📘 İngilizce kursu: tüm üniteler

A2 · Ünite 7: Yemek ve tarifler (Cooking)

Sayılabilen-sayılamayan · much / many / a lot of / a few / a little

Metin: Lentil soup for two

Selin, Manchester'da üniversitede okuyor ve İngiliz ev arkadaşı Olivia ile aynı evde yaşıyor. Bu akşam annesinin tarifiyle mercimek çorbası pişiriyor. Metinde [[How much…?]] / [[How many…?]] sorularına ve [[a little]], [[a few]], [[a lot of]] sözlerine dikkat edin.

Olivia: Something smells great! What are you cooking?
Bir şey harika kokuyor! Ne pişiriyorsun?

Selin: Lentil soup. It's my mom's recipe. Do you want to help?
Mercimek çorbası. Annemin tarifi. Yardım etmek ister misin?

Olivia: Sure! What do we need?
Tabii! Neye ihtiyacımız var?

Selin: We need two cups of red lentils, an onion, a carrot and a little butter.
İki su bardağı kırmızı mercimek, bir soğan, bir havuç ve biraz tereyağı lazım.

Olivia: How much water do we need?
Ne kadar suya ihtiyacımız var?

Selin: A lot of water, about eight cups. And some salt, of course.
Bol su, yaklaşık sekiz bardak. Bir de tabii ki biraz tuz.

Olivia: How many carrots do you have? I can only see one.
Kaç tane havucun var? Ben sadece bir tane görüyorum.

Selin: One is enough. We don't need many vegetables for this soup.
Bir tane yeter. Bu çorba için çok sebzeye ihtiyacımız yok.

Olivia: OK. And how much salt? I always use too much.
Tamam. Peki ne kadar tuz? Ben hep çok fazla kullanırım.

Selin: Just a little, two teaspoons. First, chop the onion and the carrot.
Sadece biraz, iki çay kaşığı. Önce soğanı ve havucu doğra.

Olivia: Done! Then what?
Tamam, bitti! Sonra ne yapıyoruz?

Selin: Then fry them in the butter for a few minutes. After that, add the lentils and the water.
Sonra onları birkaç dakika tereyağında kavur. Ondan sonra mercimeği ve suyu ekle.

Olivia: How long does it cook?
Ne kadar pişiyor?

Selin: About thirty minutes. Finally, we serve it with lemon and some bread.
Yaklaşık otuz dakika. En son da limon ve biraz ekmekle servis ediyoruz.

Olivia: Oh, we don't have much bread. There are only a few slices.
Ah, pek ekmeğimiz yok. Sadece birkaç dilim var.

Selin: No problem, I'll buy a loaf. You can't eat lentil soup without bread!
Sorun değil, bir somun alırım. Mercimek çorbası ekmeksiz yenmez!

Dilbilgisi

Sayılabilen ve sayılamayan isimler

Türkçede “iki ekmek”, “üç su”, “bir pirinç” gibi her şeyi rahatça sayarız. İngilizcede isimler ikiye ayrılır: sayılabilen isimler (countable) tek tek sayılır, tekilde a / an alır ve çoğul olur: an egg, two eggs. Sayılamayan isimler (uncountable) ise bir madde, sıvı ya da bütün gibi düşünülür; a / an almaz ve çoğul olmaz: water, rice, bread.

İngilizceTürDoğru kullanımTürkçe
eggsayılabilenan egg, three eggsyumurta
onionsayılabilenan onion, two onionssoğan
tomatosayılabilena tomato, five tomatoesdomates
watersayılamayansome water, a glass of watersu
ricesayılamayansome rice, a kilo of ricepirinç
breadsayılamayansome bread, a loaf of breadekmek
cheesesayılamayansome cheese, a piece of cheesepeynir
moneysayılamayansome money, a lot of moneypara

Sayılamayan isim cümlede tekil sayılır; fiil de tekil olur: The rice is ready. There is some milk in the fridge. Sayılabilen çoğul isimle ise çoğul fiil gelir: The eggs are fresh.

💡 Bir ismin türünü bilmiyorsanız şunu sorun: “Bunu tek tek, bir-iki-üç diye sayabilir miyim?” Yumurta, soğan, elma sayılır. Su, un, şeker, pirinç, tereyağı ise tane tane sayılmaz; bunlar sayılamayan isimdir. Tereddüt edince sözlükte U (uncountable) ya da C (countable) işaretine bakın.

⚠️ Türklerin tipik hatası 1: sayılamayan isme a ya da çoğul eki eklemek. a bread ✗ two breads ✗ rices ✗ an information ✗ advices ✗ → some bread ✓ two loaves of bread ✓ some rice ✓ some information ✓ some advice ✓ Türkçede sayılabildikleri için bu sözler en sık yanlış kullanılanlardır.

⚠️ Türklerin tipik hatası 2: sayılamayan isimle çoğul fiil kullanmak. The money are on the table. ✗ My hair are long. ✗ → The money is on the table. ✓ My hair is long. ✓ (hair saç anlamında sayılamaz; tek tel saç ise a hair olur.)

Sayılamayanı saymak: a cup of, a slice of, a kilo of

Sayılamayan bir şeyin miktarını söylemek için önüne kap ya da ölçü sözü getiririz: a cup of tea (bir fincan çay), two kilos of rice (iki kilo pirinç). Sayılan şey artık kap ya da ölçü sözüdür; çoğul eki de ona gelir: two cups of tea ✓ two cup of teas ✗. Aradaki of hiç atlanmaz.

İngilizceTürkçeÖrnek
a cup of …bir fincan / bir su bardağı (ölçü)a cup of coffee, two cups of flour
a glass of …bir bardaka glass of water, two glasses of juice
a bottle of …bir şişea bottle of olive oil
a slice of …bir dilima slice of bread, two slices of cheese
a piece of …bir parçaa piece of cake, a piece of advice
a loaf of …bir somuna loaf of bread, two loaves of bread
a kilo of …bir kiloa kilo of tomatoes, two kilos of rice
a teaspoon of …bir çay kaşığıa teaspoon of salt

💡 Restoranda ve kafede kısa biçimler çok yaygındır: Two coffees, please. (= two cups of coffee), Three teas, please. Burada kahve ve çay “bir fincan” anlamında sayılmış olur. Evde ve tarifte ise tam biçimi kullanın: a cup of coffee.

⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki “bir bardak su” yapısında “-ın” eki olmadığı için ofu atlamak. a glass water ✗ a kilo tomatoes ✗ → a glass of water ✓ a kilo of tomatoes ✓ Bir de çoğulu yanlış yere koymak: two glass of waters ✗ → two glasses of water ✓

Çok: much, many, a lot of

Türkçede “çok” her isimle kullanılır: çok yumurta, çok su. İngilizcede seçim ismin türüne bağlıdır: sayılabilen çoğul isimle many, sayılamayan isimle much. a lot of ise her ikisiyle de kullanılabilir ve olumlu cümlelerde en doğal seçenektir.

İngilizceHangi isimle?Cümle türüÖrnek
manysayılabilen çoğulolumsuz, soru (olumluda da olur)We don't have many eggs.
muchsayılamayanolumsuz, soruWe don't have much time.
a lot of / lots ofikisiyle deözellikle olumluWe have a lot of eggs. / a lot of water.

💡 much olumlu cümlede kulağa resmî gelir: I drink much coffee. günlük konuşmada pek söylenmez; I drink a lot of coffee. ✓ deyin. Ama too much (fazla, aşırı) olumluda da çok doğaldır: I always use too much salt. lots of, a lot of ile aynı anlamdadır; biraz daha samimidir.

⚠️ Türklerin tipik hatası 1: much ile manyyi karıştırmak. How many money do you have? ✗ There are much people here. ✗ → How much money do you have? ✓ There are many people here. ✓ / There are a lot of people here. ✓ (people sayılabilen çoğuldur.)

⚠️ Türklerin tipik hatası 2: a lot ofdaki ofu ya da ayı düşürmek. a lot eggs ✗ lot of eggs ✗ → a lot of eggs ✓ İsim yoksa of gelmez: I eat a lot. ✓ (Çok yerim.) I eat a lot of. ✗

Biraz, birkaç: a little, a few

“Biraz” ve “birkaç” için de ismin türüne bakarız: sayılabilen çoğul isimle a few (birkaç), sayılamayan isimle a little (biraz). İkisi de olumlu bir anlam taşır: az ama yeterli bir miktar vardır.

İngilizceHangi isimle?TürkçeÖrnek
a fewsayılabilen çoğulbirkaç (tane)a few eggs, a few minutes
a littlesayılamayanbiraza little salt, a little butter
fewsayılabilen çoğulpek az, neredeyse hiçFew people came.
littlesayılamayanpek az, neredeyse hiçWe have little time.

💡 a harfi anlamı değiştirir! I have a few friends. = Birkaç arkadaşım var (iyi). I have few friends. = Arkadaşım pek yok (kötü). Günlük konuşmada few ve little yerine çoğu zaman not many / not much kullanılır: I don't have many friends.

⚠️ Türklerin tipik hatası 1: a few ile a littleyi karıştırmak. a few water ✗ a little eggs ✗ → a little water ✓ a few eggs ✓ Ayrıca a little sıfat önünde “biraz, biraz da” anlamına gelir: I'm a little tired. ✓ (Biraz yorgunum.)

⚠️ Türklerin tipik hatası 2: “biraz” için her yerde some demek de doğru olabilir ama a little “az miktar” fikrini daha iyi verir. Asıl yanlış ise a biti isimle birlikte ofsuz kullanmaktır: a bit salt ✗ → a bit of salt ✓ / a little salt ✓

Ne kadar? Kaç tane? How much / How many

Türkçede “ne kadar” ve “kaç tane” arasında seçim yaparken ismin türüne pek bakmayız. İngilizcede kural nettir: sayılabilen çoğul isimle How many…?, sayılamayan isimle How much…? Soru sözünden hemen sonra isim gelir, ardından soru yapısı (do you have, are there) gelir.

İngilizceTürkçeCevap
How many eggs do we need?Kaç yumurtaya ihtiyacımız var?Three. / A few.
How many people are there?Kaç kişi var?About ten.
How much flour do we need?Ne kadar una ihtiyacımız var?Two cups. / A lot.
How much water is there?Ne kadar su var?Not much. / A little.
How much is it?Kaç para? / Ne kadar?It's five pounds.

💡 Fiyat sorarken How much…? kullanılır, çünkü para (money) sayılamaz: How much is this cheese? How much are these apples? Kısa cevaplarda ismi tekrar etmeyiz: How many eggs? — Two. How much milk? — Not much.

⚠️ Türklerin tipik hatası: soru sözünü ismin peşinden ayırmak ya da yapıyı Türkçe sırayla kurmak. How many do you have eggs? ✗ How much we need flour? ✗ → How many eggs do you have? ✓ How much flour do we need? ✓ Kural: How many / How much + isim + soru yapısı.

Tarif dili: emir kipi ve sıralama sözleri

İngilizce tariflerde fiiller emir kipinde kullanılır (A1'de yol tarifinden hatırlayın): Chop the onion. Add the water. Türkçedeki “doğrayın, ekleyin” gibi kibar bir anlam taşır; ayrıca please demeye gerek yoktur. Adımları sıralamak için cümle başında sıralama sözleri kullanılır.

İngilizceTürkçeÖrnek
First,Önce, ilk olarakFirst, wash the vegetables.
ThenSonraThen chop them.
Next,Daha sonraNext, heat the oil.
After that,Ondan sonraAfter that, add the rice.
Finally,En sonundaFinally, serve it hot.

💡 Süre için for kullanılır: for ten minutes (on dakika boyunca). Sıcaklık için at: Bake it at 180 degrees. Tariflerde it ve them çok geçer: Chop the carrots and fry them. (havuçları doğrayıp kavurun).

⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçede nesne söylenmeden “Doğrayıp kavurun” denebildiği için İngilizcede nesneyi atlamak. Chop the onions and fry. ✗ → Chop the onions and fry them. ✓ Bir de cook ile cookerı karıştırmak: My mother is a good cooker. ✗ → My mother is a good cook. ✓ (cook aşçı; cooker ise ocak, fırın demektir.)

Kelimeler

✍️ Alıştırmaları çöz ve testi geç

🕊️ Dilmaçım ile ücretsiz İngilizce öğren →