📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
A2 · Ünite 12: Eğer… (If it rains…)
Birinci tip koşul cümlesi (First Conditional) · when / unless
Metin: Plans for Saturday
Ankara'da yaşayan Selin ve Burak, İngilizce öğretmeni arkadaşları Lucy ile cumartesi günü Abant Gölü'ne gitmeyi planlıyor. Ama hava durumu pek iç açıcı değil. Metinde [[If…, …will…]] yapısına, [[unless]] sözcüğüne ve [[when I get home]] gibi zaman cümlelerine dikkat edin.
Lucy: So, are we still going to Lake Abant on Saturday?
Eee, cumartesi hâlâ Abant Gölü'ne gidiyor muyuz?
Selin: I hope so. But the forecast says it will probably rain.
Umarım. Ama hava durumu muhtemelen yağmur yağacağını söylüyor.
Burak: If it rains, we'll go to a museum in Bolu instead.
Yağmur yağarsa onun yerine Bolu'da bir müzeye gideriz.
Lucy: Good idea. But if the weather is nice, I'll bring my camera. The lake is beautiful in the fall.
İyi fikir. Ama hava güzel olursa fotoğraf makinemi getiririm. Göl sonbaharda çok güzel.
Selin: OK. If we leave at seven, we'll get there before ten.
Tamam. Yedide yola çıkarsak ondan önce orada oluruz.
Burak: Seven? That's too early! If I get up at six, I'll be tired all day.
Yedi mi? Çok erken! Altıda kalkarsam bütün gün yorgun olurum.
Selin: Come on, Burak. You won't be tired if you go to bed early on Friday.
Hadi ama Burak. Cuma günü erken yatarsan yorgun olmazsın.
Lucy: What will we do if there's a lot of traffic?
Trafik çok olursa ne yapacağız?
Burak: There won't be a problem unless there's an accident. The road is usually quiet on Saturday mornings.
Kaza olmadıkça sorun olmaz. Cumartesi sabahları yol genellikle sakindir.
Selin: Who's going to drive?
Kim kullanacak?
Burak: I will. But I won't drive unless someone makes coffee for me!
Ben. Ama biri bana kahve yapmazsa direksiyona geçmem!
Lucy: Deal! I'll make the coffee. I'll call you as soon as I get to your place.
Anlaştık! Kahveyi ben yaparım. Sizin eve varır varmaz seni ararım.
Selin: Great. And don't forget your coat. If you don't wear a warm coat, you'll be cold by the lake.
Harika. Bir de montunu unutma. Kalın bir mont giymezsen göl kenarında üşürsün.
Lucy: Don't worry. I'll check the weather again when I get home tonight.
Merak etme. Bu akşam eve gidince hava durumuna yeniden bakarım.
Burak: And if there's a big storm, we'll stay in Ankara and watch a movie!
Bir de büyük bir fırtına çıkarsa Ankara'da kalıp film izleriz!
Selin: Burak! Don't be so negative. Unless it rains all day, it'll be a perfect trip.
Burak! Bu kadar karamsar olma. Bütün gün yağmur yağmazsa harika bir gezi olacak.
Dilbilgisi
Birinci tip koşul: If + Present Simple, will + fiil
Gelecekte gerçekleşmesi mümkün bir durumu ve onun sonucunu anlatırken birinci tip koşul cümlesi (First Conditional) kullanılır. Türkçede koşulu “-(y)se / -(y)sa” ekiyle, sonucu çoğu zaman geniş zaman ya da gelecek zamanla söyleriz: “Yağmur yağarsa müzeye gideriz.” İngilizcede iki bölüm vardır: koşul (if + Present Simple) ve sonuç (will + yalın fiil).
| if + Present Simple | will / won't + yalın fiil | Türkçe |
|---|---|---|
| If it rains, | we'll go to a museum. | Yağmur yağarsa müzeye gideriz. |
| If we leave at seven, | we'll get there before ten. | Yedide çıkarsak ondan önce varırız. |
| If you don't hurry, | you'll miss the bus. | Acele etmezsen otobüsü kaçırırsın. |
| If she studies, | she won't fail the exam. | Çalışırsa sınavda kalmaz. |
- If the weather is nice, I'll bring my camera. — Hava güzel olursa fotoğraf makinemi getiririm.
- If I get up at six, I'll be tired all day. — Altıda kalkarsam bütün gün yorgun olurum.
- If you don't wear a coat, you'll be cold. — Mont giymezsen üşürsün.
💡 Koşul bölümünde Present Simple'ın bütün kuralları geçerlidir: 3. tekil şahısta -s (If it rains, If she studies), olumsuzda don't / doesn't (If he doesn't come). Sonuç bölümündeki will ise kişiye göre değişmez ve konuşmada kısalır: I'll, we'll, it'll, olumsuzu won't.
⚠️ Türklerin tipik hatası: koşul bölümünde 3. tekil -syi unutmak: If it rain, we'll stay home. ✗ If he come late… ✗ Doğrusu: If it rains… ✓ If he comes late… ✓
if'ten sonra will gelmez!
Bu ünitenin en önemli kuralı: koşul bölümünde (ifden sonra) will kullanılmaz. Anlam gelecek olsa bile ifden sonra Present Simple gelir. will yalnızca sonuç bölümündedir.
| Yanlış ✗ | Doğru ✓ | Türkçe |
|---|---|---|
| If it will rain, we'll stay home. | If it rains, we'll stay home. | Yağmur yağarsa evde kalırız. |
| If you will come, I'll be happy. | If you come, I'll be happy. | Gelirsen sevinirim. |
| If he won't call, I'll call him. | If he doesn't call, I'll call him. | O aramazsa ben onu ararım. |
| If I'll have time, I help you. | If I have time, I'll help you. | Vaktim olursa sana yardım ederim. |
Türkçede de benzer bir mantık vardır: “Yağmur yağacaksa” demeyiz; “yağarsa” deriz. Koşul ekinin önünde gelecek zaman eki genellikle kullanılmaz. İngilizcede de ifin yanında will durmaz.
- If Lucy calls, tell her I'm busy. — Lucy ararsa meşgul olduğumu söyle.
- If the roads are busy, we'll be late. — Yollar kalabalık olursa geç kalırız.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: “gelecek” anlamı yüzünden iki bölüme de will koymak: If it will be sunny, we will go to the lake. ✗ → If it's sunny, we'll go to the lake. ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: tersini yapmak, yani sonuç bölümünde de Present Simple kullanmak: If you come, I help you. ✗ Gelecekteki tek bir durumun sonucu için will gerekir: If you come, I'll help you. ✓ (Her zaman doğru olan genel gerçeklerde ise iki tarafta da Present Simple olur: If you heat ice, it melts. — Buzu ısıtırsan erir. Bu “sıfır tip” koşuldur.)
Cümle sırası, virgül ve soru
Koşul cümlesinin iki bölümü yer değiştirebilir; anlam aynı kalır. Fark yalnızca virgüldedir: ifli bölüm başta ise sonuna virgül konur; sonda ise virgül gerekmez.
| Sıra | Örnek | Virgül |
|---|---|---|
| if bölümü başta | If it rains, we'll go to a museum. | var |
| if bölümü sonda | We'll go to a museum if it rains. | yok |
| olumsuz sonuç | You won't be tired if you go to bed early. | yok |
| soru | What will we do if there's a lot of traffic? | yok |
Soru sorarken soru yapısı sonuç bölümüne kurulur: What will you do if…? (…olursa ne yapacaksın?), Will you come if…? (…olursa gelir misin?). ifli bölüm düz kalır.
- What will you do if you miss the bus? — Otobüsü kaçırırsan ne yapacaksın?
- Will you come with us if you finish early? — Erken bitirirsen bizimle gelir misin?
- If it snows, will the school close? — Kar yağarsa okul tatil olur mu?
⚠️ Türklerin tipik hatası: soru yapısını ifli bölüme taşımak: What will you do if will it rain? ✗ If does it rain, what will you do? ✗ Doğrusu: What will you do if it rains? ✓ If it rains, what will you do? ✓
Sonuç bölümünde başka yapılar: emir, can, should
Sonuç bölümünde her zaman will olmak zorunda değildir. Koşula bağlı bir rica, talimat, olasılık ya da tavsiye söylerken emir kipi, can ya da should da kullanılabilir. Kural yine aynıdır: ifden sonra Present Simple.
| Sonuç türü | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|
| emir kipi | If you see Burak, tell him to call me. | Burak'ı görürsen beni aramasını söyle. |
| olumsuz emir | If you're tired, don't drive. | Yorgunsan araba kullanma. |
| can | If you finish early, you can go home. | Erken bitirirsen eve gidebilirsin. |
| should | If you feel sick, you should see a doctor. | Kendini hasta hissedersen doktora görünmelisin. |
| be going to | If it rains, we're going to cancel the picnic. | Yağmur yağarsa pikniği iptal edeceğiz. |
- If you need help, call me. — Yardıma ihtiyacın olursa beni ara.
- If it's cold, take a warm coat. — Hava soğuksa kalın bir mont al.
💡 If you need anything, just ask. (Bir şeye ihtiyacın olursa sorman yeterli.) ve If you have any questions, please let me know. (Sorunuz olursa lütfen bana bildirin.) iş yazışmalarında çok sık kullanılan, ezberlenmeye değer kalıplardır.
⚠️ Türklerin tipik hatası: emir cümlesinin başına you ya da will eklemek: If you see him, you tell him. ✗ (emir anlamında) If you see him, will tell him. ✗ Doğrusu: If you see him, tell him. ✓ Emir kipinde özne yoktur.
unless: …mezse, …madıkça
unless, if … not demektir. Türkçedeki “…mezse / …madıkça” ekine karşılık gelir. unlessin kendi içinde olumsuzluk vardır; bu yüzden arkasından gelen fiil olumlu yazılır.
| if … not | unless | Türkçe |
|---|---|---|
| If it doesn't rain, we'll go. | Unless it rains, we'll go. | Yağmur yağmazsa gideriz. |
| You'll be late if you don't hurry. | You'll be late unless you hurry. | Acele etmezsen geç kalırsın. |
| I won't drive if nobody makes coffee. | I won't drive unless someone makes coffee. | Biri kahve yapmazsa araba kullanmam. |
| There won't be a problem if there isn't an accident. | There won't be a problem unless there's an accident. | Kaza olmadıkça sorun olmaz. |
- I won't go unless you come with me. — Sen benimle gelmedikçe gitmem.
- Unless she studies, she'll fail the exam. — Çalışmazsa sınavda kalır.
💡 unless özellikle uyarı ve şartlarda kullanılır: You can't enter unless you have a ticket. (Biletiniz yoksa giremezsiniz.) Emin olamadığınızda if … not her zaman güvenli seçenektir.
⚠️ Türklerin tipik hatası: unlessden sonra da olumsuzluk koymak (çift olumsuz): Unless it doesn't rain, we'll go. ✗ Bu cümle “Yağmur yağmamazsa…” gibi anlamsız olur. Doğrusu: Unless it rains, we'll go. ✓ Ayrıca unlessden sonra da will gelmez: unless it will rain ✗
if mi, when mi? Zaman cümleleri: when, as soon as, before, after
if bir şeyin olup olmayacağından emin olmadığımızda kullanılır; when ise olacağından emin olduğumuz bir zamanı gösterir. Türkçede bu fark “-(y)se” ile “-ınca / -dığında” arasındaki farka benzer.
| İngilizce | Anlam | Türkçe |
|---|---|---|
| If I see Ali, I'll tell him. | Ali'yi görebilirim de, göremeyebilirim de. | Ali'yi görürsem söylerim. |
| When I see Ali, I'll tell him. | Ali'yi kesin göreceğim. | Ali'yi görünce söylerim. |
| I'll call you as soon as I arrive. | varır varmaz | Varır varmaz seni ararım. |
| I'll check the weather before I leave. | çıkmadan önce | Çıkmadan önce hava durumuna bakarım. |
| We'll have lunch after we visit the museum. | gezdikten sonra | Müzeyi gezdikten sonra öğle yemeği yeriz. |
when, as soon as, before, after, until ile kurulan zaman cümlelerinde de aynı kural geçerlidir: anlam gelecek olsa bile bu sözcüklerden sonra will değil, Present Simple gelir.
- I'll check the weather again when I get home tonight. — Bu akşam eve gidince hava durumuna yeniden bakarım.
- I'll call you as soon as I get to your place. — Sizin eve varır varmaz seni ararım.
- Don't leave before Burak arrives. — Burak gelmeden önce çıkma.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: zaman cümlesinde will kullanmak: When I will get home, I'll call you. ✗ as soon as I will arrive ✗ Doğrusu: When I get home, I'll call you. ✓ as soon as I arrive ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: kesin olan bir şey için if kullanmak: If I'm 30, I'll buy a house. ✗ (30 yaşına gireceğiniz kesin!) → When I'm 30, I'll buy a house. ✓ Tersine, belirsiz bir şey için when kullanmak da anlamı değiştirir: When it rains tomorrow… yarın yağmurun kesin yağacağını söyler.
Kelimeler
- if
İF
eğer, …se/…sa - unless
ın-LES
…mezse, …madıkça - as soon as
ız SUN ız
…ır …maz, …dığı anda - forecast
FOR-kest
hava durumu (tahmini) - rain
REYN
yağmur; yağmur yağmak - snow
SNOU
kar; kar yağmak - storm
STORM
fırtına - sunny
SA-ni
güneşli - cloudy
KLAU-di
bulutlu - umbrella
am-BRE-la
şemsiye - coat
KOUT
palto, kaban - lake
LEYK
göl - museum
myu-Zİ-ım
müze - instead
in-STED
onun yerine - leave
LİV
ayrılmak, yola çıkmak - get there
GET der
oraya varmak - get up
get AP
(yataktan) kalkmak - early
ÖR-li
erken - late
LEYT
geç - traffic
TRE-fik
trafik - accident
EK-sı-dınt
kaza - miss
MİS
kaçırmak (uçak, otobüs) - hurry
HÖ-ri
acele etmek - probably
PRA-bıb-li
muhtemelen, büyük ihtimalle - perfect
PÖR-fıkt
mükemmel, kusursuz - forget
fır-GET
unutmak - cancel
KEN-sıl
iptal etmek - Deal!
DİL
Anlaştık! Tamamdır! - negative
NE-gı-tiv
olumsuz, karamsar - the fall
dı FOL
sonbahar (Amerikan)