📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
B2 · Ünite 5: Sıfat ve zarf cümlecikleri (Clauses)
Kısaltılmış ilgi cümleleri (-ing / V3) · zarf cümlecikleri
Metin: From a grandmother's farm to 300 farms
Bir yerel dergide yayımlanan söyleşili tanıtım yazısı: İzmirli iki genç mühendis, Ece ve Kaan, köydeki üreticileri şehirdeki restoranlarla buluşturan bir uygulama kurdu. Kişiler ve şirket kurgusaldır. Kısaltılmış ilgi cümlelerine ([[farmers living in villages]]) ve virgülle başlayan kısaltılmış zarf cümleciklerine ([[Having grown up …]], [[Asked about …]]) dikkat edin.
Narrator: Ece Aydin, a 26-year-old engineer born and raised in Izmir, never planned to start a company.
İzmir'de doğup büyümüş 26 yaşındaki mühendis Ece Aydın'ın hiçbir zaman bir şirket kurma planı yoktu.
Narrator: Having grown up next to her grandmother's olive farm, she knew how hard it was for small farmers to sell their produce.
Büyükannesinin zeytin çiftliğinin yanında büyüdüğü için küçük üreticilerin ürünlerini satmasının ne kadar zor olduğunu biliyordu.
Ece: Farmers living in the villages had excellent vegetables but no customers. Restaurants located in the city had customers but no fresh vegetables.
Köylerde yaşayan üreticilerin harika sebzeleri vardı ama müşterileri yoktu. Şehirde bulunan restoranların müşterileri vardı ama taze sebzesi yoktu.
Narrator: While studying computer engineering, Ece met Kaan, a classmate interested in food and logistics.
Bilgisayar mühendisliği okurken Ece, yiyecek ve lojistikle ilgilenen sınıf arkadaşı Kaan'la tanıştı.
Narrator: After talking to dozens of farmers, the two students designed a simple app called FreshLink.
Onlarca üreticiyle konuştuktan sonra iki öğrenci FreshLink adlı basit bir uygulama tasarladı.
Ece: The first version, written in just three weeks, was full of bugs. But it worked.
Yalnızca üç haftada yazılan ilk sürüm hatalarla doluydu. Ama çalışıyordu.
Narrator: Restaurants using the app can see which farms have fresh produce and order it the night before.
Uygulamayı kullanan restoranlar hangi çiftliklerde taze ürün olduğunu görüp bir gece önceden sipariş verebiliyor.
Narrator: Orders placed before 10 p.m. are delivered the next morning by drivers working for local cooperatives.
Saat 22.00'den önce verilen siparişler ertesi sabah yerel kooperatiflerde çalışan şoförler tarafından teslim ediliyor.
Kaan: When we launched, we had four farms and two restaurants. Today there are more than three hundred farms registered on the platform.
Başladığımızda dört çiftliğimiz ve iki restoranımız vardı. Bugün platforma kayıtlı üç yüzden fazla çiftlik var.
Narrator: Asked about the secret of their success, Ece just smiles.
Başarılarının sırrı sorulduğunda Ece yalnızca gülümsüyor.
Ece: We listened. Most of the problems reported by our users were tiny things, like a button that was too small to tap.
Dinledik. Kullanıcılarımızın bildirdiği sorunların çoğu küçük şeylerdi; dokunulamayacak kadar küçük bir düğme gibi.
Narrator: Since many farmers had never used a smartphone app before, the team added short voice instructions recorded by Ece's grandmother.
Birçok üretici daha önce hiç akıllı telefon uygulaması kullanmadığından ekip, Ece'nin büyükannesinin seslendirdiği kısa sesli talimatlar ekledi.
Kaan: Once farmers received their first payment, they told their neighbors. That was our only advertising.
Üreticiler ilk ödemelerini alır almaz komşularına anlattılar. Tek reklamımız buydu.
Narrator: Not everything went smoothly, though. Having spent all their savings in the first year, the founders almost gave up.
Yine de her şey yolunda gitmedi. İlk yıl bütün birikimlerini harcamış olan kurucular neredeyse pes ediyordu.
Ece: Some nights we worked until 3 a.m., as if the whole company depended on every single line of code. In a way, it did.
Bazı geceler sabahın üçüne kadar çalıştık; sanki bütün şirket her bir kod satırına bağlıymış gibi. Bir bakıma öyleydi de.
Narrator: Encouraged by a small grant from their university, they hired their first employees in 2025.
Üniversitelerinden aldıkları küçük bir hibeyle cesaretlenerek 2025'te ilk çalışanlarını işe aldılar.
Kaan: The first person to join us was a farmer's daughter with a degree in marketing. She's now our head of sales.
Bize katılan ilk kişi, pazarlama mezunu bir çiftçi kızıydı. Şimdi satış müdürümüz.
Narrator: By the time this article is published, the company will have opened its second office, this time in Bursa.
Bu yazı yayımlandığında şirket, bu kez Bursa'da, ikinci ofisini açmış olacak.
Ece: Seen from the outside, it looks like an overnight success. In reality, it was five years of small steps.
Dışarıdan bakıldığında bir gecede gelen bir başarı gibi görünüyor. Gerçekte beş yıllık küçük adımlardı.
Dilbilgisi
İlgi cümlesini -ing ile kısaltma (etken anlam)
B1'de who / which / that ile ilgi cümlelerini öğrendik: farmers who live in villages. Bu cümlelerde ilgi zamiri öznenin yerini tutuyorsa ve anlam etken ise cümleyi kısaltabiliriz: ilgi zamirini (ve varsa is / are / was / were) atar, fiile -ing ekleriz. Bu yapı Türkçedeki -an / -en sıfat-fiiline çok benzer: “köyde yaşayan üreticiler” = farmers living in the village. Tek fark: İngilizcede kısaltılmış öbek ismin arkasına gelir.
| Uzun ilgi cümlesi | Kısaltılmış biçim | Türkçe |
|---|---|---|
| farmers who live in villages | farmers living in villages | köylerde yaşayan üreticiler |
| the man who is standing at the door | the man standing at the door | kapıda duran adam |
| restaurants which use the app | restaurants using the app | uygulamayı kullanan restoranlar |
| drivers who work for cooperatives | drivers working for cooperatives | kooperatiflerde çalışan şoförler |
- Students living in the dorms pay less for food. — Yurtlarda kalan öğrenciler yemeğe daha az para öder.
- Who's the woman talking to your manager? — Müdürünle konuşan kadın kim?
- Any passenger carrying more than one bag must pay a fee. — Birden fazla çanta taşıyan her yolcu ücret ödemek zorundadır.
💡 Kısaltma tek seferlik, tamamlanmış bir geçmiş eylemde pek yapılmaz: The man who wrote this book is my uncle. ✓ ama The man writing this book … “şu anda bu kitabı yazan adam” anlamına kayar. -ing genellikle süren ya da genel bir durumu anlatır. Ayrıca ilgi zamiri nesne ise kısaltma yapılmaz; zamir zaten atılabilir: the book (that) I bought.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: ilgi zamirini atıp fiili çekimli bırakmak. Türkçede “yaşayan” tek sözcük olduğu için Students live in dorms pay less. ✗ gibi iki yüklemli cümle çıkar. Doğrusu: Students living in dorms pay less. ✓ ya da Students who live in dorms pay less. ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: yarım kısaltma. Farmers who living in villages … ✗ Restaurants are using the app … ✗ Ya tam cümle (who live) ya tam kısaltma (living): ikisinin karışımı olmaz.
İlgi cümlesini V3 ile kısaltma (edilgen anlam)
İlgi cümlesi edilgense (which was written, that are made), ilgi zamirini ve be fiilini atar, yalnızca V3'ü bırakırız. Türkçedeki karşılığı -ılan / -ilen / -an edilgen sıfat-fiilidir: “üç haftada yazılan sürüm” = the version written in three weeks.
| Uzun ilgi cümlesi | Kısaltılmış biçim | Türkçe |
|---|---|---|
| the app which was designed by two students | the app designed by two students | iki öğrencinin tasarladığı uygulama |
| orders that are placed before 10 p.m. | orders placed before 10 p.m. | 22.00'den önce verilen siparişler |
| problems which were reported by users | problems reported by users | kullanıcıların bildirdiği sorunlar |
| a woman who was born in Izmir | a woman born in Izmir | İzmir'de doğmuş bir kadın |
- Most of the cars made in this factory are exported. — Bu fabrikada üretilen arabaların çoğu ihraç edilir.
- The first version, written in just three weeks, was full of bugs. — Yalnızca üç haftada yazılan ilk sürüm hatalarla doluydu.
- Applications sent after Friday will not be accepted. — Cumadan sonra gönderilen başvurular kabul edilmeyecek.
💡 Karar verme yolu: İsim eylemi yapıyorsa -ing, eyleme maruz kalıyorsa V3. the people organizing the event (etkinliği düzenleyen kişiler) ↔ the event organized by the city (belediyenin düzenlediği etkinlik). Arkada by … varsa neredeyse her zaman V3 gerekir.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçede “tasarlayan” ile “tasarlanan” arasındaki farkı fiil kökünden değil ekten anladığımız için İngilizcede -ing ile V3 karıştırılır. The app developing by students ✗ → The app developed by students ✓ a letter writing in English ✗ → a letter written in English ✓ Aynı mantık sıfatlarda da geçerlidir: I'm boring ✗ (sıkıcıyım) → I'm bored ✓ (sıkıldım).
the first / the last / the only + to + fiil · ek açıklama öbekleri
the first, the second, the last, the next, the only ve üstünlük sıfatlarından (the best, the youngest) sonra gelen ilgi cümlesi mastarla (to + fiil) kısaltılır. Türkçede “bize katılan ilk kişi” deriz; İngilizcede -ing değil to kullanılır.
- The first person to join us was a farmer's daughter. — Bize katılan ilk kişi bir çiftçi kızıydı.
- She was the only student to answer every question. — Her soruyu cevaplayan tek öğrenci oydu.
- He became the youngest player to win the title. — Unvanı kazanan en genç oyuncu oldu.
Bir de ek açıklama (apozisyon) öbekleri vardır: bir ismin hemen arkasına, virgüller arasında onu tanıtan bir isim öbeği gelir. Aslında bu da kısaltılmış bir ilgi cümlesidir: Kaan, (who was) a classmate interested in food, …
| İngilizce | Gizli uzun biçim | Türkçe |
|---|---|---|
| Ece Aydin, a 26-year-old engineer, … | who is a 26-year-old engineer | 26 yaşındaki mühendis Ece Aydın … |
| Bursa, the fourth largest city in Turkey, … | which is the fourth largest city | Türkiye'nin dördüncü büyük şehri Bursa … |
| a classmate interested in logistics | who was interested in logistics | lojistikle ilgilenen bir sınıf arkadaşı |
💡 Akademik metinlerde ve haberlerde bu öbekler cümleyi uzun gösterir ama asıl yüklem çoğu zaman virgüllerden sonra gelir: Ece Aydin, a 26-year-old engineer born and raised in Izmir, never planned … → özne Ece Aydin, yüklem never planned. YDS okumasında önce bu iki parçayı bulun.
⚠️ Türklerin tipik hatası: sıra sözcüğünden sonra -ing ya da who + yanlış zaman kullanmak. the first person joining us ✗ the last one leaving ✗ → the first person to join us ✓ the last one to leave ✓ (Edilgen anlamda: the first building to be built ✓)
Zarf cümlecikleri: zaman, neden, tarz
Zarf cümleciği, ana cümleye ne zaman, neden, nasıl sorularının cevabını ekler. Türkçede bunu fiile eklenen eklerle yaparız (“gelince”, “geldiği için”, “gelir gelmez”, “gelmiş gibi”); İngilizcede ise cümlenin başına bir bağlaç gelir ve fiil normal çekimli kalır.
| İngilizce | Grup | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| when / while / as | zaman | While I was cooking, the phone rang. | Ben yemek yaparken telefon çaldı. |
| as soon as / once | zaman | Once farmers got paid, they told their neighbors. | Üreticiler parayı alır almaz komşularına anlattı. |
| until / by the time | zaman | By the time we arrived, the film had started. | Biz vardığımızda film başlamıştı. |
| because / since / as | neden | Since it was late, we took a taxi. | Geç olduğu için taksiye bindik. |
| as if / as though | tarz | He talks as if he knew everything. | Her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor. |
- As soon as the results come out, I'll let you know. — Sonuçlar çıkar çıkmaz sana haber veririm.
- By the time this article is published, the company will have opened its second office. — Bu yazı yayımlandığında şirket ikinci ofisini açmış olacak.
- As the museum was closed, we went to a cafe instead. — Müze kapalı olduğu için onun yerine bir kafeye gittik.
💡 as if: Durum gerçekse şimdiki zaman (It looks as if it's going to rain.), gerçek dışıysa geçmiş biçim kullanılır: He talks as if he knew everything. (bilmiyor aslında). Resmî dilde as if he were tercih edilir. since hem “-dığı için” hem “-den beri” demektir; Since I moved here, … zaman, Since it was late, … nedendir.
⚠️ Türklerin tipik hatası: zaman bağlacından sonra will kullanmak. Türkçede “Geleceğin zaman ara” der gibi When you will come, call me. ✗ As soon as I will finish, … ✗ yazılır. Zaman bağlaçlarından sonra gelecek anlamı şimdiki geniş zamanla (ya da Present Perfect ile) verilir: When you come, call me. ✓ As soon as I've finished, … ✓
Zarf cümleciğini kısaltma: -ing, having + V3, V3
Zarf cümleciğinin öznesi ana cümleninkiyle aynıysa, cümleciği kısaltabiliriz. Bu, Türkçedeki “okurken, konuştuktan sonra, sorulunca” yapılarına benzer. Üç biçim vardır: aynı anda ya da hemen ardından olan eylem için -ing, daha önce tamamlanmış eylem için having + V3, edilgen anlam için yalnızca V3.
| Uzun biçim | Kısaltılmış biçim | Türkçe |
|---|---|---|
| While she was studying, she met Kaan. | While studying, she met Kaan. | Okurken Kaan'la tanıştı. |
| After they had talked to farmers, they … | After talking to farmers, they … / Having talked to farmers, they … | Üreticilerle konuştuktan sonra … |
| Because she had grown up on a farm, she knew … | Having grown up on a farm, she knew … | Bir çiftlikte büyüdüğü için biliyordu … |
| When she was asked about it, she smiled. | (When) asked about it, she smiled. | Bu ona sorulunca gülümsedi. |
| Because I didn't know the way, I … | Not knowing the way, I … | Yolu bilmediğim için … |
- Having spent all their savings, the founders almost gave up. — Bütün birikimlerini harcamış olan kurucular neredeyse pes ediyordu.
- Encouraged by the grant, they hired their first employees. — Hibeyle cesaretlenerek ilk çalışanlarını işe aldılar.
- Before signing the contract, read every page carefully. — Sözleşmeyi imzalamadan önce her sayfayı dikkatle okuyun.
💡 Bağlaç (while, after, before, when, since) kısaltmada kalabilir ve anlamı netleştirir. because ise kısaltmada atılır: Because being tired … ✗ → Being tired, … ✓ Olumsuzlukta not en başa gelir: Not having a car, we took the bus.
⚠️ Türklerin tipik hatası: having + V3 yerine -ing ile önceliği kaybetmek ya da after ile birlikte gereksiz having kullanmak. Finishing the report, she went home. anlaşılır ama “raporu bitirirken” gibi duyulabilir; önce bitip sonra gittiyse en açık biçim Having finished the report, she went home. ✓ ya da After finishing the report, … ✓ olur. After having finished yanlış değildir ama gereksiz uzundur.
Özne uyumu ve sarkık ortaç (dangling participle)
Kısaltılmış bir zarf cümleciğinin gizli öznesi, ana cümlenin öznesidir. Okur virgülden sonra gelen ilk ismi o eylemin yapanı olarak anlar. Özneler farklıysa ortaya sarkık ortaç denen ve çoğu zaman komik bir anlam çıkan hata doğar.
| Yanlış ✗ | Neden? | Doğru ✓ |
|---|---|---|
| Walking to school, the rain started. | Yağmur okula yürümüyor. | While I was walking to school, it started to rain. |
| Having finished the exam, the bell rang. | Zil sınavı bitirmedi. | Having finished the exam, I waited for the bell. |
| Asked about the price, the answer was vague. | Fiyat cevaba sorulmadı. | Asked about the price, the manager gave a vague answer. |
- Looking out of the window, I saw a strange light. — Pencereden bakarken tuhaf bir ışık gördüm. (bakan da gören de ben)
- Built in 1890, the bridge is the oldest in the city. — 1890'da yapılan köprü şehrin en eskisidir. (yapılan da köprü)
💡 YDS'de kısaltılmış yapıyla başlayan bir cümle görürseniz önce şunu sorun: “Bu eylemi kim yapıyor/kime yapılıyor?” Sonra seçeneklerde virgülden sonraki ilk ismin o kişi ya da şey olup olmadığına bakın. Uymayan seçenekler dilbilgisi açısından yanlıştır.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçenin “-ken / -ınca” yapısını İngilizceye birebir aktarmak. Türkçede “Ben yürürken yağmur başladı” cümlesi tamamen doğrudur, çünkü “-ken”in kendi öznesi olabilir. İngilizcede kısaltılmış biçimin ayrı öznesi olamaz: Walking home, the rain started. ✗ Özneler farklıysa uzun biçimi kullanın: While I was walking home, it started to rain. ✓
Kelimeler
- founder
kurucu - start-up
girişim, yeni kurulan şirket - produce (n.)
PRO-dus
tarım ürünü, sebze-meyve - cooperative
kou-A-pı-rı-tiv
kooperatif - logistics
lı-CİS-tiks
lojistik - grant
hibe, burs (karşılıksız destek) - savings
birikim, tasarruf - register
kaydolmak, kaydetmek - launch
LONÇ
piyasaya sürmek, yayına almak - bug
(yazılımda) hata - feedback
geri bildirim - deliver
teslim etmek, ulaştırmak - employ / employee
istihdam etmek / çalışan - graduate (n.) / graduate (v.)
GRE-cu-ıt / GRE-cu-eyt
mezun / mezun olmak - dozens of
DA-zınz ıv
onlarca - smoothly
sorunsuz, pürüzsüz biçimde - give up
vazgeçmek, pes etmek - overnight success
bir gecede gelen başarı - located (in)
(…de) bulunan, yer alan - be interested in
…ile ilgilenmek - once (conj.)
-ir -mez, -dığı anda - by the time
-dığında (artık), -ene kadar - since (conj.)
-diği için; -diğinden beri - as if / as though
sanki … gibi - clause
KLOZ
yan cümle, cümlecik - participle
PAR-tı-si-pıl
ortaç, sıfat-fiil (-ing / V3) - subject
ders, alan, branş - head of sales
satış müdürü