📘 İngilizce kursu: tüm üniteler

A2 · Ünite 6: Tavsiye (You should…)

should / shouldn't · Why don't you…? · öneri kalıpları

Metin: Some advice for Edinburgh

Burak, gelecek ay iki haftalık bir dil kursu için İskoçya'nın başkenti Edinburgh'a gidecek. Orada yaşayan arkadaşı Hannah ile görüntülü konuşuyor ve ondan tavsiye istiyor. Metinde [[should]], [[shouldn't]], [[Why don't you…?]] ve [[How about…?]] kalıplarına dikkat edin.

Burak: Hi, Hannah! I'm going to Edinburgh next month for a language course. Can you give me some advice?
Merhaba Hannah! Gelecek ay bir dil kursu için Edinburgh'a gidiyorum. Bana biraz tavsiye verebilir misin?

Hannah: Of course! First, you should bring a good raincoat. The weather changes very quickly here.
Tabii ki! İlk olarak, iyi bir yağmurluk getirmelisin. Burada hava çok çabuk değişir.

Burak: Really? Should I bring an umbrella too?
Sahi mi? Şemsiye de getireyim mi?

Hannah: I don't think you should. It's often windy, so umbrellas don't last long. A raincoat is better.
Bence getirme. Hava sık sık rüzgârlı olur, o yüzden şemsiyeler uzun dayanmaz. Yağmurluk daha iyi.

Burak: OK. And where should I stay? In a hotel or in a student residence?
Tamam. Peki nerede kalmalıyım? Otelde mi, öğrenci yurdunda mı?

Hannah: Why don't you stay with a host family? You'll practice your English every day.
Neden bir ev sahibi ailenin yanında kalmıyorsun? Her gün İngilizce pratik yaparsın.

Burak: That's a great idea! What about money? Should I take a lot of cash?
Harika fikir! Ya para? Yanıma çok nakit alayım mı?

Hannah: No, you shouldn't carry a lot of cash. You can pay by card almost everywhere.
Hayır, üzerinde çok nakit taşımamalısın. Neredeyse her yerde kartla ödeyebilirsin.

Burak: Good to know. And what should I do at the weekends?
Bunu bilmek iyi oldu. Peki hafta sonları ne yapmalıyım?

Hannah: You should definitely visit the castle. And how about taking a day trip to the mountains?
Kaleyi mutlaka gezmelisin. Bir de dağlara günübirlik bir geziye ne dersin?

Burak: Sounds great! But I'm a bit worried about my English. People speak very fast.
Kulağa harika geliyor! Ama İngilizcem konusunda biraz endişeliyim. İnsanlar çok hızlı konuşuyor.

Hannah: Don't worry. You shouldn't be shy. Just ask people to speak more slowly. They'll be happy to help.
Merak etme. Utangaç olmamalısın. İnsanlardan biraz daha yavaş konuşmalarını iste, o kadar. Seve seve yardım ederler.

Burak: OK. Do you think I should buy a SIM card at the airport?
Tamam. Sence havalimanında SIM kart almalı mıyım?

Hannah: You could, but it's cheaper in the city center. Let's look at the prices online together.
Alabilirsin ama şehir merkezinde daha ucuz. Gel, fiyatlara internetten birlikte bakalım.

Burak: Thanks, Hannah. You always give very good advice!
Teşekkürler Hannah. Her zaman çok iyi tavsiyeler veriyorsun!

Hannah: You're welcome! Oh, one more thing: you should try the local food!
Rica ederim! Ha, bir şey daha: yerel yemekleri mutlaka denemelisin!

Dilbilgisi

should ve shouldn't: tavsiye vermek

Türkçede tavsiyeyi çoğu zaman “-meli / -malı” ekiyle veririz: “Yağmurluk getirmelisin.” Bazen de “… getirsen iyi olur”, “bence … getir” deriz. İngilizcede bunun karşılığı shoulddur. should, must ve can gibi bir yardımcı fiildir: her kişide aynıdır, -s almaz ve arkasından to olmadan yalın fiil gelir.

İngilizceOkunuşTürkçe
I / you / he / she / we / they should goŞUD GOUgitmeliyim / gitmelisin / gitmeli … (bence iyi olur)
I / you / he … shouldn't goŞU-dınt GOUgitmemeliyim / gitmemelisin … (bence iyi olmaz)

💡 should ve could, would sözlerindeki l okunmaz: “ŞUD”, “KUD”, “WUD”. u harfi de kısa “u” sesi verir; “ŞUULD” diye uzatmayın.

⚠️ Türklerin tipik hatası: shouldden sonra to kullanmak ya da shoulde ek getirmek. You should to go. ✗ She shoulds rest. ✗ He should goes. ✗ → You should go. ✓ She should rest. ✓ He should go. ✓ Kural must ve will ile aynı: yardımcı fiil + yalın fiil.

Tavsiye istemek: Should I…? What should I do?

Türkçede “-meli miyim?” diye sorarız: “Şemsiye getirmeli miyim?” İngilizcede soru eki olmadığı için should öznenin önüne geçer: I should go. → Should I go? Soru sözcüğü varsa en başa gelir: What should I do?, Where should I stay?

İngilizceTürkçe
Should I bring an umbrella?Şemsiye getireyim mi? / Getirmeli miyim?
Should we take a taxi? — Yes, you should.Taksiye mi binelim? — Evet, binin.
What should I do?Ne yapmalıyım?
Where should I stay?Nerede kalmalıyım?
Do you think I should buy it?Sence onu almalı mıyım?
Can you give me some advice?Bana biraz tavsiye verebilir misin?

💡 Do you think I should…? (Sence … -meli miyim?) kalıbı Should I…?dan biraz daha yumuşak ve kişiseldir; karşınızdakinin görüşünü sorduğunuzu gösterir. Burada soru do you think kısmında yapılır; I should düz sırada kalır.

⚠️ Türklerin tipik hatası: should ile soruyu do ile kurmak ya da sırayı karıştırmak. Do I should go? ✗ What I should do? ✗ Do you think should I go? ✗ → Should I go? ✓ What should I do? ✓ Do you think I should go? ✓

Görüş bildirerek tavsiye: I think you should…

Tavsiyeyi yumuşatmak ve kendi fikrimiz olduğunu göstermek için cümleye I think (bence) ekleriz. Olumsuz tavsiyede ise, a2-04'te will ile gördüğümüz gibi, olumsuzluk genellikle thinke verilir.

İngilizceDoğallıkTürkçe
I think you should stay with a host family.çok doğalBence bir ailenin yanında kalmalısın.
I don't think you should bring an umbrella.çok doğalBence şemsiye getirmemelisin.
I think you shouldn't bring an umbrella.doğru ama daha az kullanılırBence şemsiye getirmemelisin.

💡 should ile aynı anlamda daha resmî bir biçim de vardır: ought to (O-tı): You ought to rest. = You should rest. Konuşmada should çok daha yaygındır; ought toyu tanımanız yeterli.

⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki “Bence gitmemelisin” cümlesini her zaman I think you shouldn't go. diye çevirmek. Dilbilgisi olarak yanlış değildir ama ana dili İngilizce olanlar çoğunlukla I don't think you should go. ✓ der. Kısa cevapta da I don't think so. ✓ kullanılır; I think not. eski ve resmî duyulur.

Öneri kalıpları: Why don't you…? How about…? Let's… You could…

Tavsiye ve öneri yalnızca should ile yapılmaz. Günlük konuşmada daha hafif, daha arkadaşça kalıplar çok sık kullanılır. Her kalıbın arkasından gelen fiil biçimi farklıdır; hata da en çok burada yapılır.

KalıpArkasındanÖrnekTürkçe
Why don't you…?yalın fiilWhy don't you stay with a host family?Neden bir ailenin yanında kalmıyorsun?
Why don't we…?yalın fiilWhy don't we go to the cinema?Neden sinemaya gitmiyoruz? (Hadi gidelim)
How about…? / What about…?-ing ya da isimHow about taking a day trip?Günübirlik bir geziye ne dersin?
Let's…yalın fiilLet's look at the prices together.Hadi fiyatlara birlikte bakalım.
You could…yalın fiilYou could ask your teacher.Öğretmenine sorabilirsin.

Önerilere verilebilecek cevaplar: That's a good idea! (İyi fikir!), Sounds great! (Kulağa harika geliyor!), Why not? (Neden olmasın?), I'm not sure. (Emin değilim.), I'd rather not. (Pek istemem.)

💡 Why don't you…? gerçek bir “neden” sorusu değildir; bir öneridir. Bu yüzden Because… diye cevap verilmez. You could… ise birkaç seçenekten birini sunar: “isterseniz şöyle de yapabilirsiniz”. En hafif öneri budur.

⚠️ Türklerin tipik hatası 1: How aboutdan sonra yalın fiil kullanmak. Türkçedeki “Gitmeye ne dersin?” → How about go to the cinema? ✗ → How about going to the cinema? ✓ How aboutdan sonra ya isim (How about a coffee?) ya da -ingli fiil gelir.

⚠️ Türklerin tipik hatası 2: Let'sten sonra to kullanmak ya da Let'si we ile birlikte kullanmak. Let's to go! ✗ Let's we go! ✗ → Let's go! ✓ Let's zaten “let us” demektir; “biz” içindedir.

Ne kadar güçlü? should, must, have to

Türkçede “-meli” hem tavsiye hem zorunluluk için kullanılır: “Doktora gitmelisin” bir tavsiye de olabilir, bir emir de. İngilizcede ise ayrım nettir: should tavsiyedir, karşınızdaki isterse yapmaz. must ve have to ise zorunluluktur (a2-05).

İngilizceGüçTürkçe
You could take a taxi.En hafif: seçenekTaksiye binebilirsin.
You should take a taxi.TavsiyeTaksiye binmelisin. (bence iyi olur)
You must take a taxi.Güçlü: konuşanın kararıTaksiye binmelisin. (başka yolu yok)
You have to take a taxi.Zorunluluk: dış durumTaksiye binmek zorundasın. (otobüs yok)

💡 Olumsuzda da fark büyüktür: You shouldn't eat this cake. “Bence bu pastayı yeme (sağlığın için iyi değil)” demektir; You mustn't eat this cake. ise “Bu pastayı yemen yasak” demektir.

⚠️ Türklerin tipik hatası: tavsiye verirken must kullanıp kaba ya da emredici duyulmak. Bir arkadaşınıza “Biraz dinlenmelisin” derken You must rest. doktor emri gibi duyulur; doğal olan You should rest. ✓ ya da I think you should rest. ✓ mustü tavsiyede ancak coşkulu bir öneri için kullanın: You must try this cake! (Bu pastayı mutlaka dene!)

advice sözcüğü ve tavsiye kalıpları

Türkçede “bir tavsiye”, “iki tavsiye”, “tavsiyeler” deriz; tavsiye sayılabilir bir isimdir. İngilizcede ise advice sayılamaz: a / an almaz ve çoğul olmaz. Bir tanesinden söz etmek için a piece of advice, genel olarak some advice denir.

İngilizceTürkçe
Can you give me some advice?Bana biraz tavsiye verebilir misin?
Let me give you a piece of advice.Sana bir tavsiye vereyim.
Thanks for your advice.Tavsiyelerin için teşekkürler.
She always gives good advice.O her zaman iyi tavsiyeler verir.
If I were you, I'd stay with a host family.Senin yerinde olsam bir ailenin yanında kalırdım.
Can you recommend a good hotel?İyi bir otel önerebilir misin?

💡 If I were you, I'd… (Senin yerinde olsam …) çok sık kullanılan bir tavsiye kalıbıdır. Dilbilgisini ileriki ünitelerde öğreneceğiz; şimdilik bir bütün olarak ezberleyin. Dikkat: were, I ile birlikte bile were olarak kalır.

⚠️ Türklerin tipik hatası: adviceyi sayılabilir kullanmak. She gave me an advice. ✗ Thanks for your advices. ✗ I need some advices. ✗ → She gave me some advice. ✓ / She gave me a piece of advice. ✓ Thanks for your advice. ✓ Bir de isim ile fiili karıştırmak: I advice you… ✗ → fiil advisedır (sonu “z” sesi): I advise you to… ✓ Ama konuşmada en doğalı yine You should… demektir.

Kelimeler

✍️ Alıştırmaları çöz ve testi geç

🕊️ Dilmaçım ile ücretsiz İngilizce öğren →