📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
A2 · Ünite 14: Telefon ve mesaj (On the phone)
Rica kalıpları (Could you…? Would you mind…?) · telefon dili
Metin: A business call
Elif Aydın, Bursa'da bir mobilya şirketinde satın alma bölümünde çalışıyor. Londra'daki bir tasarım firmasını arıyor; telefonu resepsiyondaki Jenny açıyor. Metinde [[Could you…?]] ve [[Would you mind…?]] ricalarına ve telefonda kullanılan kalıplara dikkat edin.
Jenny: Good morning, Harper Design. Jenny speaking. How can I help you?
Günaydın, Harper Design. Ben Jenny. Size nasıl yardımcı olabilirim?
Elif: Hello. This is Elif Aydin from Yildiz Furniture in Bursa. Could I speak to Mr. Collins, please?
Merhaba. Ben Bursa'dan, Yıldız Mobilya'dan Elif Aydın. Bay Collins ile görüşebilir miyim, lütfen?
Jenny: One moment, please. I'm sorry, he's in a meeting at the moment. Can I take a message?
Bir dakika, lütfen. Üzgünüm, kendisi şu anda toplantıda. Mesajınızı alabilir miyim?
Elif: Yes, please. Could you ask him to call me back this afternoon?
Evet, lütfen. Bu öğleden sonra beni geri aramasını rica edebilir misiniz?
Jenny: Of course. Could you spell your surname, please?
Elbette. Soyadınızı heceler misiniz, lütfen?
Elif: Sure. It's A-Y-D-I-N. Aydin.
Tabii. A-Y-D-I-N. Aydın.
Jenny: Thank you. And would you mind giving me your phone number?
Teşekkürler. Bir de telefon numaranızı verir misiniz?
Elif: Not at all. It's oh five three two, double four one, six eight nine seven.
Ne demek. 0532 441 68 97.
Jenny: Sorry, the line is very bad. Could you say that again, a bit more slowly?
Pardon, hat çok kötü. Bir daha, biraz daha yavaş söyler misiniz?
Elif: Of course. Oh five three two, double four one, six eight nine seven.
Elbette. 0532 441 68 97.
Jenny: Got it, thank you. Can I ask what it's about?
Tamam, aldım, teşekkürler. Ne hakkında olduğunu sorabilir miyim?
Elif: It's about our order. Would you mind telling him it's urgent? We need the samples by Friday.
Siparişimizle ilgili. Acil olduğunu ona söyler misiniz? Örneklere cuma gününe kadar ihtiyacımız var.
Jenny: No problem. I'll tell him when he comes out of the meeting.
Sorun değil. Toplantıdan çıkınca ona söyleyeceğim.
Elif: Thank you so much. Could I have his email address, too?
Çok teşekkür ederim. E-posta adresini de alabilir miyim?
Jenny: Sure. It's m dot collins at harperdesign dot com.
Tabii. m.collins@harperdesign.com.
Elif: Perfect. Thanks for your help. Goodbye!
Mükemmel. Yardımınız için teşekkürler. Hoşça kalın!
Dilbilgisi
Rica etmek: Can you…? Could you…? Would you…?
Türkçede rica ederken fiile ek getiririz: “Kapıyı açar mısın?”, “Bana yardım edebilir misiniz?” İngilizcede aynı işi soru biçimindeki kalıplar yapar. Hepsinden sonra fiilin yalın hali (V1) gelir; to kullanılmaz.
| Kalıp | Kibarlık | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| Can you…? | Samimi, günlük | Can you open the window? | Pencereyi açar mısın? |
| Could you…? | Kibar (en güvenli) | Could you spell that, please? | Onu heceler misiniz, lütfen? |
| Would you…? | Kibar | Would you send me the file? | Dosyayı bana gönderir misiniz? |
| Could you possibly…? | Çok kibar | Could you possibly call me back? | Beni geri aramanız mümkün mü acaba? |
Cevap verirken: kabul için Sure. / Of course. / No problem.; geri çevirmek için önce özür dileyip neden söyleyin: I'm sorry, I can't. I'm in a meeting.
💡 Tanımadığınız biriyle, iş yerinde ve telefonda Could you…? kullanın; yanlış anlaşılma riski olmaz. please cümlenin sonuna ya da Could youdan sonraya gelir: Could you please wait? / Could you wait, please?
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: emir kipiyle rica etmek. Give me your number. Wait! gibi cümleler, sonuna please eklense bile İngilizcede kaba ya da sert duyulur. Doğrusu: Could you give me your number? ✓ Could you wait a moment, please? ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: coulddan sonra to koymak. Could you to call me? ✗ Can you to help me? ✗ → Could you call me? ✓ Can you help me? ✓ Kalıp yardımcı fiillerden (can, could, would, should, must, will) sonra hep yalın fiil gelir.
Would you mind + -ing?
Would you mind…? kelimesi kelimesine “…sakıncası olur mu?” demektir ve en kibar rica kalıplarındandır. Arkasından gelen fiil -ing alır: Would you mind waiting? (Beklemenizin sakıncası var mı? = Bekler misiniz?)
- Would you mind giving me your phone number? — Telefon numaranızı verir misiniz?
- Would you mind speaking more slowly? — Biraz daha yavaş konuşur musunuz?
- Would you mind not calling after ten? — Saat ondan sonra aramasanız olur mu?
| Cevap | Anlamı | Türkçe |
|---|---|---|
| No, not at all. | Kabul ediyorum | Hayır, hiç sakıncası yok. (= Tabii.) |
| Of course not. | Kabul ediyorum | Elbette sakıncası yok. |
| No problem. | Kabul ediyorum | Sorun değil. |
| Sorry, I'm afraid I can't… | Reddediyorum | Üzgünüm, maalesef …amam. |
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: minddan sonra mastar kullanmak. Would you mind to give me your number? ✗ Would you mind give me…? ✗ → Would you mind giving me your number? ✓ Olumsuzu da -ingin önüne not getirerek yapılır: Would you mind not smoking?
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: kabul ederken Yes demek. Soru “Sakıncası var mı?” olduğu için Yes, I do. / Yes. “Evet, sakıncası var” yani hayır anlamına gelir! Kabul etmek için No, not at all. ✓ Of course not. ✓ ya da kısaca Sure. ✓ deyin.
İzin istemek: Can I…? Could I…? May I…?
Rica ederken eylemi karşımızdaki kişi yapar (Can you…? = “…ar mısın?”); izin isterken ise eylemi biz yaparız (Can I…? = “…ebilir miyim?”). Türkçede ayrım ekle yapılır, İngilizcede yalnızca zamirle: you mu, I mı?
| Kalıp | Kibarlık | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| Can I…? | Samimi, günlük | Can I use your phone? | Telefonunu kullanabilir miyim? |
| Could I…? | Kibar | Could I speak to Mr. Collins? | Bay Collins ile görüşebilir miyim? |
| May I…? | Resmî, çok kibar | May I ask who's calling? | Kim aradığını sorabilir miyim? |
| Do you mind if I…? | Kibar | Do you mind if I open the window? | Pencereyi açmamın sakıncası var mı? |
- Could I have his email address, too? — Onun e-posta adresini de alabilir miyim?
- Can I call you back in five minutes? — Seni beş dakika sonra geri arayabilir miyim?
- Do you mind if I record our call? — No, not at all. — Görüşmemizi kaydetmemin sakıncası var mı? — Hayır, hiç yok.
💡 İzin isteğine cevap: Yes, of course. / Sure, go ahead. (Tabii, buyurun.) / I'm sorry, you can't. Kibar bir soruya (Could I…?) cevapta could kullanılmaz: Yes, you could. ✗ → Yes, of course. ✓ Yes, you can. ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası: I ile youyu karıştırmak. “Kalemini alabilir miyim?” demek isterken Can you take your pen? ✗ denir. Doğrusu: Can I borrow your pen? ✓ / “Kalemini verir misin?” → Can you give me your pen? ✓ Sorun: eylemi kim yapıyor? Siz yapıyorsanız I, o yapıyorsa you.
Telefon dili: This is… · Could I speak to…?
Telefonda yüz yüze konuşmadan farklı kalıplar kullanılır. En önemlisi: telefonda kendinizi I'm… ile değil This is… ile tanıtırsınız; telefonu açan kişi de adını … speaking ile söyler.
| İngilizce | Kim söyler? | Türkçe |
|---|---|---|
| Hello, this is Elif Aydin. | Arayan | Merhaba, ben Elif Aydın. |
| Could I speak to Mr. Collins, please? | Arayan | Bay Collins ile görüşebilir miyim? |
| Is that Jenny? | Arayan | Jenny ile mi görüşüyorum? |
| Jenny speaking. How can I help you? | Açan | Ben Jenny. Nasıl yardımcı olabilirim? |
| Who's calling, please? | Açan | Kim arıyor, lütfen? |
| Hold on, please. / One moment, please. | Açan | Bekleyin, lütfen. / Bir dakika, lütfen. |
| I'll put you through. | Açan | Sizi bağlıyorum. |
| I'm sorry, he's not available / in a meeting / on another line. | Açan | Üzgünüm, müsait değil / toplantıda / diğer hatta. |
💡 Hat kötüyse ya da anlamadıysanız: Sorry, the line is bad. Could you say that again? Could you speak up, please? (Biraz yüksek sesle konuşur musunuz?) Sorry, I didn't catch that. (Pardon, kaçırdım.)
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: telefonda I'm Elif. ya da Here is Elif. ✗ demek (Türkçedeki “Ben Elif” etkisi). Doğrusu: This is Elif. ✓ ya da Elif speaking. ✓ Karşıdakini sorarken de Are you Jenny? değil Is that Jenny? ✓ denir.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: Who are you? diye sormak. Telefonda çok kaba duyulur (“Sen kimsin?”). Kibarı: Who's calling, please? ✓ May I ask who's calling? ✓ Telefonu açarken de “Alo” yerine Hello? ✓ denir.
Mesaj bırakmak · call back, pick up, hang up
Aradığınız kişi müsait değilse mesaj bırakırsınız: Can I leave a message? Telefonu açan kişi de Can I take a message? diye sorar. Mesajda en çok kullanılan kalıplar: Could you ask him to call me back? (Beni aramasını rica eder misiniz?) Could you tell her (that) I called? (Aradığımı söyler misiniz?)
| Fiil | Türkçe | Örnek |
|---|---|---|
| call (sb) back | geri aramak | I'll call you back later. |
| pick up | telefonu açmak | I called three times, but he didn't pick up. |
| hang up | telefonu kapatmak | Please don't hang up. |
| get through | (telefonla) ulaşmak | I couldn't get through to the office. |
| leave a message | mesaj bırakmak | Please leave a message after the beep. |
- Could you ask her to call me back? — Beni geri aramasını rica edebilir misiniz?
- I called you twice, but you didn't pick up. — Seni iki kez aradım ama açmadın.
- Sorry, I have to hang up now. My bus is here. — Pardon, şimdi kapatmam lazım. Otobüsüm geldi.
💡 Mesaj ve sohbet uygulamalarında sık kısaltmalar: pls (please), thx (thanks), BRB (be right back — hemen dönüyorum), ASAP (en kısa zamanda), u (you). Arkadaşla kullanılır; iş e-postasında tam yazın.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: calldan sonra edat koymak. “Ona telefon ettim” diye düşünülüp I called to him. ✗ denir → I called him. ✓ call doğrudan nesne alır: call me, call the office.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: zamiri sona koymak. Call back me. ✗ Pick up it. ✗ → Call me back. ✓ Pick it up. ✓ Bu tür fiillerde (call back, pick up) zamir (me, it, him) iki parçanın arasına girer.
Harf, numara ve e-posta söylemek
Telefonda adınızı hecelemeniz (spell) ve numara vermeniz gerekir. İngilizce harf adları Türkçeden farklıdır; özellikle ünlüler Türkleri şaşırtır: A “ey”, E “i”, I “ay” okunur.
| Harf | Okunuş | Karışabilir | Not |
|---|---|---|---|
| A | ey | E (i), R (ar) | Aydin → ey-way-di-ay-en |
| E | i | I (ay) | Türkçedeki “i” sesi |
| I | ay | E (i) | Türkçedeki “ay” |
| G | ci | J (cey) | G ile J en sık karışan çift |
| J | cey | G (ci) | |
| H | eyç | “haş” değil | |
| W | DA-bıl-yu | V (vi) | “çift v” değil |
| Y | way | “ye” değil |
Numaralar tek tek söylenir; 0 çoğu zaman oh (“ou”), bazen zero okunur. Yan yana iki aynı rakam için double kullanılır: 44 → double four, 777 → triple seven ya da seven seven seven. E-postada: @ = at, . = dot, - = dash (ya da hyphen), _ = underscore.
- My number is oh five three two, double four one, six eight nine seven. — Numaram 0532 441 68 97.
- It's elif dot aydin at yildiz dash furniture dot com. — elif.aydin@yildiz-furniture.com
- How do you spell your name? — It's K-E-R-E-M. — Adını nasıl yazıyorsun? — K-E-R-E-M.
⚠️ Türklerin tipik hatası: harfleri Türkçe adlarıyla söylemek ya da ünlüleri karıştırmak. “E-L-İ-F” derken Eyi “e”, Iyı “i” okumak karşı tarafa “A-L-E-F” gibi gelebilir. Doğrusu: “i-el-ay-ef”. Ayrıca 0 için “sıfır” derken zeroyu “zero” diye Türkçe okumayın: “Zİ-rou” ya da kısaca “ou”.
Kelimeler
- phone call
FOUN kol
telefon görüşmesi - call
KOL
aramak (telefonla) - call back
kol BEK
geri aramak - pick up
pik AP
(telefonu) açmak - hang up
heng AP
(telefonu) kapatmak - Hold on.
hould AN
Bekleyin. / Ayrılmayın. - put through
put TRU
(telefonu) bağlamak, aktarmak - speaking
SPİ-king
(telefonda) ben, konuşan - take a message
teyk ı ME-sic
mesaj almak - leave a message
liv ı ME-sic
mesaj bırakmak - line
LAYN
hat - busy
Bİ-zi
meşgul; yoğun - available
ı-VEY-lı-bıl
müsait - voicemail
VOYS-meyl
sesli mesaj, telesekreter - missed call
MİST kol
cevapsız arama - text
TEKST
kısa mesaj; mesaj atmak - spell
SPEL
hecelemek, harf harf söylemek - surname
SÖR-neym
soyadı - urgent
ÖR-cınt
acil - order
OR-dır
sipariş - sample
SEM-pıl
numune, örnek - Could you…?
KUD yu
…ebilir misiniz? (kibar rica) - Would you mind…?
WUD yu MAYND
…mahsuru var mı? / …rica etsem? - Not at all.
NAT ıt OL
Hiç sorun değil. / Ne demek. - Of course.
ıv KORS
Elbette, tabii. - Got it.
GA-tit
Anladım. / Tamam, aldım. - at (@)
ET
et işareti (@) - dot (.)
DAT
nokta (adreste) - double
DA-bıl
çift (rakam/harf tekrarında) - as soon as possible
ız SUN ız PA-sı-bıl
en kısa zamanda