📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
A1 · Ünite 14: Şehirde (In the city)
Emir kipi · yol tarifi · nesne zamirleri (me, him, her…)
Metin: Excuse me, where is the museum?
Elif ve kardeşi Can, yaz tatilinde bir Amerikan şehrini geziyor. Sokakta Sarah adında bir kadından yol soruyorlar. Metinde emir cümlelerine ([[Go]], [[Turn]], [[Don't cross]]) ve [[me]], [[us]], [[it]], [[them]] gibi nesne zamirlerine dikkat edin.
Elif: Excuse me, can you help me? We're looking for the City Museum.
Affedersiniz, bana yardım edebilir misiniz? Şehir Müzesi'ni arıyoruz.
Sarah: Sure! Go straight on and turn left at the traffic lights.
Tabii! Dümdüz gidin ve trafik ışıklarından sola dönün.
Elif: Turn left at the traffic lights. OK. Is it far?
Trafik ışıklarından sola. Tamam. Uzak mı?
Sarah: No, it isn't. It's about five minutes on foot. The museum is opposite the bank.
Hayır, değil. Yürüyerek yaklaşık beş dakika. Müze bankanın karşısında.
Can: And is there a pharmacy near here? My sister needs some medicine.
Peki buralarda bir eczane var mı? Kız kardeşimin biraz ilaca ihtiyacı var.
Sarah: Yes, there is. Take the second street on the right. The pharmacy is on the corner.
Evet, var. Sağdan ikinci sokağa girin. Eczane köşede.
Can: Sorry, can you show us on the map, please?
Pardon, bize haritada gösterebilir misiniz, lütfen?
Sarah: Of course. Look, we're here. The pharmacy is here, next to this small café.
Tabii ki. Bakın, buradayız. Eczane burada, bu küçük kafenin yanında.
Sarah: Actually, I'm going that way too. Come with me!
Aslında ben de o tarafa gidiyorum. Benimle gelin!
Elif: That's very kind of you. Thank you!
Çok naziksiniz. Teşekkür ederiz!
Sarah: No problem. Be careful! Don't cross now. Wait for the green light.
Sorun değil. Dikkat edin! Şimdi karşıya geçmeyin. Yeşil ışığı bekleyin.
Can: Oh, thanks! The cars are very fast here.
Aa, teşekkürler! Burada arabalar çok hızlı.
Sarah: Here's the pharmacy. Ask them for a free city map. Enjoy the museum!
İşte eczane. Onlardan ücretsiz bir şehir haritası isteyin. Müzenin tadını çıkarın!
Elif: Great! Let's go in, Can. Thanks again, Sarah. Bye!
Harika! Hadi girelim, Can. Tekrar teşekkürler, Sarah. Hoşça kalın!
Dilbilgisi
Emir kipi: Go! Turn left! Wait!
Türkçede emir için fiil kökünü kullanırız: “Gel!”, “Bak!”, kibar ya da çoğul için de “Gelin!”, “Bakın!” deriz. İngilizcede emir kipi daha da kolaydır: fiilin yalın hâli tek başına kullanılır ve özne söylenmez. Bir kişiye de, birçok kişiye de aynı biçim söylenir.
| İngilizce | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|
| Go straight on. | gou STREYT an | Dümdüz git / gidin. |
| Turn left. | törn LEFT | Sola dön / dönün. |
| Wait here. | WEYT hir | Burada bekle / bekleyin. |
| Look at the map. | LUK et dı MEP | Haritaya bak / bakın. |
| Be careful! | bi KER-fıl | Dikkatli ol / olun! |
💡 Emri kibarlaştırmak için başına ya da sonuna please eklenir: Please wait here. / Wait here, please. Yol tarifinde ise emir kipi kaba sayılmaz; tarif zaten böyle verilir: Turn right at the bank.
to be fiilinin emir biçimi bedir: Be careful! (Dikkatli ol!), Be quiet! (Sessiz ol!), Be on time! (Zamanında gel!).
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: emirde fiile ek ya da to eklemek. Goes straight on. ✗ To turn left. ✗ → Go straight on. ✓ Turn left. ✓ Emir kipinde fiil her zaman yalındır; 3. tekil -s de, to da gelmez.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: “Dikkatli ol!” cümlesinde beyi atlamak. Careful! tek başına günlük konuşmada geçer ama tam cümle Be careful! ✓ olur; You careful! ✗ ise yanlıştır. Ayrıca “Lütfen siz oturun” çevirisiyle Please you sit. ✗ demeyin: Please sit down. ✓
Olumsuz emir: Don't + fiil
Türkçede olumsuz emir “-me, -ma” ekiyle yapılır: “Geçme!”, “Beklemeyin!” İngilizcede fiilin önüne Don't (Do not) getirilir. Fiil yine yalın kalır.
| İngilizce | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|
| Don't cross now. | dount KROS nau | Şimdi karşıya geçme / geçmeyin. |
| Don't turn right. | dount törn RAYT | Sağa dönme / dönmeyin. |
| Don't be late. | dount bi LEYT | Geç kalma / kalmayın. |
| Do not park here. | du nat PARK hir | Buraya park etmeyin. (resmî, tabelalarda) |
💡 Konuşmada hep Don't kullanılır; Do not tabelalarda, kurallarda ya da çok vurgulu söylerken görülür: Do not touch! (Dokunmayın!)
⚠️ Türklerin tipik hatası: “değil” mantığıyla not ya da no kullanmak. Not cross! ✗ No turn left! ✗ Don't to go! ✗ → Don't cross! ✓ Don't turn left! ✓ Don't go! ✓ “Geç kalma” da Don't late! ✗ değil, Don't be late! ✓ olur: late bir sıfattır, önüne be gerekir.
Yol sormak: Excuse me, how do I get to…?
Sokakta birine soru sormadan önce Excuse me (Affedersiniz) deriz. Sonra üç kalıptan birini kullanabiliriz. İkincisinde there is yapısını, üçüncüsünde do ile soruyu zaten biliyorsunuz.
| İngilizce | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|
| Where is the museum? | WER iz dı myu-Zİ-ım | Müze nerede? |
| Is there a bank near here? | iz der ı BENK NİR hir | Buralarda banka var mı? |
| How do I get to the station? | HAU du ay GET tı dı STEY-şın | İstasyona nasıl giderim? |
| Is it far? | iz it FAR | Uzak mı? |
| Can you show me on the map? | ken yu ŞOU mi an dı MEP | Bana haritada gösterebilir misiniz? |
Anlamadıysanız: Sorry, can you say that again, please? (Pardon, tekrar söyler misiniz?) ya da Can you speak slowly, please? (Yavaş konuşur musunuz?) Bilmiyorsanız: Sorry, I'm not from here. (Kusura bakmayın, buralı değilim.)
💡 get to burada “-e varmak, -e ulaşmak” demektir. How do I get to…? kalıbını tek parça ezberleyin; yer adının önündeki to atlanmaz.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: toyu atlamak ya da yanlış edat kullanmak. How do I get the museum? ✗ How do I go to museum? ✗ → How do I get to the museum? ✓ Ayrıca home ve here önüne to gelmez: How do I get home? ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: Can you tell me… ile başlayan sorularda kelime sırasını soru gibi bırakmak. Can you tell me where is the bank? ✗ → Can you tell me where the bank is? ✓ Böyle bir soruda is sona gider. Emin değilseniz kısa ve güvenli kalıbı kullanın: Where is the bank? ✓
Yol tarifi ve yer edatları
Yol tarifi neredeyse tamamen emir kipiyle verilir. Aşağıdaki kalıplar şehirde en çok duyacağınız cümlelerdir. Yer edatlarından next to, in, on ve underı daha önce öğrendiniz; şimdi şehir için yeni edatlar ekleyelim.
| İngilizce | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|
| Go straight on. | gou STREYT an | Dümdüz gidin. |
| Turn left at the traffic lights. | törn LEFT et dı TRE-fik layts | Trafik ışıklarından sola dönün. |
| Take the first street on the right. | teyk dı FÖRST strit an dı RAYT | Sağdan ilk sokağa girin. |
| Cross the street. | KROS dı strit | Caddenin karşısına geçin. |
| Go past the bank. | gou PEST dı BENK | Bankanın önünden geçin. |
| It's on the left. | its an dı LEFT | Solda. |
| İngilizce | Okunuş | Türkçe | Örnek |
|---|---|---|---|
| opposite | A-pı-zit | -in karşısında | opposite the bank |
| behind | bi-HAYND | -in arkasında | behind the museum |
| between | bi-TWİN | -in arasında | between the bank and the café |
| next to | NEKST tı | -in yanında | next to the pharmacy |
| on the corner | an dı KOR-nır | köşede | on the corner of Park Street |
- The pharmacy is opposite the station. — Eczane istasyonun karşısında.
- The bus stop is between the bank and the café. — Otobüs durağı banka ile kafenin arasında.
- Take the second street on the left. The museum is on the right. — Soldan ikinci sokağa girin. Müze sağda.
💡 Türkçede edat ismin arkasından gelir (“bankanın karşısında”); İngilizcede ise önüne gelir: opposite the bank. Sıra tersine döner: önce edat, sonra yer.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki “sola, sağa” ile “solda, sağda” ayrımını edatla karıştırmak. Turn to left. ✗ It's in the left. ✗ opposite to the bank ✗ → Turn left. ✓ It's on the left. ✓ opposite the bank ✓ Kural: turnden sonra edat yok; “solda/sağda” için on.
Nesne zamirleri: me, you, him, her, it, us, them
Türkçede zamir ek alarak değişir: “ben” → “beni, bana, benimle”. İngilizcede bunların hepsi için tek bir nesne biçimi vardır: me. Nesne zamiri fiilden sonra ya da edattan (with, for, to, next to…) sonra gelir.
| Özne | Nesne | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|---|
| I | me | mi | beni, bana |
| you | you | yu | seni, sana / sizi, size |
| he | him | him | onu, ona (erkek) |
| she | her | hır | onu, ona (kadın) |
| it | it | it | onu, ona (eşya, hayvan, yer) |
| we | us | as | bizi, bize |
| they | them | dem | onları, onlara |
- Can you help me? —
- Come with us! — Bizimle gel!
- Call him, please. — Onu ara, lütfen.
- This is my sister. The medicine is for her. — Bu kız kardeşim. İlaç onun için.
- Where are the keys? I can't find them. — Anahtarlar nerede? Onları bulamıyorum.
💡 Diyalogda Sarah Ask them for a free city map dedi: them burada eczanedeki çalışanlardır. Eşyalar için de them kullanılır: the keys → them.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: nesne yerine özne zamiri kullanmak. Help I! ✗ Come with she. ✗ I love they. ✗ → Help me! ✓ Come with her. ✓ I love them. ✓ Fiilden ve edattan sonra hep nesne biçimi gelir.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: Türkçedeki “-e” ekini edatla çevirmek. “Beni ara” / “Bana yardım et” derken Call to me. ✗ Help to me. ✗ → Call me. ✓ Help me. ✓ Ama Listen to me. ✓ ve Look at me. ✓ fiillerinde edat vardır; bunları fiille birlikte ezberleyin. Bir de he ile him, she ile heri karıştırmayın: I know he. ✗ → I know him. ✓
Öneri: Let's + fiil
Türkçede “Hadi gidelim!”, “Taksiye binelim” diye öneride bulunuruz. İngilizcede bunun için Let's (let usnın kısaltması) + yalın fiil kullanılır. Let's, kendimizi de içine alan bir emirdir.
- Let's go! — Hadi gidelim!
- Let's take a taxi. — Taksiye binelim.
- Let's ask that man. — Şu adama soralım.
- Let's not walk. It's very far. — Yürümeyelim. Çok uzak.
💡 Cevap verirken: Good idea! (İyi fikir!), OK! ya da Sure! (Tabii!). Olumsuzu Let's not + fiildir: Let's not wait. (Beklemeyelim.)
⚠️ Türklerin tipik hatası: Let'sten sonra to ya da -ing eklemek. Let's to go! ✗ Let's going! ✗ → Let's go! ✓ Ayrıca kesme işaretini unutmayın: Lets go ✗ → Let's go ✓ (lets başka bir sözdür: “izin verir”).
Kelimeler
- street
STRİT
sokak, cadde - traffic lights
TRE-fik layts
trafik ışıkları - corner
KOR-nır
köşe - pharmacy
FAR-mı-si
eczane - museum
myu-Zİ-ım
müze - bank
BENK
banka - bus stop
BAS stap
otobüs durağı - station
STEY-şın
istasyon, gar - square
SKWER
meydan - map
MEP
harita - go straight on
gou STREYT an
dümdüz gitmek - turn left / turn right
törn LEFT / törn RAYT
sola dönmek / sağa dönmek - on the left / on the right
an dı LEFT / an dı RAYT
solda / sağda - take the first street
TEYK dı FÖRST strit
ilk sokağa girmek - cross
KROS
karşıya geçmek - go past
gou PEST
önünden geçmek - opposite
A-pı-zit
karşısında - behind
bi-HAYND
arkasında - between
bi-TWİN
arasında - far
FAR
uzak - near here
NİR hir
buralarda, buraya yakın - on foot
an FUT
yürüyerek, yaya - minute
Mİ-nıt
dakika - Excuse me.
iks-KYUZ mi
Affedersiniz. (dikkat çekmek için) - How do I get to …?
HAU du ay GET tı
…-e nasıl giderim? - wait (for)
WEYT
beklemek - careful
KER-fıl
dikkatli - show
ŞOU
göstermek - ask
ESK
sormak - kind
KAYND
nazik - free
FRİ
ücretsiz, bedava; boş