📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
B1 · Ünite 2: Edilgen yapı (It was built in…)
Passive Voice: Present ve Past · by
Metin: A visit to an olive oil factory
Ayvalık'ta eski bir zeytinyağı fabrikası bugün hem çalışıyor hem de ziyaretçilere açık. Rehber Murat, İngilizce konuşan bir grubu, aralarında Kanadalı Claire ve İzmirli öğrenci Ece de var, binada gezdiriyor. Fabrika ve aile kurgusaldır. Metinde [[is made]], [[are picked]], [[was built]], [[were sold]] gibi edilgen yapılara ve [[by]] edatına dikkat edin.
Murat: Welcome to the Demir Olive Oil Factory, everyone! This building was built in 1910, and olive oil is still produced here today.
Demir Zeytinyağı Fabrikası'na hoş geldiniz arkadaşlar! Bu bina 1910'da inşa edildi ve bugün hâlâ burada zeytinyağı üretiliyor.
Claire: Wow, it's over a hundred years old! Who was it built by?
Vay, yüz yaşından büyük! Kim tarafından yapıldı?
Murat: It was built by a local family of merchants. Later, in the 1960s, it was bought by the Demir family.
Yerel bir tüccar ailesi tarafından yapıldı. Daha sonra, 1960'larda Demir ailesi tarafından satın alındı.
Ece: The walls look really old, but the roof looks new.
Duvarlar gerçekten eski görünüyor ama çatı yeni gibi.
Murat: Good eye! The roof was damaged in a storm, so the whole building was restored ten years ago. The old stones were cleaned one by one.
Dikkatlisin! Çatı bir fırtınada hasar gördü, bu yüzden bütün bina on yıl önce restore edildi. Eski taşlar tek tek temizlendi.
Claire: So how is olive oil made? I've always wanted to know.
Peki zeytinyağı nasıl yapılıyor? Hep merak etmişimdir.
Murat: First, the olives are picked in November and December. Most of them are still picked by hand in this area.
Önce zeytinler kasım ve aralıkta toplanıyor. Bu bölgede çoğu hâlâ elle toplanıyor.
Ece: By hand? That must be hard work.
Elle mi? Çok zor bir iş olmalı.
Murat: It is. Then the olives are brought to the factory on the same day. They're washed, and the leaves are removed.
Öyle. Sonra zeytinler aynı gün fabrikaya getiriliyor. Yıkanıyor ve yaprakları ayıklanıyor.
Claire: Are they crushed with those big stones over there?
Şuradaki büyük taşlarla mı eziliyorlar?
Murat: Not anymore. Those stones were used until the 1990s. Today the olives are crushed by modern machines, but the stones are kept for visitors.
Artık değil. O taşlar 1990'lara kadar kullanıldı. Bugün zeytinler modern makinelerle eziliyor ama taşlar ziyaretçiler için saklanıyor.
Ece: And what happens after that?
Peki ondan sonra ne oluyor?
Murat: The oil is separated from the water, and then it's stored in steel tanks. It isn't heated, so it keeps its taste.
Yağ sudan ayrılıyor, sonra çelik tanklarda depolanıyor. Isıtılmıyor, bu yüzden tadını koruyor.
Claire: Is all the oil sold in Turkey?
Bütün yağ Türkiye'de mi satılıyor?
Murat: No, about half of it is exported. In the past, the oil was carried to Izmir by ship and sold there.
Hayır, yaklaşık yarısı ihraç ediliyor. Eskiden yağ gemiyle İzmir'e taşınır ve orada satılırdı.
Ece: Look at this old poster! When was it made?
Şu eski afişe bakın! Ne zaman yapılmış?
Murat: It was designed in 1935. It was found in the basement during the restoration, and it was painted by a local artist, but his name wasn't written on it.
1935'te tasarlandı. Restorasyon sırasında bodrumda bulundu. Yerel bir ressam tarafından boyanmış ama adı üzerine yazılmamış.
Claire: What a story! Can we taste the oil?
Ne hikâye ama! Yağın tadına bakabilir miyiz?
Murat: Of course. Fresh bread is baked every morning for our visitors. Please follow me to the shop.
Elbette. Ziyaretçilerimiz için her sabah taze ekmek pişiriliyor. Lütfen beni dükkâna doğru takip edin.
Dilbilgisi
Edilgen yapı nedir, ne zaman kullanılır?
Etken cümlede işi yapan öznedir: The Demir family bought the factory. (Demir ailesi fabrikayı satın aldı.) Edilgen cümlede ise işten etkilenen şey özne olur: The factory was bought (by the Demir family). (Fabrika (Demir ailesi tarafından) satın alındı.)
Türkçede edilgenlik fiile eklenen -ıl / -ın ekiyle yapılır: yap-ıl-dı, sat-ıl-ıyor, ye-n-ir. İngilizcede ise iki parçalı bir yapı kullanılır: be + fiilin 3. hali (V3). Zamanı be fiili gösterir; asıl fiil hep V3 olarak kalır.
| Etken | Edilgen | Türkçe |
|---|---|---|
| They make olive oil here. | Olive oil is made here. | Burada zeytinyağı yapılıyor. |
| Someone built it in 1910. | It was built in 1910. | 1910'da yapıldı. |
| Workers pick the olives. | The olives are picked. | Zeytinler toplanıyor. |
Edilgen yapı şu durumlarda tercih edilir: işi yapan bilinmiyorsa (My bike was stolen.), önemsizse ya da belliyse (The olives are washed. — kim yıkıyor, önemli değil), bir süreci ya da tarihî olguyu anlatıyorsak (The building was restored ten years ago.).
💡 Haberlerde, ders kitaplarında, tarifler ve üretim süreçlerinde edilgen yapı çok sık kullanılır. Günlük konuşmada ise işi yapan biliniyorsa çoğu zaman etken cümle daha doğaldır.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçede “yapıldı” tek sözcük olduğu için beyi atlamak: The factory built in 1910. ✗ Bu cümle “Fabrika 1910'da (bir şey) inşa etti” gibi saçma bir anlam taşır. Doğrusu: The factory was built in 1910. ✓ Edilgen yapıda be asla düşmez!
Present Simple Passive: am / is / are + V3
Genel gerçekleri, alışkanlıkları ve süreçleri edilgen anlatmak için Present Simple Passive kullanılır. be özneye göre am / is / are olur.
| İngilizce | Türkçe |
|---|---|
| Olive oil is produced here. | Burada zeytinyağı üretilir. |
| The olives are picked in November. | Zeytinler kasımda toplanır. |
| Fresh bread is baked every morning. | Her sabah taze ekmek pişirilir. |
| English is spoken in many countries. | Birçok ülkede İngilizce konuşulur. |
| Tea is grown in the Black Sea region. | Karadeniz bölgesinde çay yetiştirilir. |
Bir süreci adım adım anlatırken sıralama sözcükleri edilgen yapıyla birlikte kullanılır: First, … Then, … After that, … Finally, …
- First, the olives are washed. Then they're crushed. — Önce zeytinler yıkanır. Sonra ezilir.
- The oil is stored in steel tanks. — Yağ çelik tanklarda depolanır.
- About half of it is exported. — Yaklaşık yarısı ihraç edilir.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: beden sonra fiilin yalın halini ya da -ingli halini kullanmak: Olive oil is produce here. ✗ Olive oil is producing here. ✗ (ikincisi “Zeytinyağı burada bir şey üretiyor” demektir!) Doğrusu: Olive oil is produced here. ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: çoğul özneyle is kullanmak: The olives is picked by hand. ✗ → The olives are picked by hand. ✓ be, edilgen cümlenin öznesine (burada the olives) uyar.
Past Simple Passive: was / were + V3
Geçmişte olmuş bir işi edilgen anlatmak için was (tekil) ya da were (çoğul) + V3 kullanılır. Tarih, yapı, icat ve olay anlatımlarında çok yaygındır: It was built in…, It was invented in…, It was written by…
| İngilizce | Türkçe |
|---|---|
| The building was built in 1910. | Bina 1910'da yapıldı. |
| The roof was damaged in a storm. | Çatı bir fırtınada hasar gördü. |
| The old stones were cleaned one by one. | Eski taşlar tek tek temizlendi. |
| The poster was found in the basement. | Afiş bodrumda bulundu. |
| Those stones were used until the 1990s. | O taşlar 1990'lara kadar kullanıldı. |
- My phone was stolen on the bus. — Telefonum otobüste çalındı.
- The tickets were sold in two hours. — Biletler iki saatte satıldı.
- I was born in Bursa. — Bursa'da doğdum.
💡 “Doğmak” İngilizcede her zaman edilgendir: be born. I was born in 1995. ✓ She was born in Izmir. ✓ Soru: Where were you born? ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: “Doğdum”u etken gibi çevirmek: I born in 1995. ✗ I am born in 1995. ✗ → I was born in 1995. ✓ Doğum geçmişte olduğu için was / were gerekir.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: Past Passive'de V3 yerine V2 ya da düzenli ek kullanmak: It was builded. ✗ It was wrote. ✗ The tickets were sell. ✗ → It was built. ✓ It was written. ✓ The tickets were sold. ✓ Düzensiz fiillerin V3 haline özellikle dikkat edin (aşağıdaki tabloya bakın).
Olumsuz ve soru: isn't made · When was it built?
Edilgen cümlede olumsuzluk ve soru yalnızca be fiiliyle yapılır, tıpkı to be cümlelerinde olduğu gibi. do / does / did kullanılmaz.
| Biçim | Present | Past |
|---|---|---|
| Olumlu | It is heated. | It was built in 1910. |
| Olumsuz | It isn't heated. | It wasn't built in 1910. |
| Evet/hayır sorusu | Is it heated? | Was it built in 1910? |
| Soru sözcüğüyle | How is olive oil made? | When was it built? |
| Kısa cevap | Yes, it is. / No, it isn't. | Yes, it was. / No, it wasn't. |
- The oil isn't heated, so it keeps its taste. — Yağ ısıtılmıyor, bu yüzden tadını koruyor.
- His name wasn't written on the poster. — Adı afişin üzerine yazılmamıştı.
- Where are these olives grown? — Bu zeytinler nerede yetiştiriliyor?
- Were the tickets sold online? — Biletler internetten mi satıldı?
⚠️ Türklerin tipik hatası: soruda did kullanmak: When did it built? ✗ When did it build? ✗ (ikincisi “O ne zaman inşa etti?” demektir). Edilgen soruda be öne geçer: When was it built? ✓ Aynı şekilde How does olive oil made? ✗ → How is olive oil made? ✓ Olumsuzda da It didn't heated ✗ → It isn't heated / It wasn't heated. ✓
İşi yapanı söylemek: by
Edilgen cümlede işi yapanı söylemek gerekiyorsa by (tarafından) kullanılır: It was painted by a local artist. Ancak by ile işi yapanı söylemek çoğu zaman gereksizdir; yalnızca önemli ya da yeni bir bilgi olduğunda eklenir.
- The factory was bought by the Demir family. — Fabrika Demir ailesi tarafından satın alındı.
- Today the olives are crushed by modern machines. — Bugün zeytinler modern makinelerle eziliyor.
- This song was written by my grandfather. — Bu şarkı dedem tarafından yazıldı.
| İngilizce | Anlam | Türkçe |
|---|---|---|
| by the Demir family | işi yapan kişi/kurum | Demir ailesi tarafından |
| by hand | yöntem | elle |
| by ship / by car | ulaşım aracı | gemiyle / arabayla |
| with a knife | kullanılan alet | bıçakla |
💡 Gereksiz by örnekleri: My wallet was stolen by someone. (Kim olduğu zaten bilinmiyor → My wallet was stolen.) English is spoken by people in Canada. (Elbette insanlar konuşuyor → English is spoken in Canada.)
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki “-ile / -la”yı her yerde with diye çevirmek: The poster was painted with a local artist. ✗ (Bu, “ressamla birlikte boyandı” anlamına gelir.) İşi yapan kişi için by ✓: painted by a local artist. with yalnızca araç-gereç içindir: It was cut with a knife. ✓
Düzensiz fiillerin üçüncü hali (V3)
Edilgen yapının doğruluğu büyük ölçüde V3'ü bilmeye bağlıdır. Düzenli fiillerde V3, V2 ile aynıdır (-ed: used, cleaned, restored). Düzensiz fiillerde ise V3 ayrıca öğrenilmelidir. Aşağıdakiler edilgen cümlelerde en sık geçenlerdir.
| V1 | V2 | V3 | Türkçe |
|---|---|---|---|
| build | built | built | inşa etmek |
| make | made | made | yapmak |
| sell | sold | sold | satmak |
| find | found | found | bulmak |
| bring | brought | brought | getirmek |
| write | wrote | written | yazmak |
| grow | grew | grown | yetiştirmek |
| speak | spoke | spoken | konuşmak |
| steal | stole | stolen | çalmak |
| give | gave | given | vermek |
| take | took | taken | almak, götürmek |
- The letter was written in 1935. — Mektup 1935'te yazıldı.
- Many photos were taken during the visit. — Ziyaret sırasında çok fotoğraf çekildi.
- The visitors are given a free bottle of oil. — Ziyaretçilere bedava bir şişe yağ veriliyor.
⚠️ Türklerin tipik hatası: V2 ile V3'ü karıştırmak. It was wrote by him. ✗ Tea is grew here. ✗ The car was stole. ✗ → It was written by him. ✓ Tea is grown here. ✓ The car was stolen. ✓ Kural: beden sonra her zaman V3 gelir.
Kelimeler
- build (built, built)
BİLD (BİLT)
inşa etmek, yapmak - produce
prı-DUS
üretmek - factory
fabrika - merchant
tüccar - restore
ri-STOR
restore etmek, eski haline getirmek - restoration
restorasyon - damage
DE-mic
hasar vermek; hasar - pick
toplamak (meyve), seçmek - by hand
elle - bring (brought, brought)
BRİNG (BROT)
getirmek - wash
yıkamak - remove
ri-MUV
çıkarmak, ayıklamak, kaldırmak - crush
ezmek, sıkmak - machine
mı-ŞİN
makine - keep (kept, kept)
KİP (KEPT)
saklamak, tutmak - separate
SE-pı-reyt (fiil) / SE-prıt (sıfat)
ayırmak (fiil); ayrı (sıfat) - store
depolamak; mağaza - steel
çelik - heat
ısıtmak; ısı - taste
TEYST
tat; tadına bakmak - export
ik-SPORT (fiil) / EK-sport (isim)
ihraç etmek (fiil); ihracat (isim) - carry
KE-ri
taşımak, üzerinde bulundurmak - design
di-ZAYN
tasarlamak; tasarım - find (found, found)
FAYND (FAUND)
bulmak - basement
BEYS-mınt
bodrum katı - paint
boyamak, resim yapmak - local
LOU-kıl
yerel - bake
BEYK
fırında pişirmek - grow (grew, grown)
GROU (GRU, GROUN)
yetiştirmek; büyümek - invent
icat etmek