B2 · Ünite 5: Hukuk ve toplum (Общество)
Karmaşık bağlaçlar (несмотря на то что …)
Metin: Почему́ мы не зна́ем свои́х прав?
Bişkek'te bir televizyon kanalında “yuvarlak masa” programı. Sunucu Natalya, on yıldır Bişkek'te çalışan Türk avukat Emin Çelik ve sosyolog Aygül ile toplumun hukuk bilincini tartışıyor. Konuşmacıların karmaşık cümleleri nasıl kurduğuna dikkat edin: [[несмотря' на то что]], [[де'ло не в том, что …, а в том, что …]], [[поско'льку]], [[чем ме'ньше …, тем ре'же …]], [[како'й бы … ни]].
Веду́щая: До́брый ве́чер! Сего́дня мы обсужда́ем вопро́с, кото́рый каса́ется ка́ждого: почему́, несмотря́ на то что зако́ны существу́ют, мно́гие лю́ди не зна́ют свои́х прав?
İyi akşamlar! Bugün herkesi ilgilendiren bir soruyu tartışıyoruz: yasalar var olduğu hâlde neden pek çok insan haklarını bilmiyor?
Айгу́ль: По да́нным на́шего опро́са, бо́лее полови́ны жи́телей ни ра́зу не чита́ли Конститу́цию, хотя́ она́ нахо́дится в откры́том до́ступе.
Anketimizin verilerine göre, Anayasa herkesin erişimine açık olduğu hâlde halkın yarısından fazlası onu bir kez bile okumamış.
Веду́щая: Эми́н, вы адвока́т и рабо́таете в Бишке́ке уже́ де́сять лет. С чем, по-ва́шему, свя́зана э́та ситуа́ция?
Emin, siz avukatsınız ve on yıldır Bişkek'te çalışıyorsunuz. Sizce bu durum neyle ilgili?
Эми́н: Я ду́маю, де́ло не в том, что лю́ди не хотя́т знать зако́ны, а в том, что их язы́к сли́шком сло́жен для неспециали́ста.
Bence mesele insanların yasaları bilmek istememesi değil, yasaların dilinin uzman olmayan biri için fazla karmaşık olması.
Айгу́ль: Согла́сна. Как то́лько челове́к открыва́ет ко́декс, он ви́дит фра́зы, кото́рые мо́жно поня́ть, то́лько име́я юриди́ческое образова́ние.
Katılıyorum. İnsan kanunu açar açmaz ancak hukuk eğitimi almış biri olarak anlayabileceği cümlelerle karşılaşıyor.
Веду́щая: Но ведь незна́ние зако́на не освобожда́ет от отве́тственности.
Ama kanunu bilmemek sorumluluktan kurtarmaz.
Эми́н: Абсолю́тно ве́рно. И́менно поэ́тому я всегда́ говорю́ свои́м клие́нтам: пре́жде чем подписа́ть догово́р, прочита́йте его́ до конца́.
Kesinlikle doğru. İşte bu yüzden müvekkillerime hep şunu söylerim: bir sözleşmeyi imzalamadan önce sonuna kadar okuyun.
Веду́щая: Расскажи́те о ти́пичных слу́чаях из ва́шей пра́ктики.
Mesleğinizden tipik örnekler anlatır mısınız?
Эми́н: Ча́сто ко мне обраща́ются мигра́нты, кото́рые рабо́тали без трудово́го догово́ра. Поско́льку догово́ра нет, доказа́ть свои́ права́ в суде́ о́чень тру́дно.
Bana sık sık iş sözleşmesi olmadan çalışmış göçmenler başvuruyor. Sözleşme olmadığı için haklarını mahkemede kanıtlamak çok zor.
Айгу́ль: Причём мно́гие из них соглаша́ются на таки́е усло́вия не потому́, что не зна́ют зако́на, а потому́, что боя́тся потеря́ть рабо́ту.
Üstelik onların çoğu bu koşulları yasayı bilmedikleri için değil, işlerini kaybetmekten korktukları için kabul ediyor.
Веду́щая: Получа́ется, что пробле́ма не то́лько в зако́нах, но и в дове́рии к суда́м?
Yani sorun yalnızca yasalarda değil, mahkemelere duyulan güvende de mi?
Эми́н: Безусло́вно. Чем ме́ньше лю́ди доверя́ют суда́м, тем ре́же они́ защища́ют свои́ права́.
Kuşkusuz. İnsanlar mahkemelere ne kadar az güvenirse haklarını o kadar az savunuyorlar.
Айгу́ль: Хотя́ ситуа́ция постепе́нно меня́ется. С тех пор как появи́лись беспла́тные юриди́ческие консульта́ции, число́ обраще́ний вы́росло почти́ вдво́е.
Gerçi durum yavaş yavaş değişiyor. Ücretsiz hukuk danışmanlığı merkezleri açıldığından beri başvuru sayısı neredeyse iki katına çıktı.
Веду́щая: А что мо́жет сде́лать госуда́рство для того́, что́бы лю́ди лу́чше зна́ли свои́ права́?
Peki insanlar haklarını daha iyi bilsin diye devlet ne yapabilir?
Эми́н: Во-пе́рвых, зако́ны должны́ писа́ться так, что́бы их понима́л ка́ждый. Во-вторы́х, пра́вовое просвеще́ние на́до начина́ть ещё в шко́ле.
Birincisi, yasalar herkesin anlayacağı biçimde yazılmalı. İkincisi, hukuk eğitimine daha okulda başlamak gerekir.
Айгу́ль: Я бы ещё доба́вила: како́й бы хоро́шей ни была́ систе́ма, она́ не бу́дет рабо́тать, е́сли гра́ждане са́ми не уча́ствуют в жи́зни о́бщества.
Ben şunu da eklerdim: sistem ne kadar iyi olursa olsun, yurttaşlar toplum hayatına kendileri katılmazsa işlemez.
Веду́щая: То есть отве́тственность лежи́т не то́лько на госуда́рстве, но и на ка́ждом из нас?
Yani sorumluluk yalnızca devlette değil, her birimizde mi?
Эми́н: Разуме́ется. Пра́вовое госуда́рство невозмо́жно без гра́жданского о́бщества, так же как гра́жданское о́бщество невозмо́жно без незави́симого суда́.
Elbette. Sivil toplum olmadan hukuk devleti olamaz; tıpkı bağımsız yargı olmadan sivil toplumun olamayacağı gibi.
Веду́щая: Спаси́бо на́шим го́стям. Несмотря́ на ра́зницу во мне́ниях, все согла́сны в гла́вном: знать свои́ права́ — э́то не роско́шь, а необходи́мость.
Konuklarımıza teşekkürler. Görüş farklılıklarına rağmen herkes asıl noktada hemfikir: haklarını bilmek bir lüks değil, bir zorunluluktur.
Dilbilgisi
Karşıtlık ve taviz (несмотря́ на то что, хотя́, пусть)
Türkçede “-dığı hâlde, -masına rağmen, gerçi” anlamlarını eklerle ve edatlarla veririz. Rusçada bu anlam yan cümle bağlaçlarıyla kurulur. En sık kullanılanlar хотя́ (her üslupta), несмотря́ на то что (daha resmî, yazı dili) ve пусть (“varsın, diyelim ki”) bağlaçlarıdır. Bir şeyi diğeriyle karşılaştırırken ise в то вре́мя как ve тогда́ как kullanılır.
| Rusça | Üslup | Türkçe |
|---|---|---|
| хотя́ … | her üslup | -dığı hâlde, gerçi |
| несмотря́ на то что … | resmî, yazılı | -masına rağmen |
| несмотря́ на (+ belirtme) | isimle | … -e rağmen |
| пусть (да́же) … | konuşma, retorik | varsın …, diyelim ki … |
| в то вре́мя как … | resmî | … -ken (karşıtlık) |
| тогда́ как … | yazılı | oysa, … -dığı hâlde |
- Несмотря́ на то что зако́н при́нят, он ещё не рабо́тает. — Yasa kabul edilmiş olmasına rağmen henüz işlemiyor.
- Хотя́ она́ юри́ст, она́ никогда́ не чита́ла э́тот ко́декс. — Hukukçu olduğu hâlde bu kanunu hiç okumamış.
- Пусть зако́н несоверше́нен, его́ на́до соблюда́ть. — Yasa kusurlu olsun, yine de ona uymak gerekir.
- В то вре́мя как в города́х есть беспла́тные консульта́ции, в сёлах их почти́ нет. — Şehirlerde ücretsiz danışma merkezleri varken köylerde neredeyse yok.
💡 несмотря́ на kendi başına bir edattır ve isimle kullanılır: несмотря́ на дождь (yağmura rağmen). Arkasından tam bir cümle gelecekse araya mutlaka то, что girer: несмотря́ на то что шёл дождь. Bu, Türkçedeki “yağmura rağmen” / “yağmur yağmasına rağmen” farkının aynısıdır.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki “-masına rağmen …, ama …” alışkanlığıyla ana cümleye но eklemek. *Несмотря́ на то что бы́ло по́здно, но мы рабо́тали yanlış; doğrusu Несмотря́ на то что бы́ло по́здно, мы рабо́тали. Bir de *несмотря́ что ya da *несмотря́ на он уста́л gibi kısaltmalar yoktur: несмотря́ на то что он уста́л.
“Ne kadar … -sa da” (как бы ни, что бы ни)
Türkçedeki “ne yaparsa yapsın, nerede olursa olsun, ne kadar çalışsa da” anlamı Rusçada soru sözü + бы + ни + geçmiş zaman biçimi ile verilir. Fiil, бы yüzünden her zaman geçmiş zaman biçimindedir; ama anlam şimdiki ya da gelecek zaman olabilir.
| Rusça | Türkçe | Örnek anlamı |
|---|---|---|
| как бы ни … | ne kadar … -sa da | ne kadar uğraşsan da |
| что бы ни … | ne … -sa | ne olursa olsun |
| кто бы ни … | kim … -sa | kim suçlu olursa olsun |
| где бы ни … | nerede … -sa | nerede çalışırsanız çalışın |
| когда́ бы ни … | ne zaman … -sa | ne zaman gelirsen gel |
| ско́лько бы ни … | ne kadar (miktar) … -sa | ne kadar kazansa da |
| како́й бы ни … | nasıl bir … olursa olsun | sistem ne kadar iyi olursa olsun |
- Как бы ты ни стара́лся, без догово́ра э́то тру́дно доказа́ть. — Ne kadar uğraşsan da sözleşme olmadan bunu kanıtlamak zor.
- Что бы ни случи́лось, позвони́те адвока́ту. — Ne olursa olsun avukatı arayın.
- Где бы вы ни рабо́тали, у вас есть права́. — Nerede çalışırsanız çalışın, haklarınız var.
- Кто бы ни был винова́т, суд до́лжен быть справедли́вым. — Kim suçlu olursa olsun mahkeme adil olmalı.
💡 Türkçedeki yapıda fiil iki kez tekrar eder (“nerede çalışırsanız çalışın”); Rusçada tek fiil yeterlidir: где бы вы ни рабо́тали.
⚠️ Türklerin (ve pek çok Rusun!) tipik hatası: ни yerine не yazmak. *Как бы ты не стара́лся yanlış; ни burada olumsuzluk değil, “her ne …” anlamı katan bir pekiştirme ögesidir: Как бы ты ни стара́лся. Ayrıca бы'dan sonra şimdiki zaman kullanılmaz: *что бы ни случа́ется değil, что бы ни случи́лось.
Sebep ve sonuç bildiren bileşik bağlaçlar
Türkçedeki “çünkü, -dığı için, -dığından” anlamları için Rusçada birçok bağlaç vardır; aralarındaki fark çoğunlukla üslup ve cümledeki yer farkıdır. Resmî metinlerde B2 ünite 4'te gördüğümüz edatların (в связи́ с, благодаря́) bağlaç biçimleri kullanılır: edat + тем, что / тому́, что / того́, что.
| Rusça | Üslup | Cümlenin başına gelebilir mi? | Türkçe |
|---|---|---|---|
| потому́ что | her üslup | hayır (soruya cevap dışında) | çünkü |
| так как | nötr | evet | -dığı için |
| поско́льку | resmî | evet | -dığından, madem |
| благодаря́ тому́ что | resmî (olumlu) | evet | -dığı sayesinde |
| из-за́ того́ что | nötr (olumsuz) | evet | -dığı yüzünden |
| в связи́ с тем что | resmî | evet | -masıyla bağlantılı olarak |
| ввиду́ того́ что | resmî, hukuk dili | evet | -dığı göz önünde tutularak |
| и́бо | kitabî, yüksek üslup | hayır | zira |
Sonuç için: поэ́тому (bu yüzden), так что (öyle ki, bu nedenle; konuşma dili), всле́дствие чего́ ve в результа́те чего́ (bunun sonucunda; resmî).
- Так как догово́ра нет, доказа́ть э́то тру́дно. — Sözleşme olmadığı için bunu kanıtlamak zor.
- Поско́льку вы гра́жданин, вы име́ете пра́во получи́ть беспла́тную консульта́цию. — Yurttaş olduğunuzdan ücretsiz danışmanlık alma hakkınız var.
- Он не пришёл в суд, всле́дствие чего́ де́ло бы́ло отло́жено. — Mahkemeye gelmedi, bunun sonucunda dava ertelendi.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki “Yağmur yağdığı için evde kaldık” sırasını потому́ что ile kurmak. *Потому́ что шёл дождь, мы оста́лись до́ма yanlış; потому́ что ana cümleden sonra gelir: Мы оста́лись до́ма, потому́ что шёл дождь. Sebebi başa almak istiyorsanız так как ya da поско́льку kullanın: Так как шёл дождь, мы оста́лись до́ма.
Bağlantı zamiri (то, что) ve bileşik bağlaçlarda virgül
Bir fiil ya da edat bütün bir yan cümleyi yönetecekse, Rusçada araya то zamiri girer ve bu то edatın ya da fiilin istediği hâle çekilir. Türkçede bu işi “-dığı, -ması” ekleri görür: “yasaların karmaşık olmasıyla ilgili” → свя́зано с тем, что зако́ны сло́жные.
| Rusça | Hâl | Türkçe |
|---|---|---|
| Де́ло в том, что … | bulunma | Mesele şu ki … |
| Всё зави́сит от того́, как … | ilgi | Her şey … nasıl … -dığına bağlı |
| Э́то свя́зано с тем, что … | araç | Bu, … -masıyla ilgili |
| Он настаива́л на том, что́бы … | bulunma | … -masında ısrar etti |
| Я привы́к к тому́, что … | yönelme | … -masına alıştım |
| Речь идёт о том, что … | bulunma | Söz konusu olan … -masıdır |
Virgül kuralı. Bileşik bağlaçlarda (потому́ что, так как, по́сле того́ как, несмотря́ на то что) virgül normalde bütün bağlacın önüne konur. Ama bağlacın ilk kısmı vurgulanıyorsa virgül ortaya geçer. Bu, şu durumlarda zorunludur: önünde olumsuzluk (не потому́, что …), и́менно, то́лько, лишь, да́же gibi sözler varsa ya da yapı не …, а … karşıtlığı kuruyorsa.
- Он молча́л, потому́ что боя́лся. — Korktuğu için susuyordu. (virgül bağlaçtan önce)
- Он молча́л и́менно потому́, что боя́лся. — Tam da korktuğu için susuyordu. (virgül ortada)
- Они́ согла́сны не потому́, что не зна́ют зако́на, а потому́, что боя́тся. — Yasayı bilmedikleri için değil, korktukları için razılar.
⚠️ Türklerin tipik hatası: то'yu düşürmek. *Всё зави́сит от как вы рабо́таете, *Я ду́маю о что он сказа́л yanlış; doğrusu Всё зави́сит от того́, как вы рабо́таете, Я ду́маю о том, что он сказа́л. Edat hiçbir zaman doğrudan что, как ya da bir fiile bağlanamaz; aradaki то edatın istediği hâli taşır.
Zaman ve şart bildiren bileşik bağlaçlar
Türkçede “-dıktan sonra, -madan önce, -dığından beri, -ır -maz, -dıkça” gibi zaman anlamlarını fiile getirdiğimiz eklerle veririz. Rusçada her biri için ayrı bir bileşik bağlaç vardır; yan cümle tam bir cümledir ve kendi öznesi, kendi çekimli fiili olur.
| Rusça | Türkçe | Not |
|---|---|---|
| по́сле того́ как … | -dıktan sonra | Genellikle СВ fiil. |
| до того́ как … | -madan önce | Özneler farklı olabilir. |
| пре́жде чем … | -madan önce | Özneler aynıysa mastarla. |
| с тех пор как … | -dığından beri | Ana cümle çoğu zaman şimdiki zaman. |
| как то́лько … | -ır -maz | Gelecekte СВ gelecek zaman. |
| по ме́ре того́ как … | -dıkça | Ölçü, süreç. |
| в слу́чае е́сли … | … durumunda | Resmî [[е́сли]]. |
| при усло́вии, что … | … şartıyla | Resmî, hukuk dili. |
- Пре́жде чем подписа́ть догово́р, прочита́йте его́. — Sözleşmeyi imzalamadan önce okuyun.
- До того́ как адвока́т прочита́л догово́р, клие́нт его́ уже́ подписа́л. — Avukat sözleşmeyi okumadan önce müvekkil onu imzalamıştı bile.
- С тех пор как откры́лась консульта́ция, к нам обраща́ется всё бо́льше люде́й. — Danışma merkezi açıldığından beri bize gittikçe daha çok insan başvuruyor.
- Как то́лько суд при́мет реше́ние, мы вам сообщи́м. — Mahkeme karar verir vermez size bildireceğiz.
- Вы мо́жете рабо́тать при усло́вии, что у вас есть разреше́ние. — İzniniz olması şartıyla çalışabilirsiniz.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki geniş zamanı (“karar verir vermez”) Rusçaya şimdiki zamanla aktarmak. *Как то́лько суд принима́ет реше́ние, мы сообщи́м yanlış; gelecekteki tek bir olay için как то́лько + СВ gelecek zaman gerekir: как то́лько суд при́мет реше́ние. Ayrıca özneler farklıysa пре́жде чем + mastar kullanılamaz: “Avukat okumadan önce imzaladım” → До того́ как адвока́т прочита́л, я подписа́л.
Çift bağlaçlar (не то́лько … но и, чем … тем)
Bazı bağlaçlar iki parçalıdır ve cümlenin iki ögesini birbirine bağlar. Türkçedeki “yalnız … değil, … da”, “hem … hem”, “ya … ya”, “ne kadar … o kadar” yapılarına karşılık gelirler. İki parçanın arasına virgül konur.
| Rusça | Türkçe | Örnek |
|---|---|---|
| не то́лько …, но и … | yalnız … değil, … da | Пробле́ма не то́лько в зако́нах, но и в лю́дях. |
| как …, так и … | hem … hem (de) (resmî) | как гра́ждане, так и иностра́нцы |
| ли́бо …, ли́бо … | ya … ya (da) | Ли́бо подпиши́те, ли́бо откажи́тесь. |
| не …, а … | … değil, … | Э́то не роско́шь, а необходи́мость. |
| чем …, тем … | ne kadar …, o kadar … | Чем ра́ньше, тем лу́чше. |
| то ли …, то ли … | ya … ya da (belirsizlik) | то ли не зна́ли, то ли не хоте́ли |
- Чем ме́ньше лю́ди доверя́ют суда́м, тем ре́же они́ защища́ют свои́ права́. — İnsanlar mahkemelere ne kadar az güvenirse haklarını o kadar az savunurlar.
- Зако́н защища́ет как гра́ждан, так и иностра́нцев. — Yasa hem yurttaşları hem yabancıları korur.
💡 чем … тем yapısında her iki parçada da karşılaştırma derecesi kullanılır: чем бо́льше …, тем лу́чше, чем ра́ньше …, тем деше́вле. Türkçedeki “ne kadar … o kadar” ile birebir eşleşir.
⚠️ Türklerin tipik hatası: “ne kadar … o kadar” yapısını *ско́лько …, сто́лько … ya da *бо́льше …, бо́льше … diye çevirmek; doğrusu чем бо́льше …, тем бо́льше …. Bir de не то́лько'nin ikinci parçasını *но та́кже и ya da *но ещё diye uydurmayın: standart biçim но и'dir (resmî metinde но та́кже de olur).
Kelimeler
- о́бщество
OP-şçist-va
toplum - пра́во (права́)
PRA-va (pra-VA)
hak (haklar); hukuk - зако́н
za-KON
yasa, kanun - суд
SUT
mahkeme; yargı - обрати́ться (обраща́ться) в суд
ab-ra-Tİ-tsa (ab-ra-ŞÇA-tsa) f SUT
mahkemeye başvurmak - обраще́ние
ab-ra-ŞÇE-ni-ye
başvuru - адвока́т
ad-va-KAT
avukat - юри́ст
yu-RİST
hukukçu - ко́декс
KO-diks
kanun (kanunname) - Конститу́ция
kans-ti-TU-tsı-ya
Anayasa - догово́р
da-ga-VOR
sözleşme - трудово́й догово́р
tru-da-VOY da-ga-VOR
iş sözleşmesi - подписа́ть (подпи́сывать)
pat-pi-SAT' (pat-Pİ-sı-vat')
imzalamak - незна́ние зако́на
niz-NA-ni-ye za-KO-na
kanunu bilmemek - освободи́ть (освобожда́ть) от (чего́?)
a-sva-ba-DİT' (a-sva-baj-DAT')
(bir şeyden) kurtarmak, muaf tutmak - отве́тственность
at-VYET-stvin-nast'
sorumluluk - доказа́ть (дока́зывать)
da-ka-ZAT' (da-KA-zı-vat')
kanıtlamak - мигра́нт
mi-GRANT
göçmen - боя́ться (чего́?)
ba-YA-tsa
korkmak - дове́рие (к кому́?)
da-VYE-ri-ye
güven - защища́ть (защити́ть) права́
za-şçi-ŞÇAT' (za-şçi-TİT') pra-VA
hakları savunmak, korumak - беспла́тный
bis-PLAT-nıy
ücretsiz - пра́вовое просвеще́ние
PRA-va-va-ye pra-svi-ŞÇE-ni-ye
hukuk bilinci eğitimi - гра́жданин (гра́ждане)
GRAJ-da-nin (GRAJ-da-ni)
yurttaş (yurttaşlar) - пра́вовое госуда́рство
PRA-va-va-ye ga-su-DARST-va
hukuk devleti - незави́симый
ni-za-Vİ-si-mıy
bağımsız - опро́с
ap-ROS
anket, kamuoyu yoklaması - в откры́том до́ступе
v at-KRI-tam DOS-tu-pi
herkesin erişimine açık - необходи́мость
ni-ap-ha-Dİ-mast'
zorunluluk, gereklilik - безусло́вно
bi-zus-LOV-na
kuşkusuz, elbette