📘 İngilizce kursu: tüm üniteler

A2 · Ünite 15: A2 tekrar (A2 review)

A2 seviyesinin tüm konuları

Metin: An old friend

Selin, Eskişehir'de bir kafede otururken lise arkadaşı Emre'yi görüyor; yıllardır görüşmemişler. Bu diyalog A2'de öğrendiğiniz neredeyse bütün yapıları içeriyor: her replikte hangi zamanın ya da kalıbın neden seçildiğini bulmaya çalışın.

Emre: Selin? Is that you? I haven't seen you for ages!
Selin? Sen misin? Seni yıllardır görmedim!

Selin: Emre! Wow, you look exactly the same. What are you doing in Eskisehir?
Emre! Vay, hiç değişmemişsin. Eskişehir'de ne yapıyorsun?

Emre: I've just moved here. I started a new job at the university last month.
Buraya yeni taşındım. Geçen ay üniversitede yeni bir işe başladım.

Selin: Really? That's great! Have you found a flat yet?
Gerçekten mi? Harika! Ev buldun mu?

Emre: Not yet. I'm staying with my cousin. Flats here are cheaper than in Istanbul, but they aren't easy to find.
Henüz değil. Kuzenimde kalıyorum. Buradaki evler İstanbul'dakilerden ucuz ama bulmak kolay değil.

Selin: You should look near the tram line. It's the most convenient area in the city.
Tramvay hattının yakınına bakmalısın. Şehrin en kullanışlı bölgesi orası.

Emre: Thanks, I will. Do you remember our old school? We used to sit in the garden every lunchtime.
Sağ ol, bakarım. Eski okulumuzu hatırlıyor musun? Her öğle arası bahçede otururduk.

Selin: Of course! And do you remember the day when the teacher came in while we were eating cake in class?
Tabii ki! Peki biz sınıfta pasta yerken öğretmenin içeri girdiği günü hatırlıyor musun?

Emre: Yes! She was so angry. We had to clean the classroom after school.
Evet! Çok kızmıştı. Okuldan sonra sınıfı temizlemek zorunda kalmıştık.

Selin: Those were the days! So, what's your new job like?
Ne günlerdi! Peki yeni işin nasıl?

Emre: I love it. My colleagues are people who really enjoy teaching. But I have a lot of work, so I don't have much free time.
Çok seviyorum. İş arkadaşlarım öğretmeyi gerçekten seven insanlar. Ama çok işim var, o yüzden pek boş vaktim yok.

Selin: Well, if you're free on Saturday, we'll have dinner at our place. My husband is going to cook his famous lamb.
O zaman cumartesi boşsan bizde akşam yemeği yeriz. Kocam meşhur kuzu yemeğini yapacak.

Emre: I'd love to! Can I bring anything?
Çok isterim! Bir şey getireyim mi?

Selin: Just a few drinks. And you mustn't be late. Hakan gets angry when the food gets cold!
Sadece birkaç içecek. Bir de sakın geç kalma. Yemek soğuyunca Hakan kızıyor!

Emre: Don't worry, I'll be there at seven. Could you send me your address?
Merak etme, yedide orada olurum. Adresini bana gönderir misin?

Selin: Sure. I'll text you tonight. It's so nice to see you again!
Tabii. Bu akşam mesaj atarım. Seni yeniden görmek ne güzel!

Dilbilgisi

Present Perfect mi, Past Simple mı?

A2'de Present Perfect'i (have / has + V3) üç kullanımda gördünüz. Ortak noktaları: geçmiş ile şimdi arasında bir bağ var ve zaman belirtilmiyor. Geçmişte belirli bir zaman söylendiği anda (yesterday, last month, in 2020, two days ago) Past Simple'a geçilir.

KullanımÖrnekTürkçe
Deneyim: ever / neverHave you ever been to Japan? — No, never.Hiç Japonya'ya gittin mi? — Hayır, hiç.
Yakın geçmiş: just / yet / alreadyI've just moved here. Have you found a flat yet?Buraya yeni taşındım. Ev buldun mu?
Süren durum: for / sinceI've worked here since 2023.2023'ten beri burada çalışıyorum.
Past Simple: belirli geçmiş zamanI started the job last month.İşe geçen ay başladım.

💡 İlk cümle genellikle Present Perfect'tir (genel bilgi: I've been to London.), ayrıntılara geçince Past Simple başlar (When did you go? I went last year.).

⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki tek “-dı”yı hep aynı zamanla çevirmek. I've been to London last year. ✗ I've seen him yesterday. ✗ → I went to London last year. ✓ I saw him yesterday. ✓ Ters yönde de: Did you ever go to Japan? yerine deneyim sorusu Have you ever been to Japan? ✓ ve süre için I work here since 2023 ✗ → I've worked here since 2023. ✓

Geçmişi anlatmak: Past Continuous, when / while, used to

Bir hikâye anlatırken üç yapıyı birlikte kullanırız. Past Simple olayları sıralar (The teacher came in.). Past Continuous (was / were + -ing) o sırada süren arka planı verir (We were eating cake.). used to + V1 ise eskiden düzenli olan ama artık olmayan alışkanlıkları anlatır (We used to sit in the garden.).

YapıNe anlatır?ÖrnekTürkçe
Past SimpleTamamlanmış olayThe teacher came in.Öğretmen içeri girdi.
Past ContinuousO sırada süren eylemWe were eating cake.Pasta yiyorduk.
when + Past SimpleAraya giren kısa olayWe were eating cake when the teacher came in.Öğretmen girdiğinde pasta yiyorduk.
while + Past ContinuousSüren arka planThe teacher came in while we were eating cake.Biz pasta yerken öğretmen girdi.
used to + V1Eski alışkanlık / durumWe used to sit in the garden.Bahçede otururduk.

⚠️ Türklerin tipik hatası 1: used toyu yanlış kurmak. I use to play football. ✗ (şimdiki alışkanlık için I usually play) I was used to play. ✗ → I used to play football. ✓ Soru ve olumsuzda did geldiği için -d düşer: Did you use to…? ✓ I didn't use to… ✓

⚠️ Türklerin tipik hatası 2: iki eylemi de Past Continuous yapmak. When I was walking, I was seeing Emre. ✗ → When I was walking, I saw Emre. ✓ Uzun süren eylem Past Continuous, araya giren kısa olay Past Simple olur. see, know, like gibi durum fiilleri zaten -ing almaz.

Gelecek ve koşul: will, going to, If…

going to önceden verilmiş kararlar ve planlar için, will ise konuşma anındaki ani kararlar, sözler ve tahminler için kullanılır. Birinci tip koşul cümlesi gerçek bir olasılığı anlatır: If + Present Simple, … will + V1. Aynı yapı when (kesin olacak durum) ve unless (…mezse) ile de kurulur.

YapıNe zaman?ÖrnekTürkçe
going toPlan, önceden kararMy husband is going to cook lamb.Kocam kuzu yemeği yapacak.
willAni kararCan I bring anything? — Yes, I'll bring drinks.Bir şey getireyim mi? — İçecek getiririm.
willSöz, tahminI'll be there at seven. It'll probably rain.Yedide orada olurum. Muhtemelen yağmur yağacak.
If…, will…Gerçek koşulIf you're free, we'll have dinner.Boşsan akşam yemeği yeriz.
unless…mezseWe'll miss the bus unless we hurry.Acele etmezsek otobüsü kaçıracağız.

⚠️ Türklerin tipik hatası 1: if ve whenli bölüme will koymak. Türkçede “Yağmur yağarsa” geleceği anlatsa da İngilizcede bu bölüm Present Simple olur. If it will rain, we will stay home. ✗ When I will get home… ✗ → If it rains, we'll stay home. ✓ When I get home… ✓

⚠️ Türklerin tipik hatası 2: unlessle çift olumsuz kurmak. Unless you don't hurry, you'll be late. ✗ unless zaten “…mezse” demektir → Unless you hurry, you'll be late. ✓ = If you don't hurry, you'll be late. ✓

Zorunluluk, yasak, tavsiye ve rica

Bu kalıpların hepsinden sonra fiilin yalın hali gelir (bir istisna: Would you mind + -ing). En çok karışan ikili mustn't ile don't have todur: biri yasak, öteki gerek yok demektir.

KalıpAnlamÖrnekTürkçe
must / have toZorunlulukI have to work on Saturday.Cumartesi çalışmak zorundayım.
mustn'tYasakYou mustn't be late.Sakın geç kalma. / Geç kalmamalısın.
don't have toGerek yokYou don't have to bring food.Yemek getirmene gerek yok.
had toGeçmişte zorunlulukWe had to clean the classroom.Sınıfı temizlemek zorunda kaldık.
should / shouldn'tTavsiyeYou should look near the tram line.Tramvay hattının yakınına bakmalısın.
Why don't you…?ÖneriWhy don't you see a doctor?Neden doktora görünmüyorsun?
Could you…? / Would you mind + -ing?Kibar ricaCould you send me your address?Adresini gönderir misin?

💡 mustün geçmiş biçimi yoktur; geçmişteki zorunluluk için had to kullanılır: Yesterday I had to work late. I musted ✗ diye bir biçim yoktur.

⚠️ Türklerin tipik hatası: don't have toyu yasak sanmak ve kalıplara to eklemek. You don't have to smoke here. “Burada sigara içmen gerekmiyor” demektir; yasak için You mustn't smoke here. ✓ Ayrıca You should to go. ✗ You must to wait. ✗ → You should go. ✓ You must wait. ✓ (have to ve used to dışında to yok.)

Karşılaştırma, tarif ve ilgi cümlesi

Kısa sıfatlar -er / -est, uzun sıfatlar more / most alır; karşılaştırmada than, en üstünlükte the kullanılır. İnsanları ve şeyleri tarif ederken görünüş için look / look like, karakter ve genel nitelik için be like sorulur. Bir ismi tanımlarken ilgi zamirleri gelir: insanlar için who, eşya ve hayvanlar için which, ikisi için de that.

İngilizceKuralTürkçe
cheap → cheaper → the cheapestKısa sıfatucuz → daha ucuz → en ucuz
convenient → more convenient → the most convenientUzun sıfatkullanışlı → daha → en kullanışlı
good → better → the best / bad → worse → the worstDüzensiziyi → daha iyi → en iyi / kötü → daha kötü → en kötü
What does she look like? — She's tall and has short hair.GörünüşNeye benziyor? — Uzun boylu, kısa saçlı.
What's she like? — She's friendly and funny.KarakterNasıl biri? — Cana yakın ve komik.
people who enjoy teaching / a city which is very oldwho / which / thatöğretmeyi seven insanlar / çok eski bir şehir

⚠️ Türklerin tipik hatası 1: çift karşılaştırma ve than yerine from. more cheaper ✗ more better ✗ bigger from Istanbul ✗ → cheaper ✓ better ✓ bigger than Istanbul ✓ “-den daha” = -er than.

⚠️ Türklerin tipik hatası 2: likeı “sevmek” sanıp What is she like? sorusunu “Ne sever?” diye anlamak (doğrusu: “Nasıl biri?”), ve insan için which kullanmak: the woman which lives next door ✗ → the woman who lives next door ✓ Ayrıca ilgi cümlesinde zamiri tekrarlamak: the book which I read it ✗ → the book which I read ✓

Miktar: much, many, a lot of, a few, a little

Önce ismin sayılabilen mi (bir, iki, üç… diyebildiğimiz: drink, flat, friend) yoksa sayılamayan mı (water, money, time, work, advice, information) olduğuna bakın. Miktar sözcüğünü buna göre seçersiniz.

İngilizceSayılabilenSayılamayanTürkçe
many / muchmany friendsmuch timeçok (soru ve olumsuzda)
a lot ofa lot of friendsa lot of timeçok (her cümlede)
a few / a littlea few drinksa little sugarbirkaç / biraz
How many…? / How much…?How many eggs?How much milk?Kaç tane? / Ne kadar?

💡 Olumlu cümlede much kulağa resmî gelir; günlük konuşmada a lot of tercih edilir: I drink a lot of coffee. ✓ (daha doğal) / I drink much coffee. (resmî ve tuhaf).

⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçede sayılabildiği için bazı sözcükleri çoğul yapmak. many informations ✗ some advices ✗ a lot of works ✗ → a lot of information ✓ some advice ✓ a lot of work ✓ Bu sözcükler sayılamaz; tek bir tane için a piece of advice / information denir. a lot ofda of düşmez: a lot friends ✗.

Kelimeler

✍️ Alıştırmaları çöz ve testi geç

🕊️ Dilmaçım ile ücretsiz İngilizce öğren →