📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
B2 · Ünite 1: Geçmişe dair pişmanlık (If I had known)
Üçüncü tip ve karma koşul cümleleri · wish + past perfect
Metin: The missed deadline
Ankara'da yazılım mühendisi olarak çalışan Burak, Hollanda'daki bir yüksek lisans bursuna başvurmak için haftalarca hazırlandı ama son gün saat farkını hesaba katmadı. Akşam bir kafede, Ankara'da İngilizce öğretmenliği yapan Amerikalı arkadaşı Laura ile konuşuyor. Metinde [[If… had…, … would have…]] yapısına, [[I wish I had…]] cümlelerine ve geçmişi şimdiye bağlayan karma koşullara dikkat edin.
Laura: You look miserable, Burak. What happened?
Çok mutsuz görünüyorsun, Burak. Ne oldu?
Burak: I missed the deadline for the scholarship. The online application closed at midnight their time, not ours.
Burs için son başvuru tarihini kaçırdım. Çevrim içi başvuru onların saatiyle gece yarısı kapandı, bizim saatimizle değil.
Laura: Oh no. If you had checked the time zone, you would have submitted it on time.
Eyvah. Saat dilimini kontrol etseydin, zamanında gönderirdin.
Burak: I know. If I hadn't been so sure of myself, I would have read the instructions twice.
Biliyorum. Kendimden bu kadar emin olmasaydım, talimatları iki kez okurdum.
Laura: Didn't anyone warn you?
Kimse seni uyarmadı mı?
Burak: My professor did, actually. If I had listened to her, I wouldn't be in this mess now.
Aslında hocam uyardı. Onu dinleseydim, şimdi bu dertte olmazdım.
Laura: Come on, you're not a careless person. If you were, you wouldn't have prepared everything three weeks early.
Hadi ama, sen dikkatsiz biri değilsin. Öyle olsaydın, her şeyi üç hafta önceden hazırlamazdın.
Burak: That's the worst part. Everything was ready. I wish I had pressed that button on Friday.
İşin en kötü yanı da bu. Her şey hazırdı. Keşke o düğmeye cuma günü bassaydım.
Laura: If only you had told me! I could have reminded you, or we might have uploaded it together.
Keşke bana söyleseydin! Sana hatırlatabilirdim ya da belki birlikte yüklerdik.
Burak: I regret leaving it until the last evening. Had I known how slow the website was, I would have started much earlier.
Son akşama bıraktığım için pişmanım. Sitenin ne kadar yavaş olduğunu bilseydim, çok daha erken başlardım.
Laura: Did you write to the scholarship office? Sometimes they make an exception.
Burs ofisine yazdın mı? Bazen istisna yaparlar.
Burak: I did, this morning. They said no. If they hadn't answered so quickly, I'd still have some hope.
Yazdım, bu sabah. Hayır dediler. Bu kadar çabuk cevap vermeselerdi, hâlâ biraz umudum olurdu.
Laura: I'm sorry. But look on the bright side: if you had won it, you would be packing your bags now.
Üzgünüm. Ama işin iyi tarafından bak: kazansaydın, şu an bavulunu topluyor olurdun.
Burak: And I would miss my sister's wedding next month. I hadn't thought of that.
Ve gelecek ay kız kardeşimin düğününü kaçırırdım. Bunu düşünmemiştim.
Laura: Exactly. Without this mistake, you'd never have learned the lesson about time zones!
Aynen öyle. Bu hata olmasaydı, saat dilimleri dersini asla öğrenmezdin!
Burak: Ha! Next year I'll set two alarms, one for each time zone.
Ha! Seneye iki alarm kuracağım, her saat dilimi için bir tane.
Laura: And send it a week early. Otherwise, you'll be sitting here again, saying 'If only…'
Bir de bir hafta önceden gönder. Yoksa yine burada oturup “Keşke…” diyor olacaksın.
Burak: Deal. And this time you'll be the first to read my personal statement.
Anlaştık. Bu sefer niyet mektubumu ilk okuyan sen olacaksın.
Dilbilgisi
Üçüncü tip koşul: If + had V3, would have V3
B1'de ikinci tip koşulu öğrendiniz: If I had more time, I would travel. (Şimdi ya da genel olarak gerçek dışı.) Üçüncü tip koşul ise geçmişte olmamış bir şeyi hayal eder ve olmamış sonucunu anlatır. Türkçedeki karşılığı “…seydi, …ırdı / -acaktı” yapısıdır: “Saati kontrol etseydin, zamanında gönderirdin.” Gerçekte kontrol etmedin, göndermedin de.
| Yan cümle (koşul) | Ana cümle (sonuç) | Türkçe |
|---|---|---|
| If + had + V3 | would have + V3 | …seydi, …ırdı |
| If you had checked, | you would have submitted it. | Kontrol etseydin, gönderirdin. |
| If I hadn't been so sure, | I would have read it twice. | Bu kadar emin olmasaydım, iki kez okurdum. |
| If it had rained, | we wouldn't have gone out. | Yağmur yağsaydı, dışarı çıkmazdık. |
- If you had checked the time zone, you would have submitted it on time. — Saat dilimini kontrol etseydin, zamanında gönderirdin.
- We would have caught the train if we had left five minutes earlier. — Beş dakika erken çıksaydık, treni yakalardık.
- If she hadn't helped me, I wouldn't have finished the project. — O bana yardım etmeseydi, projeyi bitiremezdim.
💡 Cümlenin sırası serbesttir. If cümlesi önde ise araya virgül konur; sonda ise virgül gerekmez: If I had known, I would have come. = I would have come if I had known.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: Türkçede iki tarafta da aynı kip hissi olduğu için if cümlesine de would koymak: If I would have known, I would have come. ✗ → If I had known, I would have come. ✓ Kural: if cümlesinde asla would olmaz; orada had + V3 vardır.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: geçmiş için ikinci tip koşulu kullanmak. Dünkü toplantıdan söz ederken If I knew, I would come. ✗ (Bu, “şimdi bilsem gelirim” demektir.) Doğrusu: If I had known, I would have come. ✓ Geçmişe bakıyorsanız bir derece geriye gidin: Past → Past Perfect, would → would have.
would have, could have, might have ve 'd kısaltması
Ana cümlede would have yerine kesinlik derecesine göre başka modaller de gelebilir. Türkçede bunları “-ırdı”, “-ebilirdi”, “belki -ırdı” diye ayırırız; İngilizcede ayrımı modal yapar.
| İngilizce | Anlam | Türkçe |
|---|---|---|
| would have + V3 | kesin sonuç | …ırdı |
| could have + V3 | imkân / yetenek | …ebilirdi |
| might have + V3 | olası sonuç | belki …ırdı |
| wouldn't have + V3 | olumsuz kesin sonuç | …mazdı |
- If you had told me, I could have reminded you. — Bana söyleseydin, sana hatırlatabilirdim.
- If we had worked together, we might have uploaded it in time. — Birlikte çalışsaydık, belki zamanında yüklerdik.
- If he had been more careful, he wouldn't have lost his keys. — Daha dikkatli olsaydı, anahtarlarını kaybetmezdi.
Konuşmada her şey kısalır: I would have → I'd have → I would've (“ay-WU-dıv”), I had → I'd. Aynı 'd iki farklı söz olabilir; hangisi olduğunu ardından gelen sözcük söyler: 'd + V3 (ya da 'd been) → had; 'd + have ya da 'd + yalın fiil → would.
- If I'd known, I'd have come. — Bilseydim, gelirdim. (I had known … I would have come)
- I'd never have guessed. — Asla tahmin edemezdim. (I would never have guessed)
⚠️ Türklerin tipik hatası: kulağa öyle geldiği için yazıda would of, could of, should of ✗ yazmak. Bunlar would've, could've, should've kısaltmalarının yanlış duyulmasıdır. Doğrusu: I would have come. ✓ / I would've come. ✓ Ayrıca YDS'de 'd gördüğünüzde hemen “would” sanmayın; If I'd seen him… cümlesinde 'd = haddır.
Karma koşul cümleleri (mixed conditionals)
Bazen geçmişteki bir olay bugünü etkiler ya da bugünkü bir özellik geçmişteki bir olayı açıklar. O zaman ikinci ve üçüncü tip koşul birbirine karışır. Türkçede de bunu doğal olarak yaparız: “Onu dinleseydim, şimdi bu dertte olmazdım.”
| Tür | Yapı | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| Geçmiş koşul → şimdiki sonuç | If + had V3, would + V1 | If I had listened, I wouldn't be in this mess now. | Dinleseydim, şimdi bu dertte olmazdım. |
| Şimdiki / genel koşul → geçmiş sonuç | If + V2, would have + V3 | If you were careless, you wouldn't have prepared everything early. | Dikkatsiz biri olsaydın, her şeyi erkenden hazırlamazdın. |
- If he had taken the job in Izmir, he would live by the sea now. — İzmir'deki işi kabul etseydi, şimdi deniz kenarında yaşıyor olurdu.
- If I spoke German, I would have applied for that position. — Almanca bilseydim (genel olarak), o pozisyona başvururdum.
- If you had won it, you would be packing your bags now. — Kazansaydın, şu an bavulunu topluyor olurdun.
💡 İpucu sözcüklere bakın: now, today, still, these days sonuç cümlesinin şimdiye ait olduğunu gösterir → would + V1. yesterday, last year, then ise geçmiş sonucu gösterir → would have + V3.
⚠️ Türklerin tipik hatası: now sözcüğü olduğu hâlde üçüncü tipte ısrar etmek: If I had studied medicine, I would have been a doctor now. ✗ → If I had studied medicine, I would be a doctor now. ✓ Ya da tersine, kalıcı bir özelliği Past Perfect ile anlatmak: If I hadn't been shy, I would have spoken to her. (o anda utangaçtım) ✓ ama genel karakter için If I weren't so shy, I would have spoken to her. ✓ daha doğaldır.
wish / if only + Past Perfect: geçmişe dair pişmanlık
B1'de I wish + Past Simple ile şimdiki durumdan şikâyet etmeyi öğrendiniz: I wish I had more time. (Keşke daha çok vaktim olsa.) Geçmişteki bir şeye pişmanlık için bir derece geri gideriz: I wish + Past Perfect. Türkçede “Keşke …saydım”.
| İngilizce | Zaman | Türkçe |
|---|---|---|
| I wish I knew. | şimdi | Keşke bilsem. |
| I wish I had known. | geçmiş | Keşke bilseydim. |
| I wish I hadn't waited. | geçmiş (olumsuz) | Keşke beklemeseydim. |
| If only you had told me! | geçmiş, güçlü duygu | Keşke bana söyleseydin! |
- I wish I had pressed that button on Friday. — Keşke o düğmeye cuma günü bassaydım.
- She wishes she hadn't sold her old car. — Eski arabasını satmamış olmayı diliyor. / Keşke satmasaydım diyor.
- If only we had left earlier! — Keşke daha erken çıksaydık!
Aynı pişmanlığı regret fiiliyle de söyleyebilirsiniz: regret + -ing (yaptığına pişman olmak), regret not + -ing (yapmadığına pişman olmak). I regret leaving it until the last evening. = I wish I hadn't left it until the last evening.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: I wish I would have known. ✗ ya da I wish I didn't go. ✗ (dünkü olay için). Geçmiş pişmanlıkta tek doğru biçim Past Perfect'tir: I wish I had known. ✓ I wish I hadn't gone. ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: “Keşke” sözcüğünü tek başına çevirmeye çalışıp Wish I go there. ✗ ya da Hopefully I had gone. ✗ demek. hopefully “umarım” demektir, pişmanlık bildirmez. Doğrusu: I wish I had gone there. ✓ / If only I had gone there. ✓
Devrik koşul: Had I known… (YDS)
Resmî ve yazılı İngilizcede if atılabilir; o zaman had öznenin önüne geçer. Anlam değişmez, yalnızca üslup ağırlaşır. YDS'de bu yapı çok sık sorulur, çünkü cümlede if görmeyen öğrenci koşulu fark etmez.
| if ile | Devrik (if'siz) | Türkçe |
|---|---|---|
| If I had known… | Had I known… | Bilseydim… |
| If they had not answered so quickly… | Had they not answered so quickly… | Bu kadar çabuk cevap vermeselerdi… |
| If the website had been faster… | Had the website been faster… | Site daha hızlı olsaydı… |
- Had I known how slow the website was, I would have started much earlier. — Sitenin ne kadar yavaş olduğunu bilseydim, çok daha erken başlardım.
- Had the company invested earlier, it would not have lost its customers. — Şirket daha erken yatırım yapsaydı, müşterilerini kaybetmezdi.
💡 Benzer devrik yapılar öteki koşul türlerinde de vardır: Were I you, … (= If I were you, ikinci tip), Should you need help, … (= If you need help, birinci tip, resmî). Bu ünitede yalnızca Had… biçimini etkin kullanmanız yeterli.
⚠️ Türklerin tipik hatası: devrik olumsuzu soru gibi kısaltmak: Hadn't I known… ✗ → Had I not known… ✓ Devrik koşulda olumsuzluk kısaltılmaz, not özneden sonra gelir. Bir de if ile devriği birlikte kullanmak: If had I known… ✗
if'siz koşul: without, but for, otherwise
Koşul her zaman bir cümleyle verilmez; bir isim öbeği de koşul olabilir. Türkçedeki “…olmasaydı / …olmadan” anlamını without ve resmî but for verir. Önceki cümleye bağlanan “aksi takdirde, yoksa” ise otherwisedır. Ana cümlede yine would have + V3 kullanılır.
- Without this mistake, you'd never have learned the lesson. — Bu hata olmasaydı, o dersi asla öğrenmezdin.
- But for her advice, I would have made the same mistake. — Onun tavsiyesi olmasaydı, aynı hatayı yapardım.
- I checked the time zone; otherwise, I would have missed the meeting. — Saat dilimini kontrol ettim; yoksa toplantıyı kaçırırdım.
| İngilizce | Ardından | Eşdeğeri |
|---|---|---|
| without | isim / -ing | If it hadn't been for… |
| but for | yalnızca isim | If it hadn't been for… (resmî) |
| otherwise | tam cümle | If I hadn't done that… |
| If it hadn't been for | isim | …olmasaydı |
💡 If it hadn't been for your help, … kalıbını ezberleyin; without ve but for cümleleri sınavda çoğu zaman bu kalıba dönüştürülür.
⚠️ Türklerin tipik hatası: but fordan sonra cümle kurmak: But for she helped me… ✗ → But for her help, … ✓ Ayrıca otherwiseı “başka türlü” sanıp yanlış yerde kullanmak: YDS'de otherwise neredeyse her zaman “aksi takdirde” anlamındadır ve ardından koşulun sonucu gelir.
Kelimeler
- deadline
son teslim tarihi - scholarship
SKA-lır-şip
burs - application
başvuru - submit
sıb-MİT
teslim etmek, sunmak, göndermek (resmî) - time zone
saat dilimi - on time
an TAYM
zamanında - instructions
talimatlar, yönergeler - warn
WORN
uyarmak - remind
hatırlatmak - be in a mess
başı dertte olmak, berbat bir durumda olmak - careless
dikkatsiz, özensiz - miserable
MİZ-rı-bıl
çok mutsuz, perişan - regret
ri-GRET
pişmanlık; pişman olmak - if only
keşke - make an exception
istisna yapmak - upload
yüklemek (internete) - leave something until the last minute
bir şeyi son dakikaya bırakmak - look on the bright side
işin iyi tarafından bakmak - pack your bags
bavulunu toplamak - otherwise
aksi takdirde, yoksa - without
…olmasaydı, …olmadan - but for
…olmasaydı (resmî) - in hindsight
in HAYND-sayt
geriye dönüp bakınca, sonradan düşününce - consequence
KAN-sı-kwıns
sonuç (çoğu zaman olumsuz) - opportunity
fırsat - personal statement
niyet mektubu, kişisel beyan (başvuru yazısı) - Deal.
Anlaştık. - would've
WU-dıv
would have'ın konuşma dilindeki kısaltması