B2 · Ünite 3: Ulaçlar ileri seviye (Деепричастия)
Ulaç grupları, yazı dilinde kullanım
Metin: Пе́рвая зима́ в Аста́не
Astana'da bir inşaat şirketinde çalışan Türk mühendis Kerem, bir Kazak dergisinin “Yabancı gözüyle” köşesi için ilk kışını anlatıyor. Anı yazıları ve gezi notları ulaç gruplarının en doğal yeridir: metinde НСВ ulaçları ([[встреча'я]], [[возвраща'ясь]], [[гля'дя]]) ve СВ ulaçları ([[прилете'в]], [[вы'йдя]], [[наде'в]], [[отряхну'вшись]]) bulun; her birinin ana fiile göre zamanını düşünün.
Текст: Прилете́в в Аста́ну в конце́ ноября́, я сра́зу по́нял, что моя́ ту́рецкая ку́ртка здесь не помо́жет.
Kasım sonunda Astana'ya uçakla varınca, Türkiye'den getirdiğim montun burada işe yaramayacağını hemen anladım.
Текст: Вы́йдя из аэропо́рта, я почу́вствовал моро́з, како́го никогда́ не знал в Изми́ре.
Havalimanından çıkınca İzmir'de hiç tanımadığım bir ayazı hissettim.
Текст: Термо́метр пока́зывал ми́нус два́дцать во́семь, а ве́тер, ду́ющий из степи́, ка́зался ещё холодне́е.
Termometre eksi yirmi sekizi gösteriyordu, bozkırdan esen rüzgâr ise daha da soğuk geliyordu.
Текст: Мой колле́га Ерла́н, встреча́я меня́, то́лько засмея́лся: «Не волну́йся, привы́кнешь!»
Beni karşılayan iş arkadaşım Erlan yalnızca güldü: “Merak etme, alışırsın!”
Текст: Пе́рвую неде́лю я выходи́л на у́лицу, лишь наде́в на себя́ всё, что у меня́ бы́ло.
İlk hafta sokağa ancak üstüme neyim varsa giyerek çıkıyordum.
Текст: Ерла́н, ви́дя мои́ страда́ния, повёл меня́ на ры́нок и, ло́вко торгу́ясь с продавца́ми по-каза́хски, купи́л мне тёплую ша́пку и ва́ленки.
Çektiğim sıkıntıyı gören Erlan beni pazara götürdü ve satıcılarla Kazakça ustaca pazarlık ederek bana sıcak bir şapka ve keçe çizmeler aldı.
Текст: Наде́в их в пе́рвый раз, я наконе́ц переста́л мёрзнуть.
Onları ilk kez giyince nihayet üşümeyi bıraktım.
Текст: Постепе́нно, привыка́я к моро́зу, я на́чал замеча́ть, как краси́в зи́мний го́род.
Ayaza yavaş yavaş alıştıkça kış şehrinin ne kadar güzel olduğunu fark etmeye başladım.
Текст: Ве́чером, возвраща́ясь с рабо́ты, я ча́сто остана́вливался на мосту́ и смотре́л на огни́ над замёрзшей реко́й.
Akşamları işten dönerken sık sık köprüde durur, donmuş nehrin üzerindeki ışıklara bakardım.
Текст: Казахста́нцы, как оказа́лось, не сидя́т зимо́й до́ма, жа́луясь на пого́ду.
Anlaşılan o ki Kazakistanlılar kışın evde oturup havadan yakınmıyor.
Текст: Наоборо́т, они́ ката́ются на лы́жах, хо́дят на като́к и, не обраща́я внима́ния на моро́з, гуля́ют по у́лицам це́лыми се́мьями.
Tam tersine kayak yapıyor, buz pistine gidiyor ve ayaza aldırmadan sokaklarda aile boyu geziyorlar.
Текст: Одна́жды, реши́в не отстава́ть от них, я отпра́вился с колле́гами на лы́жную ба́зу за го́родом.
Bir gün onlardan geri kalmamaya karar verip iş arkadaşlarımla şehir dışındaki bir kayak tesisine gittim.
Текст: Никогда́ ра́ньше не ката́вшись на лы́жах, я па́дал ка́ждые пять мину́т.
Daha önce hiç kayak yapmamış olduğum için her beş dakikada bir düşüyordum.
Текст: Но, упа́в в деся́тый раз, я встава́л, отряхну́вшись от сне́га, и сно́ва е́хал вниз.
Ama onuncu kez düştükten sonra da kalkıyor, üstümdeki karı silkeleyip yeniden aşağı kayıyordum.
Текст: Колле́ги, гля́дя на меня́, хвали́ли моё упо́рство, хотя́, ду́маю, в душе́ смея́лись.
Bana bakan iş arkadaşlarım azmimi övüyordu; gerçi içlerinden güldüklerini düşünüyorum.
Текст: Сего́дня, вспомина́я ту пе́рвую зи́му, я понима́ю: моро́з — не враг, е́сли к нему́ пра́вильно подгото́виться.
Bugün o ilk kışı anımsarken şunu anlıyorum: ona doğru hazırlanırsan ayaz düşman değil.
Текст: Поэ́тому, дава́я сове́ты но́вым ту́рецким колле́гам, я всегда́ повторя́ю слова́ Ерла́на: «Не быва́ет плохо́й пого́ды, быва́ет плоха́я оде́жда».
Bu yüzden yeni Türk iş arkadaşlarıma öğüt verirken hep Erlan'ın sözünü tekrarlıyorum: “Kötü hava olmaz, kötü giysi olur.”
Текст: И, гото́вясь к но́вой зиме́, я уже́ не бою́сь моро́за, а жду пе́рвого сне́га.
Ve yeni kışa hazırlanırken artık ayazdan korkmuyor, ilk karı bekliyorum.
Dilbilgisi
Ulaç grubu ve virgül
B1'de ulaçla tanıştık: ulaç, ikinci bir eylemi ana eyleme bağlayan değişmez bir fiil biçimidir. Ulaç kendisine bağlı sözlerle birlikte bir ulaç grubu (дееприча́стный оборо́т) oluşturur. Rusçada ulaç grubu cümlenin neresinde olursa olsun virgülle ayrılır: başta, ortada ya da sonda.
| Rusça | Yer | Türkçe |
|---|---|---|
| Прилете́в в Аста́ну, я сра́зу всё по́нял. | başta: arkadan virgül | Astana'ya varınca hemen her şeyi anladım. |
| Я, прилете́в в Аста́ну, сра́зу всё по́нял. | ortada: iki yandan virgül | aynı anlam |
| Я до́лго стоя́л на мосту́, гля́дя на ре́ку. | sonda: önden virgül | Nehre bakarak uzun süre köprüde durdum. |
İstisna: Tek başına kalıp zarfa dönüşmüş ulaçlar ve kalıplaşmış deyimler virgül almaz: чита́ть лёжа (uzanarak okumak), рабо́тать сто́я (ayakta çalışmak), мо́лча слу́шать (sessizce dinlemek), отвеча́ть шутя́ (şakayla cevap vermek). Deyimler: сиде́ть сложа́ ру́ки (eli kolu bağlı oturmak), рабо́тать спустя́ рукава́ (baştan savma çalışmak), бежа́ть сломя́ го́лову (paldır küldür koşmak).
💡 Türkçede “-arak, -ıp, -ınca” yapılarından sonra virgül genellikle konmaz. Rusçada bu virgül zorunludur; ТРКИ ve YDS'nin Rusça yazılı bölümlerinde eksik virgül hata sayılır.
⚠️ Türklerin tipik hatası: cümle ortasındaki ulaç grubunun yalnızca başına virgül koyup sonunu kapatmamak. Я, прилете́в в Аста́ну сра́зу всё по́нял yanlış; ulaç grubu iki yandan kapatılmalıdır: Я, прилете́в в Аста́ну, сра́зу всё по́нял. Bağlaçtan sonra gelen grup da kapatılır: …и, не обраща́я внима́ния на моро́з, гуля́ют.
Zaman ilişkisi: НСВ ulaç ve СВ ulaç
Ulacın kendi zamanı yoktur; zamanı ana fiil belirler. Görünüş ise iki eylem arasındaki zaman ilişkisini gösterir. НСВ ulaç ana eylemle eşzamanlı bir eylem bildirir (Türkçe “-ken, -arak”). СВ ulaç ana eylemden önce tamamlanmış bir eylem bildirir (Türkçe “-ıp, -ınca, -dıktan sonra”).
| Rusça | İlişki | Türkçe |
|---|---|---|
| Возвраща́ясь с рабо́ты, я смотре́л на огни́. | eşzamanlı (НСВ) | İşten dönerken ışıklara bakıyordum. |
| Верну́вшись с рабо́ты, я поу́жинал. | önce (СВ) | İşten dönünce akşam yemeğimi yedim. |
| Он вы́шел, хло́пнув две́рью. | hemen ardından, eşlik eden (СВ) | Kapıyı çarparak çıktı. |
| Она́ се́ла, закры́в лицо́ рука́ми. | eşlik eden sonuç (СВ) | Elleriyle yüzünü kapatıp oturdu. |
B2 için önemli bir ayrıntı: СВ ulaç ana fiilden sonra gelince her zaman “önce” anlamı taşımaz; ana eylemle birlikte ya da hemen ardından gerçekleşen, onu tamamlayan tek seferlik bir eylemi de anlatabilir: хло́пнув две́рью, махну́в руко́й (elini sallayıp), оста́вив запи́ску (bir not bırakıp).
- Гото́вясь к зиме́, я покупа́ю тёплые ве́щи. — Kışa hazırlanırken sıcak giysiler alıyorum.
- Гото́вясь к зиме́, я покупа́л тёплые ве́щи. — Kışa hazırlanırken sıcak giysiler alıyordum.
- Он ушёл, оста́вив запи́ску на столе́. — Masaya bir not bırakıp gitti.
💡 Türkçe “-ıp” çoğu zaman СВ ulaca, “-arak / -ken” НСВ ulaca karşılık gelir. Ama belirleyici olan ek değil, anlamdır: “kapıyı çarparak çıktı” Türkçede “-arak” ile söylenir, Rusçada ise tek seferlik, tamamlanmış bir eylem olduğu için СВ ulaç gerekir: хло́пнув две́рью.
⚠️ Türklerin tipik hatası: “-ınca” yapısını НСВ ulaçla çevirmek. “Eve gelince yattım” → Приходя́ домо́й, я лёг yanlış anlam verir (“eve gelirken yattım”). Doğrusu: Придя́ домо́й, я лёг.
Ulaç grubunun anlamları: sebep, koşul, taviz, tarz
Ulaç grubu yalnızca zaman bildirmez. Bağlama göre sebep, koşul, taviz ve tarz da anlatabilir. Türkçede bu anlamların her biri ayrı bir ekle verilir (“-dığı için, -ırsa, -dığı hâlde, -arak”); Rusçada ise tek bir ulaç biçimi hepsini taşıyabilir. Anlamı netleştirmek için ulaç grubunu yan cümleye çevirmeyi deneyin:
| Rusça | Anlam | Yan cümleyle | Türkçe |
|---|---|---|---|
| Не зна́я доро́ги, мы заблуди́лись. | sebep | Так как мы не зна́ли доро́ги, … | Yolu bilmediğimiz için kaybolduk. |
| Получи́в ви́зу, вы смо́жете рабо́тать. | koşul | Е́сли вы полу́чите ви́зу, … | Vize alırsanız çalışabilirsiniz. |
| Да́же зна́я пра́вду, он молча́л. | taviz | Хотя́ он знал пра́вду, … | Gerçeği bildiği hâlde susuyordu. |
| Ерла́н торгова́лся, улыба́ясь. | tarz | — | Erlan gülümseyerek pazarlık ediyordu. |
Olumsuz ulaç (не + ulaç) Türkçedeki “-madan, -meden” yapısının karşılığıdır:
- Он ушёл, не попроща́вшись. — Vedalaşmadan gitti.
- Она́ слу́шала, не перебива́я. — Sözünü kesmeden dinledi.
- Он вы́шел из ко́мнаты, не говоря́ ни сло́ва. — Tek söz etmeden odadan çıktı.
💡 Taviz anlamını güçlendirmek için ulaçtan önce да́же (bile) gelir: Да́же уста́в, он продолжа́л рабо́тать. (Yorulmuşken bile çalışmayı sürdürdü.)
⚠️ Türklerin tipik hatası: “-madan” (yapmaksızın) ile “-madan önce” (yapmadan evvel) yapılarını karıştırmak. “Yola çıkmadan önce aradım” ulaçla verilmez: Пе́ред тем как вы́ехать, я позвони́л ya da Пе́ред отъе́здом я позвони́л. Не вы́ехав, я позвони́л “yola çıkmadan (çıkmaksızın) aradım” demektir.
Yazı dilinde ulaç: resmî ve bilimsel üslup
Ulaç grupları konuşmada ölçülü, yazı dilinde ise çok sık kullanılır: gazete, rapor, bilimsel makale, resmî yazışma. Yan cümleyi ulaç grubuna çevirmek metni kısaltır, iki öznenin tekrarını önler ve üslubu resmîleştirir.
| Rusça (yan cümle) | Rusça (ulaç) | Türkçe |
|---|---|---|
| Когда́ мы проанализи́ровали да́нные, мы пришли́ к вы́воду, что… | Проанализи́ровав да́нные, мы пришли́ к вы́воду, что… | Verileri analiz ederek şu sonuca vardık… |
| Так как мы учи́тываем э́ти фа́кты, мы предлага́ем… | Учи́тывая э́ти фа́кты, мы предлага́ем… | Bu olguları göz önünde bulundurarak öneriyoruz… |
| Е́сли говори́ть о це́нах, … | Говоря́ о це́нах, … | Fiyatlardan söz edersek … |
| Когда́ мы подво́дим ито́ги, … | Подводя́ ито́ги, … | Toparlarsak, özetle … |
Bazı ulaçlar zamanla edat ya da giriş sözü hâline gelmiştir. Bunlar artık bir eylem bildirmez ve “aynı özne” kuralına uymak zorunda değildir:
| Rusça | Türkçe | Örnek |
|---|---|---|
| благодаря́ (чему́?) | sayesinde | благодаря́ по́мощи колле́г |
| су́дя по (чему́?) | …e bakılırsa | су́дя по о́тзывам |
| начина́я с (чего́?) | …den başlayarak | начина́я с января́ |
| исходя́ из (чего́?) | …den yola çıkarak | исходя́ из о́пыта |
| несмотря́ на (что?) | …e rağmen | несмотря́ на моро́з |
| со́бственно говоря́ | aslına bakılırsa | Со́бственно говоря́, э́то не пробле́ма. |
💡 Bilimsel ve resmî metinlerde paragrafı açan ya da kapatan kalıplar çoğu zaman ulaçtır: Говоря́ о…, Учи́тывая, что…, Подводя́ ито́ги, мо́жно сказа́ть, что…. Bu kalıplar YDS ve ТРКИ okuma metinlerinde sık çıkar.
⚠️ Türklerin tipik hatası: благодаря́'yı ulaç sanıp ilgi hâliyle kullanmak ya da olumsuz sebep için kullanmak. благодаря́ bir edattır ve yönelme hâli ister: благодаря́ дру́гу, благодаря́ Ерла́ну (благодаря́ дру́га yanlış). Anlamı da olumludur (“sayesinde”): Благодаря́ моро́зу я заболе́л (“ayaz sayesinde hastalandım”) doğal değildir.
“Aynı özne” kuralının incelikleri
B1'de öğrendik: ulacın gizli öznesi ile ana fiilin öznesi aynı olmalıdır. B2'de kuralın ince noktalarına bakıyoruz. Ulaç şu cümlelerde kullanılamaz: 1) ana cümlenin öznesi başkaysa; 2) özneli olmayan, kişinin yönelme ya da ilgi hâlinde olduğu yapılarda (мне хо́лодно, мне ну́жно, у меня́ есть); 3) edilgen cümlede, ulacın eylemini yapan kişi özne değilse.
- Подъезжа́я к ста́нции, у меня́ слете́ла шля́па. (yanlış!) — İstasyona yaklaşırken şapkam uçtu. — Ulacın öznesi “ben”, ana fiilin öznesi “şapka”.
- Когда́ я подъезжа́л к ста́нции, у меня́ слете́ла шля́па. — Doğrusu: İstasyona yaklaşırken şapkam uçtu.
- Вы́йдя на у́лицу, мне ста́ло хо́лодно. (yanlış!) — Sokağa çıkınca üşüdüm. — Özne yok, “bana” yönelme hâlinde.
- Вы́йдя на у́лицу, я замёрз. — Doğrusu: Sokağa çıkınca üşüdüm (dondum).
Mastarlı genel cümlelerde ve emirlerde ulaç kullanılabilir, çünkü örtük özne aynıdır (“siz”, “insan”): Уходя́, выключа́йте свет. (Çıkarken ışığı kapatın.) Переходя́ у́лицу, на́до смотре́ть по сторона́м. (Karşıya geçerken iki yana bakmak gerekir.)
💡 İlk örnek Çehov'un “Жа́лобная кни́га” öyküsünden uyarlanmıştır. Çehov bu cümleyi bilerek hatalı yazmıştır ve cümle Rus okullarında bu hatanın klasik örneği olarak öğretilir.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçede özneler farklıyken de “-ınca” kullanılabildiği için (“Ben gelince otobüs kalktı”) aynısını Rusçada ulaçla yapmak. Придя́ на остано́вку, авто́бус уже́ ушёл yanlış; doğrusu Когда́ я пришёл на остано́вку, авто́бус уже́ ушёл.
Zor biçimler ve ulaç yapılmayan fiiller
Bazı НСВ fiillerden ulaç yapılmaz ya da günlük dilde kullanılmaz: писа́ть, ждать, пить, петь, бежа́ть, мочь, е́хать. Bu durumda başka bir yola başvurulur: когда́ cümlesi (Когда́ я писа́л письмо́, …), isim öbeği (в ожида́нии — beklerken, во вре́мя пое́здки — yolculuk sırasında) ya da eş anlamlı bir fiil.
| Rusça | Ulaç | Not |
|---|---|---|
| быть | бу́дучи | -учи eki: [[бу́дучи студе́нтом]] (öğrenciyken) |
| дава́ть | дава́я | -ава- fiillerinde -ва- korunur |
| узнава́ть | узнава́я | aynı kural |
| встава́ть | встава́я | aynı kural |
| прийти́ | придя́ | СВ, ama -я ile |
| войти́ | войдя́ | СВ, ama -я ile |
| принести́ | принеся́ | СВ, ama -я ile |
| верну́ться | верну́вшись | dönüşlü СВ: -вшись |
| сказа́ть | сказа́в (сказа́вши) | -вши konuşma dili ya da eskicil |
Bazı ulaçlarda vurgu mastardan farklıdır; bunları ayrı öğrenin: сиде́ть → си́дя, стоя́ть → сто́я, лежа́ть → лёжа, молча́ть → мо́лча, гляде́ть → гля́дя.
💡 смотря́ (bakarak) ulacı bir de kalıp olarak yaşar: смотря́ по / смотря́ как (…e göre değişir). — Ты придёшь? — Смотря́ по обстоя́тельствам. (— Gelecek misin? — Duruma göre.)
⚠️ Türklerin tipik hatası: -ава- fiillerinden kurala aykırı ulaç türetmek. да́я, узна́я, вста́я yanlış; doğrusu дава́я, узнава́я, встава́я. Ayrıca пи́шуя ya da жду́я gibi biçimler yoktur; bunun yerine когда́ я писа́л, в ожида́нии deyin.
Kelimeler
- прилете́ть (прилета́ть)
pri-li-TYET' (pri-li-TAT')
uçakla varmak - почу́вствовать (чу́вствовать)
pa-ÇUST-va-vat' (ÇUST-va-vat')
hissetmek - моро́з
ma-ROS
ayaz, dondurucu soğuk - степь (ж.)
STYEP'
bozkır - дуть (поду́ть)
DUT' (pa-DUT')
esmek, üflemek - засмея́ться
za-smi-YAT'-sa
gülmeye başlamak, gülüvermek - привы́кнуть (привыка́ть) к чему́?
pri-VIK-nut' (pri-vı-KAT')
alışmak - наде́ть (надева́ть) что?
na-DYET' (na-di-VAT')
(üstüne) giymek, takmak - страда́ние
stra-DA-ni-ye
acı, sıkıntı - торгова́ться (с кем?)
tar-ga-VAT'-sa
pazarlık etmek - ло́вко
LOF-ka
ustaca, becerikli biçimde - ва́ленки
VA-lin-ki
keçe çizme - мёрзнуть (замёрзнуть)
MYORZ-nut' (za-MYORZ-nut')
üşümek; donmak - постепе́нно
pas-ti-PYEN-na
yavaş yavaş, giderek - возвраща́ться (верну́ться)
vaz-vra-ŞÇAT'-sa (vir-NUT'-sa)
dönmek, geri gelmek - остана́вливаться (останови́ться)
as-ta-NAV-li-vat'-sa (as-ta-na-VİT'-sa)
durmak - замёрзший
za-MYORS-şiy
donmuş - жа́ловаться (пожа́ловаться) на что?
JA-la-vat'-sa
yakınmak, şikâyet etmek - обраща́ть (обрати́ть) внима́ние на что?
ab-ra-ŞÇAT' (ab-ra-TİT') vni-MA-ni-ye
dikkat etmek, aldırmak - ката́ться на лы́жах
ka-TAT'-sa na LI-jah
kayak yapmak - като́к
ka-TOK
buz pateni pisti - отстава́ть (отста́ть) от кого́?
at-sta-VAT' (at-STAT')
geri kalmak - па́дать (упа́сть)
PA-dat' (u-PAST')
düşmek - отряхну́ться (от чего́?)
at-rih-NUT'-sa
üstünü silkelemek - упо́рство
u-PORST-va
azim, sebat - в душе́
v du-ŞE
içinden, gönlünde - дава́ть (дать) сове́т
da-VAT' (DAT') sa-VYET
öğüt vermek - оде́жда
a-DYEJ-da
giysi, kıyafet - гото́виться (подгото́виться) к чему́?
ga-TO-vit'-sa (pad-ga-TO-vit'-sa)
hazırlanmak