C2 · Ünite 8: C2 genel tekrar ve sınav (Повторение)
C2 seviyesinin tüm konuları
Metin: Сосе́дка
Meral, Bişkek'te yaşayan bir Türk çevirmen; Puşkin'in şiirlerini Türkçeye çeviriyor. Aşağıdaki öykü parçasında İstanbul'dan döndüğü akşam yaşlı Rus komşusu Natalya Petrovna ile mutfakta çay içiyorlar. Bu kısa metinde C2'de öğrendiğiniz hemen her şey var: anlatıcının edebî dili ile iki kadının konuşma dili arasındaki üslup farkı, Puşkin'den bir dize, deyimler ve atasözleri, [[же]], [[ведь]], [[-то]], [[ра'зве]], [[-ка]] edatları, eksiltili cümleler, küçültme ekleri ve ön ekli fiiller, devrik sözcük sırası. Okurken bunları bulup işaretleyin.
Текст: Мера́л верну́лась в Бишке́к по́здно ве́чером, когда́ над го́родом уже́ висе́л жёлтый, сло́вно восково́й, ме́сяц.
Meral Bişkek'e akşam geç vakit döndü; şehrin üzerinde balmumundan yapılmış gibi sapsarı bir ay asılı duruyordu.
Текст: Не успе́ла она́ доста́ть ключи́, как дверь напро́тив скри́пнула и на поро́ге появи́лась Ната́лья Петро́вна.
Daha anahtarlarını çıkaramadan karşıdaki kapı gıcırdadı ve eşikte Natalya Petrovna belirdi.
Ната́лья Петро́вна: Мера́лочка! Ты ли э́то? А я́-то ду́мала, ты до весны́ не вернёшься.
Meralciğim! Sen misin? Ben de seni bahara kadar dönmezsin sanıyordum.
Мера́л: Да вот, вы́рвалась на неде́льку. Рабо́ты — непоча́тый край.
Ne yapayım, bir haftacık kaçabildim. İşin ucu bucağı yok.
Ната́лья Петро́вна: Ну заходи́ же, чего́ на поро́ге стоя́ть! Ча́й-то хоть попьём?
Hadi girsene içeri, eşikte ne duruyorsun! Bir çay olsun içeriz, değil mi?
Текст: Ку́хня у Ната́льи Петро́вны была́ ма́ленькая, но ую́тная: на подоко́ннике дрема́л кот, на стене́ тика́ли ста́рые часы́ с куку́шкой.
Natalya Petrovna'nın mutfağı küçük ama sıcacıktı: pencere pervazında kedi uyukluyor, duvarda eski bir guguklu saat tıkırdıyordu.
Ната́лья Петро́вна: Ты ведь у нас тепе́рь перево́дчица изве́стная — по телеви́зору пока́зывали!
Sen artık ünlü bir çevirmensin ya, televizyonda gösterdiler!
Мера́л: Ой, да что вы! «Изве́стная» — э́то гро́мко ска́зано.
Aman, ne diyorsunuz! “Ünlü” demek biraz abartı olur.
Ната́лья Петро́вна: Не скро́мничай. Ра́зве плохо́му перево́дчику да́ли бы Пу́шкина?
Alçakgönüllülük taslama. Kötü bir çevirmene hiç Puşkin'i verirler mi?
Текст: Мера́л смути́лась: перево́д пу́шкинской ли́рики дава́лся ей с трудо́м, и не́которые стро́ки она́ переде́лывала по деся́тку раз.
Meral mahcup oldu: Puşkin'in şiirlerini çevirmek ona güç geliyordu, bazı dizeleri onlarca kez yeniden yazıyordu.
Мера́л: Вот, наприме́р: «Пора́, мой друг, пора́! поко́я се́рдце про́сит…» Как переда́ть по-туре́цки э́ту ти́хую уста́лость?
İşte mesela: “Vakit tamam, dostum, vakit tamam! Yürek huzur istiyor…” Bu sessiz yorgunluğu Türkçede nasıl aktarmalı?
Ната́лья Петро́вна: А ты не мудри́. Пу́шкин ведь писа́л так же про́сто, как ды́шал.
Sen de işi zorlaştırma. Puşkin nefes alır gibi sade yazardı ya.
Мера́л: Про́сто-то про́сто, да попро́буй повтори́!
Sade olmasına sade, ama bir de sen tekrarlamayı dene!
Текст: Стару́шка засмея́лась и, как в мо́лодости, хло́пнула ладо́нью по столу́.
Yaşlı kadın güldü ve gençliğindeki gibi avucuyla masaya vurdu.
Ната́лья Петро́вна: Ни пу́ха тебе́ ни пера́! Ты же у нас упря́мая, своего́ добьёшься.
Bol şans sana! Sen inatçısın, istediğini elde edersin.
Мера́л: К чёрту! Ой, прости́те… Так ведь поло́жено отвеча́ть?
Şeytana! Ay, affedersiniz… Böyle cevap vermek gerekiyordu, değil mi?
Ната́лья Петро́вна: Поло́жено, поло́жено. А тепе́рь иди́-ка спать: у́тро ве́чера мудрене́е.
Gerekiyor, gerekiyor. Şimdi git bakalım uyu: sabah ola, hayrola.
Текст: Но́чью Мера́л до́лго не могла́ усну́ть: в голове́ крути́лись ру́сские и туре́цкие слова́, упря́мо не жела́вшие станови́ться рядо́м.
Gece Meral uzun süre uyuyamadı: kafasında yan yana durmaya inatla yanaşmayan Rusça ve Türkçe sözcükler dönüp duruyordu.
Текст: Под у́тро, когда́ за окно́м зашурша́ли пе́рвые маши́ны, строка́ вдруг сложи́лась сама́ собо́й — легко́, как вздох.
Sabaha karşı, pencerenin dışında ilk arabalar hışırdamaya başladığında, dize birden kendiliğinden oluşuverdi; bir iç çekiş kadar kolayca.
Текст: Ста́рая сосе́дка, как всегда́, оказа́лась права́: пу́шкинская простота́ даётся то́лько тому́, кто не бои́тся труда́.
Yaşlı komşu her zamanki gibi haklı çıkmıştı: Puşkin'in sadeliği yalnızca emekten korkmayana nasip olur.
Dilbilgisi
Üslup katmanları ve edebî dil
C2'nin ilk iki ünitesinde Rusça söz varlığının katmanlarını gördük. Aynı kavram için çoğu zaman üç sözcük vardır: kitabi (yazı, resmî ve yüce üslup), nötr (her yerde kullanılabilen) ve konuşma dili (gündelik, bazen kaba). Türkçede de aynı üçlüler bulunur: “vefat etmek / ölmek / ölüp gitmek”, “taam etmek / yemek / tıkınmak”, “sima / yüz / surat”. Ustalık, bunları karıştırmamaktır.
| Kitabi / yüce | Nötr | Konuşma / kaba | Türkçe |
|---|---|---|---|
| о́чи | глаза́ | гляде́лки | dide / göz / pörtlek göz |
| лик | лицо́ | физионо́мия | sima / yüz / surat |
| вкуша́ть | есть | ло́пать | taam etmek / yemek / tıkınmak |
| сконча́ться | умере́ть | помере́ть | vefat etmek / ölmek / ölüp gitmek |
| жили́ще | дом | хиба́ра | mesken / ev / kulübe |
Edebî dilde, özellikle şiirde, Eski Kilise Slavcasından kalma eskicil biçimler ve devrik sözcük sırası görülür. Rusçadaki -оро-, -оло- ses dizilerinin eski karşılığı -ра-, -ла- dizileridir: го́род ↔ град. Lermontov'un ünlü dizesinde fiil öne, sıfat ada göre arkaya geçmiştir: Беле́ет па́рус одино́кий (Bir yalnız yelken ağarıyor); nötr sıra Одино́кий па́рус беле́ет olurdu.
| Eski / şiirsel | Çağdaş | Türkçe |
|---|---|---|
| град | го́род | şehir |
| брег | бе́рег | kıyı |
| младо́й | молодо́й | genç |
| зла́то | зо́лото | altın |
| сей | э́тот | bu |
| и́бо | потому́ что | zira, çünkü |
| да́бы | что́бы | -sın diye, için |
💡 Eskicil biçimlerin çoğu bugün de bileşiklerde ve kalıplarda yaşar: Волгогра́д, глава́ семьи́ (aile reisi), младе́нец (bebek), сего́дня (sözcük sözcük “bu günün”). Bu yüzden onları tanımak, yalnızca şiir okumak için değil, gazete okumak için de gereklidir.
⚠️ Türklerin tipik hataları: (1) Katmanları karıştırmak: arkadaşına Дава́й вку́сим пи́щи! demek, Türkçede “Haydi taam edelim!” demek kadar gülünçtür → Дава́й пое́дим!. (2) Resmî yazıda konuşma dili: taziye mektubunda по́мер değil сконча́лся ya da у́мер. (3) Eskicil biçimleri kendi yazınıza serpiştirmek: сей, да́бы, и́бо ancak alıntıda, üslup taklidinde ya da şakada yerindedir.
Deyimler ve atasözleri
Deyim, sözcüklerinin anlamından çıkarılamayan, kalıplaşmış bir söz öbeğidir: içinden sözcük çıkarılamaz, başka sözcük konamaz, sırası değiştirilemez. Deyimlerin çoğu konuşma diline aittir ve kökenini bilmek anlamını hatırlamayı kolaylaştırır.
| Rusça | Anlamı | Kökeni |
|---|---|---|
| бить баклу́ши | aylaklık etmek, boş durmak | Bakluşa, tahta kaşık yapmak için kesilen odun takozudur; onu hazırlamak köyün en kolay işi sayılırdı. |
| води́ть за́ нос | oyalamak, kandırmak | Ayı oynatıcıları ayıyı burnundaki halkadan çekerek gezdirirdi. |
| заруби́ть на носу́ | aklına iyice yazmak, unutmamak | Buradaki nos burun değil, okuma bilmeyenlerin çentik atarak not tuttuğu tahta levhadır. |
| как с гу́ся вода́ | vız gelir tırıs gider | Kazın tüyü yağlı olduğu için su tutmaz. |
| ни пу́ха ни пера́ | bol şans (yanıtı: К чёрту!) | Avcılar uğursuzluk getirmesin diye av yerine tersini dilerdi. |
Atasözlerinin Türkçe ve Rusça karşılıkları çoğu zaman imgece farklıdır, ama anlamca aynıdır. Çeviride sözcükleri değil, karşılığı aranır:
| Rusça | Türkçe karşılığı |
|---|---|
| Нет ды́ма без огня́. | Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. |
| Ку́рочка по зёрнышку клюёт. | Damlaya damlaya göl olur. |
| Уби́ть двух за́йцев. | Bir taşla iki kuş vurmak. |
| Не говори́ «гоп», пока́ не перепры́гнешь. | Dereyi görmeden paçaları sıvama. |
| Запа́с карма́н не тя́нет. | Sakla samanı, gelir zamanı. |
| У́тро ве́чера мудрене́е. | Sabah ola, hayrola. |
⚠️ Türklerin tipik hataları: (1) Türkçe deyimi kelimesi kelimesine çevirmek: “kafayı yemek” → съесть го́лову anlamsızdır → сойти́ с ума́; “bir taşla iki kuş” → уби́ть двух птиц одни́м ка́мнем yerine уби́ть двух за́йцев. (2) Deyimin sözcüğünü değiştirmek: води́ть за у́хо yanlış → води́ть за́ нос. (3) Ни пу́ха ни пера́! dileğine Спаси́бо! diye yanıt vermek: gelenek К чёрту! yanıtını ister.
Sözcük sırası ve mantıksal vurgu
Rusçada sözcük sırası serbest görünür, ama aslında bilginin sırasına bağlıdır: bilinen ya da konuşulan şey (tema) başa, yeni ve önemli bilgi (rema) sona konur. Rusçada artikel olmadığı için “bir kız” ile “(o) kız” arasındaki farkı da sıra taşır. Türkçede yeni bilgi yüklemin hemen önüne gelir (“Odaya bir kız girdi”); Rusçada ise cümlenin sonuna.
| Rusça | Tema → rema | Türkçe |
|---|---|---|
| В ко́мнату вошла́ де́вушка. | yer → yeni kişi | Odaya bir kız girdi. |
| Де́вушка вошла́ в ко́мнату. | bilinen kişi → nereye | Kız odaya girdi. |
| «Евге́ния Оне́гина» написа́л Пу́шкин. | eser → yazar (yanıt) | Yevgeni Onegin'i Puşkin yazdı. |
| Пу́шкин написа́л «Евге́ния Оне́гина». | yazar → eser (yanıt) | Puşkin Yevgeni Onegin'i yazdı. |
| Где ключи́? — Ключи́ на столе́. | soru → yanıt sonda | Anahtarlar nerede? — Masada. |
Konuşmada sıra değişmeden de mantıksal vurgu ile rema seçilebilir. Я вчера́ был в теа́тре cümlesinde sesi я üzerinde yükseltirseniz “başkası değil, ben”, вчера́ üzerinde yükseltirseniz “bugün değil, dün”, в теа́тре üzerinde yükseltirseniz “sinemada değil, tiyatroda” anlamı çıkar. Edebî metin ise sırayı anlatım için bozar: Не успе́ла она́ доста́ть ключи́, как … (Daha anahtarları çıkaramadan …), перево́дчица изве́стная (sıfat sonda, konuşma dili rengi).
⚠️ Türklerin tipik hataları: (1) Fiili Türkçedeki gibi sona atmak: Я в Бишке́ке ру́сский язы́к учи́л dilbilgisel ama yapay ve vurgulu bir cümledir → nötr sıra Я учи́л ру́сский язы́к в Бишке́ке. (2) “Odaya bir kız girdi” için Де́вушка вошла́ в ко́мнату demek: bu, okurun zaten tanıdığı bir kızdan söz eder → В ко́мнату вошла́ де́вушка.
Konuşma dili: edatlar ve eksiltili cümleler
Konuşma dilinin tadı küçük edatlardadır. Türkçede bu işi “ya, ki, hani, yoksa, bakalım, -sana” gibi sözcükler ve ekler görür. Bu edatlar cümlenin anlamını değil, konuşanın tavrını değiştirir: ısrar, sitem, şaşkınlık, karşıtlık, yumuşatma.
| Rusça | İşlev | Türkçe |
|---|---|---|
| Заходи́ же! | же: ısrar, sabırsızlık | Girsene içeri! |
| Ты же у нас упря́мая. | же: ortak bilgiye gönderme | Sen inatçısın ya. |
| Ведь я тебе́ говори́л! | ведь: hatırlatma, sitem, gerekçe | Sana söylemiştim ama! |
| Я́-то ду́мала, ты не придёшь. | -то: karşıtlık, öne çıkarma | Ben de seni gelmezsin sanmıştım. |
| Ра́зве ты не зна́л? | ра́зве: şaşkın ya da kuşkulu soru | Yoksa bilmiyor muydun? |
| Иди́-ка спать! | -ка: yumuşatılmış emir | Git bakalım uyu! |
| Про́сто-то про́сто, да попро́буй! | X-то X, да …: kabul + itiraz | Sade olmasına sade, ama bir dene! |
Konuşmada bağlamdan anlaşılan öğeler düşer; yazıda düşen yüklemin yerine çoğu zaman çizgi konur. Türkçe de aynı şeyi yapar (“Nereye? — Eve.”).
- Ты куда́? — Домо́й. — Nereye? — Eve.
- Мне — чай, ему́ — ко́фе. — Bana çay, ona kahve.
- Рабо́ты — непоча́тый край. — İşin ucu bucağı yok.
- Я — за хле́бом. — Ben ekmek almaya (gidiyorum).
⚠️ Türklerin tipik hataları: (1) же edatını cümle başına koymak: Же заходи́! yanlış → же vurguladığı sözcüğün ardından gelir: Заходи́ же!. (2) ра́зве ile tarafsız soru sormak: Ра́зве ты студе́нт? “Yoksa öğrenci misin (hiç sanmıyordum)?” demektir → tarafsız soru Ты студе́нт?. (3) -ка ekini resmî ortamda kullanmak: hocanıza Подожди́те-ка demek laubalidir.
Sözcük türetme: ön ekler ve son ekler
Türkçe sözcük türetmeyi yalnızca son eklerle yapar (göz-lük, ev-cik). Rusça ise fiillerde özellikle ön eklerle çalışır; Türkçede ayrı bir sözcükle anlatılan “yeniden”, “fazla”, “eksik”, “başlamak”, “biraz” anlamlarını tek bir ön ek verir. Adlarda ise son ekler duygu katar: sevgi, küçültme, küçümseme, büyütme.
| Rusça | Ek ve anlamı | Türkçe |
|---|---|---|
| переде́лать | пере-: yeniden | yeniden yapmak |
| перее́сть | пере-: aşırı | fazla yemek, tıka basa yemek |
| недоспа́ть | недо-: eksik, yetersiz | uykusunu alamamak |
| зашурша́ть, запе́ть | за-: başlama | hışırdamaya, şarkı söylemeye başlamak |
| посиде́ть | по-: biraz, bir süre | biraz oturmak |
| Мера́лочка, неде́лька | -очк-, -еньк-: sevgi, küçültme | Meralciğim, bir haftacık |
| доми́шко | -ишк-: küçümseme | evcik (beğenilmeyen) |
| доми́ще | -ищ-: büyütme | koca ev |
| простота́, уста́лость | -от-, -ость: soyut ad | sadelik, yorgunluk |
💡 Ön ek fiilin görünüşünü de değiştirir: де́лать (НСВ) → переде́лать (СВ). Yinelenen ya da süren eylem için ikincil НСВ biçimi gerekir: переде́лывать. Metindeki переде́лывала по деся́тку раз bu yüzden НСВ́dir.
⚠️ Türklerin tipik hataları: (1) Küçültme ekini yalnızca “küçük” sanmak: мину́точку, ча́шечку ча́я nezaket ve sıcaklık bildirir, boyut değil. (2) -ишк- ekinin küçümseme taşıdığını unutmak: ev sahibine Како́й у вас доми́шко! demek onu kırar. (3) Ön ekli СВ fiili yinelenen eylemde kullanmak: Я переде́лала его́ ка́ждый день yanlış → Я переде́лывала его́ ка́ждый день.
Çeviri sanatı: yapı dönüşümleri
C2'nin yedinci ünitesinde Türkçeden Rusçaya çevirinin temel dönüşümlerini gördük. Hepsinin ortak ilkesi şudur: sözcükleri değil, yapıyı ve durumu çevirmek. Türkçe sola dallanır ve fiili sona koyar, ad-fiillerle yan cümleyi gizler, kanıtsallığı ekle bildirir; Rusça bunların her birini kendi araçlarıyla karşılar.
| Rusça | Dönüşüm | Türkçe |
|---|---|---|
| пи́сьма, кото́рые храни́ла ма́ма | sola dallanma → кото́рый | annemin sakladığı mektuplar |
| Ну́жно, что́бы он знал туре́цкий. | ad-fiil → что́бы | Türkçe bilmesi gerekiyor. |
| Говоря́т, он жени́лся. | -miş → sözcük | Evlenmiş. |
| Здесь не ку́рят. | edilgen → belirsiz özneli | Burada sigara içilmez. |
| Мне хо́лодно. | ben → yönelme hâli | Üşüyorum. |
| Я чуть не упа́л. | zıt anlamlı çeviri | Az kalsın düşüyordum. |
| Бог в по́мощь! | durum karşılığı | Kolay gelsin! |
| Как ва́ша семья́? | sahte dost: фами́лия ≠ aile | Aileniz nasıl? |
⚠️ Türklerin tipik hataları: (1) Uzun niteleyiciyi adın önüne yığmak: ма́мой года́ми храни́мые пи́сьма. (2) Gereklilikte что kullanmak: Ну́жно, что он зна́ет → Ну́жно, что́бы он знал. (3) Hareket fiilini somutlaştırmamak: uçakla yolculuk için ходи́л в Анкару́ → лета́л в Анкару́.
Türklerin en sık 10 hatası
C2 boyunca her ünitede “tipik hata” uyarıları gördünüz. Aşağıda en sık karşılaşılan on tanesi bir arada. ТРКИ-4 sınavından önce bu tabloyu bir kez daha okuyun; bu düzeyde hatalar artık dilbilgisinden çok üslup, kalıp ve doğallık hatalarıdır.
| Doğru | Yanlış | Neden? |
|---|---|---|
| Дава́й пое́дим! | Дава́й вку́сим пи́щи! (arkadaşa) | Kitabi sözcük gündelik konuşmada gülünç kaçar. |
| уби́ть двух за́йцев | уби́ть двух птиц одни́м ка́мнем | Deyim çevrilmez, karşılığı bulunur. |
| води́ть за́ нос | води́ть за у́хо | Deyimin sözcüğü değiştirilmez. |
| В ко́мнату вошла́ де́вушка. (bir kız) | Де́вушка вошла́ в ко́мнату. (“bir kız” anlamında) | Yeni bilgi (rema) cümle sonuna. |
| Заходи́ же! | Же заходи́! | же vurguladığı sözcükten sonra gelir. |
| Ты студе́нт? (tarafsız soru) | Ра́зве ты студе́нт? (tarafsız soru olarak) | ра́зве şaşkınlık ya da kuşku katar. |
| Я переде́лывала его́ ка́ждый день. | Я переде́лала его́ ка́ждый день. | Yinelenen eylem → НСВ. |
| пи́сьма, кото́рые храни́ла ма́ма | ма́мой храни́мые пи́сьма | Uzun niteleyici adın arkasına geçer. |
| Он я́кобы бо́лен. (güya) | Он бо́лен. (“güya hastaymış” için) | Kanıtsallık ve kuşku sözcükle verilir. |
| Как ва́ша семья́? | Как ва́ша фами́лия? (“aileniz” için) | Sahte dost: фами́лия = soyadı. |
⚠️ 4. satırdaki Де́вушка вошла́ в ко́мнату cümlesi kendi başına yanlış değildir: “(sözünü ettiğimiz) kız odaya girdi” demektir. Hata, onu “bir kız girdi” anlamında kullanmaktır. Aynı biçimde Ра́зве ты студе́нт? de doğru bir cümledir, ama tarafsız değildir.
Kelimeler
- восково́й
va-ska-VOY
balmumundan; balmumu gibi solgun, sarı - скри́пнуть (скрипе́ть)
SKRİP-nut' (skri-PYET')
gıcırdamak - поро́г
pa-ROK
eşik - вы́рваться (вырыва́ться)
VIR-va-tsa (vı-rı-VA-tsa)
kopup gelebilmek, fırsat bulup kaçmak - непоча́тый край (чего́?)
ni-pa-ÇA-tıy KRAY
ucu bucağı olmayan, yığınla - подоко́нник
pa-da-KON-nik
pencere pervazı - дрема́ть
dri-MAT'
uyuklamak, kestirmek - часы́ с куку́шкой
ça-SI s ku-KUŞ-kay
guguklu saat - гро́мко ска́зано
GROM-ka SKA-za-na
abartılı bir söz, fazla iddialı - скро́мничать
SKROM-ni-çat'
alçakgönüllülük taslamak - смути́ться (смуща́ться)
smu-TİT'-sa (smu-ŞÇA-tsa)
mahcup olmak, utanmak - дава́ться с трудо́м
da-VA-tsa s tru-DOM
güç gelmek, zor başarılmak - переде́лывать (переде́лать)
pi-ri-DYE-lı-vat' (pi-ri-DYE-lat')
yeniden yapmak, değiştirmek - уста́лость
u-STA-last'
yorgunluk - мудри́ть
mud-RİT'
işi zorlaştırmak, fazla akıllılık etmek - мо́лодость
MO-la-dast'
gençlik - хло́пнуть (хло́пать)
HLOP-nut' (HLO-pat')
(avuçla) vurmak, çarpmak; alkışlamak - ладо́нь
la-DON'
avuç içi - Ни пу́ха ни пера́!
Bol şans! - упря́мый
up-RYA-mıy
inatçı - доби́ться своего́
da-BİT'-sa sva-i-VO
istediğini elde etmek, dediğini yaptırmak - поло́жено
pa-LO-ji-na
öyle gerekir, âdet böyledir - У́тро ве́чера мудрене́е.
UT-ra VYE-çi-ra mud-ri-NYE-ye
Sabah akşamdan akıllıdır; bir gece uyu, sabah karar ver. - зашурша́ть
za-şur-ŞAT'
hışırdamaya başlamak - сложи́ться сама́ собо́й
sla-JIT'-sa sa-MA sa-BOY
kendiliğinden oluşmak, kendiliğinden yerine oturmak - вздох
VZDOH
iç çekiş, soluk - простота́
pras-ta-TA
sadelik, yalınlık - стару́шка
sta-RUŞ-ka
yaşlı kadın, nine