📘 İngilizce kursu: tüm üniteler
C1 · Ünite 1: Akademik okuma (Academic reading)
Uzun cümleyi çözümleme · özne-yüklem bulma · YDS paragraf soruları
Metin: Fragmented attention: smartphone notifications and reading comprehension
Aşağıdaki satırlar, Dr. Leyla Kaya'nın (kurgusal) İngilizce yazdığı bir araştırma makalesinin özet, giriş, yöntem, bulgular ve tartışma bölümlerinden alınmıştır; konuşmacı yerine bölüm adı yazılıdır. Her cümlede önce ana özneyi ve ana yüklemi bulun, sonra araya giren öbekleri ([[who…]], [[which…]], [[of…]]) yerine oturtun. [[this]], [[that of]], [[a difference that…]] gibi gönderimlerin neyi gösterdiğine de dikkat edin.
Abstract: This study examines the extent to which smartphone notifications received during reading affect undergraduate students' comprehension of academic texts.
Bu çalışma, okuma sırasında gelen akıllı telefon bildirimlerinin lisans öğrencilerinin akademik metinleri anlamasını ne ölçüde etkilediğini incelemektedir.
Abstract: Drawing on data collected from 240 students at a university in Izmir, it compares the performance of participants who kept their phones on the desk with that of participants whose phones were placed in another room.
İzmir'deki bir üniversitede 240 öğrenciden toplanan verilere dayanarak, telefonunu masada tutan katılımcıların performansını telefonları başka bir odaya konan katılımcılarınkiyle karşılaştırmaktadır.
Abstract: The findings indicate that even notifications that are not checked appear to reduce comprehension, particularly in tasks requiring inference.
Bulgular, kontrol edilmeyen bildirimlerin bile, özellikle çıkarım gerektiren görevlerde, anlamayı azaltıyor göründüğüne işaret etmektedir.
Introduction: The assumption that students who grew up with digital devices are naturally skilled at multitasking has been widely questioned in recent years.
Dijital cihazlarla büyüyen öğrencilerin doğuştan aynı anda birden çok işi yapmakta usta olduğu varsayımı son yıllarda geniş ölçüde sorgulanmıştır.
Introduction: A growing body of research suggests that what is commonly described as multitasking is, in fact, a rapid switching of attention between tasks, each switch carrying a small but measurable cost.
Giderek artan sayıda araştırma, yaygın olarak çoklu görev diye tanımlanan şeyin aslında dikkatin görevler arasında hızla geçiş yapması olduğunu ve her geçişin küçük ama ölçülebilir bir bedeli bulunduğunu düşündürmektedir.
Introduction: Less attention, however, has been paid to the question of whether a notification that is merely noticed, but not acted upon, has a similar effect.
Ancak yalnızca fark edilen fakat üzerine bir şey yapılmayan bir bildirimin benzer bir etkisi olup olmadığı sorusuna daha az ilgi gösterilmiştir.
Introduction: It is this gap that the present study seeks to address.
Bu çalışmanın gidermeye çalıştığı boşluk tam da budur.
Method: Participants, all of whom were native speakers of Turkish enrolled in their second year, read two passages of approximately 900 words each in English.
Hepsi ikinci sınıfa kayıtlı ve anadili Türkçe olan katılımcılar, her biri yaklaşık 900 sözcük uzunluğunda iki İngilizce metin okudu.
Method: During the first passage, the phones of half of the participants, which had been set to vibrate, received three messages sent by the research team at fixed intervals.
Birinci metin sırasında, titreşime ayarlanmış olan, katılımcıların yarısına ait telefonlara araştırma ekibi tarafından belirli aralıklarla gönderilen üç mesaj geldi.
Method: Comprehension was then measured by means of a twenty-item test consisting of both factual and inferential questions.
Ardından anlama düzeyi, hem bilgiye dayalı hem de çıkarım gerektiren sorulardan oluşan yirmi maddelik bir testle ölçüldü.
Results: Students who received notifications answered, on average, 2.4 fewer questions correctly than those in the control group, a difference that was statistically significant.
Bildirim alan öğrenciler, kontrol grubundakilere göre ortalama 2,4 soruyu daha az doğru yanıtladı; bu fark istatistiksel olarak anlamlıydı.
Results: Interestingly, the gap between the two groups was considerably wider for inferential questions than for factual ones.
İlginç biçimde, iki grup arasındaki fark çıkarım sorularında bilgi sorularına göre çok daha büyüktü.
Results: Neither gender nor the number of hours spent on the phone per day was found to have a significant effect on the results.
Ne cinsiyetin ne de günde telefonda geçirilen saat sayısının sonuçlar üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu görüldü.
Discussion: One possible explanation for these findings is that inferential questions require readers to hold several ideas in working memory at once, a process that is easily disrupted.
Bu bulgular için olası bir açıklama, çıkarım sorularının okurun aynı anda birkaç düşünceyi çalışma belleğinde tutmasını gerektirmesidir; bu, kolayca bozulan bir süreçtir.
Discussion: The fact that participants who did not even look at their phones still performed worse suggests that the mere anticipation of a message may be enough to divert attention.
Telefonlarına bakmayan katılımcıların bile daha düşük performans göstermesi, yalnızca bir mesaj beklentisinin dikkati dağıtmaya yetebileceğini düşündürmektedir.
Discussion: These results should, nevertheless, be interpreted with caution, since the study was conducted in a laboratory setting rather than in students' natural study environments.
Bununla birlikte, çalışma öğrencilerin doğal çalışma ortamlarında değil laboratuvar ortamında yürütüldüğü için bu sonuçlar temkinle yorumlanmalıdır.
Discussion: Future research could examine whether similar effects are observed among older readers or with texts written in the participants' first language.
Gelecekteki araştırmalar benzer etkilerin daha yaşlı okurlarda ya da katılımcıların anadilinde yazılmış metinlerde de görülüp görülmediğini inceleyebilir.
Discussion: In the meantime, the simplest recommendation for students preparing for exams such as the YDS may also be the most effective: put the phone in another room.
Bu arada, YDS gibi sınavlara hazırlanan öğrenciler için en basit öneri belki de en etkili olanıdır: telefonu başka bir odaya koyun.
Dilbilgisi
Uzun cümlenin iskeleti: ana özne ve ana yüklem
Türkçede yüklem cümlenin sonundadır: “Bildirim alan öğrenciler … daha az soruyu doğru yanıtladı.” Okur ne kadar uzun bir öbekle karşılaşırsa karşılaşsın, cümlenin sonuna gelince hükmü öğrenir. İngilizcede ise sıra Özne + Yüklem + Nesnedir; ancak akademik metinde özne de, yüklemden sonraki kısım da uzun öbeklerle şişer. Bu yüzden ilk iş, cümlenin iskeletini bulmaktır: kim / ne → ne yaptı / ne oldu.
| Ayıklanacak parça | Nasıl tanınır? | Metinden örnek |
|---|---|---|
| Edat öbeği | of, in, during, with, for … ile başlar; içinde ana yüklem olmaz | of the participants, during the first passage |
| İlgi cümleciği | who, which, that, whose, whom … ile başlar; kendi fiili vardır | who received notifications |
| Kısaltılmış yapı | -ing ya da V3 ile başlar, önünde be yoktur | received during reading, requiring inference |
| Virgüller arası ek | iki virgül arasında, çıkarılınca cümle bozulmaz | , all of whom were…, / , on average, |
| Ekleme isim öbeği | cümle sonunda virgülden sonra: a + isim + that… | , a difference that was significant |
Yöntem: bu parçaları zihninizde parantez içine alın, geriye kalan çekirdek cümleyi okuyun. Örneğin: Students (who received notifications) answered, (on average,) 2.4 fewer questions correctly (than those in the control group). → çekirdek: Students answered fewer questions correctly.
- The phones of half of the participants, which had been set to vibrate, received three messages. — Çekirdek: The phones … received three messages. (Telefonlara üç mesaj geldi.)
- Notifications received during reading affect comprehension. — Çekirdek: Notifications … affect comprehension. ([[received]] yüklem değil, kısaltılmış yapıdır.)
- The assumption that students are skilled at multitasking has been widely questioned. — Çekirdek: The assumption … has been questioned. (Varsayım sorgulandı.)
💡 Ana yüklemin üç ipucu: (1) zaman ve kişi bildirir (has been, answered, suggests); (2) önünde who / which / that yoktur; (3) tek başına -ing ya da V3 değildir (önünde yardımcı fiil yoksa received çoğu zaman sıfat işlevlidir). Çekirdeği bulduktan sonra çeviriyi Türkçe sırayla kurun: önce ekler, en sonda ana yüklem.
⚠️ Türklerin tipik hatası: ilk karşılaşılan fiili ana yüklem sanmak. Students who received notifications answered fewer questions. cümlesini “Öğrenciler bildirim aldı ve…” diye çevirmek ✗ Ana yüklem answereddır; received ilgi cümleciğinin içindedir: “Bildirim alan öğrenciler daha az soru yanıtladı.” ✓ Benzer biçimde The phones received three messages sent by the team. cümlesinde sent yüklem değil “gönderilen” anlamında sıfattır.
Uzun özne ve uyum: başımızı (head noun) kaybetmemek
Uzun bir öznede yüklemle uyuşan sözcük, öbeğin baş ismidir (head noun). Araya giren of the students, in the two groups gibi öbekler sayıyı değiştirmez. Türkçede 3. çoğul kişide fiil çoğu zaman tekil kalabildiği için (“Öğrenciler geldi”), Türk öğrenci bu uyumu ihmal etmeye yatkındır; YDS ise tam bu noktayı sınar.
| Özne | Baş isim | Yüklem | Not |
|---|---|---|---|
| The results of the study | results | show | of the study sayıyı etkilemez |
| The number of participants | number | was | the number of = …nın sayısı (tekil) |
| A number of participants | participants | were | a number of = birçok (çoğul) |
| Each of the passages | each | was | each / one of / none of → tekil (resmî) |
| The fact that they did not look | fact | suggests | that-cümleciği bütünüyle tekil |
| Neither gender nor the number of hours | the number (yakın olan) | was | neither…nor / either…or: yüklem yakındakine uyar |
- The performance of the students who kept their phones on the desk was lower. — Telefonunu masada tutan öğrencilerin performansı daha düşüktü. (baş isim: performance)
- A growing body of studies suggests that multitasking has a cost. — Giderek artan sayıda çalışma, çoklu görevin bir bedeli olduğunu düşündürüyor. (baş isim: body)
- The data collected from 240 students show a clear pattern. — 240 öğrenciden toplanan veriler açık bir örüntü gösteriyor. (data akademik metinde çoğul)
💡 Uyum için pratik soru: “Ne gösteriyor / ne düşüktü?” Cevap tek sözcükse (performance, the number, the fact) yüklem tekil olur. data, criteria, phenomena, analyses gibi Latince/Yunanca çoğullar akademik metinde çoğul fiil alır.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: yüklemi en yakın isme uydurmak. The results of the study shows… ✗ → The results of the study show… ✓; The performance of the students were lower. ✗ → was lower ✓. Tipik hata 2: the number of ile a number ofu karıştırmak: The number of students are increasing. ✗ → The number of students is increasing. ✓
Baştan anlaşılmayan kuruluşlar: It…that, What…is, -ing özne
Bazı akademik cümleler ilk sözcüklerde öznesini saklar. Türkçede “Öğrencilerin çoklu görevde usta olduğu yaygın olarak varsayılır” deriz; İngilizce ise uzun özneyi sona atıp başa boş bir It koyar. Bu It hiçbir şeyi göstermez; asıl özne thatten sonraki cümleciktir.
| Kuruluş | Asıl özne | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| It + be + V3 + that… | that-cümleciği | It is widely assumed that students can multitask. | …olduğu yaygın olarak varsayılır |
| It + be + sıfat + to / that… | to-fiil / that-cümleciği | It is difficult to measure attention. | Dikkati ölçmek zordur |
| What + cümle + be + … | what-cümleciği | What is described as multitasking is switching. | Çoklu görev diye tanımlanan şey geçiştir |
| -ing + … + yüklem | -ing öbeği (isim fiil) | Reading on a screen requires more effort. | Ekranda okumak daha çok çaba ister |
| Whether / How + … + yüklem | dolaylı soru | Whether the effect lasts is unclear. | Etkinin sürüp sürmediği belirsizdir |
- It has been suggested that notifications divert attention. — Bildirimlerin dikkati dağıttığı öne sürülmüştür.
- Keeping the phone in another room improved the scores. — Telefonu başka bir odada tutmak puanları yükseltti.
- What surprised the researchers was the size of the gap. — Araştırmacıları şaşırtan şey farkın büyüklüğüydü.
💡 -ing ile başlayan cümlede iki ihtimal vardır: (1) -ing öbeği öznedir → ardından doğrudan yüklem gelir (Reading on screens requires…); (2) -ing öbeği zarftır → virgülden sonra yeni bir özne gelir (Drawing on data from 240 students, it compares… = “…verilere dayanarak (çalışma) karşılaştırıyor”). Virgül ayırt edici ipucudur.
⚠️ Türklerin tipik hatası: kukla Iti “o” diye çevirmek. It is widely assumed that… → “O, yaygın olarak varsayılır ki…” ✗ Doğrusu: “…olduğu yaygın olarak varsayılmaktadır.” ✓ Yazarken de tersine hata yapılır: Is widely assumed that… ✗ Türkçede özne düşebilir ama İngilizcede kukla It zorunludur: It is widely assumed that… ✓
Gönderim takibi: this, which, that of, the former / the latter
Akademik metin aynı ismi tekrar etmekten kaçınır; bunun yerine gönderim sözcükleri kullanır. Okurken her this, these, which, that, those, one(s) için “Neyi gösteriyor?” diye sormak, YDS'de hem okuma hem paragraf sorularının anahtarıdır.
| Gönderim | Neyi gösterir? | Metinden örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| this / these + isim | önceki cümledeki fikir ya da bulgu | these findings | bu bulgular |
| which (virgülden sonra) | önceki isim ya da bütün cümle | the phones…, which had been set to vibrate | ki onlar / ki bu |
| that of / those of | aynı isim (tekil / çoğul) tekrarı | with that of participants… | …ninkiyle |
| ones / one | sayılabilir isim tekrarı | than for factual ones | bilgi sorularında |
| the former / the latter | iki şeyden ilki / ikincisi | the former group, the latter group | ilki / ikincisi |
| a + isim + that (ekleme) | virgülden önceki bütün cümle | , a difference that was significant | bu fark… |
- It compares the performance of the first group with that of the second. — Birinci grubun performansını ikincininkiyle karşılaştırıyor. ([[that]] = the performance)
- The scores of the students were lower than those of the control group. — Öğrencilerin puanları kontrol grubununkinden düşüktü. ([[those]] = the scores)
- Some students checked their phones, which reduced their scores even further. — Bazı öğrenciler telefonlarına baktı; bu da puanlarını daha da düşürdü. ([[which]] = önceki bütün cümle)
💡 Karşılaştırmada that of / those of zorunludur: Türkçedeki “-ninki” eki gibidir. the performance of group A with group B dendiğinde performans bir gruba karşılaştırılmış olur, mantık bozulur. that tekil, those çoğul isme göre seçilir.
⚠️ Türklerin tipik hatası 1: karşılaştırmada that ofu atlamak. The scores of this group are higher than the control group. ✗ → …higher than those of the control group. ✓ Tipik hata 2: virgüllü whichi hep son isme bağlamak. Some students checked their phones, which reduced their scores. cümlesinde puanı düşüren telefonlar değil, bakma eylemidir; Türkçeye “…baktı, bu da…” diye çevirin.
Paragraf yapısı ve sinyal sözcükler
Akademik paragraf genellikle bir konu cümlesiyle (topic sentence) başlar, ardından açıklama, örnek ya da kanıt gelir, sonunda bir sonuç ya da geçiş cümlesi bulunur. Türkçe akademik metinde de yapı benzerdir; fark, İngilizcenin her mantıksal adımı bir sinyal sözcüğüyle açıkça işaretlemesidir. Bu sözcükler bir sonraki cümlenin ne söyleyeceğini önceden ele verir.
| İngilizce | İşlev | Sonraki cümleden beklenti | Türkçe |
|---|---|---|---|
| however / nevertheless | karşıtlık | önceki fikre ters ya da sınırlayan bilgi | ancak / buna rağmen |
| in contrast / on the other hand | karşılaştırma | farklı bir grup, durum, görüş | buna karşılık |
| moreover / furthermore | ekleme | aynı yönde yeni bir kanıt | ayrıca / üstelik |
| for instance / for example | örnekleme | genel fikrin somut bir örneği | örneğin |
| in fact / indeed | güçlendirme, düzeltme | daha güçlü ya da düzeltilmiş yargı | aslında / gerçekten de |
| therefore / consequently | sonuç | önceki bilginin sonucu | bu nedenle |
| in other words | yeniden ifade | aynı fikir, daha basit | başka bir deyişle |
- Many studies have examined multitasking. Less attention, however, has been paid to unchecked notifications. — Birçok çalışma çoklu görevi inceledi. Ancak kontrol edilmeyen bildirimlere daha az ilgi gösterildi.
- The effect was small for factual questions. For inferential questions, in contrast, it was considerable. — Etki bilgi sorularında küçüktü. Çıkarım sorularında ise buna karşılık oldukça büyüktü.
💡 however, nevertheless, therefore gibi zarflar cümlenin ortasına da girebilir: These results should, nevertheless, be interpreted with caution. Metindeki satıra dikkat edin: zarf iki virgül arasında, yardımcı fiil ile ana fiil arasındadır. Okurken bu tür bir zarfı gördüğünüz anda yönü belirleyin: aynı yön mü, ters yön mü?
⚠️ Türklerin tipik hatası: in facti Türkçedeki “aslında” gibi her zaman karşıtlık sanmak. in fact çoğu zaman önceki fikri güçlendirir: The task was difficult. In fact, most students failed. (Görev zordu. Hatta öğrencilerin çoğu başarısız oldu.) YDS'de in fact sonrasında ters bir fikir bekleyip yanlış seçenek seçmeyin; ters fikir için however, in contrast, on the contrary beklenir.
YDS paragraf soruları: soru tipleri ve strateji
YDS ve YÖKDİL okuma bölümünde paragraf soruları dört ana tiptedir. Hepsinin ortak noktası, tek tek sözcükleri değil paragrafın ana fikrini ve mantık akışını sınamalarıdır. Bu ünitede öğrendiğiniz iskelet bulma, uyum ve gönderim takibi tam olarak bu sorular için gereklidir.
| Soru tipi | Ne sorulur? | Strateji |
|---|---|---|
| Main idea / purpose | Paragrafın ana fikri, yazarın amacı | Konu cümlesini ve son cümleyi okuyun; çok dar ve çok geniş seçenekleri eleyin |
| Irrelevant sentence | Anlam bütünlüğünü bozan cümle (I–V) | Konuyu tek kelimeyle belirleyin; aynı kelimeleri içerse de odağı kayan cümleyi bulun |
| Paragraph completion | Boşluğa (----) uyan cümle | Boşluktan önceki ve sonraki cümlenin gönderimlerine (this, they, such) ve sinyal sözcüklerine bakın |
| Closest in meaning | Verilen cümleye anlamca en yakın seçenek | Ana yüklemi, zamanı, olumsuzluğu ve kesinlik derecesini (may, all, only) karşılaştırın |
| Sentence completion | Yarım cümleyi tamamlayan parça | Bağlacın türünü (karşıtlık, neden, zaman) ve zaman uyumunu kontrol edin |
Anlam bütünlüğünü bozan cümle sorularında tuzak, paragraftaki anahtar sözcükleri tekrarlayan ama konuyu başka yöne çeviren cümledir. Örneğin bildirimler ve okuma üzerine bir paragrafta Smartphones were first introduced in the early 1990s. cümlesi “smartphone” sözcüğünü içerse de konuya katkı sağlamaz.
💡 Anlamca en yakın cümle sorularında seçenekler genellikle aynı sözcükleri kullanır ama ilişkiyi değiştirir: neden-sonuç yönünü tersine çevirir, mayyi alwayse yükseltir ya da olumsuzluğu kaldırır. Seçenekleri okumadan önce verilen cümleyi kendi Türkçenizle tek cümlede özetleyin; sonra bu özete uyan seçeneği arayın.
⚠️ Türklerin tipik hatası: “sözcük avcılığı”, yani paragrafta geçen sözcükleri en çok içeren seçeneği doğru sanmak. Doğru seçenek çoğu zaman aynı fikri farklı sözcüklerle (eş anlamlı, isimleşmiş biçim, edilgen) söyler: Notifications reduce comprehension. = Readers understand less when they receive notifications. Ayrıca all, never, only, completely gibi aşırı kesin seçeneklere, metin temkinli bir dil (may, appear to, suggest) kullanıyorsa şüpheyle bakın.
Kelimeler
- examine
incelemek - the extent to which
ne ölçüde, …dığı ölçü - draw on
-den yararlanmak, -e dayanmak - participant
katılımcı - comprehension
anlama, kavrama - inference
İN-fı-rıns
çıkarım - assumption
varsayım - a growing body of research
giderek artan sayıda araştırma, büyüyen bir literatür - in fact
aslında, gerçekte - measurable
ME-jı-rı-bıl
ölçülebilir - gap
boşluk, eksiklik (alanyazında) - address
(bir sorunu) ele almak, gidermek - merely
MİR-li
yalnızca, sadece - act upon
-e göre davranmak, üzerine bir şey yapmak - enrolled
kayıtlı (okula, programa) - approximately
ı-PRAK-sı-mıt-li
yaklaşık olarak - by means of
aracılığıyla, yoluyla - consist of
-den oluşmak - control group
kontrol grubu - statistically significant
istatistiksel olarak anlamlı - considerably
kın-Sİ-dı-rı-bli
önemli ölçüde, epeyce - working memory
çalışma belleği - disrupt
bozmak, kesintiye uğratmak - anticipation
beklenti, önceden bekleme - divert
day-VÖRT
(dikkati, yönü) başka yere çekmek - interpret with caution
temkinle yorumlamak - setting
ortam, bağlam - findings
bulgular - rather than
yerine, -den ziyade