B2 · Ünite 1: Tartışma (Дискуссия)
Karşı çıkma ve ikna kalıpları
Metin: Иссы́к-Ку́ль: тури́зм и́ли приро́да?
Bişkek'teki bir radyo kanalında “yuvarlak masa” programı. Sunucu Aygül; konuklar Çolpon-Ata'da on yıldır otel yöneten Emre, ekolog Natalya Sergeyevna ve güney kıyısındaki bir köyde pansiyon işleten Bakıt. Konu: Issık Göl kıyısına yeni oteller yapılmalı mı? Metinde itiraz kalıplarına ([[Позво'льте с ва'ми не согласи'ться]], [[Вы меня' не так по'няли]]), taviz kalıplarına ([[допу'стим]], [[не спо'рю]]) ve ikna edatlarına ([[ведь]], [[же]], [[ра'зве]], [[неуже'ли]]) dikkat edin.
Веду́щая: Уважа́емые слу́шатели, до́брый ве́чер! Сего́дня у нас в сту́дии спо́рная те́ма: на́до ли стро́ить на Иссы́к-Ку́ле но́вые оте́ли? Ната́лья Серге́евна, вам сло́во.
Sayın dinleyiciler, iyi akşamlar! Bugün stüdyomuzda tartışmalı bir konu var: Issık Göl'de yeni oteller yapmak gerekir mi? Natalya Sergeyevna, söz sizde.
Ната́лья Серге́евна: Спаси́бо. Скажу́ пря́мо: я категори́чески про́тив но́вых гости́ниц на берегу́. О́зеро уже́ не справля́ется с нагру́зкой. Ка́ждое ле́то сюда́ приезжа́ет бо́льше миллио́на тури́стов, а очистны́х сооруже́ний почти́ нет.
Teşekkürler. Açıkça söyleyeyim: kıyıya yeni oteller yapılmasına kesinlikle karşıyım. Göl bu yükü zaten kaldıramıyor. Her yaz buraya bir milyondan fazla turist geliyor, ama arıtma tesisi neredeyse yok.
Веду́щая: Эмре́, вы уже́ де́сять лет руководи́те оте́лем в Чолпо́н-Ате́. Вы согла́сны?
Emre, siz on yıldır Çolpon-Ata'da bir otel yönetiyorsunuz. Katılıyor musunuz?
Эмре́: Позво́льте с ва́ми не согласи́ться. Отча́сти Ната́лья Серге́евна права́, но дава́йте не преувели́чивать. Тури́зм — э́то рабо́та для ты́сяч ме́стных жи́телей. Ведь без тури́стов молодёжь про́сто уе́дет в Бишке́к и́ли в друго́й большо́й го́род.
İzninizle katılmayacağım. Natalya Sergeyevna kısmen haklı, ama abartmayalım. Turizm, binlerce yerel halk için iş demek. Ne de olsa turist olmazsa gençler düpedüz Bişkek'e ya da başka bir büyük şehre gider.
Ната́лья Серге́евна: Извини́те, что перебива́ю, но никто́ не предлага́ет запрети́ть тури́зм. Вопро́с не в том, быть и́ли не быть тури́зму, а в том, како́й тури́зм нам ну́жен.
Sözünüzü kestiğim için kusura bakmayın, ama kimse turizmi yasaklamayı önermiyor. Mesele turizm olsun mu olmasın mı değil, nasıl bir turizme ihtiyacımız olduğu.
Эмре́: Согла́сен. Но вы же са́ми говори́ли, что берега́ на́до закры́ть для строи́тельства.
Katılıyorum. Ama kıyıların yapılaşmaya kapatılması gerektiğini siz kendiniz söylüyordunuz.
Ната́лья Серге́евна: Вы меня́ не так по́няли. Я име́ла в виду́ то́лько берегову́ю зо́ну, пе́рвые сто ме́тров от воды́. Там стро́ить нельзя́ ни в ко́ем слу́чае.
Beni yanlış anladınız. Ben yalnızca kıyı şeridini, sudan itibaren ilk yüz metreyi kastettim. Oraya hiçbir şekilde yapı yapılmamalı.
Веду́щая: Бакы́т, вы живёте в селе́ на ю́жном берегу́. Что ду́мают ме́стные жи́тели?
Bakıt, siz güney kıyısında bir köyde yaşıyorsunuz. Yerel halk ne düşünüyor?
Бакы́т: Скажу́ че́стно: мне́ния у нас ра́зные. С одно́й стороны́, тури́сты даю́т нам дохо́д: у меня́ гостево́й дом, и ле́том все ко́мнаты за́няты. С друго́й стороны́, по́сле сезо́на на пля́жах остаю́тся го́ры му́сора.
Dürüst söyleyeyim: bizde görüşler farklı. Bir yandan turistler bize gelir sağlıyor: benim bir pansiyonum var ve yazın bütün odalar dolu. Öte yandan sezondan sonra plajlarda dağ gibi çöp kalıyor.
Эмре́: Вот и́менно! Пробле́ма не в оте́лях, а в му́соре. Хоро́ший оте́ль, наоборо́т, следи́т за чистото́й: у нас, наприме́р, есть своя́ систе́ма очи́стки воды́.
İşte tam da bu! Sorun otellerde değil, çöpte. İyi bir otel tam tersine temizliğe özen gösterir: bizim, örneğin, kendi su arıtma sistemimiz var.
Ната́лья Серге́евна: У вас — допу́стим. Но неуже́ли вы ду́маете, что так рабо́тают все? Я была́ в деся́тках гости́ниц, и в большинстве́ из них сто́чные во́ды иду́т пря́мо в о́зеро.
Sizde — diyelim ki öyle. Ama sahiden herkesin böyle çalıştığını mı düşünüyorsunuz? Onlarca otelde bulundum ve çoğunda atık sular doğrudan göle gidiyor.
Эмре́: С э́тим тру́дно спо́рить. Но ра́зве пра́вильно наказа́ть всех за оши́бки немно́гих?
Buna itiraz etmek zor. Ama birkaç kişinin hatası yüzünden herkesi cezalandırmak doğru mu?
Веду́щая: Дава́йте попро́буем найти́ о́бщее. Что вы предлага́ете конкре́тно?
Ortak bir nokta bulmaya çalışalım. Somut olarak ne öneriyorsunuz?
Ната́лья Серге́евна: Во-пе́рвых, никаки́х но́вых оте́лей у са́мой воды́. Во-вторы́х, стро́гий контро́ль за очи́сткой сто́чных вод. И, в-тре́тьих, часть нало́гов от тури́зма должна́ идти́ на защи́ту приро́ды.
Birincisi, suyun hemen kenarında hiçbir yeni otel olmasın. İkincisi, atık suların arıtılmasına sıkı denetim. Ve üçüncüsü, turizmden gelen vergilerin bir kısmı doğanın korunmasına gitmeli.
Бакы́т: Вот с э́тим я по́лностью согла́сен. Бо́лее того́, мы, жи́тели, са́ми гото́вы помога́ть: убира́ть пля́жи, следи́ть за поря́дком.
İşte buna tamamen katılıyorum. Üstelik biz köylüler de yardıma hazırız: plajları temizlemeye, düzeni gözetmeye.
Эмре́: Не спо́рю, тре́бования разу́мные. Одна́ко согласи́тесь: е́сли контро́ль бу́дет то́лько на бума́ге, ничего́ не изме́нится.
İtirazım yok, talepler makul. Ancak kabul edin: denetim yalnızca kâğıt üzerinde kalırsa hiçbir şey değişmez.
Ната́лья Серге́евна: Тут вы абсолю́тно пра́вы. Зна́чит, мы всё-таки говори́м об одно́м и том же.
Burada kesinlikle haklısınız. Demek ki yine de aynı şeyden söz ediyoruz.
Эмре́: Похо́же, что так. Как бы то ни бы́ло, о́зеро у нас одно́, и без него́ не бу́дет ни тури́зма, ни оте́лей.
Öyle görünüyor. Her ne olursa olsun, gölümüz bir tane ve o olmazsa ne turizm kalır ne otel.
Веду́щая: Ита́к, подведём ито́ги. Тури́зм на Иссы́к-Ку́ле ну́жен, но с умо́м: без застро́йки бе́рега и с че́стным контро́лем. Спаси́бо всем за интере́сную диску́ссию!
Evet, toparlayalım. Issık Göl'de turizm gerekli, ama akıllıca: kıyıyı yapılaştırmadan ve dürüst bir denetimle. İlginç tartışma için herkese teşekkürler!
Dilbilgisi
Kibar itiraz: yumuşaktan serte
B1'de Я не согла́сен ve Вы не пра́вы gibi temel itirazları öğrendik. B2'de itirazın tonunu ayarlamayı öğreniyoruz. Rusçada aynı “katılmıyorum” düşüncesi, kalıp seçimine göre nazik bir çekince de olabilir, sert bir ret de. Resmî bir toplantıda, radyoda ya da iş görüşmesinde tablonun üst kısmındaki kalıpları seçin.
| Rusça | Ton | Türkçe |
|---|---|---|
| Я бы так не сказа́л(а). | çok yumuşak | Ben öyle demezdim. |
| Не уве́рен(а), что э́то так. | yumuşak | Bunun böyle olduğundan emin değilim. |
| Позво́льте с ва́ми не согласи́ться. | kibar, resmî | İzninizle size katılmayacağım. |
| Э́то не совсе́м так. | nötr | Bu pek öyle değil. |
| Бою́сь, что вы ошиба́етесь. | kibar ama kesin | Korkarım yanılıyorsunuz. |
| Я категори́чески не согла́сен. | sert | Kesinlikle katılmıyorum. |
| Ничего́ подо́бного! | çok sert, konuşma dili | Hiç de bile! / Alakası yok! |
согла́сен bir kısa sıfattır ve konuşanın cinsiyetine göre değişir: я согла́сен (erkek), я согла́сна (kadın), мы согла́сны. Kiminle ya da hangi görüşe katıldığımızı с + araç hâli ile söyleriz; bir teklife ya da koşula razı olmayı ise на + belirtme hâli ile:
- Я не могу́ с ва́ми согласи́ться. — Size katılamam.
- Я не согла́сен с ва́шим мне́нием. — Görüşünüze katılmıyorum.
- Мы согла́сны на ва́ше предложе́ние. — Teklifinizi kabul ediyoruz (razıyız).
💡 Türkçede “katılmıyorum” tek başına oldukça yumuşaktır. Rusçada çıplak Я не согла́сен! ise, özellikle yüksek sesle söylenirse, sert duyulabilir. Yumuşatmak için başına Бою́сь, что…, Мне ка́жется, что… ekleyin ya da şart kipini kullanın: Я бы так не сказа́л.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki “birine katılmak” yapısındaki yönelme hâlini Rusçaya taşımak. Я согла́сен вам yanlış, doğrusu Я согла́сен с ва́ми. Bir başka hata: kadın konuşurken Я не согла́сен demek; kadın Я не согла́сна der.
Kısmen katılmak ve taviz: “evet, ama…”
İyi bir tartışmacı önce karşı tarafın haklı olduğu noktayı kabul eder, sonra itirazını söyler. Bu “evet, ama” stratejisi karşı tarafı savunmaya geçirmez ve ikna gücünü artırır. Rusçada bunun için zengin bir kalıp dağarcığı vardır:
| Rusça | Türkçe |
|---|---|
| Отча́сти вы пра́вы, но… | Kısmen haklısınız, ama… |
| Не спо́рю, …, одна́ко… | İtirazım yok, …, ancak… |
| Допу́стим, э́то так. Но… | Diyelim ki öyle. Ama… |
| Пусть так, но… | Öyle olsun, ama… |
| С э́тим тру́дно спо́рить, но… | Buna itiraz etmek zor, ama… |
| Сто́ит призна́ть, что…, но… | Kabul etmek gerekir ki…, ama… |
| Э́то, коне́чно, ве́рно, но… | Bu elbette doğru, ama… |
- Допу́стим, оте́ли даю́т рабо́ту. Но кто бу́дет убира́ть му́сор? — Diyelim ki oteller iş veriyor. Ama çöpü kim toplayacak?
- Не спо́рю, тури́зм ва́жен, одна́ко приро́да важне́е. — İtirazım yok, turizm önemli; ancak doğa daha önemli.
- Сто́ит призна́ть, что пробле́ма существу́ет. — Sorunun var olduğunu kabul etmek gerekir.
Karşıtlık bildiren bağlaçlar arasındaki ince fark da önemlidir: но (ama — nötr), одна́ко (ancak — daha resmî), а (ise — iki şeyi karşılaştırır), зато́ (buna karşılık — olumsuzu olumlu bir şeyle telafi eder): Оте́ль дорого́й, зато́ ря́дом с мо́рем (Otel pahalı, ama buna karşılık denize yakın).
💡 допу́стим ve пусть Türkçedeki “diyelim ki, farz edelim, öyle olsun” sözlerine tam karşılık gelir. Bunlar giriş sözü olarak virgülle ayrılır: Допу́стим, вы пра́вы.
⚠️ Türklerin tipik hatası: “Haklısınız” derken uzun sıfat kullanmak. Вы пра́вый yanlış; doğrusu kısa biçim Вы пра́вы (tek kişiye de çoğul, çünkü özne вы). Tekil: ты прав (erkek), ты права́ (kadın). Kadın biçiminde vurgu sona kayar: Она́ права́.
İkna edatları: ведь, же, ра́зве, неуже́ли
Rusçada ikna gücünün büyük bölümü küçük edatlarda saklıdır. Bunlar cümlenin anlamını değiştirmez, ama konuşanın tavrını gösterir: “bunu siz de biliyorsunuz”, “buna nasıl inanırsınız?”, “sahiden mi?”. Türkçede bu işi “ne de olsa, -ya, yoksa … mı?, sahiden” gibi sözler görür.
| Rusça | İşlev | Türkçe |
|---|---|---|
| Ведь без тури́стов нет рабо́ты. | bilinen bir gerekçeyi hatırlatma | Ne de olsa turist olmadan iş yok. |
| Вы же са́ми э́то сказа́ли! | karşı tarafı kendi sözüyle bağlama | Bunu siz kendiniz söylediniz ya! |
| Ра́зве э́то не так? | retorik soru, itiraz | Yoksa öyle değil mi? |
| Неуже́ли вы э́того не ви́дите? | şaşkınlık, inanmama | Sahiden bunu görmüyor musunuz? |
| Согласи́тесь, что э́то ва́жно. | onaya davet | Kabul edin ki bu önemli. |
| Не забыва́йте, что… | hatırlatma, uyarı | …unutmayın. |
| Предста́вьте себе́, что… | hayal etmeye davet | Bir düşünün ki… |
ра́зве ile неуже́ли birbirine yakındır ama aynı değildir. ра́зве daha çok retorik itirazdır: konuşan cevabın “hayır” olduğundan emindir. неуже́ли ise gerçek şaşkınlık bildirir: konuşan duyduğuna inanmakta zorlanır.
- Ра́зве мо́жно так говори́ть о приро́де? — Doğa hakkında böyle konuşulur mu hiç?
- Неуже́ли вы прочита́ли весь отчёт за час? — Sahiden bütün raporu bir saatte mi okudunuz?
- Ведь мы все хоти́м одного́ и того́ же. — Ne de olsa hepimiz aynı şeyi istiyoruz.
💡 Bu edatlar yumuşak ama kararlı bir tonla söylenir. Вы же зна́ете! sakin söylenince “Siz de biliyorsunuz ya!” gibi dostça, bağırarak söylenince suçlayıcı duyulur.
⚠️ Türklerin tipik hatası: ведь'i потому́ что gibi yan cümle bağlacı sanmak ya da cümle sonuna koymak. ведь bir edattır; cümle başında ya da ilk sözden sonra gelir: Ведь он прав / Он ведь прав. же ise asla cümle başında durmaz: Же вы сказа́ли yanlış, Вы же сказа́ли doğru.
Argümanı kurmak: tez, kanıt, sonuç
İkna edici bir konuşma üç adımdan oluşur: tez (görüşünüz), kanıt (gerekçe, örnek, rakam) ve sonuç. Rusçada her adımın kendine özgü giriş sözleri vardır. Bu sözler konuşmanızı düzenli gösterir ve dinleyicinin sizi izlemesini kolaylaştırır.
| Rusça | Adım | Türkçe |
|---|---|---|
| Я убеждён (убеждена́), что… | tez | …olduğuna eminim, inanıyorum |
| Во-пе́рвых, … Во-вторы́х, … В-тре́тьих, … | sıralama | Birincisi … İkincisi … Üçüncüsü … |
| Наприме́р, … | örnek | Örneğin … |
| Де́ло в том, что… | gerekçe | Mesele şu ki … |
| Кро́ме того́, … / Бо́лее того́, … | ekleme / güçlendirme | Ayrıca … / Üstelik … |
| Тем не ме́нее, … | karşıtlık | Yine de … |
| Таки́м о́бразом, … | sonuç | Böylece, dolayısıyla … |
| В заключе́ние … | kapanış | Son olarak, sözlerimi bitirirken … |
- Я убеждён, что тури́зм ну́жно развива́ть. — Turizmin geliştirilmesi gerektiğine eminim.
- Во-пе́рвых, он даёт рабо́ту. Во-вторы́х, он привлека́ет инвести́ции. — Birincisi, iş sağlıyor. İkincisi, yatırım çekiyor.
- Тем не ме́нее, приро́ду на́до защища́ть. — Yine de doğayı korumak gerekir.
- Таки́м о́бразом, нам ну́жен бала́нс. — Dolayısıyla bize bir denge gerekiyor.
💡 Türkçede “birincisi, örneğin, üstelik” sözlerinden sonra virgül çoğu zaman isteğe bağlıdır. Rusçada ise bu giriş sözleri (во-пе́рвых, наприме́р, кро́ме того́, тем не ме́нее, таки́м о́бразом) her zaman virgülle ayrılır. Cümle ortasında gelirlerse iki yandan virgül alırlar: У нас, наприме́р, есть своя́ систе́ма.
⚠️ Türklerin tipik hatası: в конце́ концо́в'u “sonuç olarak” anlamında kullanmak. Bu söz “nihayet, eninde sonunda” ya da “ne de olsa” demektir: В конце́ концо́в, э́то на́ше о́зеро! (Ne de olsa bu bizim gölümüz!). Konuşmayı toparlarken в заключе́ние, в ито́ге ya da таки́м о́бразом deyin.
Söz almak, sözü kesmek, yanlış anlamayı düzeltmek
Canlı bir tartışmada söz almak, gerektiğinde sözü kesmek ve sözü elde tutmak da bir beceridir. Rusçada bunların her biri için kalıplaşmış, nazik ifadeler vardır. Bunları bilmek, hararetli bir tartışmada bile saygınlığınızı korur.
| Rusça | Durum | Türkçe |
|---|---|---|
| Мо́жно я доба́влю? | söz isteme | Bir şey ekleyebilir miyim? |
| Извини́те, что перебива́ю, но… | sözü kesme | Sözünüzü kestiğim için kusura bakmayın, ama… |
| Позво́льте зако́нчить мысль. | sözü koruma (kibar) | Düşüncemi tamamlamama izin verin. |
| Да́йте мне договори́ть! | sözü koruma (sert) | Sözümü bitireyim! |
| Вы меня́ не так по́няли. | yanlış anlamayı düzeltme | Beni yanlış anladınız. |
| Я име́л(а) в виду́ друго́е. | açıklama | Başka bir şey kastettim. |
| Верну́сь к ва́шему вопро́су. | konuya dönme | Sorunuza döneyim. |
- Извини́те, что перебива́ю, но э́то ва́жно. — Sözünüzü kestiğim için kusura bakmayın, ama bu önemli.
- Я не э́то име́л в виду́. Я говори́л то́лько о берегово́й зо́не. — Bunu kastetmedim. Yalnızca kıyı şeridinden söz ediyordum.
- Что вы име́ете в виду́? — Ne demek istiyorsunuz?
💡 име́ть в виду́ = kastetmek. Geçmiş zamanda konuşanın cinsiyetine göre: я име́л в виду́ (erkek), я име́ла в виду́ (kadın).
⚠️ Türklerin tipik hatası: “Beni anlamadınız” cümlesini birebir çevirmek. Вы меня́ не по́няли Rusçada karşı tarafı suçlar gibi duyulabilir. Daha kibarı Вы меня́ не так по́няли (yanlış anladınız) ya da sorumluluğu üstlenmektir: Наве́рное, я нея́сно вы́разился (Herhalde açık ifade edemedim).
Uzlaşmak ve tartışmayı bitirmek
Bir tartışmanın amacı her zaman kazanmak değildir; çoğu zaman ortak bir nokta bulmaktır. Rus kültüründe hararetli bir tartışmanın sonunda bile el sıkışıp dostça ayrılmak olağandır. “Herkes kendi görüşünde kalsın” demek bir yenilgi değil, olgunluk işaretidir.
| Rusça | Türkçe |
|---|---|
| Дава́йте попро́буем найти́ компроми́сс. | Bir uzlaşma bulmayı deneyelim. |
| Мы, ка́жется, говори́м об одно́м и том же. | Galiba aynı şeyden söz ediyoruz. |
| В э́том мы с ва́ми схо́димся. | Bu konuda sizinle hemfikiriz. |
| Ду́маю, на э́том мы мо́жем сойти́сь. | Sanırım bu noktada uzlaşabiliriz. |
| Оста́немся ка́ждый при своём мне́нии. | Herkes kendi görüşünde kalsın. |
| Как бы то ни бы́ло, … | Her ne olursa olsun, … |
| Ита́к, подведём ито́ги. | Evet, toparlayalım. |
- Как бы то ни бы́ло, реше́ние должны́ приня́ть вла́сти. — Her ne olursa olsun, kararı yetkililer vermeli.
- Ита́к, подведём ито́ги на́шей диску́ссии. — Evet, tartışmamızı toparlayalım.
- Мы так и не договори́лись, но спор был поле́зным. — Anlaşamadık ama tartışma faydalı oldu.
💡 всё-таки ve всё же (yine de) uzlaşmaya yaklaşırken kendi görüşünüzü nazikçe korumanın en doğal yoludur: Я всё-таки ду́маю, что контро́ль ну́жен. (Ben yine de denetimin gerekli olduğunu düşünüyorum.)
⚠️ Türklerin tipik hatası: “sonuç çıkarmak” deyimini birebir çevirmek. сде́лать результа́т diye bir kalıp yoktur; doğrusu сде́лать вы́вод (sonuç çıkarmak) ya da подвести́ ито́ги (toparlamak). Dikkat: ито́ги bu kalıpta çoğuldur.
Kelimeler
- диску́ссия
dis-KU-si-ya
tartışma, münazara - спо́рный
SPOR-nıy
tartışmalı, tartışmaya açık - вам сло́во
VAM SLO-va
söz sizde - категори́чески про́тив (чего́?)
ka-ti-ga-Rİ-çis-ki PRO-tif
(bir şeye) kesinlikle karşı - справля́ться (спра́виться) с чем?
sprav-LYAT'-sa (SPRA-vit'-sa)
üstesinden gelmek, kaldırabilmek - нагру́зка
na-GRUS-ka
yük, baskı - руководи́ть (чем?)
ru-ka-va-DİT'
yönetmek - отча́сти
at-ÇAS-ti
kısmen - преувели́чивать (преувели́чить)
pri-u-vi-Lİ-çi-vat' (pri-u-vi-Lİ-çit')
abartmak - перебива́ть (переби́ть)
pi-ri-bi-VAT' (pi-ri-BİT')
sözünü kesmek - вопро́с не в том, …, а в том, …
vap-ROS ni f TOM, a f TOM
mesele … değil, … - име́ть в виду́
i-MYET' v vi-DU
kastetmek - ни в ко́ем слу́чае
ni f KO-yim SLU-ça-ye
hiçbir şekilde, asla - дохо́д
da-HOT
gelir - гостево́й дом
gas-ti-VOY DOM
pansiyon, misafirhane - с одно́й стороны́… с друго́й стороны́
s ad-NOY sta-ra-NI… s dru-GOY sta-ra-NI
bir yandan… öte yandan - наоборо́т
na-a-ba-ROT
tam tersine - допу́стим
da-PUS-tim
diyelim ki, farz edelim - неуже́ли
ni-u-JE-li
sahiden mi?, yoksa? - большинство́
bal'-şinst-VO
çoğunluk - сто́чные во́ды
STOÇ-nı-ye VO-dı
atık sular - наказа́ть (нака́зывать)
na-ka-ZAT' (na-KA-zı-vat')
cezalandırmak - тре́бование
TRYE-ba-va-ni-ye
talep, koşul - разу́мный
ra-ZUM-nıy
makul, akla yatkın - по́лностью
POL-nas-t'yu
tamamen - бо́лее того́
BO-li-ye ta-VO
üstelik, dahası - одна́ко
ad-NA-ka
ancak, fakat (resmî) - как бы то ни бы́ло
kag bı ta ni BI-la
her ne olursa olsun - подвести́ ито́ги
pad-vis-Tİ i-TO-gi
toparlamak, sonuçları özetlemek - застро́йка
za-STROY-ka
yapılaşma - с умо́м
s u-MOM
akıllıca, aklını kullanarak