📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
B1 · Ünite 10: Teknoloji (Technology)
Ilgi cümleleri (defining / non-defining) · whose, where
Metin: The app that finds your keys
Amsterdam'da bir teknoloji fuarı. İstanbul'daki küçük bir yazılım şirketinde çalışan Selin ile yazılımcı arkadaşı Kaan, geliştirdikleri uygulamayı tanıtıyor; ziyaretçi Ryan merakla sorular soruyor. Metinde [[who]], [[which]], [[that]], [[whose]], [[where]], [[when]] ile kurulan ilgi cümlelerine ve virgülle ayrılan ek bilgilere ([[Kaan, who is standing over there, …]]) dikkat edin.
Ryan: Hi there! Is this the app that helps people find lost things?
Merhaba! İnsanların kaybettikleri eşyaları bulmasına yardım eden uygulama bu mu?
Selin: Yes, it is. It's called Findo. It works with small tags which you attach to your keys, your bag or your wallet.
Evet, bu. Adı Findo. Anahtarınıza, çantanıza ya da cüzdanınıza taktığınız küçük etiketlerle çalışıyor.
Ryan: So the tag sends a signal to your phone?
Yani etiket telefonunuza sinyal mi gönderiyor?
Selin: Exactly. When you lose something, the app shows you the last place where your phone and the tag were together.
Aynen öyle. Bir şey kaybettiğinizde uygulama, telefonunuzla etiketin en son birlikte olduğu yeri gösteriyor.
Ryan: Clever. Who designed it? Was it a big team?
Akıllıca. Kim tasarladı? Büyük bir ekip miydi?
Selin: No, we're a small company. Kaan, who is standing over there, wrote most of the code. He's the developer whose idea started everything.
Hayır, küçük bir şirketiz. Şurada duran Kaan, kodun çoğunu yazdı. Fikriyle her şeyi başlatan yazılımcı o.
Kaan: Well, the idea actually came from my grandmother, who loses her glasses about five times a day!
Aslında fikir, gözlüğünü günde beş kez kaybeden babaannemden çıktı!
Ryan: I know someone like that! But what about people who don't have a smartphone?
Öyle birini ben de tanıyorum! Peki ya akıllı telefonu olmayan insanlar?
Kaan: Good question. We're making a simple home device for them. It has a big screen and only three buttons.
Güzel soru. Onlar için basit bir ev cihazı yapıyoruz. Büyük bir ekranı ve yalnızca üç düğmesi var.
Ryan: And what about privacy? I don't want an app that knows where I am all the time.
Peki gizlilik? Her an nerede olduğumu bilen bir uygulama istemem.
Selin: We thought about that a lot. Your data, which is encrypted, stays on your phone. We don't store it on our servers.
Bunu çok düşündük. Şifrelenmiş olan verileriniz telefonunuzda kalıyor. Biz onları sunucularımızda saklamıyoruz.
Ryan: That's good to hear. Is the battery in the tag easy to change?
Bunu duymak güzel. Etiketteki pil kolay değişiyor mu?
Kaan: Yes, and it lasts about a year, which is longer than most similar tags.
Evet, ayrıca yaklaşık bir yıl dayanıyor; bu da benzer etiketlerin çoğundan daha uzun.
Ryan: Can I try the version you're showing here?
Burada gösterdiğiniz sürümü deneyebilir miyim?
Selin: Of course. This is the phone we use for demos. Hide this tag somewhere, and I'll find it.
Tabii. Bu, tanıtımlarda kullandığımız telefon. Bu etiketi bir yere saklayın, ben bulayım.
Ryan: OK... done. It's in a place you'll never guess.
Tamam... oldu. Asla tahmin edemeyeceğiniz bir yerde.
Selin: Let's see... The app says it's near the table where the coffee machine is. Is it in your jacket pocket?
Bakalım... Uygulama, kahve makinesinin olduğu masanın yakınında olduğunu söylüyor. Ceketinizin cebinde mi?
Ryan: Wow, you're right! Do you have a card with your website on it?
Vay, haklısınız! Üzerinde web sitenizin olduğu bir kartınız var mı?
Kaan: Here you are. December is the month when we launch the new version, so check our website then.
Buyurun. Yeni sürümü aralıkta piyasaya sürüyoruz; o zaman sitemize bir göz atın.
Ryan: I will. Thanks, and say hello to the grandmother who started it all!
Atarım. Teşekkürler, her şeyi başlatan babaanneye de selam söyleyin!
Dilbilgisi
Tanımlayan ilgi cümlesi: kısa hatırlatma ve that
A2'de gördük: İngilizcede isim önde, açıklaması arkada durur ve araya who (kişi), which (eşya, hayvan) ya da her ikisi için that girer: the app that helps people (insanlara yardım eden uygulama). Bu tür cümleye tanımlayan (defining) ilgi cümlesi denir; çünkü hangi kişiden ya da şeyden söz ettiğimizi belirler. Çıkarırsanız cümlenin anlamı eksik kalır. Virgül kullanılmaz.
| İngilizce | Türkçe | İlgi zamiri |
|---|---|---|
| people who don't have a smartphone | akıllı telefonu olmayan insanlar | özne → atılamaz |
| an app that knows where I am | nerede olduğumu bilen bir uygulama | özne → atılamaz |
| the phone (that) we use for demos | tanıtımlarda kullandığımız telefon | nesne → atılabilir |
| the version (which) you're showing | gösterdiğiniz sürüm | nesne → atılabilir |
B1'de bilmeniz gereken ek bir ayrıntı: all, everything, something, nothing, the only ve üstünlük sıfatlarından (the best, the first) sonra which yerine that tercih edilir.
- This is the best phone that I've ever had. — Bu, şimdiye kadar sahip olduğum en iyi telefon.
- Is there anything that I can do? — Yapabileceğim bir şey var mı?
- It's the only app that works offline. — Çevrim dışı çalışan tek uygulama bu.
💡 Konuşmada nesne konumundaki ilgi zamiri genellikle düşer: This is the phone we use for demos. Metinde Selin de böyle söyledi. Yazıda da tamamen doğrudur.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçe “-an” ekini İngilizcede -ing ile karşılayıp her yerde kullanmak: the people not having a smartphone ✗ (doğal değil), the man fixed my laptop ✗ (anlam “adam laptopumu tamir etti” olur). Doğrusu: people who don't have a smartphone ✓ the man who fixed my laptop ✓ Özne konumundaki who / which / that asla düşmez.
Sahiplik: whose
Türkçede “fikri her şeyi başlatan yazılımcı”, “arabası çalınan kadın” deriz; sahiplik, ismin sonundaki iyelik ekiyle (“fikri”, “arabası”) gösterilir. İngilizcede bu ilişkiyi whose kurar: the developer whose idea started everything. whosedan hemen sonra sahip olunan şey gelir ve önüne the, his, her konmaz.
| İngilizce | Türkçe | Yapı |
|---|---|---|
| the developer whose idea started everything | fikri her şeyi başlatan yazılımcı | whose + isim + fiil |
| a woman whose phone was stolen | telefonu çalınan bir kadın | whose + isim + fiil |
| the company whose app I use | uygulamasını kullandığım şirket | whose + isim + özne + fiil |
| users whose accounts were closed | hesapları kapatılan kullanıcılar | whose + isim + fiil |
- I met a student whose brother works for a tech company. — Ağabeyi bir teknoloji şirketinde çalışan bir öğrenciyle tanıştım.
- That's the shop whose website never works. — Web sitesi hiç çalışmayan dükkân işte o.
- We need someone whose English is good. — İngilizcesi iyi olan birine ihtiyacımız var.
💡 whose kişiler için en yaygındır ama eşya, şirket, şehir için de kullanılır: a city whose streets are full of bikes (sokakları bisiklet dolu bir şehir). whose ilgi zamiri olarak asla atılmaz.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: iyelik ekini İngilizceye aktarmak: the woman who her phone was stolen ✗ the woman that's phone was stolen ✗ → the woman whose phone was stolen ✓ Bir de whosedan sonra artikel koymak: whose the idea ✗ → whose idea ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: whose ile who'su karıştırmak. Okunuşları aynıdır (“huz”) ama who's = who is / who has: Kaan, who's a developer, … (yazılımcı olan Kaan). whose ise sahiplik bildirir: Kaan, whose code is great, … (kodu harika olan Kaan).
Yer ve zaman: where, when
Bir yeri tanımlarken where, bir zamanı tanımlarken when kullanılır. Türkçedeki “yaşadığım şehir”, “tanıştığımız gün” gibi yapıların karşılığıdır. where aslında “in / at which” demektir; bu yüzden cümlenin sonuna ayrıca edat eklenmez.
| İngilizce | Türkçe | Not |
|---|---|---|
| the place where your phone was | telefonunun bulunduğu yer | where = in/at which |
| the table where the coffee machine is | kahve makinesinin olduğu masa | where = at which |
| the month when we launch the new version | yeni sürümü çıkardığımız ay | when = in which |
| the day when I bought my first computer | ilk bilgisayarımı aldığım gün | when = on which |
- This is the office where I worked for five years. — Beş yıl çalıştığım ofis burası.
- I remember the time when phones didn't have cameras. — Telefonların kamerasının olmadığı zamanı hatırlıyorum.
- Is there a café near here where I can charge my phone? — Buralarda telefonumu şarj edebileceğim bir kafe var mı?
Dikkat: Yer adından sonra her zaman where gelmez. İlgi cümlesindeki fiilin nesnesi o yerin kendisiyse which / that kullanılır: the city that I visited (ziyaret ettiğim şehir — “visit” fiili yeri doğrudan nesne alır).
💡 Kısa bir test: ilgi cümlesinin sonuna there ya da then ekleyip anlamlı bir cümle kurabiliyorsanız where / when doğrudur: “I worked there” → the office where I worked. “I visited there” ✗ (“I visited it”) → the city that I visited.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: whereden sonra edatı tekrar etmek: the house where I live in ✗ → the house where I live ✓ ya da the house (that) I live in ✓ İkisi birden olmaz.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: edatsız which kullanmak: the office which I worked ✗ (work nesne almaz) → the office where I worked ✓ / the office (that) I worked in ✓ Ve tersine: the city where I visited ✗ → the city (that) I visited ✓
Ek bilgi veren ilgi cümlesi (non-defining): virgüllü
Bazen kimden ya da neden söz ettiğimiz zaten bellidir; ilgi cümlesi yalnızca ek bir bilgi ekler. Buna ek bilgi veren (non-defining) ilgi cümlesi denir. Çıkarsanız ana cümle yine tam ve anlaşılır kalır. Bu cümleler virgülle ayrılır, konuşmada kısa duraklamayla söylenir. Türkçede çoğu zaman ayrı cümleyle ya da “ki”, “ise” ile çeviririz.
| İngilizce | Türkçe | Kural |
|---|---|---|
| Kaan, who is standing over there, wrote the code. | Şurada duran Kaan kodu yazdı. | virgül; that YOK |
| Your data, which is encrypted, stays on your phone. | Verileriniz şifreli ve telefonunuzda kalıyor. | virgül; that YOK |
| my grandmother, who loses her glasses every day | her gün gözlüğünü kaybeden babaannem | ilgi zamiri atılamaz |
| Izmir, where my parents live, is by the sea. | Annemle babamın yaşadığı İzmir deniz kenarında. | where / whose / when de olur |
Bu tür cümlede üç kesin kural vardır: (1) virgül zorunludur, (2) that kullanılmaz, (3) ilgi zamiri, nesne konumunda bile atılamaz. Özel isimlerden (Kaan, Izmir) ve tek olan şeylerden (my mother, the sun) sonra gelen ilgi cümleleri hemen hep bu türdendir.
- My laptop, which I bought in 2020, is still very fast. — 2020'de aldığım dizüstü bilgisayarım hâlâ çok hızlı.
- Ms. Kaya, whose son is a developer, asked me about the app. — Oğlu yazılımcı olan Kaya Hanım bana uygulamayı sordu.
- We met in 2019, when smartwatches were still new. — 2019'da tanıştık; o zamanlar akıllı saatler henüz yeniydi.
💡 Virgül anlamı değiştirebilir: My brother who lives in Ankara is an engineer. (virgülsüz) → birden fazla erkek kardeşim var; Ankara'da yaşayan mühendis. My brother, who lives in Ankara, is an engineer. (virgüllü) → tek erkek kardeşim var; ek bilgi: Ankara'da yaşıyor.
⚠️ Türklerin tipik hatası: virgüllü cümlede that kullanmak ya da ilgi zamirini atmak: My phone, that is new, is very fast. ✗ → My phone, which is new, … ✓ Kaan, I work with, is a developer. ✗ → Kaan, who I work with, is a developer. ✓ Bir de virgülleri unutmak: Ankara which is the capital is big. ✗ → Ankara, which is the capital, is big. ✓
Edat sonda: the app I told you about
Bazı fiiller edatla birlikte kullanılır: talk to someone, look for something, listen to music, depend on. Bu fiiller ilgi cümlesine girince edat fiilin arkasında, cümlenin sonunda kalır. Türkçede “bahsettiğim uygulama”, “konuştuğum adam” derken edat yoktur; İngilizcede ise edatı unutmak cümleyi bozar.
| Günlük (edat sonda) | Resmî (edat önde) | Türkçe |
|---|---|---|
| the app (that) I told you about | the app about which I told you | sana bahsettiğim uygulama |
| the person (who) I talked to | the person to whom I talked | konuştuğum kişi |
| the file (which) I was looking for | the file for which I was looking | aradığım dosya |
| the people (who) we work with | the people with whom we work | birlikte çalıştığımız insanlar |
- Is this the charger you were looking for? — Aradığın şarj aleti bu mu?
- She's the developer I told you about. — Sana bahsettiğim yazılımcı o.
- Wi-Fi is something we all depend on. — Wi-Fi hepimizin bağlı olduğu bir şey.
💡 Resmî biçimde edat öne geçince kişiler için whom, eşyalar için which gelir; who ve that edattan sonra kullanılmaz: to whom ✓ to who ✗ about that ✗. Bu biçim akademik ve resmî yazıda (ve YDS metinlerinde) çok görülür.
⚠️ Türklerin tipik hatası: edatı düşürmek. the person I talked ✗ the music I listen ✗ → the person I talked to ✓ the music I listen to ✓ Edatı iki kez yazmak da yanlıştır: the file for which I was looking for ✗
Bütün cümleyi niteleyen which
Virgüllü which yalnızca bir ismi değil, önceki cümlenin tamamını da niteleyebilir. Türkçedeki “ki bu da …”, “bu da …” anlamındadır. Metinde Kaan: It lasts about a year, which is longer than most similar tags. (bir yıl dayanıyor; bu da benzerlerinin çoğundan uzun.)
- I forgot my password again, which was really annoying. — Yine şifremi unuttum, ki bu gerçekten can sıkıcıydı.
- The app is free, which surprised everyone. — Uygulama ücretsiz; bu da herkesi şaşırttı.
- My phone fell into the sea, which means I've lost all my photos. — Telefonum denize düştü; bu da bütün fotoğraflarımı kaybettiğim anlamına geliyor.
💡 Bu yapıda virgül zorunludur ve yalnızca which kullanılır. Yorum eklemek için çok kullanışlıdır: …, which is great / which is a pity / which I didn't expect.
⚠️ Türklerin tipik hatası: “ki bu da” için what ya da that kullanmak: He was late, what made me angry. ✗ He was late, that made me angry. ✗ → He was late, which made me angry. ✓ (İkinci cümleyi ayrı kurmak da doğrudur: He was late. That made me angry. ✓)
Kelimeler
- technology
tek-NA-lı-ci
teknoloji - device
di-VAYS
cihaz, aygıt - app (application)
uygulama - software
yazılım - hardware
donanım - developer
yazılımcı, geliştirici - code
kod; kodlamak - data
DEY-tı
veri(ler) - privacy
PRAY-vı-si
gizlilik, mahremiyet - encrypted
in-KRİP-tid
şifrelenmiş - password
PES-wörd
parola, şifre - server
sunucu - store
depolamak; mağaza - the cloud
bulut (çevrim içi depolama) - back up
yedeklemek - update
güncelleme; güncellemek - settings
ayarlar - feature
Fİ-çır
özellik - user
YU-zır
kullanıcı - screen
ekran - battery
pil, batarya - charger
şarj aleti - signal
sinyal, çekim - wireless
kablosuz - notification
bildirim - launch
LONÇ
piyasaya sürmek, yayına almak - attach
eklemek (dosya) - artificial intelligence (AI)
ar-tı-Fİ-şıl in-TE-li-cıns
yapay zekâ - log in / log out
oturum açmak / kapatmak - affordable
ı-FOR-dı-bıl
uygun fiyatlı, alınabilir