📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
A2 · Ünite 1: Karşılaştırma (Bigger and better)
Karşılaştırma ve üstünlük sıfatları (-er, -est, more, most)
Metin: Two apartments
Selin İzmir'de yeni bir işe başladı ve kiralık daire arıyor. Bugün iki daireye baktı; akşam Amerikalı arkadaşı Jack ile bir kafede hangisini seçeceğini konuşuyor. Metinde [[cheaper than]], [[more expensive]], [[the best]] ve [[not as … as]] gibi karşılaştırma yapılarına dikkat edin.
Jack: So, you saw two apartments today. Which one is better?
Eee, bugün iki daire gördün. Hangisi daha iyi?
Selin: That's the problem. They're very different. The first one is in Alsancak, and the second one is in Bornova.
Sorun da bu. Çok farklılar. Birincisi Alsancak'ta, ikincisi Bornova'da.
Jack: Alsancak is closer to the center, right?
Alsancak merkeze daha yakın, değil mi?
Selin: Yes, it's much closer. But the apartment there is smaller and older.
Evet, çok daha yakın. Ama oradaki daire daha küçük ve daha eski.
Jack: And the one in Bornova?
Ya Bornova'daki?
Selin: It's bigger and brighter. The kitchen is the biggest kitchen in the building!
Daha büyük ve daha aydınlık. Mutfağı binadaki en büyük mutfak!
Jack: Is it more expensive?
Daha mı pahalı?
Selin: No, it's actually cheaper. It's 2,000 lira less than the apartment in Alsancak.
Hayır, aslında daha ucuz. Alsancak'taki daireden 2.000 lira daha az.
Jack: Bigger and cheaper? That sounds perfect.
Daha büyük ve daha ucuz mu? Kulağa harika geliyor.
Selin: Yes, but Bornova is farther from my office. The trip is longer, about forty minutes.
Evet ama Bornova ofisime daha uzak. Yol daha uzun, yaklaşık kırk dakika.
Jack: Hmm. Is the street quieter?
Hımm. Sokak daha mı sessiz?
Selin: Much quieter. Alsancak is the noisiest place in the city at night.
Çok daha sessiz. Alsancak geceleri şehrin en gürültülü yeri.
Jack: Well, the metro in Izmir is good. Forty minutes isn't as bad as an hour in traffic.
Ee, İzmir'de metro iyi. Kırk dakika, trafikte bir saat kadar kötü değil.
Selin: You're right. A bigger home is more important for me than a shorter trip.
Haklısın. Benim için daha büyük bir ev, daha kısa bir yoldan daha önemli.
Jack: So it's Bornova. That's the best decision, I think.
Yani Bornova. Bence en iyi karar bu.
Selin: OK, I'm going to call the owner tomorrow. Thanks, Jack. You're the most helpful friend in the world!
Tamam, yarın ev sahibini arayacağım. Sağ ol Jack. Dünyanın en yardımsever arkadaşısın!
Dilbilgisi
Kısa sıfatlar: -er than
Türkçede karşılaştırma daha sözcüğü ve -den ekiyle yapılır, sıfatın kendisi değişmez: “Bornova Alsancak'tan daha büyük.” İngilizcede kısa (tek heceli) sıfatın sonuna -er eklenir ve karşılaştırılan şeyden önce than gelir. Yani “daha” sıfatın içinde, “-den” ise thandadır.
| İngilizce | Kural | Türkçe |
|---|---|---|
| cheap → cheaper | çoğu sıfat: + -er | ucuz → daha ucuz |
| nice → nicer | -e ile biten: + -r | hoş → daha hoş |
| big → bigger | tek ünlü + tek ünsüz: son harf ikilenir | büyük → daha büyük |
| hot → hotter | tek ünlü + tek ünsüz: son harf ikilenir | sıcak → daha sıcak |
| easy → easier | ünsüz + -y: -y → -ier | kolay → daha kolay |
| noisy → noisier | ünsüz + -y: -y → -ier | gürültülü → daha gürültülü |
- Bornova is bigger than Alsancak. — Bornova Alsancak'tan daha büyük.
- The bus is cheaper than a taxi. — Otobüs taksiden daha ucuz.
- Today is hotter than yesterday. — Bugün dünden daha sıcak.
- This exercise is easier. — Bu alıştırma daha kolay. (neyle karşılaştırıldığı belliyse [[than]] gerekmez)
💡 than zayıf okunur: “dın”. bigger than me → “Bİ-gır dın Mİ”. Ayrıca thandan sonra konuşmada nesne zamiri gelir: She's taller than me. Resmî dilde than I am de doğrudur; than I tek başına çok resmî duyulur.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: Türkçedeki “daha”yı da eklemek: more bigger ✗ more cheaper ✗ → bigger ✓ cheaper ✓ -er zaten “daha” demektir; ikisi birlikte kullanılmaz.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: “-den” ekini from ile çevirmek: Ankara is colder from Izmir. ✗ → Ankara is colder than Izmir. ✓ Karşılaştırmada her zaman than kullanılır. Bir de yazımda then ile karıştırmak: bigger then ✗ → bigger than ✓
Uzun sıfatlar: more / less … than
İki ya da daha çok heceli sıfatların çoğuna -er eklenmez; önüne more (daha) gelir. Bu, Türkçedeki “daha”ya çok benzer. Tersini anlatmak için less (daha az) kullanılır.
| İngilizce | Hece | Türkçe |
|---|---|---|
| expensive → more expensive | 3 | pahalı → daha pahalı |
| comfortable → more comfortable | 3 | rahat → daha rahat |
| important → more important | 3 | önemli → daha önemli |
| modern → more modern | 2 | modern → daha modern |
| boring → more boring | 2 | sıkıcı → daha sıkıcı |
| happy → happier | 2 (-y ile biter) | mutlu → daha mutlu |
- The new apartment is more comfortable than the old one. — Yeni daire eskisinden daha rahat.
- A big home is more important for me. — Benim için büyük bir ev daha önemli.
- The metro is less expensive than a taxi. — Metro taksiden daha az pahalı (daha ucuz).
💡 İki heceli ve -y ile biten sıfatlar (happy, easy, busy, noisy, pretty) -ier alır: happier, busier. Birkaç iki heceli sıfat iki biçimi de kabul eder: quieter / more quiet, simpler / more simple. Emin değilseniz kısa sıfatta -er, uzun sıfatta more kuralına güvenin.
⚠️ Türklerin tipik hatası: uzun sıfata -er eklemek ya da more ve -eryi birleştirmek: expensiver ✗ comfortabler ✗ more happier ✗ → more expensive ✓ more comfortable ✓ happier ✓ Bir sıfat ya -er alır ya more; asla ikisini birden almaz.
Üstünlük: the -est / the most
Türkçede “en” sözcüğü sıfatın önüne gelir: “en büyük, en pahalı.” İngilizcede kısa sıfata the … -est, uzun sıfata the most … eklenir. Yazım kuralları -er ile aynıdır (biggest, nicest, easiest). Üstünlükte sıfatın önünde neredeyse her zaman the vardır.
| Sıfat | Karşılaştırma | Üstünlük | Türkçe |
|---|---|---|---|
| cheap | cheaper | the cheapest | en ucuz |
| big | bigger | the biggest | en büyük |
| noisy | noisier | the noisiest | en gürültülü |
| expensive | more expensive | the most expensive | en pahalı |
| helpful | more helpful | the most helpful | en yardımsever |
Bir yerin ya da grubun içinde “en …” derken in (yer: şehir, ülke, sınıf, dünya), bir topluluk ya da süre içinde of kullanılır: the best student in the class, the best day of my life, the cheapest of the three.
- This is the biggest kitchen in the building. — Bu binadaki en büyük mutfak bu.
- Alsancak is the noisiest place in the city. — Alsancak şehrin en gürültülü yeri.
- It was the most expensive apartment of the three. — Üç dairenin en pahalısıydı.
- You're the most helpful friend in the world. — Dünyanın en yardımsever arkadaşısın.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: “şehrin en …”, “dünyanın en …” derken Türkçedeki “-in” tamlamasını of ile çevirmek: the biggest city of the world ✗ the best restaurant of Izmir ✗ Yer bildiren sözlerle (şehir, ülke, dünya, bina, sınıf) in kullanın: the biggest city in the world ✓ the best restaurant in Izmir ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: theyı atlamak ya da “en”i most + -est ile ikilemek: He is best student. ✗ the most biggest ✗ → He's the best student. ✓ the biggest ✓
Düzensiz biçimler: good – better – best
Bazı çok sık kullanılan sıfat ve zarfların karşılaştırma biçimleri kurala uymaz; bunları ezberlemek gerekir. Neyse ki sayıları azdır.
| İngilizce | Karşılaştırma | Üstünlük | Türkçe |
|---|---|---|---|
| good / well | better | the best | iyi – daha iyi – en iyi |
| bad / badly | worse | the worst | kötü – daha kötü – en kötü |
| far | farther / further | the farthest / the furthest | uzak – daha uzak – en uzak |
| much / many | more | the most | çok – daha çok – en çok |
| little | less | the least | az – daha az – en az |
- Bornova is a better choice for me. — Bornova benim için daha iyi bir seçim.
- The traffic is worse in the morning. — Trafik sabahları daha kötü.
- That's the best decision, I think. — Bence en iyi karar bu.
- My office is farther from Bornova. — Ofisim Bornova'ya daha uzak.
💡 farther ve further mesafe için ikisi de doğrudur; Amerikalılar mesafede daha çok farther der. “Ek, daha fazla” anlamında yalnızca further kullanılır: further information (ek bilgi).
⚠️ Türklerin tipik hatası: düzensiz sıfatı kurala uydurmak: gooder ✗ more good ✗ badder ✗ the goodest ✗ → better ✓ worse ✓ the best ✓ Bir de more better ✗: better zaten “daha iyi”dir. Sesli dinlemede worse (daha kötü) ile worst (en kötü) karışır; sondaki “t” sesine dikkat edin.
Eşitlik: as … as · not as … as
Türkçede “Bornova Alsancak kadar gürültülü değil” deriz. İngilizcede “… kadar” yapısı as + sıfat + as ile kurulur; burada sıfat hiç değişmez (-er ya da more almaz). Olumsuzu not as … as “… kadar … değil” demektir ve günlük konuşmada lessden çok daha sık kullanılır.
- My room is as big as yours. — Odam seninki kadar büyük.
- Forty minutes isn't as bad as an hour in traffic. — Kırk dakika, trafikte bir saat kadar kötü değil.
- Bornova is not as noisy as Alsancak. — Bornova, Alsancak kadar gürültülü değil.
- The new phone is the same as the old one. — Yeni telefon eskisiyle aynı.
| İngilizce | Anlam | Türkçe |
|---|---|---|
| A is as cheap as B. | A = B | A, B kadar ucuz. |
| A isn't as cheap as B. | A, B'den pahalı | A, B kadar ucuz değil. |
| A is the same as B. | tıpatıp aynı | A, B ile aynı. |
| A is different from B. | farklı | A, B'den farklı. |
⚠️ Türklerin tipik hatası: as … as yapısında ikinci as yerine than kullanmak ya da sıfatı değiştirmek: as big than ✗ as bigger as ✗ → as big as ✓ Ayrıca “aynı” derken the same with ✗ değil, the same as ✓ deyin.
Farkın büyüklüğü: much, a lot, a bit + -er
Türkçede “çok daha büyük”, “biraz daha ucuz” deriz. İngilizcede karşılaştırma biçiminin önüne much / a lot (çok) ya da a bit / a little (biraz) gelir. Kesin farkı da sayıyla verebiliriz: 2,000 lira cheaper, ten minutes longer.
- Alsancak is much closer to the center. — Alsancak merkeze çok daha yakın.
- The second apartment is a lot bigger. — İkinci daire çok daha büyük.
- The trip is a bit longer. — Yol biraz daha uzun.
- It's 2,000 lira cheaper than the other one. — Diğerinden 2.000 lira daha ucuz.
💡 İki şey arasında seçim yaparken Which one is better? (Hangisi daha iyi?) diye sorun. Cevapta tekrar etmemek için one kullanılır: the first one, the one in Bornova, the cheaper one.
⚠️ Türklerin tipik hatası: “çok daha büyük”ü very bigger ✗ diye çevirmek. very yalnızca yalın sıfatla kullanılır (very big); karşılaştırmanın önünde much / a lot gelir: much bigger ✓ a lot bigger ✓
Kelimeler
- apartment
ı-PART-mınt
daire, apartman dairesi - rent
RENT
kira; kiralamak - owner
OU-nır
sahip - neighborhood
NEY-bır-hud
mahalle, semt - center
SEN-tır
merkez - big – bigger – biggest
BİG – Bİ-gır – Bİ-gıst
büyük – daha büyük – en büyük - small – smaller – smallest
SMOL – SMO-lır – SMO-lıst
küçük – daha küçük – en küçük - cheap – cheaper – cheapest
ÇİP – Çİ-pır – Çİ-pıst
ucuz – daha ucuz – en ucuz - expensive
ik-SPEN-siv
pahalı - old – older – oldest
OULD – OUL-dır – OUL-dıst
eski, yaşlı – daha eski – en eski - new
NU
yeni - bright
BRAYT
aydınlık, parlak - quiet – quieter
KWAY-ıt – KWAY-ı-tır
sessiz, sakin – daha sessiz - noisy – noisier – noisiest
NOY-zi – NOY-zi-ır – NOY-zi-ıst
gürültülü – daha gürültülü – en gürültülü - close (to)
KLOUS
yakın (-e) - far (from)
FAR
uzak (-den) - good – better – best
GUD – BE-tır – BEST
iyi – daha iyi – en iyi - bad – worse – worst
BED – WÖRS – WÖRST
kötü – daha kötü – en kötü - comfortable
KAMF-tır-bıl
rahat, konforlu - important
im-POR-tınt
önemli - modern
MA-dırn
modern - traffic
TRE-fik
trafik - trip
TRİP
gezi, yolculuk - decision
di-Sİ-jın
karar - than
DEN
-den (daha), -e göre - actually
EK-çu-ı-li
aslında - perfect
PÖR-fıkt
mükemmel, kusursuz - different (from)
DİF-rınt
farklı (-den) - the same (as)
dı SEYM
aynı (… ile)