Çınaraltı'nın Son Yazı — Последнее лето Чыналты
Уровень C1 (продвинутый) · 52 предложений
Старый староста стамбульского квартала, который осенью снесут ради «городского обновления», записывает последнее лето своих улиц — и делает одно признание.
Otuz bir yıldır Çınaraltı Mahallesi'nin muhtarıyım ve bu yaz, mührümü son kez kullanacağım yaz. Haliç'e inen yokuşların arasına sıkışmış, cumbaları birbirine dokunacak kadar yakın, kırk iki sokaklık bu mahalle sonbaharda iş makinelerine teslim edilecek. Kâğıt üzerinde adı “kentsel dönüşüm”; gazeteler “riskli yapı stoku”ndan söz ediyor, belediye “yaşam kalitesi”nden, müteahhit ise metrekareden. Ben ise yalnızca, her sabah muhtarlığın kepengini kaldırdığımda biraz daha boşalmış bir sokak görüyorum.
Muhtarlık dediğim, eskiden bir kahvehanenin arka odası olan, tavanında hâlâ nargile isinin gölgesi duran on iki metrekarelik bir yer. Duvarda Atatürk'ün bir portresi, mahallenin 1968'den kalma bir haritası ve benden önceki dört muhtarın fotoğrafları asılı. Masamın çekmecesinde ise mahallenin asıl tarihi durur: doğumları, ölümleri, nikâhları, kavgaları ve barışmaları kaydeden, sayfaları sararmış defterler. Resmî işler çoktan bilgisayara geçti, ama ben o defterleri tutmayı bırakmadım; bir mahallenin hafızası devletin sunucusuna sığmaz.
Bu yaz en çok düzenlediğim belge, yerleşim yeri belgesi oldu. Her biri, bir ailenin başka bir semte, çoğu zaman da şehrin kenarındaki o birbirinin aynısı bloklara taşındığının resmî kanıtı. Bakkal Cemal kırk yıllık dükkânının anahtarını teslim ederken ağlamadı; yalnızca veresiye defterini bana bıraktı. — Muhtar, dedi, bunlar artık alacak değil, hatıra. Fatma Hanım ise imzaya hâlâ direniyor; her sabah balkonundaki sardunyaları sularken, sokağın sonunda bekleyen kepçeye bir düşman askerine bakar gibi bakıyor. Onu ikna etmem için bana gelen müteahhit adamlarına her seferinde aynı cevabı veriyorum: “Fatma Hanım'ı ben değil, ancak torunları ikna eder; onlar da Almanya'da.”
Mahallenin kalbi, adını da ondan alan, üç yüz yaşında olduğu söylenen çınardır. Gövdesini beş çocuk el ele tutuşup ancak sarabiliyor; altında yazın tavla oynanır, kışın simitçi tezgâh açar, düğünlerde sofralar kurulur. Projenin renkli çizimlerinde ise o meydanın yerinde bir otopark girişi var. Çınarı sorduğumda genç mimar parmağını tabletinde kaydırdı ve gülümseyerek “Peyzaj aşamasında yeni ağaçlar dikilecek efendim,” dedi. Yeni ağaçlar; sanki insan yetmiş yaşında kendine yeni bir anne bulabilirmiş gibi. O akşam, ömrümde ilk kez, kimse istemeden kendi elimle bir dilekçe yazdım ve çınarın anıt ağaç olarak tescil edilmesini talep ettim. Dilekçenin altına mahallede kalan herkesin imzasını, gidenlerinkini de telefonla aldığım izinle topladım.
Burada bir itirafta bulunmam gerek, çünkü bir muhtarın yalan söylemeye hakkı olsa bile, yalan yazmaya hakkı yoktur. Mahallede dönüşüm sözleşmesine ilk imzayı atanın ben olduğumu pek az kişi bilir. Oturduğum ahşap evin temeli 1999 depreminden beri her kamyon geçişinde inliyordu ve rapor açıktı: bina bir sonraki büyük sarsıntıda ayakta kalamayacaktı. Komşularıma gidip “direnin” diyemezdim; çünkü direnmenin bir gece bir enkazın altında bitebileceğini herkesten iyi biliyordum. Ama bu yaz, gitmenin de başka türden bir enkaz olduğunu öğrendim. Evler yıkılmadan önce insanların arasındaki görünmez yapı çöküyor: kimin kimden tuz istediği, kimin çocuğunun kime emanet edildiği, kimin cenazesinde kimin helva kavurduğu.
Temmuz ortasında muhtarlığın kapısında, Özbekistan'dan gelmiş genç bir çift belirdi. Bahodir mahallenin sonundaki boş binalardan birinin bekçiliğini yapıyordu; karısı Dilnoza ise yıkım için sırasını bekleyen evlerin camlarını, nedense, hâlâ her hafta siliyordu. Bir keresinde neden boşuna yorulduğunu sorduğumda, kırık bir Türkçeyle “Ev yaşarken temiz olmalı,” demişti. Mahallenin son sakinleri onlardı ve muhtarlığa geliş sebepleri, bu yaz düzenlediğim bütün belgelerin tam tersiydi. Dilnoza'nın kucağında üç günlük, buruşuk yüzlü bir bebek uyuyordu. Bebek bir gece yarısı, çınarın karşısındaki o eski evde, Fatma Hanım'ın ebeliğiyle doğmuştu, çünkü ambulans dar yokuşları bir türlü tırmanamamıştı. Böylece otuz bir yılda Çınaraltı'nın defterine yazdığım son doğum, kimsenin beklemediği bir kapıdan geldi. — Adını ne koydunuz? diye sordum defteri açarken. Bahodir karısına baktı, Dilnoza ise pencereden görünen ağaca. — Çınar, dedi Dilnoza. Fatma Hanım öyle istedi, biz de sevdik; bizim dilde de bu ağaca çınar deriz. Defterin son boş satırına “Çınar, kız, Çınaraltı Mahallesi'nde doğdu” diye yazarken, kalemimin otuz bir yılda hiç titremediği kadar titrediğini hissettim.
Ağustosun son haftasında belediyeden resmî bir zarf geldi. Açmadan önce çayımı bitirdim; insan yaşlandıkça kötü haberleri yarım bardak çayla karşılamamayı öğreniyor. Ama haber kötü değildi. Koruma kurulu çınarı anıt ağaç olarak tescil etmişti; proje, meydanı ve ağacın kök alanını koruyacak biçimde yeniden çizilecekti. Otopark girişi, genç mimarın canını sıkacak kadar uzağa, yokuşun dibine taşınmıştı. Mahalle gidiyordu, bunu değiştiremedim; ama mahallenin adı, hiç değilse kökleriyle birlikte, yerinde kalacaktı.
Eylülün ilk günü Fatma Hanım da imzaladı. Kâğıdı müteahhide değil bana getirdi; şartını da en alta kendi el yazısıyla eklemişti: “Yeni binada balkonum çınara bakacak.” Müteahhidin bu şartı kabul edip etmeyeceğini bilmiyorum; ama Fatma Hanım'ı tanıdığım kadarıyla pek bir seçeneği olduğunu sanmıyorum. Dün akşam muhtarlığın kepengini indirmeden önce defterleri bir koliye yerleştirdim. Cemal'in veresiye defteri en üstte, Çınar'ın doğum kaydı en sonda duruyor. Gelecek yıl, ömrüm yeterse, yeni binaların arasında kalacak o meydana bir sandalye koyup oturacağım. Belki birkaç eski yüz çıkagelir, belki kimse gelmez. Ama bir sabah, çınarın gölgesinde küçük bir kızın kendi adını taşıyan ağaca tırmanmaya çalıştığını görürsem, bu mahallenin hiçbir zaman tamamen yıkılmadığını bileceğim.
Слова из рассказа
- muhtar
мухтар (староста квартала) - mühür
печать - cumba
эркер (выступающий балкон старого дома) - yokuş
подъём, крутая улица - kentsel dönüşüm
городское обновление, реконструкция - müteahhit
подрядчик, застройщик - kepenk
металлические жалюзи, ставни - is
копоть, сажа - yerleşim yeri belgesi
справка о месте жительства - veresiye
в долг (без оплаты сразу) - direnmek
сопротивляться, упорствовать - kepçe
экскаватор, ковш - ikna etmek
убеждать, уговаривать - dilekçe
заявление, прошение - anıt ağaç
дерево-памятник природы - tescil etmek
официально регистрировать - itirafta bulunmak
сделать признание - enkaz
обломки, завалы - helva kavurmak
жарить халву (поминальный обычай) - sakin
спокойный, тихий - ebelik etmek
принимать роды - buruşuk
сморщенный, мятый - koli
картонная коробка - çıkagelmek
неожиданно появиться, нагрянуть