📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
A1 · Ünite 19: Planlar (Plans)
be going to · zaman ifadeleri (tomorrow, next…)
Metin: Weekend plans
Cuma öğleden sonra, İzmir'de bir kafe. Zeynep ile arkadaşı Can hafta sonu ve yaz planlarını konuşuyor. Can'ın Kanadalı arkadaşı Mark yarın geliyor. Metinde [[am / is / are going to]] + fiil kalıbına ve [[tomorrow]], [[next week]] gibi zaman ifadelerine dikkat edin.
Zeynep: So, Can, what are you going to do this weekend?
Eee Can, bu hafta sonu ne yapacaksın?
Can: My friend Mark is going to visit me. He's from Canada.
Arkadaşım Mark beni ziyaret edecek. Kanadalı.
Zeynep: Really? When is he going to arrive?
Gerçekten mi? Ne zaman gelecek?
Can: Tomorrow morning. I'm going to meet him at the airport.
Yarın sabah. Onu havalimanında karşılayacağım.
Zeynep: Is he going to stay at a hotel?
Otelde mi kalacak?
Can: No, he isn't. He's going to stay with me.
Hayır, kalmayacak. Bende kalacak.
Zeynep: Nice! Are you going to show him the city?
Güzel! Ona şehri gezdirecek misin?
Can: Yes, I am. On Sunday we're going to visit Ephesus.
Evet. Pazar günü Efes'i gezeceğiz.
Zeynep: Great idea! And next week? Are you going to work?
Harika fikir! Ya gelecek hafta? Çalışacak mısın?
Can: No, I'm not. I'm on holiday. What about you? What are your plans?
Hayır. İzindeyim. Ya sen? Senin planların ne?
Zeynep: I'm not going to do anything special this weekend. I'm going to relax at home.
Bu hafta sonu özel bir şey yapmayacağım. Evde dinleneceğim.
Zeynep: But next summer my sister and I are going to travel to Spain.
Ama gelecek yaz kız kardeşimle İspanya'ya seyahat edeceğiz.
Can: Wow! When are you going to book the tickets?
Vay! Biletleri ne zaman alacaksınız?
Zeynep: In two days. Oh, look at those clouds! It's going to rain. Let's go!
İki gün sonra. Aa, şu bulutlara bak! Yağmur yağacak. Hadi gidelim!
Dilbilgisi
Plan anlatmak: am / is / are going to + fiil
Türkçede gelecekten söz ederken fiile -ecek / -acak ekleriz: “Yarın teyzemi ziyaret edeceğim.” İngilizcede, önceden karar verdiğimiz bir planı anlatmanın en yaygın yolu be going to kalıbıdır. Yapı üç parçalıdır: am / is / are + going to + fiilin yalın hâli. to beyi Ünite 1'den, -ingi Ünite 11'den tanıyorsunuz; burada ikisi bir araya gelip kalıplaşır.
| İngilizce | Kısaltma | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|---|
| I am going to travel | I'm going to travel | aym GOU-ing tı TRE-vıl | seyahat edeceğim |
| you are going to travel | you're going to travel | yor GOU-ing tı TRE-vıl | seyahat edeceksin |
| he / she / it is going to travel | he's / she's going to travel | hiz / şiz GOU-ing tı TRE-vıl | seyahat edecek |
| we are going to travel | we're going to travel | wir GOU-ing tı TRE-vıl | seyahat edeceğiz |
| they are going to travel | they're going to travel | der GOU-ing tı TRE-vıl | seyahat edecekler |
- I'm going to meet him at the airport. — Onu havalimanında karşılayacağım.
- Mark is going to stay with me. — Mark bende kalacak.
- We're going to visit Ephesus on Sunday. — Pazar günü Efes'i gezeceğiz.
- They're going to book the tickets next week. — Biletleri gelecek hafta alacaklar.
💡 going todan sonraki fiil hiç değişmez: -s, -ed, -ing almaz. Özneye göre değişen tek parça am / is / aredir. Yani He's going to visit ✓ — visits değil.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: am / is / areyi atlamak. Türkçedeki “-ecek” tek bir ek olduğu için I going to travel. ✗ She going to stay. ✗ diye yazılır. Doğrusu: I'm going to travel. ✓ She's going to stay. ✓ going to tek başına yetmez; önünde mutlaka to be olmalı.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: going todan sonra fiili çekimlemek. He is going to visits me. ✗ I'm going to went. ✗ We're going to visiting. ✗ → He's going to visit me. ✓ I'm going to go. ✓ We're going to visit. ✓ todan sonra her zaman fiilin yalın hâli gelir.
Olumsuz, soru ve kısa cevap
Olumsuz ve soru, to be ile nasıl yapılıyorsa öyle yapılır; yeni bir şey öğrenmiyorsunuz. Olumsuzda not, am / is / areden sonra gelir: I'm not going to work. (Çalışmayacağım.) Soruda am / is / are öznenin önüne geçer: Are you going to work? (Çalışacak mısın?)
| Olumlu | Olumsuz | Soru | Kısa cevap |
|---|---|---|---|
| I'm going to work. | I'm not going to work. | Am I going to work? | Yes, I am. / No, I'm not. |
| You're going to travel. | You aren't going to travel. | Are you going to travel? | Yes, I am. / No, I'm not. |
| He's going to stay. | He isn't going to stay. | Is he going to stay? | Yes, he is. / No, he isn't. |
| We're going to cook. | We aren't going to cook. | Are we going to cook? | Yes, we are. / No, we aren't. |
| They're going to come. | They aren't going to come. | Are they going to come? | Yes, they are. / No, they aren't. |
- Is he going to stay at a hotel? — No, he isn't. — Otelde mi kalacak? — Hayır, kalmayacak.
- Are you going to show him the city? — Yes, I am. — Ona şehri gezdirecek misin? — Evet.
- I'm not going to do anything special. — Özel bir şey yapmayacağım.
💡 Kısa cevapta going to ve fiil tekrarlanmaz; yalnızca zamir + am / is / are yeter. Yes, I am going to. yanlış değildir ama Yes, I am. çok daha doğaldır.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: soruda do / does kullanmak. Geniş zamanda (Ünite 8) do ile soru sorduğumuz için Do you going to travel? ✗ Does she going to come? ✗ denir. Bu kalıpta yardımcı fiil zaten am / is / aredir: Are you going to travel? ✓ Is she going to come? ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: olumlu kısa cevapta kısaltma. Yes, I'm. ✗ Yes, he's. ✗ → Yes, I am. ✓ Yes, he is. ✓ Ünite 1'deki kural burada da geçerli. Olumsuzda don't da kullanılmaz: I don't going to work. ✗ → I'm not going to work. ✓
Plan sormak: What / Where / When / Who + are you going to…?
Soru kelimesi (what, where, when, who, how long) en başa gelir, ardından evet/hayır sorusunun sırası aynen korunur: soru kelimesi + am/is/are + özne + going to + fiil. Türkçede soru kelimesi cümlenin ortasında kalabilir (“Hafta sonu ne yapacaksın?”); İngilizcede hep en baştadır.
| Soru | Okunuş | Türkçe | Örnek cevap |
|---|---|---|---|
| What are you going to do? | wat ar yu GOU-ing tı DU | Ne yapacaksın? | I'm going to relax. |
| Where is he going to stay? | WER iz hi GOU-ing tı STEY | Nerede kalacak? | With me. |
| When are they going to arrive? | WEN ar dey GOU-ing tı ı-RAYV | Ne zaman varacaklar? | Tomorrow morning. |
| Who are you going to invite? | HU ar yu GOU-ing tı in-VAYT | Kimi davet edeceksin? | My friends from work. |
| How long are you going to stay? | HAU long ar yu GOU-ing tı STEY | Ne kadar kalacaksın? | For a week. |
- What are you going to do this weekend? — Bu hafta sonu ne yapacaksın?
- When are you going to book the tickets? — Biletleri ne zaman alacaksınız?
- Where are we going to have dinner tonight? — Bu akşam nerede yemek yiyeceğiz?
💡 What are you going to do? sorusunda iki ayrı fiil var gibi görünür ama sorun yok: going to kalıbın parçası, do ise asıl fiildir (“yapmak”). Cevapta do yerine yapılacak işi söyleyin: I'm going to visit my aunt.
⚠️ Türklerin tipik hatası: soru kelimesinden sonra düz cümle sırasını korumak. What you are going to do? ✗ Where she is going to stay? ✗ → What are you going to do? ✓ Where is she going to stay? ✓ am / is / are öznenin önüne geçmeli. Bir de What are you going to? ✗ diye fiili düşürmek: do mutlaka gelir.
Gelecek zaman ifadeleri: tomorrow, tonight, next…, in two days
Planın ne zaman olacağını söylemek için bu ifadeler kullanılır. Genellikle cümlenin sonuna, vurgu için bazen başına gelir: I'm going to travel next summer. / Next summer I'm going to travel. Türkçedeki gibi özne ile fiilin arasına girmez.
| İngilizce | Okunuş | Türkçe | Not |
|---|---|---|---|
| tonight | tı-NAYT | bu gece / bu akşam | this night ✗ |
| tomorrow (morning / evening) | tı-MA-rou | yarın (sabah / akşam) | tomorrow night = yarın gece |
| the day after tomorrow | dı DEY ef-tır tı-MA-rou | öbür gün | Önünde the var |
| this weekend / this summer | dis WİK-end | bu hafta sonu / bu yaz | this = içinde bulunduğumuz |
| next week / month / year | NEKST wik | gelecek hafta / ay / yıl | next önünde the ve edat yok |
| next Monday / next July | NEKST MAN-dey | gelecek pazartesi / temmuz | on next Monday ✗ |
| in two days / in an hour | in TU deyz | iki gün sonra / bir saat sonra | Bugünden sayarak |
| soon / later | SUN / LEY-tır | yakında / sonra | Genelde sonda |
- I'm going to call you tonight. — Bu akşam seni arayacağım.
- We're going to move next month. — Gelecek ay taşınacağız.
- The bus is going to leave in ten minutes. — Otobüs on dakika sonra kalkacak.
- My parents are going to visit us the day after tomorrow. — Annemle babam öbür gün bize gelecek.
💡 Ünite 9'da at / on / in zaman edatlarını gördük: on Sunday, in July, at 6 o'clock. Ama next, this, tomorrow, tonight ile edat kullanılmaz: on Sunday ✓ ama next Sunday ✓ (on yok).
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: “iki gün sonra” sözünü kelime kelime çevirmek. after two days ✗ gelecek plan için doğal değildir. Bugünden ileriye sayarken in kullanılır: in two days ✓ in a week ✓ (“Bir hafta içinde” anlamı da taşır.)
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: next ve tomorrow önüne gereksiz söz eklemek. the next week ✗ at next Monday ✗ in tomorrow ✗ this night ✗ → next week ✓ next Monday ✓ tomorrow ✓ tonight ✓
Kanıta dayalı tahmin: It's going to rain!
be going tonun ikinci görevi: şu an gördüğümüz bir işarete bakarak birazdan ne olacağını söylemek. Gökyüzü kara bulutlarla dolu → It's going to rain. (Yağmur yağacak.) Türkçede yine “-ecek” deriz; İngilizcede de yine aynı kalıp kullanılır.
- Look at those clouds! It's going to rain. — Şu bulutlara bak! Yağmur yağacak.
- Be careful! You're going to fall! — Dikkat et! Düşeceksin!
- It's 8:55. We're going to be late! — Saat 8.55. Geç kalacağız!
- Our team is winning 3-0. We're going to win! — Takımımız 3-0 önde. Kazanacağız!
💡 Hava ile ilgili cümlelerde özne her zaman itdir: It's going to rain. It's going to be hot tomorrow. (Yarın hava sıcak olacak.) Sıfatla kurulan cümlede be fiili gerekir: going to be hot.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: “Yağmur yağacak” cümlesini kelime kelime kurmak: Rain is going to rain. ✗ ya da özneyi düşürmek: Is going to rain. ✗ → It's going to rain. ✓ İngilizcede rain fiildir; öznesi boş itdir.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: sıfatlı cümlede beyi atlamak. It's going to hot. ✗ We're going to late. ✗ → It's going to be hot. ✓ We're going to be late. ✓ hot, late, tired fiil değildir; önlerine be gelmelidir.
going to go, gonna ve doğal konuşma
“Gitmek” fiili için de kural değişmez: I'm going to go to Antalya. (Antalya'ya gideceğim.) İki kez go duymak garip gelebilir ama tamamen doğrudur. Konuşmada bu cümle çoğu zaman kısaca I'm going to Antalya. olarak da söylenir; ikisi de doğrudur.
- I'm going to go to the cinema tonight. — Bu akşam sinemaya gideceğim.
- We're going to Spain next summer. — Gelecek yaz İspanya'ya gidiyoruz / gideceğiz.
- Are you going to go shopping tomorrow? — Yarın alışverişe gidecek misin?
Hızlı konuşmada going to çoğu zaman gonna (GA-nı) gibi duyulur: I'm gonna call you. Film ve şarkılarda sık duyarsınız. Bu bir konuşma biçimidir.
💡 gonnayı dinlerken tanıyın ama sınavda, e-postada ve resmî yazıda yazmayın; her zaman going to yazın. Ayrıca gonna yalnızca fiilden önce olur: I'm going to Antalya (yere gitmek) cümlesi I'm gonna Antalya ✗ olmaz.
⚠️ Türklerin tipik hatası: going to goyu “tekrar” sanıp bir goyu atarken toyu bırakmak: I'm going to to Antalya. ✗ ya da I'm going go to Antalya. ✗ İki doğru seçenek var: I'm going to go to Antalya. ✓ veya I'm going to Antalya. ✓
Kelimeler
- plan
PLEN
plan; planlamak - be going to
bi GOU-ing tı
-ecek, -acak (planlanmış gelecek) - tomorrow
tı-MA-rou
yarın - the day after tomorrow
dı DEY ef-tır tı-MA-rou
öbür gün - tonight
tı-NAYT
bu gece, bu akşam - this weekend
dis WİK-end
bu hafta sonu - next week
NEKST wik
gelecek hafta - next month
NEKST mants
gelecek ay - next year
NEKST yir
seneye, gelecek yıl - next summer
NEKST SA-mır
gelecek yaz - in two days
in TU deyz
iki gün sonra (bugünden itibaren) - soon
SUN
yakında, birazdan - later
LEY-tır
sonra, daha sonra - visit
Vİ-zit
ziyaret etmek; gezmek (bir yeri) - arrive
ı-RAYV
varmak, gelmek - meet
MİT
buluşmak; karşılamak - stay
STEY
kalmak (bir yerde) - travel
TRE-vıl
seyahat etmek, yolculuk yapmak - trip
TRİP
gezi, yolculuk - book
BUK
kitap - ticket
Tİ-kit
bilet - airport
ER-port
havalimanı - show
ŞOU
göstermek - relax
ri-LEKS
dinlenmek, rahatlamak - special
SPE-şıl
özel - on holiday
an HA-lı-dey
tatilde, izinde - rain
REYN
yağmur; yağmur yağmak - cloud
KLAUD
bulut - maybe
MEY-bi
belki - I'm not sure.
aym nat ŞUR
Emin değilim. - Great idea!
GREYT ay-Dİ-ı
Harika fikir!