📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
A1 · Ünite 18: Alışveriş ve kıyafet (Shopping)
Sıfatlar ve sırası · too / enough (giriş) · which one?
Metin: The dark blue one
İstanbul'da bir alışveriş merkezi. Deniz kış için mont arıyor; İstanbul'da yaşayan Amerikalı arkadaşı Sophie de ona eşlik ediyor. Metinde sıfatların yerine ve sırasına, [[too]] / [[enough]] sözlerine ve [[Which one…?]] sorusuna dikkat edin.
Assistant: Hi there! Can I help you?
Merhaba! Yardımcı olabilir miyim?
Deniz: Yes, please. I'm looking for a warm jacket for winter.
Evet, lütfen. Kış için sıcak tutan bir mont arıyorum.
Assistant: How about this one? It's a nice black leather jacket.
Buna ne dersiniz? Güzel, siyah, deri bir mont.
Deniz: It's beautiful, but it's too expensive for me.
Çok güzel ama benim için fazla pahalı.
Assistant: These wool jackets are on sale. Which one do you like?
Bu yün montlar indirimde. Hangisini beğendiniz?
Deniz: The dark blue one. Can I try it on in small?
Lacivert olanı. Small bedenini deneyebilir miyim?
Assistant: Of course. The fitting room is over there.
Tabii. Deneme kabini şurada.
Sophie: Hmm, Deniz, it's too small for you. The sleeves aren't long enough.
Hımm, Deniz, bu sana fazla küçük. Kollar yeterince uzun değil.
Deniz: You're right. Do you have it in medium?
Haklısın. Bunun medium bedeni var mı?
Assistant: Yes, here you are.
Evet, buyurun.
Sophie: Perfect! It's big enough, and the color looks great on you.
Mükemmel! Yeterince büyük, rengi de sana çok yakıştı.
Deniz: I love it! How much is it?
Bayıldım! Ne kadar?
Assistant: It's 1,500 lira.
1.500 lira.
Deniz: Great! I'll take it.
Harika! Alıyorum.
Dilbilgisi
Sıfatın yeri: a blue shirt, blue shirts
Türkçede olduğu gibi İngilizcede de sıfat isimden önce gelir: “mavi gömlek” → a blue shirt. Sıfat ayrıca be fiilinden sonra da kullanılabilir: The shirt is blue. (Gömlek mavi.) Sıfatlar hiçbir zaman çoğul eki almaz ve kişiye göre değişmez.
| İngilizce | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|
| a red dress | ı RED DRES | kırmızı bir elbise |
| two red dresses | TU RED DRE-sız | iki kırmızı elbise |
| an expensive coat | ın ik-SPEN-siv KOUT | pahalı bir palto |
| The shoes are cheap. | dı ŞUZ ar ÇİP | Ayakkabılar ucuz. |
💡 a / an seçimini sıfatın ilk sesi belirler: a coat ama an expensive coat; an orange ama a big orange. Yani a / an arkasından gelen ilk söze bakar.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: sıfatı isimden sonraya koymak (Fransızca, İspanyolca bilenlerde de sık görülür). a shirt blue ✗ a jacket expensive ✗ → a blue shirt ✓ an expensive jacket ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: sıfata da çoğul eki getirmek. blues jeans ✗ news shoes ✗ two bigs bags ✗ → blue jeans ✓ new shoes ✓ two big bags ✓ Çoğul eki yalnızca isme gelir.
Sıfatların sırası: a nice black leather jacket
Bir isimden önce birden çok sıfat gelirse İngilizcede belirli bir sıra vardır. Türkçede “siyah deri güzel bir mont” da diyebiliriz, sıra serbesttir; İngilizcede yanlış sıra kulağa çok tuhaf gelir. A1 için şu kısa sırayı ezberleyin: görüş → boyut → yaş → renk → malzeme → isim.
| görüş | boyut | yaş | renk | malzeme + isim |
|---|---|---|---|---|
| nice | — | — | black | leather jacket |
| beautiful | long | — | red | dress |
| — | big | old | brown | wool coat |
| lovely | small | new | white | cotton T-shirt |
- It's a nice black leather jacket. — Güzel, siyah, deri bir mont.
- She bought a long red dress. — Uzun, kırmızı bir elbise aldı.
- I want a small white cotton T-shirt. — Küçük, beyaz, pamuklu bir tişört istiyorum.
💡 Günlük konuşmada genellikle iki, en fazla üç sıfat kullanılır. Kural en çok renk + malzeme ile görüş + renk sıralarında önemlidir. Sıfatlar arasına virgül ya da and koymayın: a nice black jacket ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası: sırayı Türkçedeki gibi serbest bırakmak. a black nice jacket ✗ a leather black bag ✗ a red long dress ✗ → a nice black jacket ✓ a black leather bag ✓ a long red dress ✓ Kısaca: görüş en başta, malzeme isme en yakın.
too + sıfat: too big, too expensive
too sıfattan önce gelir ve “fazla, gereğinden çok” demektir. Bir şeyin istediğimiz gibi olmadığını, yani bir sorun olduğunu anlatır. Türkçede “fazla büyük”, “çok pahalı (alamam)” dediğimiz durumlar.
| İngilizce | Okunuş | Türkçe | Anlam |
|---|---|---|---|
| It's too big. | its TU BİG | Fazla büyük. | Bana olmaz. |
| They're too expensive. | deyr TU ik-SPEN-siv | Fazla pahalılar. | Alamam. |
| The skirt is too short. | dı SKÖRT iz TU ŞORT | Etek fazla kısa. | Uymuyor. |
very ise yalnızca “çok” demektir; olumlu da olabilir, olumsuz da, ama sorun bildirmez: It's very expensive, but I love it. I'll take it! (Çok pahalı ama bayıldım, alıyorum!) It's too expensive. dediğinizde ise almayacağınız anlaşılır.
💡 Kime göre fazla olduğunu for ile söyleyin: It's too small for me. (Bana küçük.) too, ünite 1'deki “de, da” anlamındaki too ile aynı yazılır; sıfattan önce gelirse “fazla”, cümle sonunda gelirse “de, da” demektir.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: “çok güzel”i too ile söylemek. This dress is too beautiful! ✗ (iltifat ederken) “Fazla güzel, sorun var” gibi anlaşılır. → This dress is very beautiful! ✓ / This dress is so beautiful! ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: tooyu much ile birlikte sıfattan önce kullanmak. too much expensive ✗ too much big ✗ → too expensive ✓ too big ✓ much sıfatın önüne gelmez.
enough: big enough, not long enough
enough “yeterince” demektir ve sıfattan sonra gelir: big enough (yeterince büyük). Olumsuzu not ile yapılır: It isn't long enough. (Yeterince uzun değil.) Türkçede “yeterince” sıfattan önce geldiği için burada sıra ters gelebilir.
| İngilizce | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|
| It's big enough. | its BİG i-NAF | Yeterince büyük. (Oldu.) |
| It isn't long enough. | it İ-zınt LONG i-NAF | Yeterince uzun değil. |
| The sleeves aren't long enough. | dı SLİVZ ARNT LONG i-NAF | Kollar yeterince uzun değil. |
| Is it warm enough? | iz it WORM i-NAF | Yeterince sıcak tutuyor mu? |
too ve not … enough çoğu zaman aynı sorunu iki yönden anlatır: It's too small. = It isn't big enough. (Fazla küçük. = Yeterince büyük değil.)
💡 enough okunurken “gh” “f” olur: i-NAF. Vurgu ikinci hecededir.
⚠️ Türklerin tipik hatası: enoughu sıfattan önce koymak. enough big ✗ It's not enough long. ✗ → big enough ✓ It's not long enough. ✓ Kural: sıfat + enough. (İsimlerle durum farklıdır: enough money; bunu ileride göreceğiz.)
Which one? — The red one / The black ones
Birkaç seçenek arasından birini sormak için Which one? (Hangisi?) kullanılır. Cevapta ismi tekrar etmemek için one (tekil) ya da ones (çoğul) kullanırız. Türkçedeki “kırmızı olan”, “siyah olanlar” ifadesinin karşılığıdır.
| İngilizce | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|
| Which one do you like? | WİÇ wan du yu LAYK | Hangisini beğendin? |
| The dark blue one. | dı DARK BLU wan | Lacivert olanı. |
| Which ones do you want? | WİÇ wanz du yu WANT | Hangilerini istiyorsun? |
| The black ones. | dı BLEK wanz | Siyah olanları. |
| This one or that one? | DİS wan or DET wan | Bu mu, şu mu? |
- I like these shoes. — Which ones? — The white ones. — Bu ayakkabıları beğendim. — Hangileri? — Beyaz olanlar.
- Can I see the long one, please? — Uzun olanı görebilir miyim, lütfen?
💡 jeans, pants, shoes gibi çoğul isimler için ones kullanın: I like the blue jeans. — The blue ones? Tekilde one: the gray sweater → the gray one.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: “Kırmızıyı istiyorum” cümlesini birebir çevirip oneu atlamak. I want the red. ✗ → I want the red one. ✓ İngilizcede sıfat tek başına isim yerine kullanılmaz; arkasına one / ones gelmelidir.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: which yerine what demek. Seçenekler belliyse What one do you like? ✗ → Which one do you like? ✓ Ayrıca a ones ✗ diye bir biçim yoktur: the black ones ✓ ya da some black ones ✓
Mağazada: jeans, try it on, What size are you?
Bazı kıyafet adları İngilizcede her zaman çoğuldur, çünkü iki parçalı düşünülür: jeans, pants, shorts (şort). Türkçede “bir pantolon” deriz ama İngilizcede a pants denmez; these pants ya da a pair of pants (bir pantolon) denir. Fiil de çoğul olur: These jeans are nice.
| İngilizce | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|
| Can I help you? | ken ay HELP yu | Yardımcı olabilir miyim? |
| I'm just looking, thanks. | aym CAST LU-king, TENKS | Sadece bakıyorum, teşekkürler. |
| What size are you? | WAT SAYZ ar yu | Bedeniniz ne? |
| Can I try it on? | ken ay TRAY it AN | Deneyebilir miyim? |
| Do you have it in medium? | du yu HEV it in Mİ-di-ım | Bunun medium bedeni var mı? |
| It looks great on you. | it LUKS GREYT an yu | Sana çok yakıştı. |
| How much is it? / How much are they? | HAU MAÇ iz it / ar dey | Ne kadar? (tekil / çoğul) |
| I'll take it. / I'll take them. | ayl TEYK it / dem | Alıyorum. (tekil / çoğul) |
💡 try on gibi iki parçalı fiillerde nesne bir zamirse ortaya girer: try it on, try them on. İsimse iki yer de olur: try on the jacket = try the jacket on.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: iki parçalı kıyafetleri tekil kullanmak. This jeans is nice. ✗ I bought a pants. ✗ → These jeans are nice. ✓ I bought a pair of pants. ✓ / I bought some pants. ✓ Fiyat sorarken de: How much are these jeans? ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: zamiri sona koymak. Can I try on it? ✗ I'll try on them. ✗ → Can I try it on? ✓ I'll try them on. ✓
Kelimeler
- clothes
KLOUZ
kıyafetler, giysiler - shirt
ŞÖRT
gömlek - T-shirt
Tİ-şört
tişört - pants
PENTS
pantolon - jeans
CİNZ
kot pantolon - dress
DRES
elbise - skirt
SKÖRT
etek - sweater
SWE-tır
kazak - jacket
CE-kıt
ceket, mont - coat
KOUT
palto, kaban - shoes
ŞUZ
ayakkabı - sneakers
SNİ-kırz
spor ayakkabı - size
SAYZ
beden, numara - try on
TRAY AN
denemek, üstünde denemek - fitting room
Fİ-ting rum
deneme kabini - expensive
ik-SPEN-siv
pahalı - cheap
ÇİP
ucuz - on sale
an SEYL
indirimde - color
KA-lır
renk - dark blue
DARK BLU
lacivert, koyu mavi - gray
GREY
gri - leather
LE-dır
deri - wool
WUL
yün - cotton
KA-tın
pamuk, pamuklu - warm
WORM
sıcak tutan, ılık - long
LONG
uzun - short
ŞORT
kısa - too
TU
fazla, gereğinden çok (sıfattan önce) - enough
i-NAF
yeterince, yeterli - Which one?
WİÇ wan
Hangisi? - I'll take it.
ayl TEYK it
Alıyorum. / Bunu alacağım. - look good on (someone)
LUK GUD an
(birine) yakışmak