A1 · Ünite 19: Seviyorum, istiyorum (Я люблю, я хочу)
Mastar ile kurulan yapılar · zarflar
Metin: На ку́рсах ру́сского языка́
Bişkek'te bir Rusça kursu. Öğretmen Natalya, öğrencileri Zeynep ve Burak'la hobileri konuşuyor.
Ната́лья: Сего́дня мы говори́м о хо́бби. Зейне́п, что вы лю́бите де́лать?
Bugün hobiler hakkında konuşuyoruz. Zeynep, ne yapmayı seversiniz?
Зейне́п: Я о́чень люблю́ чита́ть и гото́вить. А ле́том я хочу́ пое́хать на Иссы́к-Куль.
Okumayı ve yemek yapmayı çok severim. Yazın da Isık Göl'e gitmek istiyorum.
Ната́лья: Прекра́сно! А вы уме́ете гото́вить борщ?
Harika! Peki borş yapmayı biliyor musunuz?
Зейне́п: Нет, не уме́ю. Но я о́чень хочу́ попро́бовать.
Hayır, bilmiyorum. Ama denemeyi çok istiyorum.
Ната́лья: Бура́к, а вам что нра́вится?
Burak, peki sizin neyden hoşlanırsınız?
Бура́к: Мне нра́вится спорт. Я люблю́ пла́вать и игра́ть в футбо́л.
Spor hoşuma gidiyor. Yüzmeyi ve futbol oynamayı severim.
Ната́лья: А зимо́й? Зимо́й в Бишке́ке хо́лодно.
Ya kışın? Kışın Bişkek'te hava soğuk.
Бура́к: Зимо́й я пла́ваю в бассе́йне. Я пла́ваю бы́стро, а мой брат — ме́дленно.
Kışın havuzda yüzüyorum. Ben hızlı yüzerim, kardeşim ise yavaş.
Ната́лья: Зейне́п, а вы уме́ете пла́вать?
Zeynep, siz yüzme biliyor musunuz?
Зейне́п: Уме́ю, но пла́ваю пло́хо и ре́дко. Сейча́с я не могу́: у меня́ нет вре́мени. Я мно́го рабо́таю.
Biliyorum ama kötü ve nadiren yüzerim. Şu an yüzemem: vaktim yok. Çok çalışıyorum.
Ната́лья: Я то́же ча́сто рабо́таю ве́чером. Но в суббо́ту я всегда́ гуля́ю в па́рке.
Ben de akşamları sık sık çalışırım. Ama cumartesi her zaman parkta yürüyüş yaparım.
Бура́к: А я никогда́ не гуля́ю. Я люблю́ спорт, а не прогу́лки!
Ben ise hiç yürüyüş yapmam. Ben yürüyüşü değil, sporu severim!
Ната́лья: Хорошо́! Зна́чит, в суббо́ту мы мо́жем игра́ть в футбо́л в па́рке!
Güzel! O hâlde cumartesi parkta futbol oynayabiliriz!
Dilbilgisi
Fiil + mastar: люблю́ чита́ть
Türkçede “okumayı severim”, “gitmek istiyorum” deriz; ikinci fiil isimleşir ve ek alır. Rusçada ise ikinci fiil hiç değişmeden mastar hâlinde kalır. Mastar çoğunlukla -ть ile biter: чита́ть, пла́вать, гото́вить. Yalnızca ilk fiil kişiye göre çekilir.
- Я люблю́ чита́ть. — Okumayı severim.
- Мы хоти́м пое́хать в Москву́. — Moskova'ya gitmek istiyoruz.
- Она́ уме́ет пла́вать. — O yüzmeyi biliyor.
- Я не могу́ прийти́. — Gelemem.
люби́ть 2. çekim bir fiildir; yalnızca “ben” biçiminde araya bir л girer:
| Rusça | люби́ть | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|---|
| я | люблю́ | lyub-LYU | severim |
| ты | лю́бишь | LYU-biş | seversin |
| он / она́ | лю́бит | LYU-bit | sever |
| мы | лю́бим | LYU-bim | severiz |
| вы | лю́бите | LYU-bi-tye | seversiniz |
| они́ | лю́бят | LYU-byat | severler |
⚠️ Türklerin tipik hatası: iki fiili de çekmek. Я люблю́ чита́ю yanlış, Я люблю́ чита́ть doğru. Türkçedeki “-mayı/-mek” ekini düşündüğünüzde Rusçada -ть'li mastarı kullanın.
Хоте́ть: düzensiz “istemek”
хоте́ть Rusçanın en sık kullanılan düzensiz fiillerinden biridir. Tekilde 1. çekim gibi (ч ile), çoğulda 2. çekim gibi (т ile) çekilir; vurgu da yer değiştirir. Ardından ya bir isim (хочу́ ко́фе) ya da bir mastar (хочу́ спать) gelir.
| Rusça | хоте́ть | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|---|
| я | хочу́ | ha-ÇU | istiyorum |
| ты | хо́чешь | HO-çiş | istiyorsun |
| он / она́ | хо́чет | HO-çit | istiyor |
| мы | хоти́м | ha-TİM | istiyoruz |
| вы | хоти́те | ha-Tİ-tye | istiyorsunuz |
| они́ | хотя́т | ha-TYAT | istiyorlar |
- Ле́том я хочу́ пое́хать на Иссы́к-Куль. — Yazın Isık Göl'e gitmek istiyorum.
- Ты хо́чешь игра́ть в футбо́л? — Futbol oynamak ister misin?
💡 Restoranda ya da mağazada Я хочу́… biraz doğrudan, hatta çocukça duyulabilir. Kibar bir istek için Мо́жно…? (“… alabilir miyim?”) kalıbını kullanın: Мо́жно ко́фе?
Мочь mu, уме́ть mi? İki ayrı “-ebilmek”
Türkçede tek bir “-ebilmek” eki var. Rusçada ise iki fiil vardır ve anlamları farklıdır:
мочь → imkân, durum, fiziksel güç: Şu an vaktim var mı, hasta mıyım, izin var mı? уме́ть → öğrenilmiş beceri: Bu işi yapmayı öğrendim mi? Türkçede bunu çoğu zaman “bilmek” ile söyleriz: “yüzme biliyorum”.
| Rusça | мочь | уме́ть |
|---|---|---|
| я | могу́ | уме́ю |
| ты | мо́жешь | уме́ешь |
| он / она́ | мо́жет | уме́ет |
| мы | мо́жем | уме́ем |
| вы | мо́жете | уме́ете |
| они́ | мо́гут | уме́ют |
- Я уме́ю пла́вать. — Yüzme biliyorum. (öğrendim)
- Сего́дня я не могу́ пла́вать: я бо́лен. — Bugün yüzemem: hastayım. (durum)
- Он уме́ет води́ть маши́ну, но сейча́с не мо́жет. — Araba kullanmayı biliyor ama şu an kullanamaz.
💡 мочь fiilinde dikkat: я могу́ ve они́ мо́гут biçimlerinde г, diğerlerinde ж vardır (мо́жешь, мо́жем).
⚠️ Türklerin tipik hatası: “Yüzme bilmiyorum” için Я не могу́ пла́вать demek. Bu cümle “(şu an) yüzemem” anlamına gelir. Hiç öğrenmediyseniz Я не уме́ю пла́вать deyin. Dil bildiğinizi söylerken ise уме́ть kullanılmaz: Я говорю́ по-ру́сски.
Zarflar: nasıl ve ne sıklıkla?
Zarf, fiilin nasıl ya da ne sıklıkla yapıldığını söyler ve hiç değişmez: cinsiyet, sayı, hâl yoktur. Türkçede “iyi” hem sıfat hem zarftır (“iyi öğrenci”, “iyi yüzüyor”). Rusçada ikisi ayrıdır: sıfat хоро́ший, zarf хорошо́. Nitelik zarfları çoğunlukla -о ile biter.
| Rusça | Okunuş | Türkçe | Soru |
|---|---|---|---|
| хорошо́ / пло́хо | ha-ra-ŞO / PLO-ha | iyi / kötü | как? (nasıl?) |
| бы́стро / ме́дленно | BIS-tra / MYED-lin-na | hızlı / yavaş | как? (nasıl?) |
| мно́го / ма́ло | MNO-ga / MA-la | çok / az | ско́лько? (ne kadar?) |
| всегда́ | fsig-DA | her zaman | как ча́сто? (ne sıklıkla?) |
| ча́сто | ÇAS-ta | sık sık | как ча́сто? |
| иногда́ | i-nag-DA | bazen | как ча́сто? |
| ре́дко | RYET-ka | nadiren | как ча́сто? |
| никогда́ не | ni-kag-DA ni | asla, hiç | как ча́сто? |
Sıklık zarfları genellikle fiilden önce, nitelik zarfları ise çoğunlukla fiilden sonra gelir:
- Я ча́сто чита́ю. — Sık sık okurum.
- Он говори́т бы́стро. — O hızlı konuşur.
- Вы хорошо́ гото́вите! — Çok iyi yemek yapıyorsunuz!
⚠️ Türklerin tipik hatası: zarf yerine sıfat kullanmak. Он говори́т бы́стрый yanlış; fiilin yanında zarf gerekir: Он говори́т бы́стро.
Никогда́ не: iki olumsuzluk birden
Rusçada никогда́ (“asla”) tek başına yetmez; fiilden önce mutlaka не de gelir. Bu aslında Türkçeye çok benzer: “Asla yürüyüş yapmam” derken de hem “asla” hem olumsuz ek -ma vardır.
- Я никогда́ не гуля́ю. — Asla yürüyüş yapmam.
- Он никогда́ не пьёт ко́фе. — O hiç kahve içmez.
💡 Türkçe gibi düşünün: “asla … -ma” = никогда́ не + fiil. İngilizce bilenler “never” ile tek olumsuzluk yaptığı için burada daha sık yanılır.
⚠️ Я никогда́ гуля́ю yanlış: не unutulmamalı. Vurguya da dikkat: никогда́, всегда́, иногда́ — üçünde de vurgu son hecededir.
Мне нра́вится: “hoşuma gidiyor” kalıbı
Мне нра́вится Türkçedeki “hoşuma gidiyor” ile birebir aynı mantıkta kurulur: beğenilen şey öznedir, beğenen kişi ise “bana, sana” biçimindedir. Bu “bana, sana” biçimi yönelme hâlidir; ayrıntısını A2'de öğreneceğiz. Şimdilik kalıp olarak ezberleyin.
| Rusça | Okunuş | Türkçe |
|---|---|---|
| мне нра́вится | MNYE NRA-vi-tsa | hoşuma gidiyor |
| тебе́ нра́вится | ti-BYE NRA-vi-tsa | hoşuna gidiyor (sen) |
| ему́ / ей нра́вится | yi-MU / YEY NRA-vi-tsa | hoşuna gidiyor (o, erkek / kadın) |
| нам нра́вится | NAM NRA-vi-tsa | hoşumuza gidiyor |
| вам нра́вится | VAM NRA-vi-tsa | hoşunuza gidiyor |
| им нра́вится | İM NRA-vi-tsa | hoşlarına gidiyor |
Beğenilen şey çoğulsa fiil de çoğul olur: нра́вятся. Ardından bir mastar da gelebilir.
- Мне нра́вится Бишке́к. — Bişkek hoşuma gidiyor.
- Мне нра́вятся ру́сские пе́сни. — Rus şarkıları hoşuma gidiyor.
- Ей нра́вится пла́вать. — Yüzmek onun hoşuna gidiyor.
💡 люблю́ daha güçlü ve kalıcıdır (“severim”), нра́вится daha hafiftir (“hoşuma gidiyor, beğendim”). Yeni gördüğünüz bir şehir için Мне нра́вится deyin; insanlar için люблю́ “aşk” anlamına gelebilir!
⚠️ Türklerin tipik hatası: Я нра́вится demek. Bu kalıpta “ben” değil, “bana” gerekir: Мне нра́вится.
Kelimeler
- люби́ть
lyu-BİT'
sevmek - хоте́ть
ha-TYET'
istemek - мочь
MOÇ'
-ebilmek (imkân, durum) - уме́ть
u-MYET'
bilmek, becermek (öğrenilmiş beceri) - мне нра́вится
MNYE NRA-vi-tsa
hoşuma gidiyor, beğeniyorum - чита́ть
çi-TAT'
okumak - гото́вить
ga-TO-vit'
(yemek) hazırlamak, pişirmek - пла́вать
PLA-vat'
yüzmek - игра́ть в футбо́л
ig-RAT' f fut-BOL
futbol oynamak - гуля́ть
gu-LYAT'
gezmek, yürüyüş yapmak; (çocuk) dışarıda oynamak - пое́хать
pa-YE-hat'
(araçla) gitmek, yola çıkmak - попро́бовать
pap-RO-ba-vat'
denemek, tatmak - хо́бби
HOB-bi
hobi - спорт
SPORT
spor - бассе́йн
ba-SEYN
havuz - прогу́лка
pra-GUL-ka
yürüyüş, gezinti - хорошо́
ha-ra-ŞO
iyi / tamam - пло́хо
PLO-ha
kötü - бы́стро
BIS-tra
hızlı - ме́дленно
MYED-lin-na
yavaş - ча́сто
ÇAS-ta
sık sık - ре́дко
RYET-ka
nadiren, seyrek - иногда́
i-nag-DA
bazen - всегда́
fsig-DA
her zaman, hep - никогда́ не
ni-kag-DA ni
asla, hiçbir zaman - к сожале́нию
k sa-ja-LYE-ni-yu
maalesef, ne yazık ki - нет вре́мени
NYET VRYE-mi-ni
vakit yok