkı söyleyemem!

Sarah: Ha ha, that's fine. Do you have any questions?
Ha ha, sorun değil. Sorunuz var mı?

Ece: Yes. Can I work in the evenings? I have classes in the morning.
Evet. Akşamları çalışabilir miyim? Sabahları derslerim var.

Sarah: Yes, you can. You can start on Monday.
Evet, çalışabilirsiniz. Pazartesi başlayabilirsiniz.

Ece: Thank you so much! Can I ask one more thing? Can I bring my friend to the beach?
Çok teşekkür ederim! Bir şey daha sorabilir miyim? Arkadaşımı plaja getirebilir miyim?

Dilbilgisi

can + yalın fiil: yapabiliyorum

Türkçede yeteneği fiile eklenen -ebil ile söyleriz: “Yüzebiliyorum.” İngilizcede bunun için can kullanılır. can fiilin önüne gelir ve arkasından fiilin yalın hâli gelir. En güzel yanı: can hiç değişmez; bütün kişilerde aynıdır.

İngilizceOkunuşTürkçe
I can swimay kın SWİMyüzebilirim
you can swimyu kın SWİMyüzebilirsin
he / she / it can swimhi / şi / it kın SWİMyüzebilir
we can swimwi kın SWİMyüzebiliriz
they can swimdey kın SWİMyüzebilirler

💡 Ünite 7'de 3. tekil şahısta fiile -s eklediğimizi gördük (she swims). can ile bu kural işlemez: ne cane ne de arkasındaki fiile -s gelir.

⚠️ Türklerin tipik hatası 1: 3. tekilde -s eklemek. She cans swim. ✗ He can swims. ✗ → She can swim. ✓ He can swim. ✓

⚠️ Türklerin tipik hatası 2: canden sonra to koymak. I can to drive. ✗ I can driving. ✗ → I can drive. ✓ canden sonra her zaman yalın fiil gelir.

Olumsuz: can't / cannot ve telaffuz

Olumsuz için canin arkasına not eklenir; bitişik yazılır: cannot. Konuşmada neredeyse her zaman kısaltma kullanılır: can't. Türkçedeki “yüzemem” gibi.

İngilizceKısaltmaOkunuşTürkçe
I cannot driveI can't driveay KENT DRAYVaraba kullanamam
she cannot singshe can't singşi KENT SİNGşarkı söyleyemez
we cannot comewe can't comewi KENT KAMgelemeyiz
they cannot cookthey can't cookdey KENT KUKyemek yapamazlar

💡 Telaffuz anahtarı: olumlu cümlede can zayıf ve kısa okunur (“kın”), vurgu fiile düşer: I can SWIM. Olumsuzda can't güçlü okunur (“KENT”) ve vurgu ondadır: I CAN'T swim. Sondaki t çoğu zaman duyulmaz; farkı vurgudan ve ünlüden anlarsınız.

⚠️ Türklerin tipik hatası: can ile can'ti aynı okumak ya da cannotu ayrı yazmak. can not ✗ (ayrı yazım çok seyrek ve özel bir vurgudur) → cannot ✓ / can't ✓ Ayrıca I don't can swim. ✗ → I can't swim. ✓ can olumsuzu için don't kullanılmaz.

Soru ve kısa cevap: Can you swim? — Yes, I can.

Türkçede soru “-ebilir misin?” diye yapılır. İngilizcede can öznenin önüne geçer; do / does gerekmez. Kısa cevapta yine yalnızca can ya da can't kullanılır.

SoruKısa cevapTürkçe
Can you swim?Yes, I can. / No, I can't.Yüzebilir misin?
Can she drive?Yes, she can. / No, she can't.O araba kullanabiliyor mu?
Can they cook?Yes, they can. / No, they can't.Yemek yapabiliyorlar mı?
What can you do?I can play the guitar.Neler yapabilirsin?
What languages can you speak?I can speak Turkish and English.Hangi dilleri konuşabilirsin?

💡 Kısa cevapta can güçlü okunur: Yes, I CAN. (“KEN”). Soru kelimesi varsa en başa gelir: What + can + özne + fiil.

⚠️ Türklerin tipik hatası: do ile soru yapmak ya da sırayı bozmak. Do you can swim? ✗ You can swim? (yalnızca şaşırma) → Can you swim? ✓ What you can do? ✗ → What can you do? ✓ Kısa cevapta da Yes, I do. ✗ değil Yes, I can. ✓

“Yüzme biliyorum”: know değil, can

Türkçede yetenek için çoğu zaman “bilmek” deriz: “Yüzme biliyorum”, “Araba kullanmayı biliyorum”, “İngilizce biliyorum.” İngilizcede bu cümlelerin en doğal karşılığı candir.

Doğal İngilizceTürkçe düşünerek (yanlış)Türkçe
I can swim.I know swimming.Yüzme biliyorum.
She can drive.She knows driving.Araba kullanmayı biliyor.
I can speak English.I know English speaking.İngilizce konuşabiliyorum.
Can you cook?Do you know cooking?Yemek yapmayı biliyor musun?

💡 Dil için iki doğru yol vardır: I can speak English. ✓ ya da kısaca I speak English. ✓ (Bu ikincisi geniş zamandır.) I know English. de anlaşılır ama daha az doğaldır.

⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki “bilmek”i doğrudan çevirmek. I know swimming. ✗ I know to drive. ✗ → I can swim. ✓ I can drive. ✓ (I know how to drive. de doğrudur; ileride göreceğiz.)

Ne kadar iyi? very well, well, a little, not at all

Yeteneğin derecesini söylemek için cümlenin sonuna bir derece sözü ekleriz. Türkçede “Ben çok iyi yüzerim” deriz ve bu söz fiilin önüne gelir; İngilizcede ise en sona gider.

İngilizceOkunuşTürkçe
I can swim very well.ay kın SWİM VE-ri WELÇok iyi yüzebilirim.
I can swim well.ay kın SWİM WELİyi yüzebilirim.
I can swim a little.ay kın SWİM ı Lİ-tılBiraz yüzebilirim.
I can't swim very well.ay KENT SWİM VE-ri WELPek iyi yüzemem.
I can't swim at all.ay KENT SWİM ıt OLHiç yüzemem.

💡 I can speak a little German. da doğrudur (a little dilin önünde). not at all yalnızca olumsuz cümlede kullanılır: I can't sing at all.

⚠️ Türklerin tipik hatası 1: Türkçedeki sırayı korumak. I can very well swim. ✗ → I can swim very well. ✓ Tipik hata 2: well yerine good kullanmak. I can speak English good. ✗ → I can speak English well. ✓ (good isimle gider: a good swimmer; well fiille gider: swim well.)

İzin ve rica: Can I…? Can you…?

can yalnızca yetenek değil, izin ve rica için de kullanılır. Ünite 10'da kafede Can I have a tea? demeyi öğrendik; bu kalıp her fiille çalışır. Can I…? = “…-ebilir miyim?” (izin), Can you…? = “…-ebilir misin?” (rica).

İngilizceNe için?Türkçe
Can I open the window?İzin istemePencereyi açabilir miyim?
Can I ask a question?İzin istemeBir soru sorabilir miyim?
Can you help me?RicaBana yardım edebilir misin?
Can you close the door, please?RicaKapıyı kapatabilir misin, lütfen?
You can start on Monday.İzin vermePazartesi başlayabilirsiniz.
You can't park here.YasakBuraya park edemezsiniz.

Cevap verirken: olumlu → Sure! Of course. Yes, you can. No problem. Olumsuz → Sorry, you can't. I'm sorry, but…

💡 Daha kibar olmak isterseniz kalıp olarak Could you…? kullanın: Could you help me, please? Anlamı aynıdır, yalnızca daha nazik duyulur. please eklemek her zaman iyi bir fikirdir.

⚠️ Türklerin tipik hatası: izin isterken Can I…? yerine Türkçeden çeviri yapmak. May I can open the window? ✗ I can open the window? (yükselen tonla) → Can I open the window? ✓ Ayrıca rica cevabında Yes, I can. demek doğru ama soğuk duyulur; kibarca Sure! ya da Of course! ✓ daha doğaldır.

Kelimeler

✍️ Alıştırmaları çöz ve testi geç

🕊️ Dilmaçım ile ücretsiz İngilizce öğren →