📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
B2 · Ünite 9: Bilim ve çevre (Science and environment)
Akademik kelime · neden-sonuç kalıpları (result in, lead to, due to)
Metin: Why is the lake disappearing?
İngilizce bir bilim podcast'inde sunucu Mark, on yıldır İç Anadolu'daki (kurgusal) Kavak Gölü'nü inceleyen hidrolog Dr. Deniz Aksoy ile konuşuyor. Neden-sonuç kalıplarına ([[lead to]], [[result in]], [[stem from]], [[due to]]) ve [[consequently]] gibi bağlayıcılara dikkat edin.
Mark: Welcome back to Science Matters. Today I'm talking to Dr. Deniz Aksoy, a hydrologist who has been studying Lake Kavak in central Anatolia for over a decade.
Science Matters'a yeniden hoş geldiniz. Bugün on yılı aşkın süredir İç Anadolu'daki Kavak Gölü'nü inceleyen hidrolog Dr. Deniz Aksoy ile konuşuyorum.
Deniz: Thanks for having me, Mark. It's a topic I care about deeply.
Davetin için teşekkürler, Mark. Gerçekten çok önemsediğim bir konu.
Mark: Let's start with the basics. The lake has shrunk by almost forty percent since 2010. What caused this?
Temelden başlayalım. Göl 2010'dan bu yana neredeyse yüzde kırk küçüldü. Buna ne sebep oldu?
Deniz: There's no single cause. The decline stems from a combination of factors, both natural and human.
Tek bir neden yok. Bu gerileme, hem doğal hem de insan kaynaklı birçok etkenin bir araya gelmesinden kaynaklanıyor.
Mark: Such as?
Örneğin?
Deniz: First, rising temperatures have led to higher evaporation, especially in summer. Second, rainfall in the region has become less predictable.
Birincisi, yükselen sıcaklıklar özellikle yazın daha fazla buharlaşmaya yol açtı. İkincisi, bölgedeki yağışlar daha az öngörülebilir hâle geldi.
Deniz: But the most significant factor is human activity. Farmers around the lake pump huge amounts of groundwater for irrigation, and this has resulted in a sharp drop in the water table.
Ama en önemli etken insan faaliyeti. Gölün çevresindeki çiftçiler sulama için muazzam miktarda yeraltı suyu çekiyor ve bu, yeraltı su seviyesinde keskin bir düşüşe yol açtı.
Mark: So the lake is losing water from below as well as from above?
Yani göl yukarıdan olduğu kadar aşağıdan da su kaybediyor, öyle mi?
Deniz: Exactly. Because of excessive pumping, the springs that used to feed the lake have almost dried up.
Aynen öyle. Aşırı su çekimi yüzünden eskiden gölü besleyen kaynaklar neredeyse kurudu.
Mark: What are the consequences for wildlife?
Bunun yaban hayatı açısından sonuçları neler?
Deniz: They're serious. Owing to the higher salt concentration, several fish species have disappeared, and the number of migratory birds has fallen dramatically.
Ciddi sonuçları var. Artan tuz yoğunluğu nedeniyle birkaç balık türü yok oldu ve göçmen kuşların sayısı çarpıcı biçimde azaldı.
Deniz: Biodiversity loss, in turn, affects the whole ecosystem. Fewer birds means more insects, which can damage crops.
Biyoçeşitlilik kaybı da bütün ekosistemi etkiliyor. Daha az kuş, daha çok böcek demek; bu da ekinlere zarar verebiliyor.
Mark: That's ironic. The farming that drains the lake ends up harming the farms.
Ne ironik. Gölü kurutan tarım, sonunda tarlalara zarar veriyor.
Deniz: It does. Our data show that crop yields near the lake have declined by about fifteen percent. Consequently, some families have left their villages.
Evet, öyle. Verilerimiz gölün yakınındaki ürün veriminin yüzde on beş kadar düştüğünü gösteriyor. Bunun sonucunda bazı aileler köylerini terk etti.
Mark: Is it too late to save the lake?
Gölü kurtarmak için çok mu geç?
Deniz: I don't think so. If farmers switched to drip irrigation, water use could fall by half. That alone would give the lake a chance to recover.
Sanmıyorum. Çiftçiler damla sulamaya geçse su kullanımı yarı yarıya düşebilir. Bu bile tek başına göle toparlanma şansı verir.
Deniz: We also need crops that require less water. Some of the plants grown here simply consume more water than the region can afford.
Daha az su isteyen ürünlere de ihtiyacımız var. Burada yetiştirilen bazı bitkiler, bölgenin kaldırabileceğinden çok daha fazla su tüketiyor.
Mark: And what can ordinary listeners do?
Peki sıradan dinleyiciler ne yapabilir?
Deniz: Small changes add up. Saving water at home won't solve the problem on its own, but public awareness is likely to lead to better decisions.
Küçük değişiklikler birikir. Evde su tasarrufu yapmak tek başına sorunu çözmez ama kamuoyunun bilinçlenmesi büyük olasılıkla daha iyi kararlara yol açar.
Mark: Dr. Aksoy, thank you. That was both alarming and hopeful.
Dr. Aksoy, teşekkürler. Hem endişe verici hem de umut dolu bir sohbetti.
Dilbilgisi
Nedenden sonuca: cause, lead to, result in, contribute to
Türkçede “Aşırı su çekimi gölün kurumasına yol açtı” deriz: önce neden, sonra sonuç gelir. İngilizcede de bu fiillerde sıra aynıdır: NEDEN + fiil + SONUÇ. Fark, fiilin hangi edatla ve hangi yapıyla kullanıldığındadır; YDS bu ayrıntıyı çok sever.
| İngilizce | Kalıp | Ton / anlam | Türkçe |
|---|---|---|---|
| cause | cause + isim · cause sb/sth to do | nötr, çoğunlukla olumsuz sonuç | neden olmak |
| lead to | lead to + isim / -ing | nötr, süreç sonunda | yol açmak |
| result in | result in + isim / -ing | nötr, doğrudan sonuç | ile sonuçlanmak |
| give rise to | give rise to + isim | resmî | doğurmak, ortaya çıkarmak |
| bring about | bring about + isim | değişim, dönüşüm | meydana getirmek |
| contribute to | contribute to + isim / -ing | nedenlerden yalnızca biri | katkıda bulunmak, payı olmak |
| trigger | trigger + isim | ani başlangıç | tetiklemek |
- Rising temperatures have led to higher evaporation. — Yükselen sıcaklıklar daha fazla buharlaşmaya yol açtı.
- Excessive pumping resulted in a sharp drop in the water table. — Aşırı su çekimi yeraltı su seviyesinde keskin bir düşüşle sonuçlandı.
- The heat wave caused many trees to dry out. — Sıcak hava dalgası birçok ağacın kurumasına neden oldu.
- Plastic waste contributes to the pollution of the oceans. — Plastik atık okyanusların kirlenmesinde pay sahibidir.
💡 lead to, contribute to, result in kalıplarındaki to / in edattır; ardından fiil gelecekse -ing olur: lead to losing jobs, result in killing fish. Daha akademik olan ise isim kullanmaktır: lead to job losses.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: Türkçedeki “-mesine neden olmak” yapısını kopyalayıp cause to yazmak. Pumping caused to dry the springs. ✗ → Pumping caused the springs to dry up. ✓ (cause + NESNE + to + fiil). Aynı şekilde It led to increase prices. ✗ → It led to an increase in prices. ✓ / It led to higher prices. ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: “ile sonuçlanmak” çevirisiyle result with ✗ demek. Doğrusu result in ✓: The project resulted in a 20% saving.
Sonuçtan nedene: result from, stem from, arise from, be caused by
Bazen cümleye sonuçla başlamak isteriz: “Bu gerileme birçok etkenden kaynaklanıyor.” Bu durumda yön tersine döner: SONUÇ + fiil + NEDEN. Türkçedeki “-den kaynaklanmak” yapısına en yakın fiiller from ile kurulur.
| İngilizce | Kalıp | Not | Türkçe |
|---|---|---|---|
| result from | SONUÇ + result from + NEDEN | result in'in tersi | -den kaynaklanmak |
| stem from | SONUÇ + stem from + NEDEN | kök neden, derin sebep | kökü …-e dayanmak |
| arise from | SONUÇ + arise from + NEDEN | resmî; sorun, güçlük | -den doğmak |
| be caused by | SONUÇ + be caused by + NEDEN | cause'un edilgeni | -in neden olduğu |
| be due to | SONUÇ + be due to + NEDEN | yüklem olarak | -den ileri gelmek |
| be attributed to | SONUÇ + be attributed to + NEDEN | akademik; yorum | -e bağlanmak |
- The decline stems from a combination of factors. — Gerileme birçok etkenin bir araya gelmesinden kaynaklanıyor.
- Most of the damage resulted from the flood. — Hasarın çoğu selden kaynaklandı.
- The loss of fish is due to the higher salt concentration. — Balık kaybı artan tuz yoğunluğundan ileri geliyor.
- The rise in sea levels is largely attributed to melting ice. — Deniz seviyesindeki yükselme büyük ölçüde eriyen buzlara bağlanıyor.
💡 Akılda tutma yolu: A results in B = B results from A. Sonucu kalıbın içine (in) alırsınız, nedenin ise nereden (from) geldiğini söylersiniz. YDS'de iki seçenek yan yana durur; önce cümlede neyin neden, neyin sonuç olduğunu belirleyin.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: result in ile result fromu karıştırmak. Drought results from crop failure. ✗ (kuraklık ürün kaybından kaynaklanmaz!) → Drought results in crop failure. ✓ / Crop failure results from drought. ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: Türkçedeki “kaynaklanmak” edilgen gibi duyulduğu için bu fiilleri edilgen yapmak. The problem is stemmed from… ✗ It was resulted from… ✗ Bu fiiller nesne almaz, edilgen olmaz: The problem stems from… ✓ It resulted from… ✓ Edilgen yalnızca be caused by ve be attributed to için geçerlidir.
Edat öbekleri: due to, because of, owing to, as a result of
Türkçede “Kuraklık nedeniyle” de deriz, “Kuraklık olduğu için” de. İngilizcede bu ikisi farklı yapılardır: due to, because of, owing to, as a result of, thanks to birer edat öbeğidir ve ardından isim öbeği (ya da -ing) gelir. because, since, as ise bağlaçtır; ardından özne + fiil, yani tam bir cümlecik gelir.
| İngilizce | Ardından | Ton | Türkçe |
|---|---|---|---|
| because of | isim / -ing | nötr, günlük | yüzünden, nedeniyle |
| due to | isim / -ing | nötr-resmî | nedeniyle, -den dolayı |
| owing to | isim / -ing | resmî | nedeniyle |
| as a result of | isim / -ing | resmî, sonuç vurgusu | -in sonucu olarak |
| thanks to | isim / -ing | olumlu sonuç | sayesinde |
| because / since / as | özne + fiil | bağlaç | -dığı için |
| due to the fact that | özne + fiil | resmî, uzun | -dığı gerçeği nedeniyle |
- Owing to the higher salt concentration, several species have disappeared. — Artan tuz yoğunluğu nedeniyle birkaç tür yok oldu.
- The springs dried up because farmers pumped too much water. — Çiftçiler çok fazla su çektiği için kaynaklar kurudu.
- Thanks to drip irrigation, water use fell by half. — Damla sulama sayesinde su kullanımı yarı yarıya düştü.
- As a result of the drought, crop yields declined. — Kuraklığın sonucu olarak ürün verimi düştü.
💡 due to yüklem olarak da kullanılabilir: The delay was due to bad weather. (Gecikme kötü havadan kaynaklandı.) thanks to ise yalnızca olumlu sonuçlarda doğal durur; olumsuzlarda kullanılırsa alaycı bir anlam kazanır.
⚠️ Türklerin tipik hatası: edat öbeğinden sonra cümle kurmak. Due to it rained, the match was canceled. ✗ Because of the lake is shrinking… ✗ Doğrusu: Because it rained… ✓ / Due to the rain… ✓ / Due to the fact that it rained… ✓ Tersi de hatadır: Because the drought, … ✗ → Because of the drought, … ✓
Cümleleri bağlamak: therefore, consequently, thus, hence, as a result
Bu sözcükler iki ayrı cümleyi mantıkça bağlar: birinci cümle neden, ikincisi sonuçtur. Türkçedeki “bu nedenle, dolayısıyla, sonuç olarak” gibidir. Dilbilgisi açısından bağlaç değil, zarftır; bu yüzden noktalamaları önemlidir.
| İngilizce | Noktalama / konum | Ton | Türkçe |
|---|---|---|---|
| therefore | . Therefore, … / ; therefore, … | resmî, mantıksal | bu nedenle |
| consequently | . Consequently, … | resmî | sonuç olarak |
| as a result | . As a result, … | nötr | bunun sonucunda |
| thus | . Thus, … / , thus + -ing | çok resmî, akademik | böylece, dolayısıyla |
| hence | . Hence, … / hence + isim | çok resmî | bu yüzden; buradan da |
| so | , so … | bağlaç, günlük | o yüzden |
- Yields have fallen. Consequently, some families have left their villages. — Verim düştü. Bunun sonucunda bazı aileler köylerini terk etti.
- The lake is shallow; therefore, it warms up quickly. — Göl sığdır; bu nedenle çabuk ısınır.
- Farmers switched to drip irrigation, thus reducing water use. — Çiftçiler damla sulamaya geçti, böylece su kullanımını azalttı.
- The water is very salty, hence the absence of fish. — Su çok tuzlu; balıkların bulunmayışı da bundan.
💡 thus + -ing, önceki eylemin doğal sonucunu ekler (…, thus reducing costs). hence ise çoğu zaman fiilsiz bir isim öbeği alır (hence the name — adı da buradan gelir). Bunlar akademik yazının imzasıdır; konuşmada so daha doğaldır.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: Türkçede “…, bu nedenle …” diye virgülle bağladığımız için The lake shrank, therefore the birds left. ✗ yazmak (İngilizcede “comma splice” denen hata). Doğrusu: The lake shrank. Therefore, the birds left. ✓ / The lake shrank; therefore, the birds left. ✓ / The lake shrank, so the birds left. ✓
⚠️ Türklerin tipik hatası 2: as a result (zarf) ile as a result of (edat) karıştırmak. As a result of, many fish died. ✗ → As a result, many fish died. ✓ / As a result of the pollution, many fish died. ✓
Akademik kelime: isimleşme ve doğru edatlar
Bilimsel İngilizce, olayları fiille anlatmak yerine isme dönüştürmeyi sever: Temperatures rose, so more water evaporated. cümlesi akademik metinde The rise in temperatures led to an increase in evaporation. olur. Türkçede de “sıcaklıkların artışı”, “buharlaşma” diyerek aynısını yaparız. İsimleşmenin püf noktası, ismin ardından gelen edattır.
| Fiil | İsim + edat | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| increase / rise | an increase in / a rise in | an increase in temperature | -de artış |
| decrease / reduce | a decrease in / a reduction in | a reduction in emissions | -de azalma |
| decline | a decline in | a decline in yields | -de düşüş |
| change | a change in | a change in rainfall | -de değişim |
| affect | an effect on / an impact on | an effect on wildlife | üzerinde etki |
| cause | the cause of | the cause of the problem | -in nedeni |
| solve | a solution to | a solution to the crisis | -e çözüm |
| threaten | a threat to | a threat to biodiversity | -e tehdit |
- There has been a significant increase in carbon emissions. — Karbon salımında kayda değer bir artış oldu.
- Pollution has a serious impact on marine life. — Kirlilik deniz yaşamı üzerinde ciddi bir etkiye sahip.
- Renewable energy is part of the solution to climate change. — Yenilenebilir enerji iklim değişikliğine çözümün bir parçası.
💡 affect fiildir, effect isimdir: Drought affects crops. = Drought has an effect on crops. İkisi de “ı-FEKT / i-FEKT” diye neredeyse aynı okunduğu için yazımda dikkat ister. effect fiil olarak yalnızca “meydana getirmek” anlamında, çok resmî metinlerde geçer (effect a change).
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçe tamlamayı (-in) her yerde of ile çevirmek. an increase of temperature ✗ → an increase in temperature ✓; the effect to wildlife ✗ → the effect on wildlife ✓; the solution of the problem ✗ → the solution to the problem ✓; Pollution affects on health. ✗ → Pollution affects health. ✓
Bilimsel temkin: may, tend to, is likely to, suggest
Bilim insanları kesin hüküm vermekten kaçınır; bulguları temkinli bir dille sunar (İngilizcede buna hedging denir). Türkçede “… olabilir”, “… eğilimindedir”, “… olduğu görülmektedir” diyerek aynı işi yaparız. YDS okuma parçalarında yazarın ne kadar emin olduğunu bu sözcükler gösterir.
| İngilizce | Kesinlik | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| may / might / could | düşük-orta | This may affect yields. | -ebilir |
| tend to | genel eğilim | Shallow lakes tend to warm up quickly. | -me eğiliminde |
| be likely to | yüksek olasılık | Awareness is likely to lead to change. | büyük olasılıkla |
| appear to / seem to | gözleme dayalı | The species appears to be recovering. | … gibi görünüyor |
| suggest / indicate | veriye dayalı | The data suggest a link. | işaret etmek, düşündürmek |
| prove / show clearly | çok yüksek (az kullanılır) | This proves that… | kanıtlamak |
- Our findings suggest that pumping is the main cause. — Bulgularımız, su çekiminin ana neden olduğunu düşündürüyor.
- Warmer winters are likely to reduce snowfall in the mountains. — Daha ılık kışlar büyük olasılıkla dağlardaki kar yağışını azaltacak.
- Migratory birds tend to avoid salty water. — Göçmen kuşlar tuzlu sudan kaçınma eğilimindedir.
💡 data akademik İngilizcede çoğuldur: The data show / suggest / indicate… Günlük dilde The data shows de duyulur, ama sınavda ve makalede çoğul kullanmak güvenlidir. phenomenon → phenomena, analysis → analyses gibi Latince/Yunanca çoğullar da YDS'de karşınıza çıkar.
⚠️ Türklerin tipik hatası: research sözcüğünü sayılabilir sanmak. Türkçede “bir araştırma, araştırmalar” dediğimiz için a research ✗ researches ✗ yazılır. research sayılamaz: some research ✓ a lot of research ✓ Tek bir çalışma için a study ✓ (two studies) kullanın. Benzer şekilde evidence de sayılamaz: an evidence ✗ → a piece of evidence ✓
Kelimeler
- cause
neden, sebep; neden olmak - effect
etki, sonuç (isim) - affect
ı-FEKT
etkilemek (fiil) - consequence
KAN-sı-kwıns
sonuç (çoğu zaman olumsuz) - lead to
yol açmak, neden olmak - result in
ile sonuçlanmak, -e yol açmak - result from
-den kaynaklanmak, -in sonucu olmak - stem from
-den kaynaklanmak, kökü …-e dayanmak - contribute to
kın-TRİ-byut tu
-e katkıda bulunmak; -de payı olmak - due to
DU tı
…nedeniyle, …den dolayı (resmî) - owing to
OU-ing tu
nedeniyle (resmî) - consequently
KAN-sı-kwınt-li
sonuç olarak, bunun sonucunda - drought
DRAUT
kuraklık - evaporation
i-ve-pı-REY-şın
buharlaşma - groundwater
GRAUND-wo-tır
yeraltı suyu - irrigation
i-ri-GEY-şın
sulama (tarımsal) - water table
yeraltı su seviyesi (taban suyu) - species
SPİ-şiz
(canlı) tür - biodiversity
bay-ou-dı-VÖR-sı-ti
biyoçeşitlilik - ecosystem
İ-kou-sis-tım
ekosistem - emission
salım, emisyon - greenhouse gas
sera gazı - fossil fuel
FA-sıl fyul
fosil yakıt - renewable energy
ri-NU-ı-bıl EN-ır-ci
yenilenebilir enerji - sustainable
sı-STEY-nı-bıl
sürdürülebilir - significant
sig-Nİ-fi-kınt
önemli, kayda değer, anlamlı - decline
düşüş, gerileme; azalmak - data
DEY-tı
veri(ler) - phenomenon
fı-NA-mı-nan
olgu, görüngü - crop yield
ürün verimi, rekolte - mitigate
Mİ-tı-geyt
hafifletmek, azaltmak (zararı)