📘 Kırgızca kursu: tüm üniteler
B2 · Ünite 7: Deyimler (Фразеологизмдер)
Sık kullanılan deyimler ve atasözleri
Metin: Чоң эненин макалдары
Bişkek'te öğretmenlik yapan Zeynep, Kırgız arkadaşı Aygerim ile Narın'daki köye, Aygerim'in büyükannesinin yanına gitti. Büyükanne boorsok yaparken konuşuyor ve neredeyse her cümlesine bir atasözü ya da deyim katıyor. Metinde altı çizilecek yapılar: [[кол кабыш-]], [[Жети өлчөп, бир кес]], [[Көз — корккок, кол — баатыр]], [[кой оозунан чөп албаган]], [[колу ачык]], [[төбөм көккө жетти]], [[кулагыма куюп алам]].
Айгерим: Чоң апа, бул Зейнеп, менин түрк курбум. Ал Бишкекте мугалим болуп иштейт.
Babaanne, bu Zeynep, Türk arkadaşım. Bişkek'te öğretmen olarak çalışıyor.
Чоң апа: Кош келипсиң, кызым! Төргө өт, отур. Алыскы жолдон чарчап келдиңби?
Hoş gelmişsin kızım! Başköşeye geç, otur. Uzun yoldan yorgun mu geldin?
Зейнеп: Рахмат, апа. Жок, чарчаган жокмун. Жолдо тоолорду карап, убакыттын кантип өткөнүн байкабай калдым.
Teşekkürler teyze. Hayır, yorulmadım. Yolda dağlara bakarken zamanın nasıl geçtiğini fark etmedim.
Чоң апа: Жакшы. Азыр боорсок жасап жатабыз. Колуң бош болсо, бизге кол кабышып жибер.
Güzel. Şimdi boorsok yapıyoruz. Elin boşsa bize bir el ver.
Айгерим: Чоң апам эртең мененден бери колу-колуна тийбей иштеп жатат. Конокторду күтүп жатат.
Babaannem sabahtan beri durmadan, nefes almadan çalışıyor. Misafirleri bekliyor.
Зейнеп: Сөзсүз жардам берем! Бирок мен боорсок жасаганды билбейм. Камырды тез эле кесип салайынбы?
Elbette yardım ederim! Ama boorsok yapmayı bilmiyorum. Hamuru hemen kesivereyim mi?
Чоң апа: Шашпа, кызым. Жети өлчөп, бир кес деген сөз бар. Адегенде камырды жакшылап жай.
Acele etme kızım. “Yedi ölç, bir kes” diye bir söz vardır. Önce hamuru güzelce aç.
Айгерим: Чоң апам макалсыз сүйлөбөйт. Ар бир сөзүнүн артында бир макал турат.
Babaannem atasözü kullanmadan konuşmaz. Her sözünün arkasında bir atasözü durur.
Зейнеп: Бул абдан кызык! Түрк тилинде да дээрлик ушундай макал бар, бир аз гана айырмасы бар.
Bu çok ilginç! Türkçede de neredeyse aynı bir atasözü var, sadece biraz farkı var: “Dokuz ölç, bir biç.”
Чоң апа: Эмнеге таң каласың? Тилибиз тууган, ошондуктан макалдарыбыз да окшош болот.
Neden şaşırıyorsun? Dillerimiz akraba, bu yüzden atasözlerimiz de benzer olur.
Зейнеп: Апа, мен кээде кыргызча сүйлөгөндө ката кетирем деп коркуп, унчукпай калам.
Teyze, bazen Kırgızca konuşurken hata yaparım diye korkup susup kalıyorum.
Чоң апа: Көз — корккок, кол — баатыр, кызым. Сүйлөй бер, ката кетирсең, биз оңдойбуз.
Göz korkaktır, el kahraman, kızım. Konuşmaya devam et; hata yaparsan biz düzeltiriz.
Айгерим: Чоң апам туура айтат. Сен өзүң кой оозунан чөп албаган жоош кызсың. Сүйлөөдөн тартынба!
Babaannem doğru söylüyor. Sen zaten karıncayı bile incitmeyen uysal bir kızsın. Konuşmaktan çekinme!
Зейнеп: Макул, аракет кылам. Айгерим, чоң апаңдын колу ачык экен, дасторкон толтура тамак!
Tamam, deneyeceğim. Aygerim, babaannen ne cömertmiş, sofra yemekle dolu!
Чоң апа: Биздин элде конок келсе, үйгө кут келет дешет. Конок үчүн эч нерсе аянбайбыз.
Bizim halkımızda misafir gelirse eve bereket gelir derler. Misafir için hiçbir şeyi esirgemeyiz.
Зейнеп: Апа, сиз ушунча макалды кайдан үйрөнгөнсүз?
Teyze, bu kadar atasözünü nereden öğrendiniz?
Чоң апа: Апамдан, чоң атамдан үйрөнгөм. Илгери китеп аз эле, эл билимин макалга, ырга салып сактачу.
Annemden, dedemden öğrendim. Eskiden kitap azdı; halk bilgisini atasözlerine, türkülere koyarak saklardı.
Айгерим: Мен шаарда унутуп калбайын деп, чоң апамдын сөздөрүн дептерге жазып жүрөм.
Ben şehirde unutmayayım diye babaannemin sözlerini bir deftere yazıyorum.
Чоң апа: Жакшы кыласың, балам. Көп жашагандан сураба, көптү көргөндөн сура дешет. Мен көптү көрдүм, силерге айтып берейин.
İyi yapıyorsun yavrum. “Çok yaşayana sorma, çok görene sor” derler. Ben çok şey gördüm, size anlatayım.
Зейнеп: Апа, сиз менен сүйлөшүп, кубанганымдан төбөм көккө жетти. Бул макалдарды кулагыма куюп алам.
Teyze, sizinle konuşunca sevincimden havalara uçtum. Bu atasözlerini kulağıma küpe yapacağım.
Чоң апа: Айланайын! Эми боорсок даяр болду. Келгиле, чай ичели.
Kurban olayım sana! Boorsoklar hazır oldu. Gelin, çay içelim.
Dilbilgisi
Deyim nedir? Türkçeyle ortak hazine, ince farklar
Deyim (фразеологизм), sözcüklerin tek tek anlamından çıkmayan, kalıplaşmış bir anlatımdır. Kırgızca ile Türkçe akraba olduğu için deyimlerin önemli bir kısmı ortaktır ya da aynı imgeyi kullanır: колу ачык = eli açık, көзү тойбос = gözü doymaz. Bu benzerlik öğrenmeyi çok hızlandırır; ama bazen fiil ya da anlam değişir. Bu ünitede önce ortak olanlardan yola çıkıp farkları göreceğiz.
| Kırgızca | Türkçe karşılığı | Benzerlik / fark |
|---|---|---|
| колу ачык | eli açık (cömert) | birebir aynı |
| көзү тойбос | gözü doymaz | birebir aynı |
| көзү ачык | gözü açık (uyanık, bilgili) | birebir aynı |
| таш боор | taş yürekli | aynı imge, organ farklı: yürek değil “bağır” (karaciğer) |
| кулак сал- | kulak vermek | fiil farklı: [[сал-]] (koymak), “vermek” değil |
| көңүл бур- | dikkat etmek | [[көңүл]] Kırgızcada “dikkat” anlamında da kullanılır |
| ичи тар | kıskanç | yalancı dost: Türkçede “içi dar” sabırsız demektir |
- Азаматтын колу ачык, досторуна дайыма жардам берет. — Azamat'ın eli açıktır, arkadaşlarına her zaman yardım eder.
- Сабакта мугалимге кулак салгыла. — Derste öğretmene kulak verin.
- Ал ичи тар адам, башкалардын ийгилигине кубанбайт. — O kıskanç biridir, başkalarının başarısına sevinmez.
💡 Yeni bir deyimle karşılaştığınızda önce Türkçede aynı imgeyi arayın: göz, el, kulak, yürek, baş. Çoğu zaman anlamı doğru tahmin edersiniz. Sonra fiile bakın: Kırgızca deyimdeki fiil Türkçedekinden farklıysa, deyimi bu fiille birlikte ezberleyin (кулак сал-, көңүл бур-).
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçe deyimin fiilini Kırgızcaya taşımak. кулак бер- ✗ → кулак сал- ✓; “dikkat et-” anlamında көңүл кыл- ✗ → көңүл бур- ✓. İkinci tuzak, benzer görünen deyime Türkçe anlam yüklemektir: Ал ичи тар адам “o sabırsızdır” değil, “o kıskançtır” demektir.
Vücut sözleriyle kurulan deyimler: [[көз]], [[кол]], [[кулак]], [[жүрөк]], [[кабырга]]
Kırgızcada, Türkçede olduğu gibi, deyimlerin çoğu vücut bölümlerinden doğar. Ama imgeler her zaman örtüşmez: Türk “kafa yorar”, Kırgız кабыргасы менен кеңешет (kaburgasıyla danışır); Türk “havalara uçar”, Kırgızın төбөсү көккө жетет (başının tepesi göğe erer).
| Kırgızca | Kelimesi kelimesine | Anlamı | Türkçede yakın deyim |
|---|---|---|---|
| көз жаздым кыл- | gözü kaydırmak | gözden kaçırmak, ihmal etmek | göz ardı etmek |
| колу-колуна тийбей | eli eline değmeden | çok meşgul, durmadan | başını kaşıyacak vakti olmamak |
| кол кабыш- | el birleştirmek | yardım etmek | el vermek |
| кулак кагыш кыл- | kulak vurmak | haber vermek | kulağına çalmak |
| кулагына куюп ал- | kulağına dökmek | iyice aklına yazmak | kulağına küpe etmek |
| жүрөгү түшүп кетти | yüreği düştü | çok korktu, irkildi | yüreği ağzına geldi, ödü koptu |
| кабыргасы менен кеңеш- | kaburgasıyla danışmak | enine boyuna düşünmek | kafa yormak |
| төбөсү көккө жетти | tepesi göğe erdi | çok sevindi | havalara uçtu, etekleri zil çaldı |
- Бул маселени көз жаздым кылбаңыз. — Bu meseleyi gözden kaçırmayın.
- Чечим кабыл алаардан мурун кабыргам менен кеңештим. — Karar vermeden önce enine boyuna düşündüm.
- Түн ортосунда телефон шыңгырап, жүрөгүм түшүп кетти. — Gece yarısı telefon çalınca ödüm koptu.
- Шаарга келгенде мага кулак кагыш кылып коюңуз. — Şehre geldiğinizde bana haber verin.
💡 боор sözüne dikkat: anlamı karaciğerdir, ama Kırgızcada merhametin ve yakınlığın yeridir (Türkçedeki “bağrına basmak” gibi). Bu yüzden боорукер = merhametli, таш боор = merhametsiz, бооруң ооруса = acıyorsan, gönlün razıysa.
⚠️ Türklerin tipik hatası: deyimdeki iyelik ekini atlamak. Türkçede de “eli açık adam” deriz, “el açık adam” demeyiz; Kırgızcada da кол ачык адам ✗ → колу ачык адам ✓, көз тойбос ✗ → көзү тойбос ✓. İyelik eki deyimin parçasıdır.
Deyimlerin çekimi: kişi, zaman ve olumsuzluk
Deyimin isim parçası sabit kalır, fiil ise normal fiil gibi çekimlenir: кулак салдым, кулак салбайт, кулак салыңыз. İyelikli deyimlerde ise iyelik eki kişiye göre değişir; Türkçedeki “sevincimden havalara uçtum / uçtun” gibi. Bu, Türk öğrenci için tanıdık bir mantıktır.
| Kırgızca | Kişi | Türkçe |
|---|---|---|
| төбөм көккө жетти | ben | havalara uçtum |
| төбөң көккө жетти | sen | havalara uçtun |
| төбөсү көккө жетти | o | havalara uçtu |
| төбөбүз көккө жетти | biz | havalara uçtuk |
| колум-колума тийбей иштедим | ben | durmadan çalıştım |
| колуң-колуңа тийбей иштейсиң | sen | durmadan çalışıyorsun |
| көңүл бурбайт | o (olumsuz) | dikkat etmez |
| көз жаздым кылбаңыз | siz (olumsuz emir) | gözden kaçırmayın |
- Сынактан өткөнүмдү укканда, төбөм көккө жетти. — Sınavı geçtiğimi duyunca havalara uçtum.
- Ал мугалимдин сөзүнө көңүл бурган жок. — O, öğretmenin sözüne dikkat etmedi.
- Апам эртеден кечке колу-колуна тийбей иштейт. — Annem sabahtan akşama kadar durmadan çalışır.
💡 колу-колуна тийбей deyiminde iki iyelik vardır ve ikisi de kişiye uyar: колум-колума, колуң-колуңа, колу-колуна. Bir tanesini değiştirip ötekini unutmak sık yapılan bir dikkatsizliktir.
⚠️ Türklerin tipik hatası: özneyle iyeliği uyumsuz bırakmak. Мен кубанып, төбөсү көккө жетти. ✗ → Мен кубанып, төбөм көккө жетти. ✓ Kalıbı sözlükteki gibi (3. kişi) ezberlemek doğal, ama cümlede iyeliği her zaman özneye göre değiştirin.
Atasözleri (макалдар): yapı, ritim ve Türkçe karşılıkları
Kırgız atasözleri kısa, ritimli ve çoğu zaman iki parçalıdır. Birçoğunda “dir” anlamı fiilsiz verilir ve yazıda araya uzun çizgi konur: Жакшы сөз — жарым ырыс. (İyi söz yarım mutluluktur.) Ses tekrarı (aliterasyon) da yaygındır: Ырыс алды — ынтымак, сабырдын түбү — сары алтын. алды burada “önü, ilki, başı” anlamındadır: Ырыс алды — ынтымак = Mutluluğun başı birliktir.
| Kırgızca | Kelimesi kelimesine | Türkçe karşılığı |
|---|---|---|
| Жети өлчөп, бир кес. | Yedi ölç, bir kes. | Dokuz ölç, bir biç. |
| Сабырдын түбү — сары алтын. | Sabrın dibi sarı altındır. | Sabrın sonu selamettir. |
| Ырыс алды — ынтымак. | Mutluluğun başı birliktir. | Birlikten kuvvet doğar. |
| Бир колдон добуш чыкпайт. | Tek elden ses çıkmaz. | Bir elin nesi var, iki elin sesi var. |
| Жакшы сөз — жарым ырыс. | İyi söz yarım mutluluktur. | Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. |
| Өнөр алды — кызыл тил. | Hünerin başı güzel dildir. | (doğrudan karşılığı yok) Güzel konuşmak hünerlerin başıdır. |
| Көп жашагандан сураба, көптү көргөндөн сура. | Çok yaşayana sorma, çok görene sor. | Çok yaşayan bilmez, çok gezen bilir. |
| Атаңа эмне кылсаң, балаңдан ошону көрөсүң. | Babana ne yaparsan çocuğundan onu görürsün. | Ne ekersen onu biçersin. |
| Алыстагы тууганыңдан жакындагы коңшуң артык. | Uzaktaki akrabandan yakındaki komşun üstündür. | Ev alma, komşu al. |
- Шашпа, жети өлчөп, бир кес. — Acele etme, dokuz ölç bir biç.
- Биз бир топ болуп иштейли: бир колдон добуш чыкпайт. — Ekip olarak çalışalım: bir elin nesi var, iki elin sesi var.
- Сабырдын түбү — сары алтын, баары жакшы болот. — Sabrın sonu selamettir, her şey yoluna girecek.
💡 кызыл тил “kırmızı dil” değil, güzel ve etkili söz demektir. Kırgız kültüründe söz ustalığı çok değerlidir: destan anlatıcıları (манасчы) ve doğaçlama şiir yarışmaları (айтыш) bu geleneğin canlı örnekleridir.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçe atasözünü kelimesi kelimesine çevirip Kırgızca sanmak. “Sabrın sonu selamettir” → Сабырдын акыры — саламаттык ✗ (böyle bir Kırgız atasözü yok) → Сабырдын түбү — сары алтын ✓. Atasözleri çevrilmez, karşılığı bulunur. Ayrıca sayıya dikkat: Kırgızcada жети (yedi), Türkçede “dokuz” ölçülür.
Hayvan ve doğa imgeleri
Göçebe hayvancılık geleneği Kırgız deyim ve atasözlerine derin bir iz bırakmıştır: koyun, at, köpek, kervan, dağ ve demircilik sık geçen imgelerdir. Türkçede de aynı imgelerin bir kısmı yaşadığı için bunlar kolayca anlaşılır; fark çoğu zaman ayrıntıdadır.
| Kırgızca | Anlamı | Türkçe | Dikkat |
|---|---|---|---|
| кой оозунан чөп албаган | son derece uysal, kimseye zararı dokunmayan | karıncayı bile incitmez | imge farklı: koyun ve ot |
| ит менен мышыктай | çok geçimsiz | kedi köpek gibi | sıra ters: köpek önce |
| Ит үрөт, кербен көчөт. | eleştiriye aldırmadan yoluna devam etmek | İt ürür, kervan yürür. | fiil: [[көч-]] (göçmek) |
| Темирди кызуу кезинде сок. | fırsatı kaçırma | Demir tavında dövülür. | emir kipinde söylenir |
| Көз — корккок, кол — баатыр. | işe başlayınca korku geçer | (yakın) Başlamak bitirmenin yarısıdır. | iki parçalı, uzun çizgili |
- Ал кой оозунан чөп албаган адам, эч кимге жамандык кылбайт. — O karıncayı bile incitmeyen biridir, kimseye kötülük etmez.
- Бир тууганым экөөбүз бала кезде ит менен мышыктай элек. — Kardeşimle çocukken kedi köpek gibiydik.
- Мүмкүнчүлүк келди, темирди кызуу кезинде сок! — Fırsat geldi, demir tavındayken dövülür!
💡 көч- fiili Türkçedeki “göçmek”tir (к ↔ g). Kırgızcada hâlâ çok canlıdır: көчүп келдик = taşındık, көч = göç, göçebe kafilesi. Ит үрөт, кербен көчөт atasözünde kervan “yürümez”, göçer.
⚠️ Türklerin tipik hatası: kalıplaşmış sırayı ya da fiili Türkçeye göre değiştirmek. мышык менен иттей ✗ → ит менен мышыктай ✓; Ит үрөт, кербен жүрөт ✗ → Ит үрөт, кербен көчөт ✓. Kalıplaşmış sözlerde Türkçe sıra ve sözcük seçimi rehber olamaz.
Konuşmada atasözü sunmak: [[деген сөз бар]], [[дегендей]]
Kırgızlar konuşmada atasözünü çoğu zaman bir çerçeve kalıbıyla sunar. Türkçedeki “… derler”, “… dedikleri gibi”, “atalarımız … demiş” kalıplarının hepsinin karşılığı vardır. Hepsinde ortak kural şudur: alıntı önce gelir, деп / деген / дегендей ondan sonra.
| Kırgızca kalıp | Türkçe | Örnek |
|---|---|---|
| … деген сөз бар | … diye bir söz vardır | Жети өлчөп, бир кес деген сөз бар. |
| … дешет | … derler | Сабырдын түбү — сары алтын дешет. |
| … дегендей, … | … dedikleri gibi, … | Көз — корккок, кол — баатыр дегендей, иш оңой бүттү. |
| Ата-бабаларыбыз айткандай, … | Atalarımızın dediği gibi, … | Ата-бабаларыбыз айткандай, ырыс алды — ынтымак. |
| Макалда айтылгандай, … | Atasözünde dendiği gibi, … | Макалда айтылгандай, бир колдон добуш чыкпайт. |
- Элде "Жакшы сөз — жарым ырыс" деген сөз бар. — Halk arasında “İyi söz yarım mutluluktur” diye bir söz vardır.
- Көз — корккок, кол — баатыр дегендей, иш башталганда эле оңой болуп калды. — Göz korkak, el kahraman dedikleri gibi, işe başlayınca kolaylaştı.
- Ата-бабаларыбыз айткандай, алыстагы тууганыңдан жакындагы коңшуң артык. — Atalarımızın dediği gibi, ev alma komşu al.
💡 дегендей = деген + benzetme eki -дей (A2'de öğrendiğiniz “gibi” eki). Yani kelimesi kelimesine “dendiği gibi”dir. Konuşmayı canlandırmak için çok kullanışlı ve doğal bir kalıptır.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki “derler ki …” yapısını aktarmak. Kırgızcada “ki” bağlacı bu işlevde kullanılmaz: Дешет ки, сабырдын түбү — сары алтын. ✗ → Сабырдын түбү — сары алтын дешет. ✓ Alıntı önce, “derler” sonra gelir.
Kelimeler
- фразеологизм
frazeologizm
deyim - макал
makal
atasözü - лакап
lakap
özdeyiş, vecize; lakap - кулак сал-
kulak sal-
kulak vermek, dikkatle dinlemek - көңүл бур-
köñül bur-
dikkat etmek, önem vermek - көз жаздым кыл-
köz cazdım kıl-
gözden kaçırmak, ihmal etmek - колу ачык
kolu açık
eli açık, cömert - ичи тар
içi tar
kıskanç, çekemeyen - таш боор
taş boor
taş yürekli, merhametsiz - көзү тойбос
közü toybos
gözü doymaz, açgözlü - кой оозунан чөп албаган
koy oozunan çöp albagan
karıncayı bile incitmeyen, çok uysal - кабыргасы менен кеңеш-
kabırgası menen keñeş-
kendi kendine iyice düşünmek, enine boyuna tartmak - кол кабыш-
kol kabış-
el vermek, yardım etmek - кулак кагыш кыл-
kulak kagış kıl-
haber vermek, kulağına çalınmasını sağlamak - колу-колуна тийбей
kolu-koluna tiybey
durmadan, çok meşgul hâlde - төбөсү көккө жетти
töbösü kökkö cetti
çok sevindi, havalara uçtu - кулагына куюп ал-
kulagına kuyup al-
iyice aklına yazmak, kulağına küpe etmek - жүрөгү түшүп кетти
cürögü tüşüp ketti
ödü koptu, yüreği hop etti - ит менен мышыктай
it menen mışıktay
kedi köpek gibi (geçimsiz) - ырыс
ırıs
mutluluk, baht, bereket - ынтымак
ıntımak
birlik, dirlik, uyum - сабыр
sabır
sabır - өнөр
önör
hüner, beceri, sanat - корккок
korkkok
korkak - баатыр
baatır
kahraman, yiğit - кербен
kerben
kervan - өлчө-
ölçö-
ölçmek - жоош
cooş
uysal, yumuşak huylu - тартын-
tartın-
çekinmek - дасторкон
dastorkon
sofra - боорсок
boorsok
boorsok (yağda kızarmış küçük hamur parçaları) - айланайын
aylanayın
kurban olayım, canım (sevgi sözü)