📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
B1 · Ünite 8: Eğitim (Education)
Bağlaçlar: although, despite, however, because of
Metin: Exams are not everything
Ozan, Boston'da yüksek lisans yapıyor. İstanbul'da üniversite sınavına hazırlanan kuzeni Defne ile görüntülü konuşuyor; Defne'nin deneme sonuçları iyi değil ve moralini kaybetmek üzere. Metinde [[although]], [[even though]], [[however]], [[despite]], [[because of]] ve [[due to]] sözlerinin cümlede nereye geldiğine ve ardından ne geldiğine (tam cümle mi, isim mi?) dikkat edin.
Ozan: Hi, Defne! Your mom says you've been studying day and night. How are the exam preparations going?
Selam Defne! Annen gece gündüz ders çalıştığını söylüyor. Sınav hazırlıkları nasıl gidiyor?
Defne: Hi, Ozan! Well, although I've been working really hard, my practice test results aren't very good.
Selam Ozan! Şey, çok sıkı çalışmama rağmen deneme sonuçlarım pek iyi değil.
Ozan: Don't worry. I failed my first practice tests, too. However, I passed the real exam with a high score.
Merak etme. Ben de ilk denemelerimde başarısız oldum. Ancak gerçek sınavı yüksek bir puanla geçtim.
Defne: Really? Despite all those bad results?
Gerçekten mi? Bütün o kötü sonuçlara rağmen mi?
Ozan: Yes, in spite of them. My teacher gave me some good advice, and because of it, I changed my study method.
Evet, onlara rağmen. Öğretmenim bana güzel bir tavsiye verdi; onun sayesinde çalışma yöntemimi değiştirdim.
Defne: What did you change?
Neyi değiştirdin?
Ozan: I stopped memorizing everything. Instead, I solved a lot of questions and learned from my mistakes.
Her şeyi ezberlemeyi bıraktım. Onun yerine bol bol soru çözdüm ve hatalarımdan öğrendim.
Defne: That makes sense. Even though I know the rules, I make silly mistakes because I'm always in a hurry.
Mantıklı. Kuralları bilsem de hep aceleci olduğum için saçma hatalar yapıyorum.
Ozan: That's very common. Time management is a skill, too. By the way, have you chosen a department yet?
Bu çok yaygın. Zaman yönetimi de bir beceri. Bu arada, bölüm seçtin mi?
Defne: I want to study computer engineering. However, my parents think medicine is a better choice.
Bilgisayar mühendisliği okumak istiyorum. Ancak annemle babam tıbbın daha iyi bir seçim olduğunu düşünüyor.
Ozan: It's your life, though. You should choose a subject you really enjoy.
Ama bu senin hayatın. Gerçekten sevdiğin bir alanı seçmelisin.
Defne: I know. And how's your master's program? Is it difficult to study in English?
Biliyorum. Peki senin yüksek lisans programın nasıl? İngilizce okumak zor mu?
Ozan: It was hard at first because of the academic vocabulary. Although my English was quite good, I couldn't follow some lectures.
Akademik kelimeler yüzünden başta zordu. İngilizcem oldukça iyi olmasına rağmen bazı dersleri takip edemiyordum.
Defne: And now?
Ya şimdi?
Ozan: Now it's much easier. Despite having a part-time job, I attend every class, and I've never missed a deadline.
Şimdi çok daha kolay. Yarı zamanlı bir işim olmasına rağmen her derse giriyorum ve hiçbir teslim tarihini kaçırmadım.
Defne: Mom says you got a scholarship, too.
Annem bir de burs aldığını söylüyor.
Ozan: Yes, a partial one. Due to the high tuition fees here, I couldn't study without it.
Evet, kısmi bir burs. Buradaki yüksek okul ücretleri nedeniyle burs olmadan okuyamazdım.
Defne: Thanks, Ozan. I feel much better. I'm going to take another practice test tomorrow.
Sağ ol Ozan. Kendimi çok daha iyi hissediyorum. Yarın bir deneme daha çözeceğim.
Ozan: Good luck! And remember: even though exams are important, they're not everything.
Bol şans! Ve unutma: sınavlar önemli olsa da her şey değildir.
Dilbilgisi
Karşıtlığın üç yolu: but, however, although
Türkçede “Çok çalıştım ama başarısız oldum”, “Çok çalıştım. Ancak başarısız oldum”, “Çok çalışmama rağmen başarısız oldum” diyebiliriz. İngilizcede de aynı anlam üç farklı yapıyla kurulur. Anlam benzerdir; değişen, sözün cümlenin neresine geldiği ve noktalamadır.
| Yapı | Nereye gelir? | Örnek | Üslup |
|---|---|---|---|
| but | İki cümlenin arasına (aynı cümle içinde) | I studied hard, but I failed. | Günlük, her yerde |
| However, | İkinci cümlenin başına (nokta ya da noktalı virgülden sonra) | I studied hard. However, I failed. | Yazı dili, daha resmî |
| although | Cümlelerden birinin başına; yan cümle kurar | Although I studied hard, I failed. | Hem konuşma hem yazı |
| despite | İsim ya da -ing'in önüne | Despite my hard work, I failed. | Biraz daha resmî |
- My English was good, but I couldn't follow some lectures. — İngilizcem iyiydi ama bazı dersleri takip edemiyordum.
- My English was good. However, I couldn't follow some lectures. — İngilizcem iyiydi. Ancak bazı dersleri takip edemiyordum.
- Although my English was good, I couldn't follow some lectures. — İngilizcem iyi olmasına rağmen bazı dersleri takip edemiyordum.
💡 Türkçe karşılık ipucu: but = “ama”, however = “ancak, bununla birlikte”, although = “-masına rağmen, -sa da”, despite = “-e rağmen”. “-mAsInA rağmen” bir fiil ister → although + cümle; “-e rağmen” bir isim ister → despite + isim.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki “-masına rağmen… ama” alışkanlığıyla iki karşıtlık sözünü aynı cümlede kullanmak. Although I studied hard, but I failed. ✗ → Although I studied hard, I failed. ✓ ya da I studied hard, but I failed. ✓ İngilizcede bir cümlede tek karşıtlık bağlacı olur.
although, even though, though + tam cümle
although ve daha güçlü biçimi even though ardından özne + fiil içeren tam bir cümle ister. Yan cümle başta da sonda da olabilir. Başta gelirse araya virgül konur; sonda gelirse genellikle virgül gerekmez.
| İngilizce | Türkçe | Not |
|---|---|---|
| Although I know the rules, I make mistakes. | Kuralları bilmeme rağmen hata yapıyorum. | Başta → virgül var |
| I make mistakes although I know the rules. | Kuralları bilmeme rağmen hata yapıyorum. | Sonda → virgül yok |
| Even though I know the rules, I make mistakes. | Kuralları bildiğim hâlde hata yapıyorum. | Daha güçlü, daha şaşırtıcı |
| It's your life, though. | Ama bu senin hayatın. / Gerçi bu senin hayatın. | Cümle sonunda, günlük konuşma |
- Although it was raining, we walked to school. — Yağmur yağmasına rağmen okula yürüdük.
- Even though she's only sixteen, she speaks three languages. — Daha on altı yaşında olduğu hâlde üç dil konuşuyor.
- The exam was hard. I passed it, though. — Sınav zordu. Gerçi geçtim.
💡 even though althoughdan daha vurguludur: “…dığı hâlde”, şaşkınlık ya da beklenmedik bir sonuç taşır. though cümle başında although anlamında da kullanılır ama daha günlüktür; cümle sonunda ise yalnızca though kullanılabilir.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: eveni tek başına bağlaç gibi kullanmak. Even I know the rules, I make mistakes. ✗ → Even though I know the rules, … ✓ (even = bile: Even my teacher was surprised. Öğretmenim bile şaşırdı.)
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: althoughdan sonra isim getirmek. Although the rain, we went out. ✗ → Although it was raining, we went out. ✓ ya da Despite the rain, we went out. ✓
despite / in spite of + isim ya da -ing
despite ve in spite of aynı anlama gelir: “…e rağmen”. İkisinden sonra da tam cümle değil, isim, zamir ya da fiil-ing gelir. Türkçedeki “sonuçlara rağmen”, “işim olmasına rağmen” yapılarına benzer.
| Ardından gelen | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|
| isim | Despite the bad results, she didn't give up. | Kötü sonuçlara rağmen pes etmedi. |
| zamir | I passed in spite of them. | Onlara rağmen geçtim. |
| -ing | Despite having a job, he attends every class. | Bir işi olmasına rağmen her derse giriyor. |
| the fact that + cümle | Despite the fact that it was late, we kept studying. | Geç olmasına rağmen çalışmaya devam ettik. |
- Despite the high fees, many students choose this university. — Yüksek ücretlere rağmen birçok öğrenci bu üniversiteyi seçiyor.
- In spite of being tired, she finished her assignment. — Yorgun olmasına rağmen ödevini bitirdi.
- He got a scholarship despite his low grades in math. — Matematikteki düşük notlarına rağmen burs aldı.
💡 although ile despite arasında dönüşüm yapmak YDS'de çok sık sorulur: Although he was ill, he came. = Despite being ill, he came. = Despite his illness, he came. = Despite the fact that he was ill, he came.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: iki kalıbı karıştırmak. despite of ✗ in spite the rain ✗ → despite the rain ✓ in spite of the rain ✓ Kural: despite edatsız, in spite mutlaka of ile.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: despiteden sonra tam cümle kurmak. Despite I was tired, I studied. ✗ Despite she has a job, … ✗ → Although I was tired, … ✓ Despite being tired, … ✓ Despite having a job, … ✓
however: iki cümleyi bağlayan söz ve noktalama
however bir bağlaç değil, iki ayrı cümleyi anlamca bağlayan bir zarftır. Bu yüzden önünde genellikle nokta (ya da noktalı virgül), arkasında virgül olur. Cümlenin başına, ortasına (iki virgül arasına) ya da sonuna gelebilir; en yaygın konum baştır.
| Konum | Örnek | Not |
|---|---|---|
| Başta | The course is expensive. However, it's very useful. | En yaygın |
| Noktalı virgülle | The course is expensive; however, it's very useful. | Yazı dili |
| Ortada | The course is expensive. It is, however, very useful. | Resmî, vurgulu |
| Sonda | The course is expensive. It's very useful, however. | Daha seyrek |
- I want to study engineering. However, my parents prefer medicine. — Mühendislik okumak istiyorum. Ancak annemle babam tıbbı tercih ediyor.
- Online classes are flexible. On the other hand, they can be lonely. — Çevrim içi dersler esnektir. Öte yandan yalnızlaştırıcı olabilirler.
💡 Aynı görevdeki diğer sözler: on the other hand (öte yandan, iki tarafı karşılaştırırken), nevertheless (yine de, buna rağmen; çok resmî). Resmî yazıda ve sınav kompozisyonunda cümleye But ile başlamak yerine However, tercih edilir.
⚠️ Türklerin tipik hatası: howeverı but gibi virgülle iki cümlenin arasına koymak. I studied hard, however I failed. ✗ → I studied hard. However, I failed. ✓ ya da I studied hard; however, I failed. ✓ ya da I studied hard, but I failed. ✓
Sebep: because, because of, due to
Karşıtlıkta olduğu gibi sebepte de seçim, ardından ne geldiğine bağlıdır. because (çünkü, …dığı için) ardından tam cümle ister. because of ve daha resmî due to (…yüzünden, …nedeniyle) ardından isim ister. Türkçedeki “aceleci olduğum için” ile “akademik kelimeler yüzünden” farkı gibi.
| Yapı | Ardından | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| because | özne + fiil | I make mistakes because I'm in a hurry. | Aceleci olduğum için hata yapıyorum. |
| because of | isim / zamir | It was hard because of the vocabulary. | Kelimeler yüzünden zordu. |
| due to | isim (resmî) | The class was canceled due to the snow. | Kar nedeniyle ders iptal edildi. |
| so | sonuç cümlesi | I was tired, so I went to bed. | Yorgundum, bu yüzden yattım. |
- She couldn't attend the lecture because she was sick. — Hasta olduğu için derse giremedi.
- She couldn't attend the lecture because of her illness. — Hastalığı yüzünden derse giremedi.
- Due to the high tuition fees, he applied for a scholarship. — Yüksek okul ücretleri nedeniyle burs başvurusu yaptı.
💡 Konuşmada because çoğu zaman “bi-KOZ”, hızlı konuşmada “kız” ya da “koz” gibi duyulur (yazıda 'cause görebilirsiniz; resmî yazıda kullanmayın). because ile so aynı cümlede birlikte kullanılmaz: Because I was tired, so I slept. ✗
⚠️ Türklerin tipik hatası: because ile because ofu karıştırmak. I was late because of the bus was late. ✗ I stayed home because the rain. ✗ → I was late because the bus was late. ✓ I stayed home because of the rain. ✓ Ayrıca Türkçedeki “Çünkü…” ile cümleyi tek başına bırakmak resmî yazıda hatadır: Because I was tired. ✗ (eksik cümle) → I went to bed early because I was tired. ✓
Okul ve sınav kalıpları: take, pass, fail, graduate
Eğitimle ilgili Türkçe kalıpları kelimesi kelimesine çevirmek en sık yapılan hatalardandır. Aşağıdaki eşleşmeleri ezberleyin; bunlar İngilizcede sabit kalıplardır.
| İngilizce | Türkçe | Yanlış çeviri |
|---|---|---|
| take an exam | sınava girmek | enter an exam ✗ / give an exam ✗ |
| pass an exam | sınavı kazanmak, geçmek | win an exam ✗ |
| fail an exam | sınavda kalmak | stay in an exam ✗ |
| graduate from university | üniversiteden mezun olmak | graduate university ✗ |
| study medicine / major in history | tıp / tarih okumak | read medicine (yalnızca eski İngiliz kullanımı) |
| attend classes | derslere girmek, devam etmek | attend to classes ✗ / enter classes ✗ |
| get a good grade | iyi not almak | take a good note ✗ |
| make progress | ilerleme kaydetmek | do progress ✗ |
- I'm taking the entrance exam in June. — Haziranda giriş sınavına giriyorum.
- She graduated from high school last year. — Geçen yıl liseden mezun oldu.
- My teacher taught me how to manage my time. — Öğretmenim bana zamanımı nasıl yöneteceğimi öğretti.
💡 learn = öğrenmek (bilgiyi edinmek), study = ders çalışmak, okumak (bir alanda eğitim görmek), teach = öğretmek. I study at Ankara University. (Ankara Üniversitesi'nde okuyorum.) I'm learning to drive. (Araba kullanmayı öğreniyorum.)
⚠️ Türklerin tipik hatası: “öğrenmek” ve “öğretmek” fiillerini karıştırmak ve “not almak”ı çevirmek. My teacher learned me English. ✗ → My teacher taught me English. ✓ I took a good note in math. ✗ (take notes = derste not tutmak) → I got a good grade in math. ✓
Kelimeler
- take an exam
sınava girmek - pass
(sınavı) geçmek, kazanmak - fail
(sınavda) kalmak, başarısız olmak - practice test
deneme sınavı - score
puan, skor - grade
not (ABD); sınıf düzeyi - department
bölüm (üniversitede) - subject
ders, alan, branş - major
ana dal (ABD); ana dal okumak - degree
dı-GRİ
derece - graduate from
GRE-cu-eyt
…den mezun olmak - scholarship
SKA-lır-şip
burs - tuition fees
tu-İ-şın fiz
okul / öğrenim ücreti - lecture
LEK-çır
ders (anlatım), konferans - attend
(derse, toplantıya) katılmak, devam etmek - deadline
son teslim tarihi - assignment
ı-SAYN-mınt
ödev, proje görevi - memorize
ezberlemek - make a mistake
hata yapmak - advice
ıd-VAYS
tavsiye, öğüt - entrance exam
giriş sınavı - high school
lise - semester
sı-MES-tır
dönem, yarıyıl - review
ri-VYU
(sınava) tekrar etmek (ABD) - drop out (of)
(okulu) bırakmak - although
ol-DOU
…masına rağmen, …sa da - despite
di-SPAYT
…e rağmen (+ isim) - due to
DU tı
…nedeniyle, …den dolayı (resmî) - though
DOU
ama, yine de (cümle sonunda)