📘 İngilizce kursu: tüm üniteler

A2 · Ünite 8: Çocukluğum (When I was a child)

used to · Past Continuous (was doing)

Metin: Old photos

Deniz, İstanbul'daki evinde Kanadalı arkadaşı Laura'ya çocukluk fotoğraflarını gösteriyor. İkisi de küçükken nasıl yaşadıklarını anlatıyor. Metinde [[used to]] ile anlatılan alışkanlıklara ve [[was / were + -ing]] ile anlatılan, fotoğraf anında süren eylemlere dikkat edin.

Laura: Is this you in the photo? You look so cute!
Fotoğraftaki sen misin? Çok tatlı görünüyorsun!

Deniz: Yes, that's me. I was seven. We used to live in a small town near Bursa.
Evet, o benim. Yedi yaşındaydım. Bursa yakınlarında küçük bir kasabada yaşardık.

Laura: Really? I thought you grew up in Istanbul.
Gerçekten mi? İstanbul'da büyüdüğünü sanıyordum.

Deniz: No, we moved here later. Life was very different then.
Hayır, buraya sonra taşındık. O zamanlar hayat çok farklıydı.

Laura: What did you use to do after school?
Okuldan sonra ne yapardın?

Deniz: I used to play in the street with my cousins. We didn't use to have a computer.
Kuzenlerimle sokakta oynardım. Bilgisayarımız yoktu.

Laura: And what were you doing in this photo? You look very serious.
Peki bu fotoğrafta ne yapıyordun? Çok ciddi görünüyorsun.

Deniz: I was reading a comic book. My grandfather was sitting next to me and drinking tea.
Bir çizgi roman okuyordum. Dedem yanımda oturuyor ve çay içiyordu.

Laura: Did you use to visit your grandparents often?
Büyükannenle büyükbabanı sık sık ziyaret eder miydin?

Deniz: Every summer! My grandmother used to make jam, and we used to help her.
Her yaz! Babaannem reçel yapardı, biz de ona yardım ederdik.

Laura: That sounds lovely. I used to spend my summers at a lake in Ontario.
Ne güzel. Ben de yazlarımı Ontario'da bir gölün kenarında geçirirdim.

Deniz: Did you use to swim a lot?
Çok yüzer miydin?

Laura: All the time. Look, here's a photo on my phone. I was fishing with my dad.
Sürekli. Bak, telefonumda bir fotoğraf var. Babamla balık tutuyordum.

Deniz: Ha! It was raining, and you were smiling!
Ha! Yağmur yağıyordu ve sen gülümsüyordun!

Laura: Yes, I didn't use to care about the weather. Now I hate rain!
Evet, eskiden havayı hiç umursamazdım. Şimdi yağmurdan nefret ediyorum!

Deniz: People change. I used to hate tea, and now I drink five glasses a day!
İnsanlar değişiyor. Ben eskiden çaydan nefret ederdim, şimdi günde beş bardak içiyorum!

Dilbilgisi

used to: eskiden …ardım

Türkçede “Eskiden sokakta oynardım”, “Bursa'da yaşardık” deriz; geçmişte tekrar eden, ama artık olmayan alışkanlıkları “-ardı / -ırdı” ekiyle anlatırız. İngilizcede bunun karşılığı used to + fiilin yalın hâlidir. used to bütün şahıslarda aynıdır; -s ya da başka bir ek almaz.

İngilizceOkunuşTürkçe
I used to playay YUS-tı pleyoynardım
you used to playyu YUS-tı pleyoynardın
he / she used to playhi / şi YUS-tı pleyoynardı
we used to playwi YUS-tı pleyoynardık
they used to playdey YUS-tı pleyoynarlardı

used to yalnızca alışkanlıklar için değil, geçmişte uzun süre doğru olan durumlar için de kullanılır: I used to be shy. (Eskiden utangaçtım.) We used to have a dog. (Eskiden bir köpeğimiz vardı.) Mesaj hep aynıdır: “o zamanlar böyleydi, şimdi değil.”

💡 Okunuşa dikkat: used to “YUZD tu” değil, tek bir söz gibi “YUS-tı” okunur; d duyulmaz, s sert çıkar. Hem used to hem use to aynı okunduğu için yazarken hangisinin geleceğini dilbilgisi kuralı belirler (bir sonraki konu).

⚠️ Türklerin tipik hatası: used todan sonra fiili çekimli ya da -ingli kullanmak. I used to played. ✗ She used to plays. ✗ I used to playing. ✗ → I used to play. ✓ She used to play. ✓ used todan sonra her zaman fiilin yalın hâli gelir.

used to: olumsuz ve soru (didn't use to, Did you use to…?)

Olumsuz ve soru cümlelerinde Past Simple'daki gibi did kullanılır. did geçmiş zamanı zaten gösterdiği için used kelimesindeki -d düşer ve use to olur. Bu, did ile went yerine go demekle aynı mantıktır: Did you go? ✓ Did you went? ✗

İngilizceTürkçe
I didn't use to like tea.Eskiden çay sevmezdim.
We didn't use to have a computer.Bilgisayarımız yoktu.
Did you use to play football?Futbol oynar mıydın?
Did she use to live here?O eskiden burada mı yaşardı?
Yes, I did. / No, I didn't.Evet. / Hayır.
What did you use to do?Ne yapardın?

💡 Olumsuz cümlede günlük konuşmada sık sık never used to da duyarsınız: I never used to eat fish. (Eskiden hiç balık yemezdim.) Burada did olmadığı için used yazılır. Bazı kitaplarda didn't used to biçimini de görebilirsiniz; ama sınavlarda ve dikkatli yazıda doğrusu didn't use todur.

⚠️ Türklerin tipik hatası: didden sonra used yazmak. Did you used to play? ✗ I didn't used to like it. ✗ → Did you use to play? ✓ I didn't use to like it. ✓ Bir de kısa cevapta used toyu tekrar etmek: Yes, I used to. olabilir, ama en doğal kısa cevap Yes, I did. ✓ / No, I didn't. ✓

used to mı, Past Simple mı?

Tekrarlanan bir alışkanlığı Past Simple ile de anlatabiliriz: I played in the street every day. ✓ Ama used to “artık böyle değil” anlamını açıkça ekler. Öte yandan bir kez olmuş olaylar ve “kaç kez” olduğu belli olan eylemler için yalnızca Past Simple kullanılır.

used toPast SimpleDurum
I used to swim every summer. ✓I swam every summer. ✓Tekrar eden alışkanlık
We used to live in Bursa. ✓We lived in Bursa for ten years. ✓Uzun süren durum
I used to go to Paris in 2015. ✗I went to Paris in 2015. ✓Bir kez olan olay
I used to visit Rome three times. ✗I visited Rome three times. ✓Sayısı belli eylem

💡 Şimdiki alışkanlık için used to kullanılmaz; onun için Present Simple vardır: I usually drink tea in the morning. ✓ I use to drink tea. ✗ “Artık …mıyorum” demek için not … anymore kullanın: I don't play football anymore.

⚠️ Türklerin tipik hatası: used to ile be used toyu karıştırmak. I used to get up early. = Eskiden erken kalkardım (artık değil). I'm used to getting up early. = Erken kalkmaya alışkınım. İkincisinde be fiili ve -ing vardır; tamamen başka bir anlamdır. Bu ünitede yalnızca birincisini kullanıyoruz: I am used to play ✗ diye karışık bir yapı kurmayın.

Past Continuous: was / were + -ing

Past Continuous (geçmişte süren zaman), Türkçedeki “okuyordum”, “yağmur yağıyordu” biçimine benzer: geçmişte belirli bir anda devam etmekte olan bir eylemi anlatır. Yapısı, A1'de öğrendiğiniz Present Continuous'un (am / is / are + -ing) geçmişteki hâlidir: was / were + fiil-ing.

İngilizceOlumsuzSoruTürkçe
I was readingI wasn't readingWas I reading?okuyordum
you were readingyou weren't readingWere you reading?okuyordun
he / she / it was readinghe wasn't readingWas he reading?okuyordu
we were readingwe weren't readingWere we reading?okuyorduk
they were readingthey weren't readingWere they reading?okuyorlardı

💡 wasn't “WA-zınt”, weren't “WÖRNT” diye okunur. -ing yazım kuralları Present Continuous'takiyle aynıdır: make → making, swim → swimming, lie → lying.

⚠️ Türklerin tipik hatası: was / werei atlamak ya da yanlış özneye bağlamak. I reading a book. ✗ They was playing. ✗ We was sleeping. ✗ → I was reading a book. ✓ They were playing. ✓ We were sleeping. ✓ was yalnızca I / he / she / it ile; you / we / they ile were.

Past Continuous ne zaman kullanılır?

Past Continuous'u en çok iki durumda kullanırız. 1. Geçmişte belli bir saatte ya da anda eylem sürüyorsa: At eight o'clock last night I was cooking. (Dün akşam saat sekizde yemek yapıyordum.) Yani eylem o saatten önce başlamış, sonra da sürmüştür. 2. Bir hikâyede ya da fotoğrafta arka planı, ortamı anlatırken: It was raining, and we were sitting in the garden.

İngilizceNe anlatır?Türkçe
I cooked dinner at eight.Saat sekizde başladı ve bittiSaat sekizde yemek yaptım.
I was cooking dinner at eight.Saat sekizde sürüyorduSaat sekizde yemek yapıyordum.

💡 Durum bildiren fiiller (know, like, love, want, have sahip olmak anlamında, understand) genellikle -ingli kullanılmaz: I was knowing him. ✗ → I knew him. ✓ She was wanting a bike. ✗ → She wanted a bike. ✓ Present Continuous'taki kural geçmişte de geçerlidir.

⚠️ Türklerin tipik hatası: belirli bir anda süren eylemi Past Simple ile anlatmak. “Dün saat dokuzda ne yapıyordun?” sorusuna I watched TV at nine. demek “dokuzda izledim (izlemeye başlayıp bitirdim)” gibi duyulur. Soru What were you doing at nine? ✓ ise cevap da I was watching TV. ✓ olur.

Türkçedeki “-yordu” tuzağı

Türkçede “-yordu” iki farklı anlamda kullanılır: 1. O anda süren eylem: “Saat sekizde kitap okuyordum.” 2. Geçmişteki alışkanlık: “Çocukken her yaz köye gidiyorduk.” İngilizcede bu iki anlam farklı yapılarla söylenir: birincisi Past Continuous, ikincisi used to (ya da Past Simple).

İngilizceTürkçeAnlam
I was reading a book at eight.Saat sekizde kitap okuyordum.O anda süren eylem
We used to go to the village every summer.Çocukken her yaz köye gidiyorduk.Tekrarlanan alışkanlık
It was raining at the time.O sırada yağmur yağıyordu.Arka plan
We used to live in Izmir.Eskiden İzmir'de oturuyorduk.Eski, uzun süreli durum

💡 Pratik test: Cümlede her yaz, her gün, sık sık, eskiden gibi tekrar bildiren bir söz varsa used to düşünün. Saat sekizde, o sırada, fotoğrafta gibi tek bir anı gösteren bir söz varsa Past Continuous kullanın.

⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki alışkanlık bildiren “-yordu”yu Past Continuous'a çevirmek. When I was a child, I was going to the village every summer. ✗ My father was working in a bank for twenty years. ✗ → When I was a child, I used to go to the village every summer. ✓ My father worked in a bank for twenty years. ✓ / My father used to work in a bank. ✓

Kelimeler

✍️ Alıştırmaları çöz ve testi geç

🕊️ Dilmaçım ile ücretsiz İngilizce öğren →