📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
B1 · Ünite 7: Süregelen eylemler (I've been waiting)
Present Perfect Continuous · Present Perfect ile farkı
Metin: Sorry I'm late!
Burak, Toronto'da yazılım geliştirici olarak çalışıyor. Bir kafede arkadaşı Elif'i bekliyor; Elif çok geç kalıyor ve nefes nefese içeri giriyor. Metinde [[have / has been + -ing]] biçimine ve aynı konuşmada [[I've drunk four cups]], [[I've known him]] gibi Present Perfect cümlelerinin neden seçildiğine dikkat edin.
Burak: There you are! I've been waiting for almost forty minutes. I've been calling you, too.
Nihayet geldin! Neredeyse kırk dakikadır bekliyorum. Seni arayıp duruyorum da.
Elif: I'm so sorry, Burak. The subway isn't working, so I've been running from one bus stop to another.
Çok özür dilerim Burak. Metro çalışmıyor, ben de bir otobüs durağından ötekine koşup duruyorum.
Burak: You're out of breath. Sit down, I'll get you a coffee. What have you been doing all day?
Nefes nefesesin. Otur, sana bir kahve alayım. Bütün gün ne yapıyordun?
Elif: I've been helping my sister. She's moving to a new apartment this week, and we've been carrying boxes since this morning.
Kız kardeşime yardım ediyordum. Bu hafta yeni bir daireye taşınıyor; sabahtan beri kutu taşıyoruz.
Burak: That explains the dust on your jacket!
Ceketindeki toz da bundanmış demek!
Elif: Oh no, really? Anyway, how's your project going? You've been working on that app for months.
Eyvah, gerçekten mi? Neyse, projen nasıl gidiyor? Aylardır o uygulama üzerinde çalışıyorsun.
Burak: Since February, actually. We've finished the design and we've tested it twice, but we haven't launched it yet.
Aslında şubattan beri. Tasarımı bitirdik, iki kez test ettik ama henüz yayımlamadık.
Elif: That's great progress. But have you been sleeping enough? Your eyes are red.
Bu harika bir ilerleme. Ama yeterince uyuyor musun? Gözlerin kıpkırmızı.
Burak: Not really. I've been staying up late lately. And I've drunk four cups of coffee today.
Pek sayılmaz. Son zamanlarda geç saatlere kadar oturuyorum. Bir de bugün dört fincan kahve içtim.
Elif: Four? That's too many! And what about your Spanish? How long have you been learning it now?
Dört mü? Bu çok fazla! Peki ya İspanyolcan? Kaç zamandır öğreniyorsun artık?
Burak: For about a year. I've been taking an online course, and I've learned about a thousand words so far.
Yaklaşık bir yıldır. Çevrim içi bir kursa gidiyorum; şimdiye kadar bin kadar kelime öğrendim.
Elif: Impressive. I've been thinking about guitar lessons for ages, but I haven't found a teacher yet.
Etkileyici. Ben de yıllardır gitar dersi almayı düşünüyorum ama henüz bir öğretmen bulamadım.
Burak: My neighbor Jake teaches guitar. He's been teaching for ten years, and he's very patient.
Komşum Jake gitar dersi veriyor. On yıldır ders veriyor ve çok sabırlı.
Elif: Really? How long have you known him?
Gerçekten mi? Onu ne zamandır tanıyorsun?
Burak: I've known him since I moved here. He's lived in the same building for twenty years.
Buraya taşındığımdan beri tanıyorum. Yirmi yıldır aynı binada oturuyor.
Elif: Perfect. Can you send me his number?
Mükemmel. Numarasını bana gönderebilir misin?
Burak: Sure. Oh, look outside. It's been raining since you arrived, and it hasn't stopped.
Tabii. Aa, dışarı bak. Sen geldiğinden beri yağmur yağıyor ve hiç durmadı.
Elif: Great. I haven't brought an umbrella. Let's order another coffee and wait.
Harika. Yanıma şemsiye almadım. Bir kahve daha söyleyip bekleyelim.
Dilbilgisi
Yapı: have / has been + -ing
A2'de Present Perfect ile süren durumları anlattınız: I've lived here for three years. Şimdi aynı “geçmişten bugüne” fikrini eylemin süreci üzerinden anlatan bir zaman öğreniyoruz: Present Perfect Continuous. Yapısı üç parçadır: have / has + been + fiil-ing. been her kişide aynı kalır; değişen yalnızca have / hasdir.
| İngilizce | Kısaltma | Türkçe |
|---|---|---|
| I have been waiting | I've been waiting | bekliyorum (bir süredir) |
| you have been working | you've been working | çalışıyorsun (bir süredir) |
| he / she / it has been raining | she's been / it's been raining | yağıyor (bir süredir) |
| we have been carrying | we've been carrying | taşıyoruz (bir süredir) |
| they have been learning | they've been learning | öğreniyorlar (bir süredir) |
| I have not been sleeping | I haven't been sleeping | (iyi) uyuyamıyorum (son zamanlarda) |
| Have you been waiting long? | — | Çok mu bekledin? |
- I've been waiting for almost forty minutes. — Neredeyse kırk dakikadır bekliyorum.
- It's been raining since you arrived. — Sen geldiğinden beri yağmur yağıyor.
- Has she been working here long? — Yes, she has. — Uzun zamandır mı burada çalışıyor? — Evet.
- We haven't been sleeping well lately. — Son zamanlarda iyi uyuyamıyoruz.
💡 Konuşmada been zayıf okunur: “bin”. I've been waiting → “ayv-bin-WEY-ting”. she's been ve it's been içindeki 's has demektir, is değil: She's been working = She has been working. Kısa cevapta yine have / has kullanılır: Have you been waiting long? — No, I haven't.
⚠️ Türklerin tipik hatası: üç parçadan birini düşürmek ya da yanlış biçime sokmak. I been waiting. ✗ I have being waiting. ✗ I've been wait. ✗ She have been working. ✗ → I've been waiting. ✓ She has been working. ✓ Formül hiç değişmez: have / has + been (V3) + -ing.
“Kırk dakikadır bekliyorum”: süren eylem
Türkçede “Kırk dakikadır bekliyorum”, “Sabahtan beri kutu taşıyoruz” derken şimdiki zaman kullanırız. İngilizcede ise bir eylem geçmişte başladıysa ve şu ana kadar sürüyorsa, özellikle süresi söyleniyorsa (for, since, How long…?), Present Perfect Continuous gelir. Bu, Türklerin İngilizcede en çok zorlandığı noktalardan biridir: Türkçedeki “-yor” her zaman -ing demek değildir.
| İngilizce | Türkçe | Anlam |
|---|---|---|
| I've been waiting for forty minutes. | Kırk dakikadır bekliyorum. | Başladı, hâlâ bekliyor |
| We've been carrying boxes since this morning. | Sabahtan beri kutu taşıyoruz. | Sabah başladı, sürüyor |
| How long have you been learning Spanish? | Ne zamandır İspanyolca öğreniyorsun? | Süreyi soruyor |
| He's been teaching for ten years. | On yıldır ders veriyor. | Mesleği hâlâ sürüyor |
- How long have you been waiting? — Since six o'clock. — Ne zamandır bekliyorsun? — Saat altıdan beri.
- She's been studying for the exam all week. — Bütün hafta sınava çalışıyor.
- They've been talking on the phone for an hour. — Bir saattir telefonda konuşuyorlar.
💡 for ve since kuralı A2'deki gibidir: for + süre (for an hour, for ages), since + başlangıç noktası (since Monday, since I moved here). all day, all morning, all week edatsız kullanılır.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: Türkçedeki “-yor”u Present Continuous'a çevirmek. I am waiting for forty minutes. ✗ We are carrying boxes since this morning. ✗ → I've been waiting for forty minutes. ✓ We've been carrying boxes since this morning. ✓ Kural: cümlede “ne zamandır / -dır / -den beri” varsa am / is / are + -ing olmaz.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: süreyi since ile ya da from ile vermek. I've been waiting since forty minutes. ✗ I've been learning English from 2024. ✗ → for forty minutes ✓ since 2024 ✓
“Ne yapıyordun? Nefes nefesesin!”: izi görülen eylem
Present Perfect Continuous'un ikinci önemli kullanımı: eylem az önce bitti (ya da yeni bitiyor) ama sonucu şu an görülüyor. Elif nefes nefese, ceketinde toz var; Burak'ın gözleri kırmızı. Bu durumları açıklarken süre söylemesek bile bu zamanı kullanırız. Türkçede bunun karşılığı çoğu zaman “-iyordum” ya da “-mış” olur.
| Görülen durum | Açıklama | Türkçe |
|---|---|---|
| You're out of breath. | I've been running. | Nefes nefesesin. — Koşuyordum. |
| Your eyes are red. | I've been working at the computer all night. | Gözlerin kırmızı. — Bütün gece bilgisayarda çalıştım. |
| The ground is wet. | It's been raining. | Yer ıslak. — Yağmur yağmış. |
| Your hands are dirty. | I've been fixing my bike. | Ellerin kirli. — Bisikletimi tamir ediyordum. |
- Why are you so tired? — I've been carrying boxes all day. — Neden bu kadar yorgunsun? — Bütün gün kutu taşıdım.
- You look happy. Have you been shopping? — Mutlu görünüyorsun. Alışverişe mi çıktın?
- Somebody has been using my laptop. The battery is empty! — Biri dizüstü bilgisayarımı kullanmış. Pil bitmiş!
💡 Bu kullanım şikâyet ve şüphe de taşıyabilir: Who's been eating my chocolate? (Çikolatamı kim yiyor / yemiş?) You've been crying. What's wrong? (Ağlamışsın. Ne oldu?)
⚠️ Türklerin tipik hatası: What have you done? ile What have you been doing? sorularını karıştırmak. What have you been doing? meraklı ve yumuşaktır: “Ne yapıyordun (bu süre boyunca)?” What have you done?! ise çoğu zaman bir sonuca, hatta bir felakete tepkidir: “Ne yaptın sen?!” Islanmış bir arkadaşa What have you done? ✗ demek suçlayıcı duyulur; What have you been doing? You're soaked! ✓ deyin.
Süreç mi, sonuç mu? Present Perfect Continuous ve Present Perfect
İki zaman da geçmişi bugüne bağlar ama farklı yere bakar. Present Perfect Continuous eylemin kendisine, sürecine ve süresine bakar (“ne kadar zamandır?”). Present Perfect ise sonuca, tamamlanmaya ve miktara bakar (“kaç tane? ne kadar? bitti mi?”). Burak'ın cümlesine bakın: I've been taking an online course (süreç), I've learned about a thousand words so far (sonuç, sayı).
| Present Perfect Continuous (süreç) | Present Perfect (sonuç / miktar) | Fark |
|---|---|---|
| I've been painting the kitchen. | I've painted the kitchen. | Bitmemiş olabilir, ellerim boyalı / Bitti, mutfak hazır |
| She's been writing emails all morning. | She's written ten emails. | Ne yaptığı / Kaç tane yazdığı |
| I've been reading your book. | I've read your book. | Henüz bitmedi / Baştan sona okudum |
| How long have you been learning Spanish? | How many words have you learned? | Süre sorusu / Miktar sorusu |
- I've been drinking coffee all day. I've drunk four cups. — Bütün gün kahve içiyorum. Dört fincan içtim.
- We've been testing the app for weeks, and we've found twelve problems. — Haftalardır uygulamayı test ediyoruz ve on iki sorun bulduk.
- He's been cleaning the house, but he hasn't finished yet. — Evi temizliyor ama henüz bitirmedi.
💡 Hızlı test: cümlede bir sayı ya da miktar varsa (four cups, ten emails, three times, so far) Present Perfect seçin. Cümlede bir süre varsa (for two hours, all day, How long…?) ve eylem sürüyorsa Present Perfect Continuous seçin.
⚠️ Türklerin tipik hatası: sayılı sonuçları sürekli biçimle anlatmak. I've been drinking four cups of coffee today. ✗ How many pages have you been reading? ✗ I've been visiting Paris three times. ✗ → I've drunk four cups of coffee today. ✓ How many pages have you read? ✓ I've visited Paris three times. ✓
know, have, like: sürekli biçime girmeyen fiiller
Bazı fiiller bir eylem değil, bir durum anlatır; bunlar -ing almaz ve Present Perfect Continuous'a da giremez. Bu fiillerle süre her zaman Present Perfect ile söylenir. Türkçede bunları da “-yor” ile söylediğimiz için ( “Onu tanıyorum”, “İnanıyorum”) hata çok sık yapılır.
| Durum fiili | Doğru cümle | Türkçe |
|---|---|---|
| know | I've known him since I moved here. | Buraya taşındığımdan beri onu tanıyorum. |
| have (sahip olmak) | She's had this car for five years. | Beş yıldır bu arabası var. |
| be | We've been friends for ages. | Yıllardır arkadaşız. |
| like / love | I've always liked jazz. | Cazı hep sevmişimdir. |
| believe / understand | I've never understood this rule. | Bu kuralı hiç anlamadım. |
| want / need | He's wanted a guitar since he was ten. | On yaşından beri bir gitar istiyor. |
- How long have you known Jake? — For about two years. — Jake'i ne zamandır tanıyorsun? — Yaklaşık iki yıldır.
- I've had a headache since this morning. — Sabahtan beri başım ağrıyor.
- We've been having problems with the internet lately. — Son zamanlarda internetle ilgili sorunlar yaşıyoruz.
💡 have “sahip olmak” ve “(hastalık) olmak” anlamında durum fiilidir (I've had a cold for a week.). Ama “yaşamak, yapmak” anlamındaki kalıplarda eylem fiilidir ve sürekli olabilir: have problems, have lessons, have a good time → We've been having problems. ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası: I've been knowing him for years. ✗ She's been having this car since 2021. ✗ I've been believing you. ✗ → I've known him for years. ✓ She's had this car since 2021. ✓ I've always believed you. ✓ (ya da bağlama göre I believe you.) Durum fiillerinde “-yor” Türkçesine kanmayın.
İki yapı da olur mu? live, work ve olumsuz cümleler
live, work, teach, study gibi uzun süreli işleri anlatan fiillerde iki yapı da doğrudur ve anlam çok yakındır: I've lived here for ten years. = I've been living here for ten years. Küçük bir fark vardır: sürekli biçim durumu biraz daha geçici ya da yeni gösterir; yalın Present Perfect daha kalıcı duyulur. Burak'ın cümlesine bakın: Jake has lived in the same building for twenty years (kalıcı).
| İngilizce | Türkçe | Not |
|---|---|---|
| I've been living with my cousin since May. | Mayıstan beri kuzenimle kalıyorum. | Geçici bir düzen |
| My parents have lived in Bursa all their lives. | Annemler ömürleri boyunca Bursa'da yaşadı. | Kalıcı durum |
| I haven't been sleeping well lately. | Son zamanlarda iyi uyuyamıyorum. | Alışkanlık bozuldu |
| I haven't slept for two days. | İki gündür hiç uyumadım. | Eylem hiç olmadı |
Olumsuz cümlede dikkat: eylem o süre içinde hiç olmadıysa Present Perfect kullanılır: I haven't seen him for years. (Yıllardır onu görmedim.) Present Perfect Continuous'un olumsuzu ise “her zamanki gibi yapamıyorum” anlamı taşır: I haven't been eating well. (Son zamanlarda düzgün beslenemiyorum.)
- Have you been feeling better recently? — Son zamanlarda kendini daha iyi hissediyor musun?
- I haven't heard from Elif since last week. — Geçen haftadan beri Elif'ten haber alamadım.
- Since then, she's been working from home. — O zamandan beri evden çalışıyor.
⚠️ Türklerin tipik hatası: “Yıllardır onu görmüyorum” cümlesini sürekli biçimle kurmak. I haven't been seeing him for years. ✗ I'm not seeing him for years. ✗ → I haven't seen him for years. ✓ Bir de sinceden sonraki olayı yanlış zamana koymak: since I've moved here ✗ → since I moved here ✓ (sinceden sonra biten olay Past Simple'dır).
Kelimeler
- wait for
WEYT for
beklemek (birini/bir şeyi) - lately
son zamanlarda, son günlerde - recently
Rİ-sınt-li
son zamanlarda; yakın zamanda - for ages
fır EY-cız
yıllardır, uzun zamandır - all day / all morning
bütün gün / bütün sabah - so far
şimdiye kadar - since then
o zamandan beri - out of breath
aut ıv BRET
nefes nefese - exhausted
ig-ZOS-tıd
bitkin, çok yorgun - soaked
SOUKT
sırılsıklam - dust
DAST
toz - move
MUV
taşınmak - carry
KE-ri
taşımak, üzerinde bulundurmak - stay up late
geç saate kadar yatmamak - progress
PRA-gres
ilerleme - launch
LONÇ
piyasaya sürmek, yayına almak - app
uygulama (telefon) - patient
PEY-şınt
sabırlı; hasta (isim) - impressive
etkileyici - neighbor
NEY-bır
komşu - subway
metro (ABD) - explain
açıklamak, anlatmak - be late
bi LEYT
geç kalmak - on time
an TAYM
zamanında - in a hurry
aceleyle; acelesi olan - umbrella
am-BRE-la
şemsiye - look tired
yorgun görünmek - get used to
alışmak