📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
A1 · Ünite 13: Evim (My home)
Oda ve eşyalar · there is / are soru ve olumsuz · edatlar (tekrar)
Metin: A new apartment
Burak İzmir'de yeni bir daireye taşındı. İş arkadaşı Anna onu ziyarete geliyor ve Burak evi gezdiriyor. Metinde [[Is there…?]], [[Are there any…?]] sorularına ve [[there isn't / there aren't]] biçimlerine dikkat edin.
Anna: Wow, Burak! Your new apartment is really nice.
Vay, Burak! Yeni dairen gerçekten güzel.
Burak: Thanks! Come in. This is the living room.
Teşekkürler! İçeri gel. Burası oturma odası.
Anna: It's big! There's a sofa, but there aren't any chairs.
Büyükmüş! Bir kanepe var ama hiç sandalye yok.
Burak: I know. The chairs are coming on Friday.
Biliyorum. Sandalyeler cuma günü geliyor.
Anna: Is there a TV?
Televizyon var mı?
Burak: No, there isn't. I watch films on my laptop.
Hayır, yok. Filmleri dizüstü bilgisayarımda izliyorum.
Anna: How many bedrooms are there?
Kaç yatak odası var?
Burak: There are two bedrooms and one bathroom. Look, this is my bedroom.
İki yatak odası ve bir banyo var. Bak, burası benim yatak odam.
Anna: I like the lamp next to the bed. And there's a big wardrobe behind the door.
Yatağın yanındaki lambayı beğendim. Bir de kapının arkasında büyük bir gardırop var.
Burak: Yes, and there's a desk between the window and the wardrobe. I work here.
Evet, pencereyle gardırobun arasında da bir masa var. Burada çalışıyorum.
Anna: Is there a balcony?
Balkon var mı?
Burak: Yes, there is! It's in front of the kitchen. There are some flowers on it.
Evet, var! Mutfağın önünde. Üstünde birkaç çiçek var.
Anna: Are there any glasses in the kitchen? I'm thirsty.
Mutfakta hiç bardak var mı? Susadım.
Burak: Of course. They're in the cupboard above the sink. Let's have some tea!
Tabii. Lavabonun üstündeki dolapta. Hadi çay içelim!
Dilbilgisi
Hatırlatma: there is / there are ve evdeki eşyalar
Ünite 4'te gördük: Türkçedeki “var” İngilizcede there is (tekil) ya da there are (çoğul) ile söylenir. Bu ünitede aynı yapıyla evimizi anlatacağız. Konuşmada there is neredeyse her zaman there's olarak kısaltılır; there areın yazılı kısaltması yoktur.
| İngilizce | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|
| There's a sofa in the living room. | derz ı SOU-fı in dı Lİ-ving rum | Oturma odasında bir kanepe var. |
| There's a lamp next to the bed. | derz ı LEMP NEKST tı dı BED | Yatağın yanında bir lamba var. |
| There are two bedrooms. | der ar TU BED-rumz | İki yatak odası var. |
| There are some flowers on the balcony. | der ar sım FLAU-ırz an dı BEL-kı-ni | Balkonda birkaç çiçek var. |
Türkçede yer önce gelir: “Oturma odasında bir kanepe var.” İngilizcede ise genellikle önce there is + eşya, en sonda yer gelir: There's a sofa in the living room.
💡 there are + çoğul isimden önce sayı yoksa çoğu zaman some (birkaç, biraz) kullanılır: There are some books on the shelf. somei Ünite 10'da kafede de görmüştük.
⚠️ Türklerin tipik hatası: “var”ı have ile çevirmek. In my house have three rooms. ✗ In the kitchen has a fridge. ✗ → There are three rooms in my house. ✓ There's a fridge in the kitchen. ✓ İstersen evi özne yapabilirsin: My house has three rooms. ✓ (has = sahip olmak; özne mutlaka olmalı.)
Olumsuz: there isn't a… / there aren't any…
Türkçede “yok” tek sözcüktür. İngilizcede is / areın arkasına not eklenir. Tekil sayılabilen isimle a / an, çoğul isimle any kullanılır. any olumsuz cümlede “hiç” anlamı taşır.
| İngilizce | Kısaltma | Türkçe |
|---|---|---|
| There is not a TV. | There isn't a TV. | Televizyon yok. |
| There are not any chairs. | There aren't any chairs. | Hiç sandalye yok. |
| There is not any milk. | There isn't any milk. | Hiç süt yok. (sayılamayan) |
| — | There's no TV. / There are no chairs. | Televizyon yok. / Sandalye yok. |
- There isn't a balcony in my apartment. — Dairemde balkon yok.
- There aren't any glasses in the cupboard. — Dolapta hiç bardak yok.
- There's no mirror in the bathroom. — Banyoda ayna yok.
💡 There's no… = There isn't a / any…: ikisi de “yok” demektir. no tek başına olumsuzluk taşır, bu yüzden yanına not gelmez.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: “yok”u no ile kurup fiili atlamak. No TV in my room. (yalnızca not dilinde) → There's no TV in my room. ✓ Tipik hata 2: çift olumsuz. There isn't no chairs. ✗ → There aren't any chairs. ✓ ya da There are no chairs. ✓ Tipik hata 3: olumsuzda some kullanmak: There aren't some chairs. ✗ → any ✓
Soru: Is there…? Are there any…?
Türkçede “Balkon var mı?” deriz. İngilizcede is / are yine öne geçer: there is → Is there…?, there are → Are there…? Çoğul sorularda genellikle any kullanılır.
| Soru | Kısa cevap | Türkçe |
|---|---|---|
| Is there a balcony? | Yes, there is. / No, there isn't. | Balkon var mı? |
| Is there a TV in your room? | Yes, there is. / No, there isn't. | Odanda televizyon var mı? |
| Are there any chairs? | Yes, there are. / No, there aren't. | Hiç sandalye var mı? |
| Is there any milk in the fridge? | Yes, there is. / No, there isn't. | Buzdolabında süt var mı? |
- Is there a garden? — No, there isn't. — Bahçe var mı? — Hayır, yok.
- Are there any shelves in the bedroom? — Yes, there are. — Yatak odasında raf var mı? — Evet, var.
💡 Kısa cevapta there tekrarlanır ve fiil sonda kalır: Yes, there is. Bu yapı Ünite 1'deki Yes, I am. ile aynı mantıktadır.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: olumlu kısa cevapta kısaltma. Yes, there's. ✗ → Yes, there is. ✓ Tipik hata 2: it ile cevap vermek. Is there a balcony? — Yes, it is. ✗ → Yes, there is. ✓ Tipik hata 3: have ile sormak: Have a balcony? ✗ Is have a balcony? ✗ → Is there a balcony? ✓ ya da Does the apartment have a balcony? ✓
Kaç tane? How many … are there?
Ünite 5'te How many ile sayılabilen şeylerin sayısını sorduk. Bir yerde kaç tane bir şey bulunduğunu sormak için şu kalıp kullanılır: How many + çoğul isim + are there (+ yer)?
| Soru | Cevap | Türkçe |
|---|---|---|
| How many rooms are there? | There are four rooms. | Kaç oda var? — Dört oda var. |
| How many bedrooms are there? | There are two. / Two. | Kaç yatak odası var? — İki. |
| How many chairs are there in the kitchen? | There's only one chair. | Mutfakta kaç sandalye var? — Yalnızca bir sandalye var. |
- How many windows are there in the living room? — Oturma odasında kaç pencere var?
- There are three windows. — Üç pencere var.
💡 Cevapta sayı “bir” ise tekile dönün: There's one bathroom. Ama soru her zaman çoğuldur: How many bathrooms are there?
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçede “Kaç oda var?” derken “oda” tekil olduğu için İngilizcede de tekil kullanmak. How many room are there? ✗ How many rooms is there? ✗ → How many rooms are there? ✓ How manyden sonra isim çoğul, fiil are olur.
Yer edatları (tekrar ve yenileri)
Ünite 4'te in, on, under, next to edatlarını öğrendik. Evi anlatırken birkaç yeni edata daha ihtiyacımız var. Türkçede yer bir ekle ve isimden sonra söylenir (“kapının arkasında”); İngilizcede edat ismin önüne gelir: behind the door.
| İngilizce | Okunuş | Türkçe | Örnek |
|---|---|---|---|
| in | in | içinde, -de | in the wardrobe |
| on | an | üstünde (değerek), -de | on the table, on the wall |
| under | AN-dır | altında | under the bed |
| next to | NEKST tu | yanında | next to the sofa |
| behind | bi-HAYND | arkasında | behind the door |
| in front of | in FRANT ıv | önünde | in front of the window |
| between | bi-TWİN | arasında | between the bed and the desk |
| above | ı-BAV | üstünde, yukarısında | above the sink |
- The wardrobe is behind the door. — Gardırop kapının arkasında.
- There's a rug in front of the sofa. — Kanepenin önünde bir halı var.
- The desk is between the window and the wardrobe. — Masa pencereyle gardırobun arasında.
- There's a mirror on the wall above the sink. — Lavabonun üstünde, duvarda bir ayna var.
💡 Belli bir eşyanın yerini söylerken It's… / The … is…, bir şeyin var olduğunu söylerken There's… kullanılır: Where's the lamp? — It's next to the bed. ama There's a lamp next to the bed.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: in front ofdaki ofu ya da next todaki toyu atlamak. in front the window ✗ next the bed ✗ → in front of the window ✓ next to the bed ✓ Tipik hata 2: betweende and yerine with kullanmak (Türkçedeki “ile”den): between the bed with the desk ✗ → between the bed and the desk ✓
there is mi, it is mi? Bir de the
Türkçede “Bir masa var. O pencerenin önünde.” deriz. İngilizcede de bir şeyden ilk kez söz ederken there's a…, ondan ikinci kez söz ederken it ya da the kullanılır. Bu, İngilizcede çok önemli bir düzendir.
| İlk kez (yeni bilgi) | İkinci kez (bilinen) | Türkçe |
|---|---|---|
| There's a desk in my room. | It's next to the window. | Odamda bir masa var. Pencerenin yanında. |
| There's a balcony. | The balcony is small. | Bir balkon var. Balkon küçük. |
| There are some books. | They're on the shelf. | Birkaç kitap var. Rafta duruyorlar. |
- There's a big wardrobe in the bedroom. It's behind the door. — Yatak odasında büyük bir gardırop var. Kapının arkasında.
- Is there a fridge? — Yes, there is. The fridge is new. — Buzdolabı var mı? — Evet, var. Buzdolabı yeni.
💡 the “bildiğimiz, sözü geçen” şey demektir; Türkçede çoğu zaman karşılığı yoktur ya da “-ı” belirtme ekiyle hissedilir. Odalarda genellikle the kullanılır: in the kitchen, in the bathroom (evdeki o belli mutfak).
⚠️ Türklerin tipik hatası: there is ile it isi karıştırmak. “Odamda bir masa var” → It is a desk in my room. ✗ → There's a desk in my room. ✓ Tersi de olur: “Masa nerede? Pencerenin yanında.” → There is next to the window. ✗ → It's next to the window. ✓
Kelimeler
- apartment
ı-PART-mınt
daire, apartman dairesi - house
HAUS
ev (bina) - room
RUM
oda - living room
Lİ-ving rum
oturma odası, salon - bedroom
BED-rum
yatak odası - kitchen
Kİ-çın
mutfak - bathroom
BES-rum
banyo - balcony
BEL-kı-ni
balkon - garden
GAR-dın
bahçe - floor
FLOR
yer, zemin; kat - wall
WOL
duvar - door
DOR
kapı - window
WİN-dou
pencere - sofa
SOU-fa
kanepe - armchair
ARM-çer
koltuk (tekli) - chair
ÇER
sandalye - table
TEY-bıl
masa - desk
DESK
çalışma masası - bed
BED
yatak - wardrobe
WORD-roub
gardırop, elbise dolabı - cupboard
KA-bırd
dolap (mutfak dolabı) - shelf / shelves
ŞELF / ŞELVZ
raf / raflar - lamp
LEMP
lamba, abajur - mirror
Mİ-rır
ayna - rug
RAG
halı, kilim (küçük) - fridge
FRİC
buzdolabı - sink
SİNK
lavabo, eviye - next to
NEKST tu
yanında, bitişiğinde - behind
bi-HAYND
arkasında - in front of
in FRANT ıv
önünde - between
bi-TWİN
arasında - above
ı-BAV
üstünde, yukarısında (değmeden)