📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
B1 · Ünite 3: Hayal et (If I were you)
İkinci tip koşul (Second Conditional) · wish + past
Metin: What would you do?
İzmir'deki bir reklam ajansında öğle arası. Elif ve Can, İngiliz meslektaşları Hannah ile “Ya şöyle olsaydı?” oyunu oynuyor; sonra konu Can'ın gerçek bir sorununa geliyor. Metinde [[If I had…, I would…]], [[If I were you]] ve [[I wish I could…]] yapılarına dikkat edin.
Hannah: OK, let's play a game. Question one: what would you do if you didn't have to work for a year?
Tamam, bir oyun oynayalım. Birinci soru: Bir yıl çalışmak zorunda olmasan ne yapardın?
Elif: Easy! If I didn't have to work, I'd travel around South America. I'd learn Spanish and I'd take thousands of photos.
Kolay! Çalışmak zorunda olmasam Güney Amerika'yı gezerdim. İspanyolca öğrenir, binlerce fotoğraf çekerdim.
Can: I wouldn't travel. I'd stay at home and finally write my novel.
Ben gezmezdim. Evde kalır, sonunda romanımı yazardım.
Hannah: Your novel? I didn't know you were a writer!
Romanın mı? Yazar olduğunu bilmiyordum!
Can: I'm not, really. But I'd be a writer if I had more free time.
Aslında değilim. Ama daha çok boş vaktim olsa yazar olurdum.
Hannah: Question two: if you could live in any city in the world, where would you live?
İkinci soru: Dünyada istediğin şehirde yaşayabilsen nerede yaşardın?
Elif: Hmm, I think I'd stay in Izmir. If I lived somewhere else, I'd miss the sea and my family too much.
Hımm, sanırım İzmir'de kalırdım. Başka bir yerde yaşasam denizi ve ailemi çok özlerdim.
Can: Not me. I'd live in a small town in the mountains. It would be quiet, and nobody would call me about work!
Ben öyle değilim. Dağlarda küçük bir kasabada yaşardım. Sessiz olurdu ve kimse beni iş için aramazdı!
Hannah: Ha! That sounds like a real wish, Can. Are you OK?
Ha! Bu gerçek bir dilek gibi geldi, Can. İyi misin?
Can: Honestly, I'm a bit tired. I wish I had more time for myself. I work until nine every night.
Açıkçası biraz yorgunum. Keşke kendime daha çok vaktim olsa. Her gece dokuza kadar çalışıyorum.
Elif: Every night? If I were you, I'd talk to the manager. You can't continue like this.
Her gece mi? Yerinde olsam müdürle konuşurdum. Böyle devam edemezsin.
Can: I know, but I'm worried. If I said no to extra work, she might think I'm lazy.
Biliyorum ama endişeleniyorum. Fazla işe hayır desem tembel olduğumu düşünebilir.
Hannah: I don't think she would. You're one of the best designers here. If you explained the problem, she would probably understand.
Bence düşünmez. Buradaki en iyi tasarımcılardan birisin. Sorunu anlatsan muhtemelen anlardı.
Can: Maybe you're right. I wish I were braver about these things.
Belki haklısın. Keşke bu konularda daha cesur olsam.
Elif: You could ask for one day a week to work from home. That would help, wouldn't it?
Haftada bir gün evden çalışmayı isteyebilirsin. Bu işe yarardı, değil mi?
Can: It would. Then I could start my novel on that day!
Yarardı. O zaman romanıma o gün başlayabilirdim!
Hannah: And if your novel became famous, you wouldn't need this job at all.
Romanın ünlü olsa bu işe hiç ihtiyacın kalmazdı.
Can: Now you're dreaming, Hannah! But OK, I'll talk to her tomorrow. I hope she says yes.
Şimdi hayal kuruyorsun Hannah! Ama tamam, yarın onunla konuşacağım. Umarım evet der.
Dilbilgisi
İkinci tip koşul: If + Past Simple, would + V1
İkinci tip koşul cümlesi (Second Conditional) şimdi ya da gelecekte gerçek olmayan, hayalî veya olasılığı çok düşük durumları anlatır. Türkçedeki “Param olsa araba alırdım.” yapısının karşılığıdır.
| if bölümü (koşul) | Ana bölüm (sonuç) | Türkçe |
|---|---|---|
| If + Past Simple | would ('d) + V1 | …-se/-sa, …-erdi/-ardı |
| If I had more time, | I'd write a novel. | Daha çok vaktim olsa roman yazardım. |
| If she lived in Izmir, | she'd go to the sea every day. | İzmir'de yaşasa her gün denize giderdi. |
| If we didn't have to work, | we'd travel. | Çalışmak zorunda olmasak gezerdik. |
Önemli nokta: if bölümündeki fiil geçmiş zaman biçimindedir ama anlamı geçmiş değildir. If I had more time “daha çok vaktim olsaydı (geçmişte)” değil, “şu an daha çok vaktim olsa” demektir. Geçmiş biçim burada “gerçeklikten uzaklık” bildirir.
- If I had a car, I'd drive to work. — Arabam olsa işe arabayla giderdim. (Arabam yok.)
- If you lived closer, we'd see each other more often. — Daha yakında otursan daha sık görüşürdük.
- I'd be a writer if I had more free time. — Daha çok boş vaktim olsa yazar olurdum.
💡 Bölümlerin sırası değişebilir. if bölümü başta gelirse arkasına virgül konur: If I had time, I'd help you. Sonda gelirse virgül gerekmez: I'd help you if I had time.
⚠️ Türklerin tipik hatası: “olsa”daki dilek anlamını would ile vermeye çalışıp if bölümüne de would koymak: If I would have money, I would buy a car. ✗ if bölümünde would kullanılmaz! Doğrusu: If I had money, I would buy a car. ✓ Kural: would yalnızca sonuç bölümünde.
Birinci tip mi, ikinci tip mi?
A2'de öğrendiğiniz birinci tip koşul (If it rains, we'll stay home.) gerçekten olabilecek durumları anlatır. İkinci tip ise hayalî, gerçek dışı ya da pek olası olmayan durumları. Seçimi dilbilgisi değil, konuşanın bakışı belirler.
| Birinci tip (gerçek olasılık) | İkinci tip (hayal / düşük olasılık) |
|---|---|
| If I find a cheap ticket, I'll go to London. | If I won the lottery, I'd buy a house in London. |
| If it's sunny tomorrow, we'll have a picnic. | If it were summer now, we'd go swimming. |
| If you explain the problem, she'll understand. | If you explained the problem, she'd understand. |
Son satırda iki cümle de doğrudur, ama anlam farklıdır. If you explain…, she'll… “anlatırsan (ki anlatabilirsin) anlar” der; If you explained…, she'd… ise daha temkinli, daha hayalî bir öneri gibidir: “anlatsan anlardı”.
- If I see Hannah, I'll tell her. — Hannah'yı görürsem ona söylerim. (Görebilirim.)
- If I were taller, I'd play basketball. — Daha uzun olsam basketbol oynardım. (Uzun değilim.)
- What would you do if you lost your job? — İşini kaybetsen ne yapardın?
⚠️ Türklerin tipik hatası: if bölümüne will koymak ya da iki tipi karıştırmak: If I will win the lottery, I would buy a house. ✗ If I won the lottery, I will buy a house. ✗ İki yapıyı kendi içinde tutarlı kurun: If I win…, I'll… ✓ (gerçek) / If I won…, I'd… ✓ (hayal).
Tavsiye: If I were you, I'd…
İkinci tip koşulda be fiili için resmî ve standart biçim, bütün kişilerde weredir: If I were, if he were, if it were. En bilinen kalıbı If I were you, I'd… (Senin yerinde olsam…) tavsiye vermenin en yaygın yollarından biridir.
| İngilizce | Türkçe |
|---|---|
| If I were you, I'd talk to the manager. | Yerinde olsam müdürle konuşurdum. |
| If I were you, I wouldn't worry. | Yerinde olsam endişelenmezdim. |
| If she were here, she'd help us. | Burada olsa bize yardım ederdi. |
| If it were cheaper, I'd buy it. | Daha ucuz olsa alırdım. |
💡 Günlük konuşmada If I was…, if he was… de sık duyulur ve yanlış sayılmaz. Ama sınavlarda (YDS, YÖKDİL dâhil) ve yazıda were tercih edin; If I were you kalıbında ise neredeyse her zaman were kullanılır.
Tavsiyeyi kalıpsız da verebilirsiniz: You should talk to her. ya da daha yumuşak You could ask for one day at home. (could = -ebilirsin, bir seçenek önerir).
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: sonuç bölümünde will kullanmak: If I were you, I will call her. ✗ → If I were you, I'd call her. ✓ Hayalî koşulun sonucu her zaman would ile kurulur.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: adviceı sayılabilir sanmak: Can you give me an advice? ✗ advices ✗ → Can you give me some advice? ✓ a piece of advice ✓ Bir de “Sana tavsiye ederim” için I advice you ✗ → I advise you… ✓ (fiil s ile, “ıd-VAYZ”).
Sonuç bölümü: would, 'd, wouldn't, could, might
Sonuç bölümünde would en sık kullanılan yardımcıdır ve konuşmada neredeyse hep 'd olarak kısaltılır. Ancak anlamı inceltmek için could (-ebilirdi) ve might (belki -erdi) de kullanılabilir. Bunlardan sonra fiil yalın (V1) gelir.
| İngilizce | Anlam | Türkçe |
|---|---|---|
| I'd go. / I would go. | kesin hayalî sonuç | Giderdim. |
| I wouldn't go. | olumsuz | Gitmezdim. |
| I could go. | olanak | Gidebilirdim. |
| I might go. | belirsiz sonuç | Belki giderdim. |
| Would you go? | soru | Gider miydin? |
| What would you do if…? | soru sözcüğüyle | …-sen ne yapardın? |
- If I said no, she might think I'm lazy. — Hayır desem tembel olduğumu düşünebilir.
- If I worked from home, I could start my novel. — Evden çalışsam romanıma başlayabilirdim.
- Where would you live if you could choose? — Seçebilsen nerede yaşardın?
- Would you help me if I asked? — Rica etsem bana yardım eder miydin?
💡 'd iki farklı sözün kısaltması olabilir: would ve had. Ayırmanın yolu arkasına bakmaktır: I'd go (yalın fiil) → would; I'd gone (V3) → had (Past Perfect, ileride göreceğiz). wouldün “l”si okunmaz: “wud”.
⚠️ Türklerin tipik hatası: wouldden sonra geçmiş ya da tolu fiil kullanmak: I would went. ✗ I'd to travel. ✗ She would bought it. ✗ → I would go. ✓ I'd travel. ✓ She would buy it. ✓ would / could / mighttan sonra her zaman yalın fiil gelir.
I wish + Past Simple: Keşke…
Şimdiki durumdan memnun olmadığımızı ve farklı olmasını istediğimizi I wish + Past Simple ile söyleriz. Türkçedeki “Keşke … olsa” yapısının tam karşılığıdır. İkinci tip koşulda olduğu gibi geçmiş biçim şimdiyi anlatır.
| İngilizce | Gerçek durum | Türkçe |
|---|---|---|
| I wish I had more time. | I don't have much time. | Keşke daha çok vaktim olsa. |
| I wish I lived near the sea. | I don't live near the sea. | Keşke denize yakın otursam. |
| I wish I were braver. | I'm not very brave. | Keşke daha cesur olsam. |
| I wish I could speak Spanish. | I can't speak Spanish. | Keşke İspanyolca konuşabilsem. |
| I wish I didn't work so late. | I work very late. | Keşke bu kadar geç saate kadar çalışmasam. |
Tıpkı ikinci tip koşulda olduğu gibi be için standart biçim weredir: I wish I were…, I wish it were… (konuşmada was da duyulur). canin geçmişi could olduğu için “-ebilsem” anlamı I wish I could… ile verilir.
- I wish it were Friday. — Keşke cuma olsa.
- She wishes she had a bigger apartment. — “Keşke daha büyük bir dairem olsa” diyor.
- I wish I could come with you. — Keşke seninle gelebilsem.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: wishten sonra şimdiki zaman kullanmak: I wish I have more time. ✗ I wish I can swim. ✗ I wish I am taller. ✗ → I wish I had more time. ✓ I wish I could swim. ✓ I wish I were taller. ✓ Kural: wish + bir adım geriye kayan zaman.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: “Umarım” ile “Keşke”yi karıştırmak. hope gerçekleşebilecek bir şey için, normal zamanla kullanılır; wish gerçek olmayan bir durum içindir. I wish you pass the exam. ✗ → I hope you pass the exam. ✓ (Umarım sınavı geçersin.) I hope I had a car. ✗ → I wish I had a car. ✓ İstisna kalıp: I wish you a happy birthday. ✓ (dilek sunmak: isim ile).
Hayal kalıpları: What if…? · Imagine… · I'd rather…
İkinci tip koşulun mantığıyla kurulan birkaç kalıp, konuşmada hayal kurmayı ve seçenekleri tartışmayı kolaylaştırır.
| İngilizce | Türkçe |
|---|---|
| What if you lost your job? | Ya işini kaybetsen? |
| Imagine you lived in a small town. | Küçük bir kasabada yaşadığını düşün. |
| It would be nice if we had a garden. | Bahçemiz olsa güzel olurdu. |
| I'd rather stay at home. | Evde kalmayı tercih ederim. |
| I'd love to visit Japan one day. | Bir gün Japonya'yı görmeyi çok isterim. |
- What if your novel became famous? — Ya romanın ünlü olsa?
- It would be great if you came with us. — Bizimle gelsen harika olurdu.
- I'd rather not talk about it. — Bu konuda konuşmamayı tercih ederim.
💡 I'd rather (would rather) arkasından yalın fiil alır, to almaz: I'd rather stay. ✓ Olumsuzu I'd rather not… olur. I'd like to… ve I'd love to… ise to alır: I'd like to stay. ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası: I'd ratherden sonra to eklemek ya da olumsuzu don't ile kurmak: I'd rather to stay. ✗ I'd rather don't go. ✗ → I'd rather stay. ✓ I'd rather not go. ✓ Bir de It would be nice if we would have a garden. ✗ → It would be nice if we had a garden. ✓ (if bölümünde yine would yok).
Kelimeler
- would ('d)
WUD
-erdi, -ardı (hayalî sonuç) - wouldn't
WUD-nt
-mezdi, -mazdı - If I were you, …
Yerinde olsam…, Senin yerinde olsam… - wish
dilemek; keşke…; dilek - imagine
i-ME-cin
hayal etmek, düşünmek - dream
rüya; hayal; hayal kurmak - free time
FRİ taym
boş vakit - novel
NA-vıl
roman - writer
RAY-tır
yazar - designer
di-ZAY-nır
tasarımcı - town
TAUN
kasaba, küçük şehir - somewhere else
başka bir yer(de) - honestly
A-nıst-li
açıkçası, dürüst olmak gerekirse - extra
fazladan, ek - lazy
LEY-zi
tembel - brave
cesur - probably
PRA-bıb-li
muhtemelen, büyük ihtimalle - explain
açıklamak, anlatmak - be worried (about)
(…için) endişeli olmak - continue
kın-Tİ-nyu
devam etmek - lottery
piyango - win (won, won)
WİN (WAN)
kazanmak (yarışma, ödül) - afford
ı-FORD
(parası) yetmek, karşılayabilmek - regret
ri-GRET
pişmanlık; pişman olmak - famous
FEY-mıs
ünlü - at all
hiç, hiç de (olumsuz/soruda) - ask for
istemek, talep etmek - advice
ıd-VAYS
tavsiye, öğüt - I'd rather …
…-meyi tercih ederim - What if …?
Ya …-se? / Ya … olursa?