📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
A2 · Ünite 11: Sağlık (At the doctor's)
What's the matter? · have a + rahatsızlık · should (tekrar)
Metin: A visit to the doctor
Kaan, Toronto'da bir inşaat şirketinde mühendis olarak çalışıyor. Birkaç gündür hasta ve sonunda mahallesindeki sağlık ocağına gidiyor. Metinde [[What's the matter?]] sorusuna, [[I have a…]] kalıbına ve doktorun [[should / shouldn't]] ile verdiği tavsiyelere dikkat edin.
Receptionist: Good morning. How can I help you?
Günaydın. Size nasıl yardımcı olabilirim?
Kaan: Hi. I'd like to see a doctor, please. I don't have an appointment.
Merhaba. Bir doktora görünmek istiyorum. Randevum yok.
Receptionist: That's OK. Dr. Morgan can see you in ten minutes. Please take a seat.
Sorun değil. Dr. Morgan sizi on dakika içinde görebilir. Lütfen oturun.
Dr. Morgan: Come in, Mr. Yilmaz. Please sit down. So, what's the matter?
Girin, Bay Yılmaz. Lütfen oturun. Evet, neyiniz var?
Kaan: I don't feel well. I have a sore throat and a bad cough.
Kendimi iyi hissetmiyorum. Boğazım ağrıyor ve kötü bir öksürüğüm var.
Dr. Morgan: I see. When did it start?
Anlıyorum. Ne zaman başladı?
Kaan: Three days ago. And last night I had a fever too.
Üç gün önce. Bir de dün gece ateşim vardı.
Dr. Morgan: Do you have a headache?
Başınız ağrıyor mu?
Kaan: Yes, a little. And my back hurts when I cough.
Evet, biraz. Bir de öksürünce sırtım ağrıyor.
Dr. Morgan: Let me listen to your chest. Breathe in... and out. Now open your mouth, please.
Göğsünüzü bir dinleyeyim. Nefes alın... ve verin. Şimdi lütfen ağzınızı açın.
Kaan: Is it serious?
Ciddi bir şey mi?
Dr. Morgan: No, don't worry. It's just a bad cold. You don't need antibiotics.
Hayır, endişelenmeyin. Sadece kötü bir soğuk algınlığı. Antibiyotiğe ihtiyacınız yok.
Kaan: So what should I do?
Peki ne yapmalıyım?
Dr. Morgan: You should stay at home for two or three days and rest. Drink a lot of water and hot tea with honey.
İki üç gün evde kalıp dinlenmelisiniz. Bol su ve ballı sıcak çay için.
Kaan: Should I take any medicine?
Herhangi bir ilaç almalı mıyım?
Dr. Morgan: Take these painkillers twice a day, after meals. And you shouldn't go to the gym this week. I hope you feel better soon!
Bu ağrı kesicileri günde iki kez, yemeklerden sonra alın. Bir de bu hafta spor salonuna gitmemelisiniz. Umarım kısa sürede iyileşirsiniz!
Dilbilgisi
Neyin var? What's the matter? · What's wrong?
Türkçede hasta ya da üzgün görünen birine “Neyin var?”, “Ne oldu?”, “İyi misin?” deriz. İngilizcede de benzer birkaç kalıp vardır. En yaygın ikisi What's the matter? ve What's wrong? sorularıdır; ikisi de “Sorun ne, neyin var?” demektir.
| İngilizce | Ne zaman? | Türkçe |
|---|---|---|
| What's the matter? | biri hasta/üzgün görünüyorsa; doktorlar da sorar | Neyin var? Sorun ne? |
| What's wrong? | aynı anlam, biraz daha günlük | Ne oldu? Neyin var? |
| Are you OK? / Are you all right? | endişeyle hâl sorarken | İyi misin? |
| What happened? | bir olay (kaza, düşme) olmuşsa | Ne oldu? |
| How are you feeling? | hasta birinin durumunu sorarken | Nasıl hissediyorsun? |
- You look pale. What's the matter? — Solgun görünüyorsun. Neyin var?
- What's wrong with your arm? — Koluna ne oldu?
- Are you all right? — Not really. I feel dizzy. — İyi misin? — Pek değil. Başım dönüyor.
💡 Sorunun yerini belirtmek için with eklenir: What's the matter with your leg? (Bacağına ne oldu?). Ancak kişiye doğrudan What's wrong with you?! diye sert bir tonla sormak “Senin derdin ne?!” anlamına gelebilir; kibar soru için yalnızca What's wrong? deyin.
⚠️ Türklerin tipik hatası: “Sorunun ne?” sözünü doğrudan çevirip What's your problem? ✗ demek. Bu soru İngilizcede kavgacı duyulur (“Derdin ne senin?”). Hasta ya da üzgün birine: What's the matter? ✓ / What's wrong? ✓ / Are you OK? ✓
have a + rahatsızlık: I have a headache
Türkçede “Başım ağrıyor”, “Nezleyim”, “Ateşim var” gibi farklı yapılar kullanırız. İngilizcede rahatsızlıkların çoğu tek bir kalıpla söylenir: I have a… (ya da I've got a…). Rahatsızlık adının önündeki aya dikkat!
| İngilizce | Türkçe | Not |
|---|---|---|
| I have a headache. | Başım ağrıyor. | a + headache |
| I have a stomachache. | Midem/karnım ağrıyor. | a + stomachache |
| I have a toothache. | Dişim ağrıyor. | İngiliz İng.: a toothache / toothache |
| I have a sore throat. | Boğazım ağrıyor. | a + sore + throat |
| I have a cough. | Öksürüğüm var. | a + cough |
| I have a cold. | Nezleyim, soğuk algınlığım var. | a + cold |
| I have a fever. | Ateşim var. | İngiliz İng.: a temperature |
| I have the flu. | Grip oldum. | İngiliz İng.: I have flu. |
Geçmişte: I had a headache yesterday. Başka kişiler için: She has a cold. (3. tekil şahısta has!) Soru: Do you have a fever? / Have you got a fever?
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: ayı atlamak ya da be kullanmak: I have headache. ✗ I am headache. ✗ I'm cold (nezleyim anlamında) ✗ Doğrusu: I have a headache. ✓ I have a cold. ✓ Unutmayın: I'm cold. “Üşüyorum.” demektir!
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: Türkçe sözcüğü kullanmak: I have grip. ✗ İngilizcede “grip” hastalığının adı fludur (aslında influenza): I have the flu. ✓ Ayrıca “ateşim var” için I have fire ✗ demeyin: fire yangın ateşidir. Doğrusu I have a fever. ✓
Ağrı ve acı: hurt · ache · sore
Bir yerin ağrıdığını söylemenin ikinci yolu vücut bölümü + hurt(s) kalıbıdır. Türkçede de yapı benzerdir: “Sırtım ağrıyor” → My back hurts. İyelik sıfatı (my, his, her) İngilizcede zorunludur; Türkçedeki “-ım” ekinin karşılığıdır.
| İngilizce | Türkçe | Yapı |
|---|---|---|
| My back hurts. | Sırtım ağrıyor. | bölüm + hurts |
| My feet hurt. | Ayaklarım acıyor. | çoğul bölüm + hurt |
| It hurts here. | Burası acıyor. | It hurts + yer |
| I hurt my knee. | Dizimi incittim. | hurt + bölüm (geçmiş) |
| My eyes are sore. | Gözlerim acıyor/yanıyor. | be + sore |
- My back hurts when I cough. — Öksürünce sırtım ağrıyor.
- Does it hurt when I press here? — Buraya bastırınca acıyor mu?
- Ali hurt his arm at football. — Ali futbolda kolunu incitti.
💡 hurt düzensizdir ve üç biçimi de aynıdır: hurt – hurt – hurt. Bu yüzden I hurt my knee cümlesi hem “dizimi incittim” (geçmiş) hem de bağlama göre geniş zaman olabilir; yesterday gibi bir zaman sözcüğü anlamı netleştirir. I hurted ✗ diye bir biçim yoktur.
⚠️ Türklerin tipik hatası: hurtü edilgen gibi kullanmak ya da iyelik sıfatını atlamak: My head is hurt. ✗ Head hurts. ✗ I have pain my back. ✗ Doğrusu: My head hurts. ✓ My back hurts. ✓ (ya da I have a pain in my back. ✓ — a pain in ile).
feel + sıfat: Nasıl hissediyorsun?
Türkçede “Kendimi kötü hissediyorum” deriz; dönüşlü zamir (“kendimi”) kullanırız. İngilizcede feel fiili tıpkı look gibi doğrudan sıfat alır ve dönüşlü zamir gerekmez: I feel bad.
- I don't feel well today. — Bugün kendimi iyi hissetmiyorum.
- I feel much better now, thanks. — Şimdi kendimi çok daha iyi hissediyorum, sağ ol.
- She felt dizzy and sat down. — Başı döndü ve oturdu.
- How are you feeling today? — Bugün nasıl hissediyorsun?
| İngilizce | Türkçe |
|---|---|
| I feel sick. | Kendimi hasta hissediyorum. (İng. İng.: Midem bulanıyor.) |
| I feel tired. | Kendimi yorgun hissediyorum. |
| I feel better. | Daha iyiyim. |
| I don't feel well. | Kendimi iyi hissetmiyorum. |
| I hope you get better soon. | Umarım kısa sürede iyileşirsin. |
💡 Hasta birine Türkçedeki “Geçmiş olsun!” sözünün karşılığı olarak Get well soon! ya da I hope you feel better soon! denir. Biri iyileşince: I'm glad you're feeling better. (İyileştiğine sevindim.)
⚠️ Türklerin tipik hatası: “kendimi” sözünü çevirmek: I feel myself bad. ✗ I feel myself tired. ✗ Doğrusu: I feel bad. ✓ I feel tired. ✓ Ayrıca sıfat yerine zarf: I feel badly. ✗ (sağlık için) → I feel bad / sick. ✓
Tavsiye: should / shouldn't (tekrar)
Tavsiye ünitesinde gördüğümüz should (…meli, …malı) doktorların en sık kullandığı fiildir. Hatırlayalım: should tüm kişilerde aynıdır (-s almaz) ve arkasından yalın fiil gelir. Olumsuzu shouldn't, sorusu Should I…? biçimindedir.
| İngilizce | Türkçe | Yapı |
|---|---|---|
| You should rest. | Dinlenmelisin. | should + yalın fiil |
| He should see a doctor. | Doktora görünmeli. | he/she için de should |
| You shouldn't go to work. | İşe gitmemelisin. | shouldn't + yalın fiil |
| Should I take this medicine? | Bu ilacı almalı mıyım? | Should + özne + fiil |
| What should I do? | Ne yapmalıyım? | Soru sözcüğü + should |
- You should drink a lot of water. — Bol su içmelisin.
- You shouldn't eat spicy food for a few days. — Birkaç gün acı yemek yememelisin.
- Should I stay in bed? — Yes, you should. — Yatakta kalmalı mıyım? — Evet, kalmalısın.
💡 Daha yumuşak tavsiye için tavsiye ünitesindeki kalıplar burada da işe yarar: Why don't you take a day off? (Neden bir gün izin almıyorsun?) Doktor çok kesin bir talimat verirken ise must kullanabilir: You must take all the tablets. (Tabletlerin hepsini almalısınız — zorunlu.)
⚠️ Türklerin tipik hatası: shoulddan sonra to ya da -ing getirmek, 3. tekilde -s eklemek: You should to rest. ✗ You should resting. ✗ She shoulds see a doctor. ✗ She should sees a doctor. ✗ Doğrusu: You should rest. ✓ She should see a doctor. ✓
Doktorda ve eczanede: take, make, twice a day
Sağlıkla ilgili birçok Türkçe kalıp İngilizceye sözcük sözcük çevrilince yanlış olur. Özellikle hangi fiilin kullanıldığına dikkat edin: İngilizcede ilaç içilmez, alınır (take); randevu alınmaz, yapılır (make).
| İngilizce | Türkçe | Yanlış çeviri |
|---|---|---|
| take medicine / a pill | ilaç / hap içmek | drink medicine ✗ |
| make / book an appointment | randevu almak | take an appointment ✗ |
| see a doctor | doktora görünmek | show to a doctor ✗ |
| go to the doctor('s) | doktora gitmek | go to doctor ✗ |
| get a prescription | reçete almak | get a recipe ✗ |
| twice a day / three times a day | günde iki / üç kez | two times in a day ✗ |
- I'd like to make an appointment with Dr. Morgan. — Dr. Morgan'dan randevu almak istiyorum.
- Take one tablet three times a day, before meals. — Günde üç kez, yemeklerden önce bir tablet alın.
- You can get this medicine without a prescription. — Bu ilacı reçetesiz alabilirsiniz.
💡 Doktorun size soracağı tipik sorular: When did it start? (Ne zaman başladı?), Are you allergic to anything? (Bir şeye alerjiniz var mı?), Are you taking any medicine? (İlaç kullanıyor musunuz?). Süre sorusu How long have you had it? (Ne zamandır var?) kalıbını şimdilik ezberleyin: cevabı For three days. (Üç gündür.) olur; ayrıntısını iş ve meslekler ünitesinde göreceğiz.
⚠️ Türklerin tipik hatası: drink medicine ✗ take an appointment ✗ recipe (reçete anlamında) ✗ Doğrusu: take medicine ✓ make an appointment ✓ prescription ✓ Şuruplar için bile genellikle take kullanılır: Take two spoonfuls of this syrup. ✓
Kelimeler
- appointment
ı-POYNT-mınt
randevu - What's the matter?
WATS dı ME-tır
Neyin var? / Sorun ne? - headache
HED-eyk
baş ağrısı - stomachache
STA-mık-eyk
mide ağrısı, karın ağrısı - toothache
TUT-eyk
diş ağrısı - sore throat
SOR TROUT
boğaz ağrısı - cough
KAF
öksürük; öksürmek - cold
KOULD
soğuk - fever
Fİ-vır
ateş (hastalıkta) - the flu
dı FLU
grip - sneeze
SNİZ
hapşırmak - hurt
HÖRT
ağrımak, acımak; incitmek - sick
SİK
hasta - ill
İL
hasta - dizzy
Dİ-zi
başı dönen - serious
Sİ-ri-ıs
ciddi - chest
ÇEST
göğüs - back
BEK
sırt, bel - stomach
STA-mık
mide, karın - throat
TROUT
boğaz - medicine
ME-dı-sın
ilaç - painkiller
PEYN-ki-lır
ağrı kesici - prescription
pri-SKRİP-şın
reçete - pharmacy
FAR-mı-si
eczane - rest
REST
dinlenmek; dinlenme - twice a day
TWAYS ı DEY
günde iki kez - after meals
EF-tır MİLZ
yemeklerden sonra - allergic to
ı-LÖR-cik tu
…e alerjisi olan - get better
get BE-tır
iyileşmek - Get well soon!
get WEL SUN
Geçmiş olsun!