📘 Rusça kursu: tüm üniteler

B2 · Ünite 9: Türk–Rus ilişkileri (Россия и Турция)

Görünüşte ince anlam farkları

Metin: Сосе́ди по Чёрному мо́рю

Moskova'daki bir radyo kanalında Türk–Rus ilişkileri üzerine bir söyleşi. Konuk, yaklaşık yirmi yıldır Moskova'da yaşayan tarihçi ve turizm uzmanı Sinan Aktaş. Söyleşide tarih, kültür, turizm, dil öğrenimi ve kişisel anılar var. Fiillerin görünüşüne dikkat edin: [[поступа'л]] ile [[поступи'л]], [[расска'зывали]] ile [[сказа'л]], [[учи'л]] ile [[вы'учил]], [[реша'л]] ile [[реши'ли]] arasındaki ince farklar bu ünitenin konusu.

Веду́щая: До́брый ве́чер! У нас в сту́дии исто́рик и специали́ст по тури́зму Сина́н Акта́ш. Сина́н, вы давно́ живёте в Москве́?
İyi akşamlar! Stüdyomuzda tarihçi ve turizm uzmanı Sinan Aktaş var. Sinan, uzun zamandır mı Moskova'da yaşıyorsunuz?

Сина́н: Почти́ два́дцать лет. Я прие́хал поступа́ть в аспиранту́ру: в пе́рвый год не поступи́л, зато́ на сле́дующий поступи́л.
Neredeyse yirmi yıldır. Doktoraya girmek için gelmiştim: ilk yıl giremedim, ama ertesi yıl kazandım.

Веду́щая: Вы изуча́ете исто́рию отноше́ний Росси́и и Ту́рции. С чего́ они́ начина́лись?
Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin tarihini inceliyorsunuz. Bu ilişkiler nasıl başladı?

Сина́н: Они́ о́чень дре́вние. Ру́сские купцы́ торгова́ли с Осма́нской импе́рией уже́ в пятна́дцатом ве́ке, а в конце́ того́ же ве́ка Ива́н Тре́тий отпра́вил к султа́ну пе́рвого посла́.
Çok eskiye dayanır. Rus tüccarlar daha 15. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu ile ticaret yapıyordu; aynı yüzyılın sonunda da III. İvan sultana ilk elçisini gönderdi.

Веду́щая: А как на́ши наро́ды знако́мились с культу́рой друг дру́га?
Peki halklarımız birbirlerinin kültürünü nasıl tanıdı?

Сина́н: Че́рез торго́влю и путеше́ствия. Ру́сские худо́жники и писа́тели не раз путеше́ствовали в Стамбу́л, а туре́цкие купцы́ привози́ли в Росси́ю ковры́ и ко́фе.
Ticaret ve yolculuklar aracılığıyla. Rus ressamlar ve yazarlar defalarca İstanbul'a yolculuk etti, Türk tüccarlar da Rusya'ya halı ve kahve getirdi.

Веду́щая: Сего́дня мы ча́ще слы́шим об эконо́мике. Как вы ду́маете, что сейча́с объединя́ет на́ши стра́ны?
Bugün daha çok ekonomiden söz edildiğini duyuyoruz. Sizce bugün ülkelerimizi bir araya getiren ne?

Сина́н: Пре́жде всего́ культу́ра и тури́зм. В на́ших стра́нах прохо́дят фестива́ли кино́ и му́зыки, а кни́ги ру́сских писа́телей перево́дят на туре́цкий язы́к.
Her şeyden önce kültür ve turizm. Ülkelerimizde film ve müzik festivalleri düzenleniyor, Rus yazarların kitapları da Türkçeye çevriliyor.

Веду́щая: А тури́зм? Говоря́т, ка́ждый ру́сский хоть раз отдыха́л в Анта́лье.
Ya turizm? Her Rus'un en az bir kez Antalya'da tatil yaptığı söyleniyor.

Сина́н: Ну, не ка́ждый, но миллио́ны росси́ян ежего́дно е́здят в Ту́рцию. Я сам по́сле университе́та три сезо́на рабо́тал ги́дом в Ала́нье.
Her Rus değil belki, ama her yıl milyonlarca Rusyalı Türkiye'ye gidiyor. Ben de üniversiteden sonra üç sezon Alanya'da rehberlik yaptım.

Веду́щая: Вы ведь уже́ расска́зывали об э́том в на́шей про́шлой переда́че?
Bundan geçen programımızda da söz etmiştiniz, değil mi?

Сина́н: Да, расска́зывал. Но тогда́ я не сказа́л гла́вного: и́менно в Ала́нье я познако́мился с бу́дущей жено́й. Она́ из Яросла́вля.
Evet, anlatmıştım. Ama o zaman en önemlisini söylemedim: müstakbel eşimle tam da Alanya'da tanıştım. Kendisi Yaroslavl'lı.

Веду́щая: Как романти́чно! И как вы обща́лись? Вы тогда́ уже́ говори́ли по-ру́сски?
Ne romantik! Peki nasıl anlaşıyordunuz? O zamanlar Rusça konuşabiliyor muydunuz?

Сина́н: Пло́хо. Я весь сезо́н учи́л слова́, но вы́учил то́лько са́мые просты́е. Зато́ она́ за ле́то вы́учила неме́ало туре́цких фраз.
Kötü. Bütün sezon kelime çalıştım ama yalnızca en basitlerini öğrenebildim. Buna karşılık o, bir yaz içinde epey Türkçe cümle öğrendi.

Веду́щая: Сейча́с мно́гие молоды́е ру́сские то́же у́чат туре́цкий. С чем э́то свя́зано, по-ва́шему?
Bugün birçok genç Rus da Türkçe öğreniyor. Sizce bunun nedeni ne?

Сина́н: С сериа́лами, с би́знесом, с учёбой. Мои́ студе́нты сна́чала смо́трят сериа́лы с субти́трами, а пото́м одна́жды замеча́ют, что субти́тры им уже́ не нужны́.
Diziler, iş hayatı, eğitim. Öğrencilerim önce dizileri altyazılı izliyor, sonra bir gün altyazıya artık ihtiyaç duymadıklarını fark ediyorlar.

Веду́щая: А с каки́ми тру́дностями ста́лкиваются ту́рки в Росси́и?
Peki Türkler Rusya'da hangi zorluklarla karşılaşıyor?

Сина́н: С гра́мматикой, коне́чно. Осо́бенно с ви́дом глаго́ла. Я до сих пор по́мню, как сказа́л нача́льнику: «Я реша́л ва́шу пробле́му», — а он спроси́л: «Так реши́ли и́ли нет?»
Dilbilgisiyle tabii. Özellikle fiil görünüşüyle. Müdürüme “Sorununuzu çözmeye çalıştım” dediğimi hâlâ hatırlıyorum; o da “Peki çözdünüz mü, çözmediniz mi?” diye sordu.

Веду́щая: Замеча́тельный приме́р! И, наконе́ц, после́дний вопро́с: каки́м вы ви́дите бу́дущее на́ших отноше́ний?
Harika bir örnek! Ve son olarak, son soru: ilişkilerimizin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Сина́н: Я оптими́ст. Времена́ меня́ются, а лю́ди продолжа́ют е́здить друг к дру́гу, учи́ться и жени́ться. Э́то, по-мо́ему, и есть настоя́щая дру́жба.
Ben iyimserim. Zamanlar değişiyor, insanlar ise birbirlerine gidip gelmeyi, okumayı ve evlenmeyi sürdürüyor. Bence asıl dostluk budur.

Веду́щая: Спаси́бо, Сина́н! Ну что ж, вре́мя на́шей переда́чи подошло́ к концу́. До свида́ния!
Teşekkürler Sinan! Evet, programımızın sonuna geldik. Hoşça kalın!

Сина́н: Спаси́бо за приглаше́ние. Всего́ хоро́шего!
Davetiniz için teşekkürler. Hoşça kalın!

Dilbilgisi

Sonuç ortadayken ayrıntıyı sormak

B1'de olgu bildiren НСВ́yi gördük: Вы чита́ли э́ту кни́гу? gibi. B2'de bunun ince bir uzantısını öğreniyoruz: Eylemin sonucu ortadadır ve herkes bilir (köprü yapılmış, halı alınmış, Rusça öğrenilmiş); soru ise eylemin kendisine değil, bir ayrıntısına yöneliktir: kim, ne zaman, nerede, nasıl? Bu durumda Rusça genellikle НСВ kullanır.

RusçaGörünüşOdakTürkçe
Когда́ стро́или э́тот собо́р?НСВayrıntı: zamanBu katedral ne zaman yapıldı?
Собо́р постро́или за пять лет.СВsonuç + süreKatedral beş yılda yapıldı.
Вы быва́ли в Каппадо́кии?НСВdeneyim, tekrarHiç Kapadokya'da bulundunuz mu?
Вы бы́ли в Каппадо́кии?—tek olguKapadokya'da bulundunuz mu?
Вы ведь уже́ расска́зывали об э́том.НСВolgu: “anlatmıştınız”Bundan zaten söz etmiştiniz.

💡 Ünlü eserlerin yazarı sorulurken СВ de çok doğaldır: Кто написа́л «Войну́ и мир»? Ama önünüzdeki somut bir şeyin (pasta, halı, ev) “kim yaptı, nereden aldınız” sorusunda НСВ daha doğal ve daha sıcaktır: Кто гото́вил э́тот торт?

⚠️ Türklerin tipik hatası: “Hiç … bulundunuz mu? / Sık sık giderim” anlamlarında yalnızca был kullanmak ya da СВ fiil seçmek. Вы когда́-нибудь посети́ли Каппадо́кию? doğal değildir; doğrusu Вы когда́-нибудь быва́ли в Каппадо́кии? Tekrarlanan ziyaret için de быва́ть: Я ча́сто быва́ю в Стамбу́ле (İstanbul'a sık sık giderim).

Deneme mi, başarı mı?

Bazı fiil çiftlerinde НСВ yalnızca çabayı, denemeyi anlatır; sonucun ne olduğunu söylemez. СВ ise başarıyı bildirir. Türkçede bu fark çoğu zaman iki ayrı fiille verilir: “sınava girmek” ve “sınavı geçmek”, “ikna etmeye çalışmak” ve “ikna etmek”.

НСВ (deneme)СВ (başarı)Türkçe
реша́л зада́чуреши́л зада́чуproblemi çözmeye çalıştı — çözdü
сдава́л экза́менсдал экза́менsınava girdi — sınavı geçti
поступа́л в университе́тпоступи́л в университе́тüniversiteye girmeye çalıştı — kazandı
угова́ривал дру́гауговори́л дру́гаarkadaşını ikna etmeye çalıştı — ikna etti
дока́зывал свою́ правоту́доказа́л свою́ правоту́haklı olduğunu kanıtlamaya çalıştı — kanıtladı
лови́л такси́пойма́л такси́taksi çevirmeye çalıştı — taksi buldu
иска́л ключи́нашёл ключи́anahtarları aradı — buldu

Deneme ile başarısızlığı birlikte anlatmanın en doğal yolu НСВ …, но (так и) не + СВ kalıbıdır:

💡 иска́ть / найти́ çiftinde görünüş farkı iki ayrı fiille verilir; tıpkı Türkçedeki “aramak / bulmak” gibi. найти́ fiilinin НСВ eşi находи́ть ise “(genellikle, her seferinde) bulmak” demektir: Он всегда́ нахо́дит вы́ход (Her zaman bir çıkış yolu bulur).

⚠️ Türklerin tipik hatası: “Sınavı verdim” derken Я сдава́л экза́мен demek. Bu yalnızca “sınava girdim” anlamına gelir; dinleyen hemen Ну и как, сдал? (Eee, geçtin mi?) diye sorar. Geçtiyseniz: Я сдал экза́мен. Aynı şekilde Я поступа́л в МГУ “MGU'yu kazandım” değil, “MGU'ya girmeye çalıştım” demektir.

Olumsuzlukta görünüş: geçmiş ve gelecek

Olumsuz geçmişte не + НСВ eylemin hiç olmadığını ya da yapma niyetinin bile bulunmadığını söyler. не + СВ ise beklenen bir sonucun gerçekleşmediğini, yani bir şeyin “olmadığını, olamadığını” bildirir.

RusçaYapıAnlamTürkçe
Я не брал ва́ши ключи́.не + НСВhiç olmadıAnahtarlarınızı (hiç) almadım.
Я не нашёл ключи́.не + СВsonuç yokAnahtarları bulamadım.
Я никогда́ не чита́л Достое́вского.никогда́ не + НСВhiç deneyim yokDostoyevski'yi hiç okumadım.
Гид не прие́хал на встре́чу.не + СВbeklenen olmadıRehber buluşmaya gelmedi.

Olumsuz gelecekte de benzer bir ayrım vardır: не бу́ду + НСВ mastar bir niyet, karar bildirir (“-meyeceğim, -mek niyetinde değilim”). не + СВ gelecek ise söz verme ya da imkânsızlık anlatır (“-mem, -emem”).

мочь / смочь çiftinde de aynı mantık işler: не мог genel bir durumu ya da süreç boyunca süren imkânsızlığı, не смог ise somut bir olayda başarısızlığı anlatır: Я всю ночь не мог усну́ть (Bütün gece uyuyamadım) — Из-за́ тума́на самолёт не смог приземли́ться (Sis yüzünden uçak inemedi).

⚠️ Türklerin tipik hatası: “hiç” anlamında не + СВ kullanmak. Я никогда́ не прочита́л э́ту кни́гу yanlış; никогда́ ile hemen her zaman НСВ gelir: Я никогда́ не чита́л э́ту кни́гу. Bir de “Söylemem!” derken Я не говорю́! demek: bu “söylemiyorum” demektir; söz ya da ret için Не скажу́! denir.

Zaman kaymaları: planlı gelecek ve “ben kaçtım”

Rusçada da Türkçede olduğu gibi fiilin biçimi ile gerçek zaman her zaman örtüşmez. Planlı, takvime bağlı gelecek için НСВ́nin şimdiki zaman biçimi kullanılır: За́втра делега́ция прилета́ет в Анкару́ (Yarın heyet Ankara'ya geliyor). Türkçede de “geliyor” deriz; yani bu yapı size hiç yabancı değil. Dikkat: bunu yalnızca НСВ yapabilir, çünkü СВ fiilin “şimdiki zaman” biçimi zaten gelecek anlamı taşır.

RusçaBiçimGerçek anlamTürkçe
Ле́том мы переезжа́ем в Каза́нь.НСВ şimdikiplanlı gelecekYazın Kazan'a taşınıyoruz.
Ну, я пошёл. До за́втра!СВ geçmişhemen şimdiHadi, ben kaçtım. Yarın görüşürüz!
Пое́хали!СВ geçmişhaydi, başlıyoruzHaydi gidelim! / Başlıyoruz!
Мы пропа́ли!СВ geçmişkaçınılmaz sonuçMahvolduk!
Шёл 1880 год. В Москве́ открыва́ют па́мятник Пу́шкину…НСВ şimdikitarihî anlatımYıl 1880. Moskova'da Puşkin anıtı açılıyor…

💡 Türkçeyle güzel bir ortaklık: biz de evden çıkarken “Ben kaçtım!”, tehlike anında “Yandık!” deriz; eylem henüz olmamıştır ama geçmiş zaman kullanırız. Rusçadaki Я пошёл!, Пое́хали!, Мы пропа́ли! tam olarak bu işi görür. Пое́хали! sözü, uzaya çıkan ilk insan Yuri Gagarin'in ünlü sözüdür.

⚠️ Türklerin tipik hatası: “Şu anda ne yapıyorsun?” derken СВ kullanmak. Что ты сейча́с сде́лаешь? “Şimdi ne yapacaksın?” demektir; şu anki eylem için Что ты сейча́с де́лаешь? denir. СВ fiilin şimdiki zaman biçimi asla “şu anda yapıyorum” anlamına gelmez: напишу́ = yazacağım (bitireceğim).

Eylem tarzları: başlama, kısa süre, tam süre, tek hareket

Bazı ön ekler ve son ekler fiile yalnızca görünüş değil, eylemin nasıl gerçekleştiğine dair ek bir anlam da katar: başlama, kısa süre, belli bir sürenin tamamı, tek ve ani hareket. Bu fiillerin hepsi СВdir ve çoğunun bu anlamda НСВ eşi yoktur. Türkçede aynı anlamı genellikle yardımcı fiil ya da zarfla veririz: “gülmeye başladı”, “biraz oturdu”, “bir kez bağırdı”.

EkAnlamÖrnekTürkçe
за-başlamaзасмея́ться, запла́кать, заговори́тьgülmeye, ağlamaya, konuşmaya başlamak
по-kısa süre, birazпосиде́ть, поговори́ть, погуля́тьbiraz oturmak, biraz konuşmak, biraz gezmek
про-belli sürenin tamamıпросиде́ть, прожи́ть, проспа́ть(bütün süre) oturmak, yaşamak, uyumak
-ну-tek, ani hareketкри́кнуть, пры́гнуть, чихну́тьbir kez bağırmak, zıplamak, hapşırmak

💡 про- ile süre ifadesi edatsız gelir ve “o sürenin tamamını orada geçirdi” vurgusu taşır: Мы просиде́ли в аэропорту́ пять часо́в (Havalimanında tam beş saat oturduk kaldık). Bu cümle genellikle bir şikâyet tonu da taşır.

⚠️ Türklerin tipik hatası: “kısa süre” bildiren по- fiillerini “uzun” zarfıyla kullanmak. Мы до́лго поговори́ли yanlış; doğrusu Мы до́лго говори́ли ya da Мы немно́го поговори́ли. Aynı şekilde tek seferlik -ну- fiilleri tekrarla kullanılamaz: Он ча́сто кри́кнул yanlış, Он ча́сто крича́л doğru.

Özet: görünüşün ince anlam farkları

Bu ünitedeki tüm ayrımları bir tabloda topluyoruz. Kural ezberlemek yerine her satırdaki soruyu kendinize sorun: Sonuç önemli mi? Eylem denendi mi, başarıldı mı? Hiç oldu mu? Planlı mı?

НСВСВFark
поступа́л, реша́лпоступи́л, реши́лdeneme / başarı
Кто стро́ил э́тот мост?Мост постро́или за год.ayrıntı sorusu / sonuç
не бралне нашёлhiç olmadı / beklenen sonuç gelmedi
не бу́ду звони́тьне позвоню́niyet, karar / söz, imkânsızlık
не могне смогgenel durum / somut başarısızlık
прилета́ет за́втраприлети́т за́втраtakvimli plan / beklenen sonuç
говори́ли до́лгопоговори́ли немно́гоsüreç / kısa süre (по-)

💡 Türkçede “Rapor üzerinde çalıştım” ile “Raporu bitirdim” arasındaki fark açıktır; Rusçada aynı fark tek bir fiilin iki görünüşüyle verilir. Bir Rus'a Я реша́л ва́шу пробле́му derseniz, “denedim ama sonuç yok” anlar. İş bittiyse mutlaka СВ deyin: Я реши́л ва́шу пробле́му.

⚠️ Bu ünitede en sık yapılan üç hata: (1) Başarıyı НСВ ile anlatmak: Я сдава́л экза́мен (“geçtim” sanılır, ama değildir) → Я сдал экза́мен. (2) никогда́ ile СВ kullanmak: никогда́ не прочита́л → никогда́ не чита́л. (3) Şu anki eylemi СВ ile sormak: Что ты сейча́с сде́лаешь? → Что ты сейча́с де́лаешь?

Kelimeler

✍️ Alıştırmaları çöz ve testi geç

🕊️ Dilmaçım ile ücretsiz Rusça öğren →