📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
B1 · Ünite 5: Fiil kalıpları (I enjoy reading)
Gerund ve Infinitive (enjoy doing, want to do, stop doing / to do)
Metin: A new hobby
Ankara'da bir bankada çalışan Elif, iş yerindeki stresten bunalmış. Bir cumartesi sabahı Kanadalı komşusu Sarah ile kahve içerken yeni bir hobi edinmeyi konuşuyorlar. Metinde bazı fiillerden sonra [[-ing]] ([[enjoy reading]]), bazılarından sonra [[to]] ([[decided to try]]) geldiğine ve [[stop]] ile [[remember]]ın iki farklı kullanımına dikkat edin.
Sarah: You look tired, Elif. Are you OK?
Yorgun görünüyorsun Elif. İyi misin?
Elif: I'm fine, just stressed. I keep thinking about work, even at the weekend.
İyiyim, sadece stresliyim. Hafta sonu bile sürekli işi düşünüp duruyorum.
Sarah: You need to find a hobby. Doing something with your hands really helps.
Bir hobi bulman lazım. Elle bir şey yapmak gerçekten iyi geliyor.
Elif: I know. I used to enjoy painting, but I stopped doing it when I started this job.
Biliyorum. Eskiden resim yapmaktan hoşlanırdım ama bu işe başlayınca bıraktım.
Sarah: Why don't you start again? There's an art class at the community center on Saturdays.
Neden yeniden başlamıyorsun? Cumartesileri semt merkezinde bir resim kursu var.
Elif: Really? I'd love to join, but I'm afraid of being the worst in the class.
Gerçekten mi? Katılmayı çok isterim ama sınıfın en kötüsü olmaktan korkuyorum.
Sarah: Don't worry about that. Everyone is there to learn, not to compete.
Onu dert etme. Herkes oraya yarışmak için değil, öğrenmek için geliyor.
Elif: How do you know so much about it?
Bu konuda nasıl bu kadar çok şey biliyorsun?
Sarah: I went there last year. I wanted to learn pottery, and I managed to make a few nice bowls!
Geçen yıl oraya gittim. Çömlekçilik öğrenmek istiyordum ve birkaç güzel kâse yapmayı başardım!
Elif: That sounds amazing. Is it expensive? I'm trying to save money this year.
Harika görünüyor. Pahalı mı? Bu yıl para biriktirmeye çalışıyorum.
Sarah: Not at all. It's quite cheap, and they let you use their brushes and paints.
Hiç değil. Oldukça ucuz ve fırçalarını, boyalarını kullanmana izin veriyorlar.
Elif: Perfect. I hate spending money on things I only use once.
Mükemmel. Bir kez kullanacağım şeylere para harcamaktan nefret ederim.
Sarah: Remember to bring an old T-shirt, though. It can get messy!
Ama eski bir tişört getirmeyi unutma. Ortalık biraz kirlenebiliyor!
Elif: Ha! I remember getting paint all over my school uniform once. My mother was so angry.
Ha! Bir keresinde okul formamın her yerine boya bulaştırdığımı hatırlıyorum. Annem çok kızmıştı.
Sarah: Well, now you can make a mess without worrying about your mom!
Eh, artık annen için endişelenmeden ortalığı dağıtabilirsin!
Elif: True. OK, I've decided to try it. Would you mind coming with me the first time?
Doğru. Tamam, denemeye karar verdim. İlk seferinde benimle gelir misin?
Sarah: Not at all. I'd like to go back anyway. I miss working with clay.
Ne demek. Zaten tekrar gitmek istiyorum. Kille çalışmayı özledim.
Elif: Great! I'm really looking forward to painting again.
Harika! Yeniden resim yapmayı gerçekten dört gözle bekliyorum.
Sarah: Me too. And promise me one thing: stop checking your work emails on Saturdays!
Ben de. Ve bana bir şeye söz ver: cumartesileri iş e-postalarına bakmayı bırak!
Elif: I promise to try!
Denemeye söz veriyorum!
Dilbilgisi
Gerund ve infinitive nedir?
İngilizcede bir fiil, başka bir fiilin arkasından ya da cümlenin öznesi olarak gelecekse iki biçimden birini alır: gerund (V + -ing: reading, painting) ya da infinitive (to + V1: to read, to paint). Türkçede bunların ikisi de çoğu zaman -mek / -me / -meyi / -mekten ile karşılanır: “okumaktan hoşlanırım”, “okumak istiyorum”. Bu yüzden hangisini seçeceğimizi Türkçe bize söylemez; ilk fiile bakarak karar veririz.
| İngilizce | Biçim | Türkçe |
|---|---|---|
| I enjoy painting. | enjoy + -ing | Resim yapmaktan hoşlanırım. |
| I want to paint. | want + to | Resim yapmak istiyorum. |
| Painting helps me relax. | Özne olarak -ing | Resim yapmak rahatlamama yardım ediyor. |
| I'm good at painting. | Edat + -ing | Resim yapmakta iyiyim. |
💡 Cümlenin başında özne olarak genellikle gerund kullanılır: Swimming is good for you. (To swim is good… dil bilgisi açısından mümkün ama çok resmî ve eski duruyor). Günlük dilde başa -ing koyun.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçede hep “-mek” dendiği için her yere to koymak ya da fiili yalın bırakmak. I enjoy to read. ✗ Swim is good for health. ✗ I like read books. ✗ → I enjoy reading. ✓ Swimming is good for your health. ✓ I like reading books. / I like to read books. ✓
-ing alan fiiller
Aşağıdaki fiillerden sonra ikinci fiil her zaman -ing alır. Bunları liste hâlinde ezberlemek en kolay yoldur. Çoğu, bir eylemi sevme-sevmeme, bitirme, sürdürme ya da ondan kaçma anlamı taşır.
| Fiil + -ing | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|
| enjoy | I enjoy cooking for my friends. | Arkadaşlarıma yemek yapmaktan hoşlanırım. |
| finish | Have you finished writing the report? | Raporu yazmayı bitirdin mi? |
| avoid | I try to avoid driving at night. | Gece araba kullanmaktan kaçınmaya çalışırım. |
| mind | I don't mind working on Saturdays. | Cumartesi çalışmak bana dert değil. |
| keep | He keeps calling me. | Beni arayıp duruyor. |
| give up | She gave up eating sugar. | Şeker yemeyi bıraktı. |
| suggest | Sarah suggested joining an art class. | Sarah bir resim kursuna katılmayı önerdi. |
| can't stand | I can't stand waiting. | Beklemeye dayanamam. |
| miss | I miss working with clay. | Kille çalışmayı özledim. |
| practice | You should practice speaking every day. | Her gün konuşma pratiği yapmalısın. |
- Would you mind closing the window? — Pencereyi kapatır mısınız?
- Keep going! You're almost there. — Devam et! Neredeyse vardın.
💡 go + -ing sporlar ve etkinlikler için kalıptır: go swimming, go shopping, go skiing, go hiking. go to swimming ✗
⚠️ Türklerin tipik hatası: suggesti Türkçedeki “birine …mesini önermek” gibi kurmak. He suggested me to go. ✗ She suggested to take a taxi. ✗ → He suggested going. ✓ She suggested taking a taxi. ✓ ya da She suggested that we take a taxi. ✓ avoid ve finish için de aynısı: avoid to eat ✗ finish to write ✗
to + fiil alan fiiller
Bu fiillerden sonra ise to + V1 gelir. Çoğu ileriye dönük bir anlam taşır: istemek, plan yapmak, karar vermek, ummak, söz vermek. Bu bir ipucudur: “henüz yapılmamış, yapılması düşünülen eylem” → genellikle to.
| Fiil + to | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|
| want / would like | I'd like to join the class. | Kursa katılmak isterim. |
| decide | I've decided to try it. | Denemeye karar verdim. |
| hope / plan | We're planning to move next year. | Seneye taşınmayı planlıyoruz. |
| need | You need to find a hobby. | Bir hobi bulman lazım. |
| promise | I promise to try. | Denemeye söz veriyorum. |
| agree / refuse | He refused to answer. | Cevap vermeyi reddetti. |
| manage | I managed to make a few bowls. | Birkaç kâse yapmayı başardım. |
| learn | My son is learning to swim. | Oğlum yüzmeyi öğreniyor. |
| afford | We can't afford to travel this year. | Bu yıl seyahate paramız yetmez. |
| seem / pretend | She seems to be happy. | Mutlu görünüyor. |
Olumsuz infinitive için not, tonun önüne gelir: I decided not to go. — Gitmemeye karar verdim.
- I hope to see you soon. — Yakında görüşmeyi umuyorum.
- She promised not to tell anyone. — Kimseye söylememeye söz verdi.
⚠️ Türklerin tipik hatası: toyu unutmak ya da notyu yanlış yere koymak. I want go home. ✗ I decided to not go. (konuşmada duyulur, standart değil) I don't decided to go ✗ → I want to go home. ✓ I decided not to go. ✓ Ayrıca agree bir fiildir: I am agree. ✗ → I agree. ✓ She agreed to help. ✓
Edattan sonra her zaman -ing
Bu ünitenin en sağlam kuralı şudur: edattan (in, on, at, of, about, for, before, after, without…) sonra fiil gelecekse mutlaka -ing alır. Edattan sonra to + fiil ya da yalın fiil gelmez.
| İngilizce | Kalıp | Türkçe |
|---|---|---|
| I'm interested in learning pottery. | be interested in + -ing | Çömlekçilik öğrenmeye ilgi duyuyorum. |
| She's afraid of being the worst. | be afraid of + -ing | En kötüsü olmaktan korkuyor. |
| He's good at drawing. | be good at + -ing | Resim çizmekte iyi. |
| Thank you for helping me. | thank for + -ing | Bana yardım ettiğin için teşekkürler. |
| Wash your hands before eating. | before / after + -ing | Yemekten önce ellerini yıka. |
| He left without saying goodbye. | without + -ing | Hoşça kal demeden gitti. |
| I'm thinking about changing jobs. | think about + -ing | İş değiştirmeyi düşünüyorum. |
Dikkat: look forward to, be used to ve get used to kalıplarındaki to da bir edattır, infinitive işareti değildir. Bu yüzden ardından -ing gelir.
- I'm looking forward to painting again. — Yeniden resim yapmayı dört gözle bekliyorum.
- We look forward to hearing from you. — Sizden haber almayı bekliyoruz. (resmî e-posta kapanışı)
⚠️ Türklerin tipik hatası: look forward todan sonra yalın fiil kullanmak — resmî e-postalarda en sık görülen hatadır. I look forward to meet you. ✗ I'm interested in learn English. ✗ Thank you for help me. ✗ → I look forward to meeting you. ✓ I'm interested in learning English. ✓ Thank you for helping me. ✓
Anlamı değişenler: stop, remember, forget, try
Bazı fiiller hem -ing hem to alabilir ama anlam değişir. Genel ipucu: -ing çoğunlukla daha önce olan / süregelen eylemi, to ise sonra yapılacak / amaçlanan eylemi gösterir.
| İngilizce | Anlam | Türkçe |
|---|---|---|
| I stopped checking my emails. | stop + -ing: eylemi bırakmak | E-postalarıma bakmayı bıraktım. |
| I stopped to check my emails. | stop + to: …mek için durmak | E-postalarıma bakmak için durdum. |
| I remember getting paint on my uniform. | remember + -ing: geçmişi hatırlamak | Formama boya bulaştırdığımı hatırlıyorum. |
| Remember to bring an old T-shirt. | remember + to: yapmayı unutmamak | Eski bir tişört getirmeyi unutma. |
| I'll never forget meeting you. | forget + -ing: anıyı unutmak | Seninle tanıştığımı asla unutmayacağım. |
| Don't forget to lock the door. | forget + to: yapmayı unutmak | Kapıyı kilitlemeyi unutma. |
| I'm trying to save money. | try + to: çabalamak | Para biriktirmeye çalışıyorum. |
| Try drinking some tea. | try + -ing: denemek (çözüm olarak) | Biraz çay içmeyi bir dene. |
Buna karşılık like, love, hate, prefer, start, begin, continue fiilleri her iki biçimi de alır ve anlam pek değişmez: I love painting. = I love to paint. / It started raining. = It started to rain. Ama would like / would love / would prefer her zaman to alır: I'd love to join.
⚠️ Türklerin tipik hatası: stopun iki anlamını karıştırmak. “Sigarayı bıraktı” için He stopped to smoke. ✗ demek tam tersi anlam verir: “Sigara içmek için durdu.” → He stopped smoking. ✓ Aynı şekilde I remember to lock the door yesterday. ✗ (geçmiş anı) → I remember locking the door. ✓; Don't forget locking the door. ✗ (gelecek görev) → Don't forget to lock the door. ✓
Amaç bildiren to; want someone to…; make / let
to + fiil tek başına amaç da bildirir; Türkçedeki “…mek için” karşılığıdır: Everyone is there to learn. — Herkes oraya öğrenmek için geliyor. Bir kişiden bir şey istemek için ise fiil + kişi + to + V1 kalıbı kullanılır: want / ask / tell / help / allow + someone + to.
| İngilizce | Kalıp | Türkçe |
|---|---|---|
| I went there to learn pottery. | Amaç: to + V1 | Oraya çömlekçilik öğrenmek için gittim. |
| I want you to come with me. | want + kişi + to | Benimle gelmeni istiyorum. |
| My boss asked me to stay late. | ask + kişi + to | Patronum geç saate kadar kalmamı istedi. |
| They allow you to use their brushes. | allow + kişi + to | Fırçalarını kullanmana izin veriyorlar. |
| They let you use their brushes. | let + kişi + V1 (to yok) | Fırçalarını kullanmana izin veriyorlar. |
| My job makes me feel tired. | make + kişi + V1 (to yok) | İşim beni yorgun hissettiriyor. |
💡 make (birine bir şey yaptırmak, zorlamak) ve let (izin vermek) istisnadır: arkasından to gelmez, yalın fiil gelir. help ikisini de alır: She helped me (to) carry the box.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: amaçta for kullanmak. Türkçedeki “için”i for ile çevirmek: I went there for learn pottery. ✗ I came here for to study. ✗ → I went there to learn pottery. ✓ for isimle gelir: I went there for a class. ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: wanti Türkçedeki gibi that cümlesiyle kurmak ve let / makee to eklemek. I want that you come. ✗ My parents didn't let me to go. ✗ He made me to wait. ✗ → I want you to come. ✓ My parents didn't let me go. ✓ He made me wait. ✓
Kelimeler
- enjoy + -ing
…mekten hoşlanmak, keyif almak - avoid + -ing
…mekten kaçınmak - mind + -ing
…mekte sakınca görmek - keep + -ing
sürekli …mek, …ip durmak - give up + -ing
…meyi bırakmak (alışkanlık) - can't stand + -ing
…meye dayanamamak, hiç sevmemek - decide + to
…meye karar vermek - manage + to
ME-nic
…meyi başarmak - refuse + to
ri-FYUZ
…meyi reddetmek - afford + to
(parası) yetmek, …meye gücü yetmek - agree + to
…meyi kabul etmek - pretend + to
…ıyormuş gibi yapmak - look forward to + -ing
…meyi dört gözle beklemek - be afraid of + -ing
…mekten korkmak - be good at + -ing
…mekte iyi olmak, …meyi iyi bilmek - be interested in + -ing
…meye ilgi duymak - hobby
hobi, uğraş - community center
semt / mahalle merkezi - pottery
çömlekçilik, seramik - clay
kil, çamur (seramik) - bowl
BOUL
kâse - brush
fırça - messy
dağınık, kirli, pis (iş) - compete
yarışmak, rekabet etmek - save money
para biriktirmek - stressed
stresli - though
DOU
ama, yine de (cümle sonunda) - anyway
zaten, nasılsa; neyse