📘 İngilizce kursu: tüm üniteler

C1 · Ünite 3: Vurgulu cümleler (It was John who…)

Cleft sentences: It is… that / What… is

Metin: Half-truths about language learning

İzmir'deki bir üniversitede dil eğitimi semineri: öğretim üyesi Dr. Ayla Sezer (kurgusal), öğrencileri Can, Elif ve değişim öğrencisi Tom ile dil öğrenmeye dair yaygın inanışları tartışıyor. Konuşmacılar sık sık bir öğeyi öne çıkarmak için [[It is … that / who]] ve [[What … is]] yapılarını kullanıyor. Her vurgulu cümlede “Asıl vurgulanan ne?” diye sorun.

Dr. Sezer: Today I'd like to look at a few popular beliefs about learning a foreign language. What I want to show you is that most of them are only half true.
Bugün yabancı dil öğrenmeye dair birkaç yaygın inanışa bakmak istiyorum. Size göstermek istediğim şey, bunların çoğunun ancak yarı yarıya doğru olduğu.

Dr. Sezer: Let's start with the most famous one: children learn languages faster than adults. Can, what do you think?
En ünlüsüyle başlayalım: çocuklar dilleri yetişkinlerden daha hızlı öğrenir. Can, sen ne düşünüyorsun?

Can: I've always believed that. It's children who pick up accents so easily, isn't it?
Hep buna inandım. Aksanı bu kadar kolay kapanlar çocuklar, değil mi?

Dr. Sezer: Accents, yes. But what many people overlook is that adults often learn grammar and vocabulary faster in the early stages.
Aksan konusunda evet. Ama birçok kişinin gözden kaçırdığı şey, yetişkinlerin ilk aşamalarda dilbilgisini ve kelimeleri çoğu zaman daha hızlı öğrendiği.

Dr. Sezer: Many researchers would argue that it isn't age itself that makes the biggest difference, but the amount of meaningful contact with the language.
Birçok araştırmacı, en büyük farkı yaratanın yaşın kendisi değil, dille kurulan anlamlı temasın miktarı olduğunu savunacaktır.

Elif: So what children have is simply more time?
Yani çocukların sahip olduğu şey sadece daha fazla zaman mı?

Dr. Sezer: More time, and fewer worries about making mistakes. All a child has to do is play; an adult, on the other hand, has a job, bills and an exam date.
Daha fazla zaman ve hata yapma konusunda daha az kaygı. Bir çocuğun tek yapması gereken oynamak; bir yetişkinin ise işi, faturaları ve bir sınav tarihi var.

Tom: What I find hard to accept is that grammar study is necessary at all. I learned most of my Spanish from TV series.
Benim kabul etmekte zorlandığım şey, dilbilgisi çalışmanın gerekli olması. İspanyolcamın çoğunu dizilerden öğrendim.

Dr. Sezer: That's a fair point, Tom. But it was only after you had lived in Madrid for a year that you started speaking fluently, wasn't it?
Haklı bir nokta, Tom. Ama akıcı konuşmaya ancak Madrid'de bir yıl yaşadıktan sonra başladın, değil mi?

Tom: True. It was the conversations with my roommates that really helped, not the series.
Doğru. Asıl işe yarayan diziler değil, ev arkadaşlarımla yaptığım sohbetlerdi.

Dr. Sezer: Exactly. What listening does is give you raw material; what conversation does is force you to use it.
Aynen öyle. Dinlemenin yaptığı şey size ham madde vermek; sohbetin yaptığı ise sizi onu kullanmaya zorlamak.

Can: Then why do some people study a language for years and still struggle to speak?
O zaman bazı insanlar neden bir dili yıllarca çalışıp yine de konuşmakta zorlanıyor?

Dr. Sezer: The reason why this happens is usually not a lack of talent. It's the type of practice that matters.
Bunun nedeni genellikle yetenek eksikliği değil. Önemli olan, pratiğin türü.

Dr. Sezer: What such learners often do is read about the language instead of using it. They know the rules, but they have rarely had to produce a sentence under time pressure.
Bu tür öğrencilerin çoğu zaman yaptığı şey, dili kullanmak yerine onun hakkında okumak. Kuralları biliyorlar ama zaman baskısı altında cümle kurmak zorunda nadiren kaldılar.

Elif: Is that why you keep asking us to speak in class?
Bizden derste sürekli konuşmamızı istemenizin nedeni bu mu?

Dr. Sezer: That's exactly why! And it's often when you make a mistake in front of others that you remember the correct form best.
Tam da bu yüzden! Doğru biçimi en iyi, çoğu zaman başkalarının önünde hata yaptığınızda hatırlarsınız.

Elif: Where I struggle most is listening. People speak so fast in films.
En çok zorlandığım yer dinleme. Filmlerde insanlar çok hızlı konuşuyor.

Dr. Sezer: What helps there is short, repeated listening: the same two minutes five times, rather than a whole film once.
Orada işe yarayan şey kısa ve tekrarlı dinleme: bütün bir filmi bir kez değil, aynı iki dakikayı beş kez.

Dr. Sezer: So, for next week, what I'd like you to do is choose one belief from today's list and find arguments for and against it.
Peki, gelecek hafta için sizden yapmanızı istediğim şey, bugünkü listeden bir inanış seçip onun lehine ve aleyhine argümanlar bulmanız.

Dilbilgisi

It is / was … that / who: bir öğeyi öne çıkarmak

Türkçede vurguyu çoğunlukla sözcük sırasıyla ve tonla yaparız: vurgulanan öğe yüklemin hemen önüne gelir. “Aksanı kolay kapan çocuklardır”, “Asıl işe yarayan sohbetlerdi” deriz. İngilizcede kelime sırası katı olduğu için bunun yerine cümle ikiye bölünür: It is / was + ODAK + that / who + cümlenin geri kalanı. Bu yapıya cleft sentence (yarık cümle) denir.

Düz cümleOdakVurgulu cümleTürkçe
My roommates helped me.özneIt was my roommates who helped me.Bana yardım eden ev arkadaşlarımdı.
I learned Spanish from TV.nesneIt was Spanish that I learned from TV.Dizilerden öğrendiğim İspanyolcaydı.
I started speaking in Madrid.yerIt was in Madrid that I started speaking.Konuşmaya başladığım yer Madrid'di.
We met in 2020.zamanIt was in 2020 that we met.Tanıştığımız yıl 2020'ydi.
He left because of the noise.nedenIt was because of the noise that he left.Gitmesinin nedeni gürültüydü.

💡 Zaman uyumu: olay geçmişteyse genellikle It was … that, genel bir doğru ya da şimdiyse It is … that kullanılır. thatten sonraki kısım, odağı çıkarınca kalan cümledir; ayrıca bir özne ya da nesne eklenmez: It was Spanish that I learned it. ✗ → It was Spanish that I learned. ✓

⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki sıra vurgusunu İngilizceye taşımak. “Bu kitabı Ali yazdı” anlamında This book Ali wrote. ✗ ya da Ali wrote this booku sadece sesle vurgulamak (yazıda vurgu görünmez). Yazılı İngilizcede vurgu yapıyla verilir: It was Ali who wrote this book. ✓ Ayrıca Iti atlamak: Was my roommates who helped me. ✗ → It was my roommates who helped me. ✓

Ayrıntılar: who mı that mı, uyum, olumsuz ve karşıtlık

Odak bir kişiyse who ya da that, şey, yer, zaman ya da neden ise that kullanılır. Yer ve zaman odaklarında where ve when yerine de that tercih edilir; YDS'de doğru seçenek neredeyse her zaman thattir. thatten sonraki fiil, odaktaki isme uyar; Ite değil.

YapıÖrnekNot
It is + kişi + who / thatIt is children who pick up accents easily.fiil children'a uyar: pick
It is + şey + thatIt is practice that makes the difference.fiil practice'e uyar: makes
It is + yer / zaman + thatIt was in Madrid that I learned it.where / when yerine that
It isn't X that …, it's YIt isn't age that matters, it's contact.düzeltme, karşıtlık
It is not X but Y that …It is not age but contact that matters.resmî karşıtlık
Is it / Was it … that …?Was it you who called me?vurgulu soru

💡 Odak bir zamirse konuşma dilinde nesne biçimi kullanılır: It was me who told her. ✓ Çok resmî metinde özne biçimi de görülür: It was I who told her. Öncelikle konuşmada It's me who…, yazıda ise cümleyi isimle kurmak en güvenli yoldur.

⚠️ Türklerin tipik hatası 1: fiili Ite uydurmak. It is children who learns accents easily. ✗ → It is children who learn… ✓ Tipik hata 2: yer ve zamanda where / whene takılmak: It was in 2020 when we met. günlük dilde duyulsa da sınavda It was in 2020 that we met. ✓ doğru seçenektir. Tipik hata 3: edatı odakta unutmak: It was Madrid that I learned Spanish. ✗ → It was in Madrid that I learned Spanish. ✓ (düz cümlede in Madrid vardı).

YDS'nin favorisi: It was not until … that … · It is only when … that …

Önceki ünitede Not until the third season did we understand… devrik yapısını gördünüz. Aynı anlam vurgulu cümleyle de kurulur ve YDS'de çok sık sorulur: It was not until … that … = “ancak … -ınca / -de …”. Türkçede “ancak, -e kadar … değil” ile verilir. Benzer biçimde It is only when / after / because … that … de “ancak … -ınca” anlamı taşır.

VurguluDevrikDüzTürkçe
It was not until 2020 that I spoke fluently.Not until 2020 did I speak fluently.I didn't speak fluently until 2020.Ancak 2020'de akıcı konuşabildim.
It was only after I moved that I improved.Only after I moved did I improve.I improved only after I moved.Ancak taşındıktan sonra geliştim.
It is only when you speak that you learn.Only when you speak do you learn.You learn only when you speak.Ancak konuşunca öğrenirsiniz.
It was only because of her help that I passed.Only because of her help did I pass.I passed only because of her help.Ancak onun yardımı sayesinde geçtim.

💡 Vurgulu yapı ile devrik yapının en önemli farkı: vurgulu cümlede thatten sonra düz sıra gelir, devrik yapılmaz. It was not until 2020 that I spoke fluently. ✓ It was not until 2020 that did I speak fluently. ✗ İkisini aynı cümlede birleştirmeyin.

⚠️ Türklerin tipik hatası 1: It was not until … that yapısında thatten sonra ikinci bir olumsuzluk eklemek. Türkçede “2020'ye kadar konuşamadım” dediğimiz için It was not until 2020 that I couldn't speak. ✗ yazılır. not zaten not until içindedir: …that I could speak fluently. ✓ Tipik hata 2: that yerine when koymak: It was not until 2020 when… ✗ → It was not until 2020 that… ✓

What … is / was …: what-cümleciğiyle vurgu

İkinci büyük vurgu yapısı, B2'de isim cümleciği olarak gördüğünüz what ile kurulur: What + özne + fiil + be + ODAK. Türkçedeki “…dığım şey … -dır”, “Asıl … olan …” yapısına çok yakındır. Bu yapı, dinleyiciyi önce merakta bırakıp ardından yeni bilgiyi cümlenin sonuna yerleştirir; bu yüzden konuşmada ve akademik sunumda çok kullanılır.

Düz cümleWhat-cümleli vurguTürkçe
I want to show you this.What I want to show you is this.Size göstermek istediğim şey bu.
Children simply have more time.What children have is simply more time.Çocukların sahip olduğu şey sadece daha fazla zaman.
Short, repeated listening helps.What helps is short, repeated listening.İşe yarayan şey kısa, tekrarlı dinleme.
She called the manager.What she did was (to) call the manager.Yaptığı şey müdürü aramaktı.
The bus broke down.What happened was (that) the bus broke down.Olan şu: otobüs bozuldu.

💡 Eylemi vurgulamak için do kullanılır: What + özne + do/does/did + be + (to) + yalın fiil. to isteğe bağlıdır: What she did was call the manager. = What she did was to call the manager. be fiili genellikle tekildir; odak açıkça çoğulsa konuşmada çoğul da olabilir: What we need is more teachers. / What we need are more teachers. (ikisi de kullanılır).

⚠️ Türklerin tipik hatası 1: Türkçedeki “istediğim şey senin gelmen” yapısını What I want is that you come. ✗ diye çevirmek. Doğrusu: What I want is for you to come. ✓ / What I want you to do is come. ✓ Tipik hata 2: “şey”i çevirip what ile birleştirmek: The thing what I need is time. ✗ → What I need is time. ✓ / The thing (that) I need is time. ✓ Tipik hata 3: eylem vurgusunda fiil biçimini bozmak: What she did was called the manager. ✗ → was call / was to call ✓

Öteki vurgu kalıpları: All … is, The reason why … is that, That's why …

What yerine genel bir isim ya da all kullanarak da aynı vurguyu kurabiliriz. Bu kalıplar özellikle açıklama yaparken ve tartışmada görüşü netleştirirken işe yarar. Ters sıralı biçimler (That's what…, That's why…) ise önceki cümleye gönderim yaparak sohbeti bağlar.

KalıpÖrnekTürkçe
All (that) + S + V + is / wasAll a child has to do is play.Bir çocuğun tek yapması gereken oynamak.
The reason (why) … is that …The reason why this happens is that they rarely speak.Bunun nedeni nadiren konuşmaları.
The place where … is …The place where I struggle most is listening.En çok zorlandığım yer dinleme.
The person who … is …The person who helped me most was my roommate.Bana en çok yardım eden kişi ev arkadaşımdı.
Where / When … is …Where I struggle most is listening.Zorlandığım yer dinleme.
That's what / why / where …That's exactly why I ask you to speak.Tam da bu yüzden konuşmanızı istiyorum.

💡 All (that) … is yapısı “tek, yalnızca” anlamı taşır ve do ile kullanıldığında to genellikle düşer: All you have to do is ask. (Sormanız yeterli.) All burada everything anlamında değildir; Everything you have to do is ask ✗ yanlış bir anlam verir.

⚠️ Türklerin tipik hatası: “Bunun nedeni …-dığı içindir” yapısını kopyalayıp The reason why … is because … yazmak. Günlük konuşmada duyulsa da resmî yazıda ve sınavda gereksiz tekrar sayılır; doğrusu The reason why … is that … ✓ Ayrıca The reason of this ✗ değil The reason for this ✓ denir.

Vurgulu cümle mi, başka bir yapı mı? Tanıma ve çeviri

It is … that diziliminin her görüldüğü yerde vurgulu cümle yoktur. YDS'de ve okumada üç yapı sık karışır: (1) vurgulu cümle, (2) kukla It ile kurulan ertelenmiş özne (C1-01'de gördünüz), (3) ilgi cümleciği. Basit bir test vardır: It is ve thati silin. Geriye anlamlı, tam bir cümle kalıyorsa yapı vurgulu cümledir.

CümleTest: It is / that silininceYapı
It was the conversations that helped.The conversations helped. ✓Vurgulu cümle
It is important that you speak in class.Important you speak in class. ✗Ertelenmiş özne (kukla It)
It is clear that age is not the only factor.Clear age is not the only factor. ✗Ertelenmiş özne (kukla It)
It is a method that many teachers use.A method many teachers use. ✗İlgi cümleciği (It = o yöntem)
It was in Madrid that I improved.In Madrid I improved. ✓Vurgulu cümle

Çeviride vurgulu cümle Türkçeye birkaç doğal yolla aktarılır: “Asıl işe yarayan sohbetlerdi”, “İşe yarayan sohbetlerdi”, “Önemli olan pratiğin türü”. What … is yapısı çoğu zaman “…-dığı şey” ile ya da iki noktayla verilir: What helps is repetition. → “İşe yarayan şey tekrar.” / “İşe yarayan şu: tekrar.”

💡 YDS çeviri sorularında vurgulu cümlenin Türkçesi genellikle “… olan …-dır / -dı” ya da “asıl …” içerir. Seçenekleri karşılaştırırken odağın hangi öğede olduğuna bakın: It was Tom who called “Arayan Tom'du” demektir; “Tom aradı” düz ve vurgusuz bir çeviridir, “Tom'u aradı” ise anlamı tümden değiştirir.

⚠️ Türklerin tipik hatası: kukla It cümlesini vurgulu cümle sanıp “Önemli olan senin…” diye çevirmek. It is important that you speak. → “Konuşman önemli.” ✓ (vurgu yok). Tersine, vurgulu cümleyi düz çevirip vurguyu kaybetmek: It was the teacher who made the difference. → “Öğretmen fark yarattı.” (eksik) → “Farkı yaratan öğretmendi.” ✓

Kelimeler

✍️ Alıştırmaları çöz ve testi geç

🕊️ Dilmaçım ile ücretsiz İngilizce öğren →