📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
A2 · Ünite 2: Deneyimler (Have you ever…?)
Present Perfect: ever / never · deneyim
Metin: Lunch with a new colleague
Burak İstanbul'da bir yazılım şirketinde çalışıyor. Avustralya'dan gelen yeni iş arkadaşı Lisa ile ilk kez birlikte öğle yemeği yiyorlar ve birbirlerinin deneyimlerini soruyorlar. Metinde [[Have you ever…?]], [[I've never…]] ve [[been]] gibi Present Perfect biçimlerine dikkat edin. Bir deneyimin **ne zaman** olduğu söylenince fiilin Past Simple'a ([[went]], [[was]]) döndüğünü de fark edin.
Burak: So, Lisa, is this your first time in Turkey?
Eee Lisa, Türkiye'ye ilk gelişin mi?
Lisa: Yes, it is. I've traveled a lot, but I've never been to Turkey before.
Evet. Çok seyahat ettim ama daha önce hiç Türkiye'ye gelmedim.
Burak: Really? Which countries have you visited?
Gerçekten mi? Hangi ülkeleri gezdin?
Lisa: Oh, many! I've been to Japan, Italy and Brazil. I've lived in Canada, too.
Ah, birçok! Japonya'ya, İtalya'ya ve Brezilya'ya gittim. Kanada'da da yaşadım.
Burak: Wow. I've only been abroad twice. Have you ever tried Turkish food?
Vay. Ben yurt dışına yalnızca iki kez çıktım. Hiç Türk yemeği denedin mi?
Lisa: Yes, I have. There's a Turkish restaurant in Sydney. I went there last year.
Evet, denedim. Sidney'de bir Türk restoranı var. Geçen yıl oraya gittim.
Burak: What did you eat?
Ne yedin?
Lisa: Kebab and baklava. But I've never eaten lahmacun. What is it?
Kebap ve baklava. Ama hiç lahmacun yemedim. O ne?
Burak: It's like a very thin pizza with meat. Try it! Have you ever been to a Turkish bath?
Kıymalı, çok ince bir pizza gibi. Mutlaka dene! Hiç hamama gittin mi?
Lisa: No, I haven't. Is it hot?
Hayır, gitmedim. Sıcak mı?
Burak: Very hot! But it's a great experience. And have you ever taken a boat trip on the Bosphorus?
Çok sıcak! Ama harika bir deneyim. Peki hiç Boğaz'da tekne turu yaptın mı?
Lisa: Not on the Bosphorus. I've taken many boat trips in Sydney, but I've never seen two continents from one boat!
Boğaz'da değil. Sidney'de çok tekne turu yaptım ama hiç tek bir tekneden iki kıta görmedim!
Burak: Then we're going to take the ferry on Saturday. Where's Ayse? Has she gone home?
O zaman cumartesi vapura bineceğiz. Ayşe nerede? Eve mi gitti?
Lisa: No, she's gone to the bank. She's coming back soon. Have you invited her?
Hayır, bankaya gitti. Birazdan döner. Onu davet ettin mi?
Burak: No, I haven't. But she's lived in Istanbul all her life. She knows all the best places!
Hayır, etmedim. Ama o bütün hayatı boyunca İstanbul'da yaşadı. En güzel yerlerin hepsini bilir!
Dilbilgisi
Present Perfect nasıl kurulur? have / has + 3. hâl
Present Perfect (yakın geçmiş / şimdiki bitmiş zaman) iki parçadan oluşur: yardımcı fiil have / has + fiilin 3. hâli (past participle). Türkçede tam bir karşılığı yoktur; bu ünitede “hiç … -dı mı?”, “hiç … -madım”, “… -dım / -mışlığım var” anlamlarını, yani hayat boyu deneyimi anlatmak için kullanacağız.
| İngilizce | Kısaltma | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|---|
| I have been | I've been | ayv BİN | bulundum / gittim |
| you have seen | you've seen | yuv SİN | gördün |
| he has eaten | he's eaten | hiz İ-tın | (o) yedi |
| she has tried | she's tried | şiz TRAYD | (o) denedi |
| we have met | we've met | wiv MET | tanıştık |
| they have lived | they've lived | deyv LİVD | yaşadılar |
Olumsuz: have / has + not → haven't / hasn't. Soru: have / has öznenin önüne geçer, tıpkı to be fiilinde olduğu gibi.
- I've lived in Canada. — Kanada'da yaşadım. (hayatımda böyle bir dönem var)
- She hasn't tried lahmacun. — O lahmacun denemedi.
- Have they visited Cappadocia? — Kapadokya'yı gezdiler mi?
💡 he's / she's hem he is hem he has olabilir. Ardından gelen sözcüğe bakın: 3. hâl (gone, eaten) geliyorsa hasdır: She's gone home. = She has gone home.; sıfat ya da isim geliyorsa isdir: She's tired.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: 3. kişide has yerine have kullanmak: He have been to Paris. ✗ → He has been to Paris. ✓ Geniş zamandaki 3. tekil -s kuralı burada has biçimine dönüşür.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: haveden sonra 2. hâli (Past Simple) kullanmak: I have went ✗ I have ate ✗ She has saw ✗ → I have gone ✓ I have eaten ✓ She has seen ✓ haveden sonra her zaman 3. hâl gelir.
3. hâl (past participle): düzenli ve düzensiz fiiller
Düzenli fiillerde 3. hâl, Past Simple ile aynıdır: -ed eklenir (visit – visited – visited, live – lived – lived, try – tried – tried). Düzensiz fiillerde 3. hâl bazen 2. hâlle aynı, bazen ondan farklıdır. A1'de öğrendiğiniz düzensiz fiillerin şimdi üçüncü biçimini ekleyin.
| Fiil | 2. hâl (Past Simple) | 3. hâl | Türkçe |
|---|---|---|---|
| be | was / were | been | olmak |
| go | went | gone / been | gitmek |
| see | saw | seen | görmek |
| eat | ate | eaten | yemek |
| do | did | done | yapmak |
| take | took | taken | almak, binmek |
| write | wrote | written | yazmak |
| fly | flew | flown | uçmak |
| swim | swam | swum | yüzmek |
| meet | met | met | tanışmak |
| lose | lost | lost | kaybetmek |
| win | won | won | kazanmak |
💡 Ezberlerken üç biçimi her zaman birlikte, ritimle söyleyin: “go – went – gone”, “see – saw – seen”. Birçok 3. hâl -en / -n ile biter (eaten, taken, written, seen, flown); bu bir ipucudur. Tam liste kitapların sonundaki düzensiz fiiller tablosunda bulunur.
⚠️ Türklerin tipik hatası: düzensiz fiile -ed eklemek: I have eated ✗ She has goed ✗ We have seed ✗ → eaten ✓ gone ✓ seen ✓ Telaffuzda da been “BİN” okunur (Amerikalılar kısa “bin” der), “BEEN” diye uzatılmaz; done “DAN”, gone “GON” okunur.
Have you ever…? — Yes, I have. / No, I haven't.
Birinin hayatında bir deneyim yaşayıp yaşamadığını sormak için Have you ever + 3. hâl …? kalıbı kullanılır. ever “hiç, şimdiye kadar” demektir ve have ile 3. hâlin arasına girer. Türkçedeki “Hiç … -dın mı?” sorusunun tam karşılığıdır.
- Have you ever tried Turkish food? — Hiç Türk yemeği denedin mi?
- Has she ever been to Japan? — O hiç Japonya'ya gitti mi?
- Have they ever flown in a helicopter? — Hiç helikoptere bindiler mi?
Kısa cevap, to bedeki gibi zamir + yardımcı fiildir: Yes, I have. / No, I haven't. / Yes, she has. / No, she hasn't. Olumsuz cevabı güçlendirmek için No, never. (Hayır, hiç.) da denir.
| Soru | Olumlu | Olumsuz |
|---|---|---|
| Have you ever been to Italy? | Yes, I have. | No, I haven't. / No, never. |
| Has he ever met a famous person? | Yes, he has. | No, he hasn't. |
| Have they ever lost a bag? | Yes, they have. | No, they haven't. |
💡 Kaç kez yaşandığını sormak için How many times have you…? kullanılır: How many times have you been to Izmir? — Twice. / Three times. / Many times.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: olumlu kısa cevapta kısaltma yapmak ya da fiili tekrarlamak: Yes, I've. ✗ Yes, I have been. (gereksiz) → Yes, I have. ✓ Kural to be ile aynıdır: olumlu kısa cevapta kısaltma yok.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: everi olumlu cümlede kullanmak: I have ever been to London. ✗ “Hiç” anlamındaki ever soruda kullanılır. Olumlu cümlede yalnızca I've been to London. ✓ deyin. (Üstünlükle kullanımı ayrıdır: the best film I've ever seen — gördüğüm en iyi film ✓)
never: hiç … -madım
“Hayatımda hiç … yapmadım” demek için never kullanılır: have / has + never + 3. hâl. never cümleyi kendi başına olumsuz yapar; yanına ikinci bir olumsuzluk (not, haven't) gelmez. Daha zayıf bir olumsuzluk için haven't … before de kullanılır.
- I've never eaten lahmacun. — Hiç lahmacun yemedim.
- She's never been abroad. — O hiç yurt dışına çıkmadı.
- We've never seen snow in Antalya. — Antalya'da hiç kar görmedik.
- I haven't been here before. — Daha önce burada bulunmadım.
💡 Türkçede iki olumsuz bir arada olur: “Hiç gitmedim.” İngilizcede ise olumsuzluk bir kez söylenir: ya I've never been ya da I haven't ever been. İkincisi de doğrudur ama günlük konuşmada never çok daha yaygındır.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki çift olumsuzluğu çevirmek: I haven't never been to Paris. ✗ I don't never… ✗ → I've never been to Paris. ✓ Bir de sıralama: I never have been ✗ → I have never been ✓ never, have ile 3. hâlin arasına girer.
been to mu, gone to mu?
go fiilinin iki 3. hâli varmış gibi kullanılır ve aradaki fark çok önemlidir. been to = gidip geri dönmüş (deneyim). gone to = gitmiş, hâlâ orada ya da yolda, geri dönmemiş.
| İngilizce | Anlam | Türkçe |
|---|---|---|
| She has been to the bank. | Gitti ve döndü (şimdi burada) | Bankaya gidip geldi. |
| She has gone to the bank. | Gitti, henüz dönmedi | Bankaya gitti (şimdi orada). |
| I've been to Japan twice. | Deneyim | Japonya'ya iki kez gittim. |
| He's gone home. | Şu anda burada değil | Eve gitti. |
- Have you ever been to Brazil? — Hiç Brezilya'ya gittin mi?
- Where's Ayse? — She's gone to the bank. — Ayşe nerede? — Bankaya gitti.
💡 Deneyim sorarken neredeyse her zaman been kullanılır: Have you ever been to…? Ayrıca beenden sonra yer için to gelir; tıpkı “-e” yönelme eki gibi düşünün.
⚠️ Türklerin tipik hatası: “Hiç Londra'da bulundun mu?” cümlesini kelimesi kelimesine çevirip in kullanmak ya da kendisi orada olmayan birine gone demek: Have you ever been in London? (duyulur ama deneyim için standart değil) → Have you ever been to London? ✓ I have gone to Paris twice. ✗ (Paris'teyseniz bunu söyleyemezsiniz) → I've been to Paris twice. ✓
Deneyimden ayrıntıya: Present Perfect → Past Simple
Present Perfect ne zaman olduğunu söylemez; yalnızca “hayatımda bu var / yok” der. Konuşma belirli bir zamana ya da ayrıntıya geçtiğinde (last year, in 2022, when I was a child, What did you eat?) Past Simple'a dönülür. Doğal bir İngilizce konuşma çoğu zaman böyle ilerler.
- Have you ever tried Turkish food? — Yes, I have. I tried it last year. — Hiç Türk yemeği denedin mi? — Evet. Geçen yıl denedim.
- I've been to Rome. I went there in 2022. — Roma'ya gittim. 2022'de gittim.
- Have you ever met a famous person? — Yes. I met a singer at the airport. — Hiç ünlü biriyle tanıştın mı? — Evet. Havalimanında bir şarkıcıyla tanıştım.
- Where did you stay? — We stayed in a small hotel. — Nerede kaldınız? — Küçük bir otelde kaldık.
| İngilizce | Zaman | Türkçe |
|---|---|---|
| I've been to Italy. | Present Perfect (zaman yok) | İtalya'ya gittim (bu deneyim var). |
| I went to Italy last summer. | Past Simple (belirli zaman) | Geçen yaz İtalya'ya gittim. |
| Have you ever seen a whale? | Present Perfect | Hiç balina gördün mü? |
| When did you see it? | Past Simple | Ne zaman gördün? |
💡 Hayatı bitmiş ya da artık yaşamayan biri için Present Perfect kullanılmaz; çünkü onun “şimdiye kadarki” hayatı kapanmıştır: My grandfather traveled a lot. ✓ Bir sonraki ünitede Present Perfect ile Past Simple farkını daha ayrıntılı göreceğiz.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçede her ikisi de “gittim” olduğu için belirli geçmiş zamanla Present Perfect kullanmak: I have been to Rome last year. ✗ I have tried it in 2022. ✗ → I went to Rome last year. ✓ I tried it in 2022. ✓ last year, in 2022, yesterday, ago gibi sözler Present Perfect ile birlikte kullanılmaz.
Kelimeler
- experience
ik-SPİ-ri-ıns
deneyim, tecrübe - ever
E-vır
hiç (soruda), şimdiye kadar - never
NE-vır
asla, hiç - before
bi-FOR
daha önce - once / twice
WANS / TWAYS
bir kez / iki kez - many times
ME-ni TAYMZ
birçok kez - abroad
ı-BROD
yurt dışı(na/nda) - travel
TRE-vıl
seyahat etmek, yolculuk yapmak - visit
Vİ-zit
ziyaret etmek; gezmek (bir yeri) - try – tried
TRAY – TRAYD
denemek – denedi / denemiş - be – was/were – been
Bİ – WAZ/WÖR – BİN
olmak, bulunmak - go – went – gone
GOU – WENT – GON
gitmek - eat – ate – eaten
İT – EYT – İ-tın
yemek (yemek yemek) - see – saw – seen
Sİ – SO – SİN
görmek - do – did – done
DU – DİD – DAN
yapmak - meet – met – met
MİT – MET – MET
tanışmak, buluşmak - take – took – taken
TEYK – TUK – TEY-kın
almak; (araç) binmek - fly – flew – flown
FLAY – FLU – FLOUN
uçmak, uçakla gitmek - swim – swam – swum
SWİM – SWEM – SWAM
yüzmek - ride – rode – ridden
RAYD – ROUD – Rİ-dın
(at, bisiklet) binmek - write – wrote – written
RAYT – ROUT – Rİ-tın
yazmak - lose – lost – lost
LUZ – LAST – LAST
kaybetmek - win – won – won
WİN – WAN – WAN
kazanmak (yarışma, ödül) - ferry
FE-ri
vapur, feribot - Turkish bath
TÖR-kiş BET
hamam - continent
KAN-tı-nınt
kıta - colleague
KA-lig
iş arkadaşı, meslektaş - invite
in-VAYT
davet etmek