📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
B2 · Ünite 2: İleri edilgen yapı (It is said that…)
Passive: tüm zamanlar · It is said / He is believed to · have something done
Metin: A mosaic under the school garden
Bursa yakınlarındaki kurgusal Bademli köyünde, eski ilkokulun bahçesinde bir mozaik bulunuyor. Önce yerel bir haber metni, ardından muhabirin okulun yanında oturan Ayten Aksoy ile yaptığı kısa söyleşi geliyor. Haber dilinde edilgen yapının neden bu kadar sık kullanıldığına, [[It is thought that…]] ve [[is said to have been…]] kalıplarına, söyleşide de [[have something done]] yapısına dikkat edin.
Report: An ancient mosaic has been discovered under the garden of the old primary school in Bademli, a small village near Bursa.
Bursa yakınlarında küçük bir köy olan Bademli'deki eski ilkokulun bahçesinin altında antik bir mozaik bulundu.
Report: The floor was found last month while the garden was being dug for new water pipes.
Zemin geçen ay, bahçe yeni su boruları için kazılırken bulundu.
Report: The mosaic is believed to be about 1,800 years old.
Mozaiğin yaklaşık 1.800 yıllık olduğu sanılıyor.
Report: It is thought that a large house once stood on the site and that it belonged to a wealthy family.
Bu alanda bir zamanlar büyük bir ev bulunduğu ve evin varlıklı bir aileye ait olduğu düşünülüyor.
Report: The house is said to have been destroyed by an earthquake many centuries ago.
Evin yüzyıllar önce bir depremde yıkıldığı söyleniyor.
Report: The children had already been moved to a new school building before the discovery was made.
Çocuklar, bu keşif yapılmadan önce yeni bir okul binasına taşınmıştı.
Report: Since then, the site has been protected by a fence, and visitors are not allowed to walk on the floor.
O zamandan beri alan bir çitle korunuyor ve ziyaretçilerin zeminin üzerinde yürümesine izin verilmiyor.
Report: At the moment, the stones are being cleaned by a team of archaeologists from the regional museum.
Şu anda taşlar bölge müzesinden bir arkeolog ekibi tarafından temizleniyor.
Report: The work is expected to be finished by the end of the year.
Çalışmanın yıl sonuna kadar bitmesi bekleniyor.
Report: After that, the mosaic will be covered with a glass floor so that it can be seen from above.
Ardından mozaik, yukarıdan görülebilmesi için cam bir zeminle kaplanacak.
Report: The villagers were given a short tour of the site and were asked for their opinions about its future.
Köylülere alanda kısa bir tur yaptırıldı ve alanın geleceği hakkında görüşleri soruldu.
Reporter: Mrs. Aksoy, you live right next to the school. How has the discovery changed your life?
Ayten Hanım, okulun hemen yanında oturuyorsunuz. Bu keşif hayatınızı nasıl değiştirdi?
Mrs. Aksoy: Well, our street is being repaired, and we're getting visitors from all over the country!
Valla, sokağımız onarılıyor ve ülkenin her yerinden ziyaretçi geliyor!
Mrs. Aksoy: We've just had our house painted, and my husband is having the old garden wall rebuilt.
Evimizi yeni boyattık, eşim de eski bahçe duvarını yeniden ördürüyor.
Reporter: Are people worried that the village might be changed by tourism?
İnsanlar köyün turizmle değişebileceğinden endişeli mi?
Mrs. Aksoy: A little. It's said that a hotel is going to be built by the river, but nothing has been decided yet.
Biraz. Nehrin kenarına bir otel yapılacağı söyleniyor ama henüz hiçbir şeye karar verilmedi.
Mrs. Aksoy: I just hope the village won't be spoiled. Old houses should be looked after, not knocked down.
Umarım köy bozulmaz. Eski evlere bakılmalı, yıkılmamalı.
Reporter: And what do the children think?
Peki çocuklar ne düşünüyor?
Mrs. Aksoy: They love it! My grandson got his photo taken with the archaeologists, and now he wants to be one.
Bayılıyorlar! Torunum arkeologlarla fotoğraf çektirdi, şimdi o da arkeolog olmak istiyor.
Dilbilgisi
Bütün zamanlarda edilgen: be + V3
B1'de is made ve was built biçimlerini öğrendiniz. Kural hiç değişmez: edilgen = be + V3. Zamanı gösteren tek şey benin biçimidir; V3 her zaman aynı kalır. Türkçede de durum benzer: fiile -ıl / -ın eki gelir, zaman eki ise onun arkasına eklenir (“bulundu”, “bulunmuştu”, “bulunacak”).
| İngilizce | Zaman | Türkçe |
|---|---|---|
| The stones are cleaned. | Present Simple | Taşlar temizlenir. |
| The stones are being cleaned. | Present Continuous | Taşlar temizleniyor (şu an). |
| The stones were cleaned. | Past Simple | Taşlar temizlendi. |
| The stones were being cleaned. | Past Continuous | Taşlar temizleniyordu. |
| The stones have been cleaned. | Present Perfect | Taşlar temizlendi (az önce / artık temiz). |
| The stones had been cleaned. | Past Perfect | Taşlar temizlenmişti. |
| The stones will be cleaned. | Future (will) | Taşlar temizlenecek. |
| The stones are going to be cleaned. | Future (going to) | Taşlar temizlenecek (plan). |
- An ancient mosaic has been discovered in Bademli. — Bademli'de antik bir mozaik bulundu.
- The children had already been moved to a new building. — Çocuklar çoktan yeni bir binaya taşınmıştı.
- The mosaic will be covered with a glass floor. — Mozaik cam bir zeminle kaplanacak.
💡 Haber dili edilgeni çok sever, çünkü önemli olan işi kimin yaptığı değil, ne olduğudur. Yapan kişi önemliyse by ile eklenir: The stones are being cleaned by a team of archaeologists. Önemsizse ya da belli değilse hiç söylenmez.
⚠️ Türklerin tipik hatası: beyi ya da V3'ü unutmak. The mosaic discovered last month. ✗ (Mozaik bir şeyi keşfetmiş gibi olur!) → The mosaic was discovered last month. ✓ The house has destroyed. ✗ → The house has been destroyed. ✓ Bir de happen, belong, arrive, die gibi nesne almayan fiilleri edilgen yapmak: The accident was happened. ✗ → The accident happened. ✓
being mi, been mi? Sürekli ve bitmiş edilgen
Türk öğrencilerin en çok karıştırdığı iki söz being ve beendir. Basit bir kural yeter: sürekli zamanlarda be + being + V3; perfect zamanlarda have + been + V3.
| İngilizce | Yapı | Türkçe |
|---|---|---|
| is / are being repaired | be + being + V3 | onarılıyor |
| was / were being dug | be + being + V3 | kazılıyordu |
| has / have been protected | have + been + V3 | korunuyor / korundu (o zamandan beri) |
| had been moved | had + been + V3 | taşınmıştı |
| will have been finished | will have + been + V3 | bitirilmiş olacak |
- Our street is being repaired. — Sokağımız onarılıyor.
- The floor was found while the garden was being dug. — Zemin, bahçe kazılırken bulundu.
- Since then, the site has been protected by a fence. — O zamandan beri alan bir çitle korunuyor.
💡 Present Perfect Continuous ve Past Perfect Continuous'un edilgeni (has been being built) dilbilgisi olarak mümkündür ama neredeyse hiç kullanılmaz. Yerine has been built ya da etken yapı tercih edilir.
⚠️ Türklerin tipik hatası: is been repaired ✗ ya da has being repaired ✗. Ezber: is → being, has → been. Our street is being repaired. ✓ Our street has been repaired. ✓ İkisini sesli tekrarlayın: “bİ-ing” ve “bin”.
Modal edilgen ve edilgen mastar
Modal fiillerden (can, could, must, should, may, might) sonra her zaman yalın fiil gelir. Edilgende bu yalın fiil bedir: modal + be + V3. Geçmişe dönük modallerde modal + have been + V3 kullanılır. Mastar ve -ing gerektiren yerlerde de aynı mantık geçerlidir: to be + V3, being + V3.
| İngilizce | Yapı | Türkçe |
|---|---|---|
| It can be seen from above. | can + be + V3 | Yukarıdan görülebilir. |
| Old houses should be looked after. | should + be + V3 | Eski evlere bakılmalı. |
| This must be done today. | must + be + V3 | Bu bugün yapılmalı. |
| It might have been stolen. | might + have been + V3 | Çalınmış olabilir. |
| It is expected to be finished soon. | to be + V3 | Yakında bitirilmesi bekleniyor. |
| I don't like being told what to do. | being + V3 | Bana ne yapacağımın söylenmesinden hoşlanmam. |
- The mosaic will be covered so that it can be seen from above. — Mozaik, yukarıdan görülebilmesi için kaplanacak.
- Visitors are not allowed to walk on the floor. — Ziyaretçilerin zeminde yürümesine izin verilmiyor.
- The work is expected to be finished by the end of the year. — Çalışmanın yıl sonuna kadar bitmesi bekleniyor.
⚠️ Türklerin tipik hatası: modalden sonra beyi atlamak ya da V3 yerine yalın fiil kullanmak: It must done today. ✗ It must be do today. ✗ → It must be done today. ✓ Aynı şekilde It can see from above. ✗ (o görebilir!) → It can be seen from above. ✓
Aktarım edilgeni: It is said that… / He is said to…
Haberlerde ve akademik metinlerde söylenti, inanç ya da beklenti aktarılırken kaynak belirtilmez: “…dığı söyleniyor”, “…dığı düşünülüyor”, “…mesi bekleniyor”. İngilizcede bunun iki kalıbı vardır ve ikisi de YDS'nin vazgeçilmezidir. Bu kalıplarla en sık kullanılan fiiller: say, think, believe, know, expect, report, consider, claim.
| Kalıp | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|
| It + is said + that + cümle | It is said that the house was destroyed by an earthquake. | Evin bir depremde yıkıldığı söyleniyor. |
| Özne + is said + to + V1 | The mosaic is believed to be 1,800 years old. | Mozaiğin 1.800 yıllık olduğu sanılıyor. |
| Özne + is said + to be + V-ing | The company is reported to be planning a new hotel. | Şirketin yeni bir otel planladığı bildiriliyor. |
| Özne + is said + to have + V3 | The house is said to have been destroyed long ago. | Evin uzun zaman önce yıkıldığı söyleniyor. |
Mastarın biçimi zamanı gösterir: söylenen şey şimdi doğruysa to + V1 (to be), şu an sürüyorsa to be + V-ing, söylemeden önce olduysa to have + V3. Türkçede bu fark “-dığı” ekinde kaybolur; İngilizcede ise mutlaka seçilmelidir.
- It is thought that a large house once stood on the site. — Bu alanda bir zamanlar büyük bir ev bulunduğu düşünülüyor.
- A large house is thought to have stood on the site. — (Aynı anlam, ikinci kalıp.)
- The new road is expected to open next spring. — Yeni yolun önümüzdeki bahar açılması bekleniyor.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: iki kalıbı karıştırmak: The house is said that it was destroyed. ✗ It is said to be destroyed. ✗ (anlam bozulur). Doğrusu: It is said that the house was destroyed. ✓ ya da The house is said to have been destroyed. ✓ Kural: It ile that, gerçek özne ile to gelir.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: geçmiş olay için to haveı unutmak: He is believed to leave the company last year. ✗ → He is believed to have left the company last year. ✓ last year, ago, in 1990 görürseniz to have + V3 arayın.
İki nesneli ve edatlı fiillerde edilgen
give, send, show, offer, tell, ask, teach, pay gibi fiillerin iki nesnesi olur: They gave the villagers a tour. Edilgende iki cümle kurulabilir, ama İngilizcede kişiyle başlayan biçim çok daha doğaldır. Türkçede ise kişi yönelme hâlinde kalır: “Köylülere tur yaptırıldı.”
| Etken | Edilgen (doğal) | Edilgen (resmî) |
|---|---|---|
| They gave the villagers a tour. | The villagers were given a tour. | A tour was given to the villagers. |
| They asked us our opinion. | We were asked our opinion. | — |
| They offered him the job. | He was offered the job. | The job was offered to him. |
Edatlı fiillerde (look after, laugh at, deal with, take care of, knock down) edat edilgende fiilin yanında kalır ve cümle edatla bitebilir: Old houses should be looked after. The problem is being dealt with.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: Türkçedeki yönelme hâlini çevirip To the villagers was given a tour. ✗ demek ya da explain, describe, suggest fiillerini give gibi kullanmak: I was explained the rule. ✗ → The rule was explained to me. ✓ Bu fiillerde kişiyle başlayan edilgen kurulamaz.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: edatı atmak: Old houses should be looked. ✗ The baby was taken care. ✗ → should be looked after ✓ was taken care of ✓ Edat fiilin parçasıdır; düşerse anlam değişir.
have / get something done: yaptırmak
Türkçede “Saçımı kestirdim”, “Evi boyattık” deriz: ettirgen ek, işi başkasına yaptırdığımızı gösterir. İngilizcede bu ek yoktur; onun yerine have + nesne + V3 kalıbı kullanılır. Gündelik konuşmada have yerine get de gelir. have her zamana çekimlenir; nesne ile V3'ün sırası asla değişmez.
| İngilizce | Zaman | Türkçe |
|---|---|---|
| I have my car serviced every year. | Present Simple | Arabamın bakımını her yıl yaptırırım. |
| He is having the wall rebuilt. | Present Continuous | Duvarı yeniden ördürüyor. |
| We've just had our house painted. | Present Perfect | Evimizi yeni boyattık. |
| She had her phone repaired. | Past Simple | Telefonunu tamir ettirdi. |
| I'm going to get my hair cut. | going to | Saçımı kestireceğim. |
| I need to get my eyes tested. | need to + get | Gözlerimi muayene ettirmem gerek. |
- My grandson got his photo taken with the archaeologists. — Torunum arkeologlarla fotoğraf çektirdi.
- Where do you usually have your shoes repaired? — Ayakkabılarını genellikle nerede tamir ettirirsin?
💡 Aynı kalıp, istemediğimiz bir şeyin başımıza geldiğini de anlatır: She had her bag stolen on the bus. (Otobüste çantası çalındı.) Burada kimse bir şey “yaptırmamıştır”; anlamı bağlamdan çıkarın.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: kuaföre gittiğinizde I cut my hair. demek. Bu, “saçımı (kendim) kestim” demektir! Doğrusu: I had my hair cut. ✓ / I got my hair cut. ✓ Aynı şekilde boyacı çağırdıysanız We painted our house değil, We had our house painted ✓.
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: sırayı karıştırmak: I had cut my hair. ✗ (Bu Past Perfect: “saçımı kesmiştim”.) → I had my hair cut. ✓ Sıra: have + NE + V3. I have repaired my car (kendim tamir ettim) ile I have had my car repaired (tamir ettirdim) çok farklıdır.
Kelimeler
- ancient
EYN-şınt
antik, çok eski - mosaic
mou-ZEY-ik
mozaik - discover
keşfetmek, bulmak - site
alan, saha, yer (kazı / inşaat alanı) - dig (dug, dug)
kazmak - archaeologist
ar-ki-A-lı-cist
arkeolog - earthquake
ÖRT-kweyk
deprem - destroy
yıkmak, yok etmek - wealthy
WEL-ti
varlıklı, zengin - belong to
…e ait olmak - fence
çit - regional
bölgesel, bölge… - be expected to
…mesi beklenmek - be believed to
…dığı sanılmak / inanılmak - be said to
…dığı söylenmek - be thought to
…dığı düşünülmek - be allowed to
bi ı-LAUD tı
-meye izin olmak - cover with
…ile kaplamak, örtmek - repair
onarmak, tamir etmek - rebuild (rebuilt, rebuilt)
yeniden inşa etmek, yeniden örmek - knock down
yıkmak (bina) - look after
bakmak, özen göstermek - spoil
bozmak, mahvetmek - decide
di-SAYD
karar vermek - have something done
bir şeyi yaptırmak - get something done
bir şeyi yaptırmak (daha gündelik) - opinion
görüş, fikir - tour
TUR
gezi, tur