B2 · Ünite 8: Deyimler (Идиомы)
Sık kullanılan deyimler ve atasözleri
Metin: Не ве́шай нос!
Burak, Kazan'da bir turizm şirketinde staj yapan genç bir Türk. Rusçası iyi, ama ofiste herkesin konuştuğu deyimler onu hâlâ şaşırtıyor. Bugün kötü bir gün geçirdi; iş arkadaşı Nataşa onu neşelendirmeye çalışıyor. Diyalogdaki deyimlerin ve atasözlerinin altını çizin: çoğunun Türkçede bir karşılığı var, ama her zaman aynı imgeyle değil.
Ната́ша: Бура́к, ты что нос пове́сил? Что случи́лось?
Burak, neden suratın asık? Ne oldu?
Бура́к: Нос? Я ничего́ не ве́шал… А, поня́тно, э́то идио́ма. Про́сто сего́дня я весь день чу́вствую себя́ не в свое́й таре́лке.
Surat mı? Ben bir şey asmadım… Ha, anladım, bu bir deyim. Sadece bugün bütün gün keyifsizim.
Ната́ша: Вот ви́дишь, ты уже́ сам говори́шь идио́мами! А в чём де́ло?
Bak, sen de artık deyimlerle konuşuyorsun! Peki mesele ne?
Бура́к: У́тром нача́льник сказа́л на собра́нии, что я рабо́таю спустя́ рукава́. Я снача́ла да́же не по́нял, при чём здесь рукава́.
Sabah müdür toplantıda benim baştan savma çalıştığımı söyledi. Önce kolların bununla ne ilgisi olduğunu anlamadım bile.
Ната́ша: Не принима́й бли́зко к се́рдцу. Ива́н Петро́вич лю́бит де́лать из му́хи слона́.
Kafana takma. İvan Petroviç pireyi deve yapmayı sever.
Бура́к: Из му́хи слона́? У нас то́же есть тако́е выраже́ние, то́лько вме́сто му́хи — блоха́, а вме́сто слона́ — верблю́д!
Sinekten fil mi? Bizde de böyle bir deyim var, yalnız sinek yerine pire, fil yerine deve!
Ната́ша: Пра́вда? Как интере́сно! А за что он тебя́ руга́л?
Gerçekten mi? Ne ilginç! Peki seni neden azarladı?
Бура́к: Я не успе́л сде́лать програ́мму для гру́ппы из Анта́льи. Е́сли че́стно, до неё у меня́ про́сто ру́ки не дошли́: на про́шлой неде́ле бы́ло сто́лько тури́стов!
Antalya'dan gelen grubun programını yetiştiremedim. Açıkçası ona bir türlü elim değmedi: geçen hafta o kadar çok turist vardı ki!
Ната́ша: Понима́ю. Но и сиде́ть сложа́ ру́ки нельзя́. Дава́й сде́лаем её вме́сте: ум хорошо́, а два лу́чше.
Anlıyorum. Ama eli kolu bağlı oturmak da olmaz. Gel birlikte yapalım: akıl akıldan üstündür.
Бура́к: Э́ту посло́вицу я зна́ю! У нас говоря́т почти́ так же. Спаси́бо, Ната́ша, ты настоя́щий друг.
Bu atasözünü biliyorum! Bizde de neredeyse aynısı söylenir. Teşekkürler Nataşa, sen gerçek bir dostsun.
Ната́ша: Друзья́ познаю́тся в беде́. Кста́ти, что у тебя́ с Ко́стей? Вас же всегда́ бы́ло водо́й не разли́ть, а сейча́с вы почти́ не разгова́риваете.
Dost kara günde belli olur. Bu arada, Kostya ile aranda ne var? Aranızdan su sızmazdı, şimdi neredeyse hiç konuşmuyorsunuz.
Бура́к: Да, я сел в лу́жу. Он рассказа́л мне секре́т, а я не смог держа́ть язы́к за зуба́ми и рассказа́л всем в о́фисе.
Evet, rezil oldum. Bana bir sır verdi, ben de dilimi tutamadım ve ofisteki herkese anlattım.
Ната́ша: Ну, ты игра́ешь с огнём! Тебе́ на́до извини́ться, и чем скоре́е, тем лу́чше.
Vay, ateşle oynuyorsun! Özür dilemen lazım, ne kadar erken o kadar iyi.
Бура́к: Я зна́ю. Но я уже́ неде́лю лома́ю го́лову, как э́то сде́лать.
Biliyorum. Ama bir haftadır bunu nasıl yapacağıma kafa yoruyorum.
Ната́ша: Не на́до пуска́ть пыль в глаза́ и покупа́ть дороги́е пода́рки. Про́сто скажи́ че́стно, что был непра́в.
Göz boyamaya, pahalı hediyeler almaya gerek yok. Sadece haksız olduğunu dürüstçe söyle.
Бура́к: Ты права́. Как говори́тся, у́тро ве́чера мудрене́е. За́втра у́тром с ним поговорю́.
Haklısın. Dedikleri gibi, sabah akşamdan akıllıdır. Yarın sabah onunla konuşurum.
Ната́ша: Вот и пра́вильно. А програ́мму для Анта́льи де́лаем сего́дня: не откла́дывай на за́втра то, что мо́жно сде́лать сего́дня!
İşte doğrusu bu. Antalya programını ise bugün yapıyoruz: bugünün işini yarına bırakma!
Бура́к: Ты говори́шь посло́вицами, как мой де́душка в Ко́нье!
Konya'daki dedem gibi atasözleriyle konuşuyorsun!
Ната́ша: Так ведь ру́сские и туре́цкие посло́вицы ча́сто говоря́т об одно́м и том же. Ну что, начина́ем? Семь раз отме́рь, оди́н раз отре́жь: снача́ла соста́вим план.
Ne de olsa Rus ve Türk atasözleri çoğu zaman aynı şeyi söyler. Ee, başlıyor muyuz? Yedi kere ölç, bir kere biç: önce bir plan yapalım.
Бура́к: Дава́й. И я заруби́л себе́ на носу́: никако́й рабо́ты спустя́ рукава́!
Hadi. Şunu da kulağıma küpe ettim: artık baştan savma iş yok!
Ната́ша: Ни пу́ха ни пера́!
Bol şans!
Бура́к: К чёрту! Ви́дишь, и э́то я уже́ зна́ю.
(Geleneksel cevap: “Şeytana!”) Gördün mü, bunu da biliyorum artık.
Dilbilgisi
Deyim nedir? Türkçeyle birebir örtüşenler
Deyim (фразеологи́зм, идио́ма), sözcüklerin anlamlarının toplamından farklı, yeni bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeğidir. Ве́шать нос “burnu asmak” değil, “moralini bozmak” demektir. Deyimler kelime kelime çevrilmez, bütün olarak öğrenilir. İyi haber şu: Rusça ve Türkçe, ortak insan deneyiminden ve yüzyıllık komşuluktan dolayı pek çok deyimi neredeyse aynı imgeyle kurar.
| Rusça | Kelimesi kelimesine | Türkçe karşılığı |
|---|---|---|
| игра́ть с огнём | ateşle oynamak | ateşle oynamak |
| держа́ть язы́к за зуба́ми | dili dişlerin arkasında tutmak | dilini tutmak |
| лома́ть го́лову | kafayı kırmak | kafa yormak, kafa patlatmak |
| де́лать из му́хи слона́ | sinekten fil yapmak | pireyi deve yapmak |
| сиде́ть сложа́ ру́ки | elleri kavuşturup oturmak | eli kolu bağlı oturmak |
| водо́й не разли́ть | suyla ayrılamaz | aralarından su sızmaz |
💡 Yeni bir deyimle karşılaştığınızda önce Türkçede benzer bir imge arayın: му́ха ve слон → “pire” ve “deve”. Bu çağrışım deyimi hafızanızda çok daha uzun tutar.
⚠️ Türklerin tipik hatası: imge benziyor diye Türkçe biçimi Rusçaya taşımak. Rusçada де́лать из блохи́ верблю́да denmez; deyim kalıplaşmıştır, sözcükleri değiştirilemez: yalnızca де́лать из му́хи слона́.
Farklı imge, aynı anlam
Bazı deyimlerin anlamı Türkçede de vardır, ama bambaşka bir imgeyle anlatılır. Bunlar en çok yanlış anlaşılan deyimlerdir, çünkü kelimelerin hepsini bilseniz bile cümle size bir şey söylemez.
| Rusça | Kelimesi kelimesine | Türkçe karşılığı |
|---|---|---|
| не в свое́й таре́лке | kendi tabağında değil | keyifsiz, rahatsız |
| рабо́тать спустя́ рукава́ | kolları sarkıtarak çalışmak | baştan savma çalışmak |
| кот напла́кал | kedi ağladı (kadar) | bir avuç, üç kuruş |
| как снег на го́лову | başa kar yağar gibi | damdan düşer gibi |
| сесть в лу́жу | su birikintisine oturmak | rezil olmak, çuvallamak |
| заруби́ть себе́ на носу́ | burnuna çentik atmak | kulağına küpe etmek |
| пуска́ть пыль в глаза́ | gözlere toz atmak | göz boyamak |
| как две ка́пли воды́ | iki damla su gibi | bir elmanın iki yarısı |
- Он прие́хал как снег на го́лову — без звонка́. — Damdan düşer gibi geldi, aramadan.
- Де́нег у студе́нтов — кот напла́кал. — Öğrencilerin parası bir avuç.
- Сёстры похо́жи как две ка́пли воды́. — Kız kardeşler bir elmanın iki yarısı gibi.
⚠️ Türklerin tipik hatası: пуска́ть пыль в глаза́ deyimini “gözüne toz kaçırmak, kandırmak” sanmak. Bu deyim “gösteriş yapmak, göz boyamak” demektir: Он купи́л дорогу́ю маши́ну, что́бы пусти́ть пыль в глаза́ (Hava atmak için pahalı bir araba aldı).
Deyimlerin dilbilgisi: neyi çekeriz, neye dokunmayız?
Deyim kalıplaşmıştır ama donmuş değildir. İçindeki fiil cümleye göre normal biçimde çekilir: kişi, zaman, görünüş ve emir kipi değişir. Sabit parçalar (isimler, edatlar, eski biçimler) ise asla değişmez. Türkçede de böyledir: “kafa yoruyorum, kafa yordum, kafa yorma!” — “kafa” sabit kalır.
| Deyim | Çekilmiş biçim | Türkçe |
|---|---|---|
| ве́шать нос / пове́сить нос | Не ве́шай нос! — Он пове́сил нос. | Moralini bozma! — Morali bozuldu. |
| лома́ть го́лову | Я неде́лю лома́ю го́лову. | Bir haftadır kafa yoruyorum. |
| сесть в лу́жу | Я сел в лу́жу. — Она́ се́ла в лу́жу. | Rezil oldum. — Rezil oldu. |
| ру́ки не дохо́дят | До э́того у меня́ ру́ки не дошли́. | Buna elim değmedi. |
| заруби́ть себе́ на носу́ | Заруби́ себе́ на носу́! | Bunu kulağına küpe et! |
Bazı deyimlerin içinde eski dilbilgisi biçimleri yaşar. сиде́ть сложа́ ру́ки içindeki сложа́, bugün kullanılmayan eski bir ulaçtır (bugünkü biçimi сложи́в); deyimin dışında bu biçimi kullanmayın. Bazı deyimler ise genellemeli 2. tekil kişiyle kalıplaşmıştır: их водо́й не разольёшь — “onları suyla ayıramazsın”, yani kimse ayıramaz.
💡 Deyimin içinde hangi parçaya dokunulabileceğinden emin değilseniz, fiili çekin ve geri kalan her şeyi sözlükteki gibi bırakın. Bu kural deyimlerin büyük çoğunluğunda işe yarar.
⚠️ Türklerin tipik hatası: deyimin sabit parçasını cümleye “uydurmak”. Он рабо́тает спусти́в рукава́ yanlış; спустя́ sabittir: Он рабо́тает спустя́ рукава́. Aynı biçimde Мы лома́ем на́ши го́ловы değil, çoğulda da Мы лома́ем го́лову denir.
Atasözleri: yapı ve Türkçe karşılıklar
Atasözü (посло́вица) bir yaşam deneyimini, bir öğüdü ya da genel bir yargıyı kısa ve kalıplaşmış biçimde dile getirir. Rus atasözlerinin çoğu iki parçalıdır; parçalar arasında yazıda tire ya da virgül bulunur, çoğu zaman da uyak vardır: Без труда́ не вы́тащишь и ры́бку из пруда́. Dilbilgisi açısından iki özellik dikkat çeker: emir kipi (Семь раз отме́рь…) ve genellemeli 2. tekil kişi (Ти́ше е́дешь — да́льше бу́дешь): burada “sen” herkes demektir. Türkçede de benzer yapılar vardır: “Ne ekersen onu biçersin.”
| Rusça atasözü | Türkçe karşılığı | Not |
|---|---|---|
| Друзья́ познаю́тся в беде́. | Dost kara günde belli olur. | Birebir aynı. |
| Что посе́ешь, то и пожнёшь. | Ne ekersen onu biçersin. | Genellemeli 2. tekil kişi. |
| Семь раз отме́рь, оди́н раз отре́жь. | Yedi kere ölç, bir kere biç. | Emir kipi. |
| Не всё то зо́лото, что блести́т. | Her parlayan altın değildir. | Birebir aynı. |
| Без труда́ не вы́тащишь и ры́бку из пруда́. | Emek olmadan yemek olmaz. | Kelimesi kelimesine: emeksiz göletten balık bile çıkaramazsın. |
| У́тро ве́чера мудрене́е. | Sabah ola, hayr ola. | Önemli kararı ertesi sabaha bırakmayı öğütler. |
| Не откла́дывай на за́втра то, что мо́жно сде́лать сего́дня. | Bugünün işini yarına bırakma. | Emir kipi. |
| Нет ху́да без добра́. | Her işte bir hayır vardır. | Teselli için söylenir. |
💡 Ruslar çok bilinen atasözlerinin çoğu zaman yalnızca ilk yarısını söyler, gerisini dinleyen tamamlar: Ну, ти́ше е́дешь…, Как говори́тся, семь раз отме́рь…. Bu kesik kullanımı duyduğunuzda şaşırmayın.
⚠️ Türklerin tipik hatası: genellemeli 2. tekil kişiyi kişisel bir suçlama sanmak. Что посе́ешь, то и пожнёшь “Sen ne ektiysen onu biçeceksin” diye birine yöneltilmiş bir söz değildir; “insan ne ekerse onu biçer” anlamında genel bir yargıdır.
Deyim ve atasözlerini konuşmaya katmak
Atasözü ya da deyim, genellikle onu “alıntı” olarak işaretleyen bir kalıpla birlikte kullanılır. Bu kalıplar Türkçedeki “dedikleri gibi”, “atalarımız ne demiş”, “boşuna dememişler” ifadelerinin karşılığıdır ve virgülle ayrılır.
| Rusça | Türkçe | Üslup |
|---|---|---|
| как говори́тся, … | dedikleri gibi, … | Tarafsız, en yaygın. |
| как говоря́т, … | derler ya, … | Tarafsız. |
| недаро́м говоря́т, что … | boşuna dememişler: … | Konuşma dili, yargıyı pekiştirir. |
| как в посло́вице: … | atasözündeki gibi: … | Konuşma dili. |
| в прямо́м смы́сле сло́ва | kelimenin tam anlamıyla | Gerçek anlamı vurgular. |
- Как говори́тся, у́тро ве́чера мудрене́е. — Dedikleri gibi, sabah ola hayr ola.
- Недаро́м говоря́т, что друзья́ познаю́тся в беде́. — Boşuna dememişler: dost kara günde belli olur.
- Он в прямо́м смы́сле сло́ва сел в лу́жу: упа́л в во́ду. — Kelimenin tam anlamıyla su birikintisine oturdu: suya düştü.
💡 Deyimler konuşma diline ve gazete diline aittir. Resmî mektupta, başvuruda ya da akademik metinde рабо́тать спустя́ рукава́, сесть в лу́жу gibi deyimlerden kaçının; bunların yerine tarafsız sözcükleri kullanın: небре́жно (özensizce), оказа́ться в нело́вком положе́нии (zor durumda kalmak).
⚠️ Türklerin tipik hatası: “Bol şans!” anlamındaki Ни пу́ха ни пера́! dileğine Спаси́бо! diye cevap vermek. Geleneğe göre bu dileğe teşekkür edilmez; şakacı bir “uğursuzluk kovma” cevabı verilir: К чёрту!
Türkçe deyimleri kelime kelime çevirmeyin
Bir Türkün Rusçada yaptığı en eğlenceli ama en tehlikeli hata, Türkçe bir deyimi kelime kelime Rusçaya aktarmaktır. Rus dinleyen ya hiçbir şey anlamaz ya da bambaşka bir şey anlar. Aşağıdaki tablo en sık rastlanan örnekleri gösteriyor.
| Yanlış (kelime kelime) | Türkçe deyim | Doğru Rusça |
|---|---|---|
| кра́сить глаза́ | göz boyamak | пуска́ть пыль в глаза́ (кра́сить глаза́ = göz makyajı yapmak!) |
| съесть го́лову | kafayı yemek | сойти́ с ума́ |
| на мое́й голове́ | başım üstüne | с удово́льствием, обяза́тельно сде́лаю |
| не ве́шать у́хо | kulak asmamak | пропуска́ть ми́мо уше́й |
| держа́ть ру́ку бы́стро | elini çabuk tutmak | поторопи́ться |
| стать де́ревом | ağaç olmak (çok beklemek) | ждать це́лую ве́чность |
Tersi de geçerlidir: Rusçada bir deyim gibi görünen bir ifade, Türkçe bir deyimle karıştırılabilir. Ве́шать лапшу́ на у́ши (kulağa erişte asmak) “kafaya almak, palavra atmak” demektir; Türkçedeki “kulak asmamak” ile hiçbir ilgisi yoktur.
⚠️ Altın kural: Türkçe bir deyimin Rusçada karşılığını bilmiyorsanız deyim kullanmayın, anlamını düz sözcüklerle söyleyin. Я о́чень до́лго ждал (Çok uzun süre bekledim), kelime kelime çevrilmiş bir deyimden her zaman daha iyidir.
Kelimeler
- фразеологи́зм
fra-zi-a-la-GİZM
deyim, kalıplaşmış söz öbeği - посло́вица
pas-LO-vi-tsa
atasözü - погово́рка
pa-ga-VOR-ka
deyiş, kalıp söz - в прямо́м / в перено́сном смы́сле
f pri-MOM / f pi-ri-NOS-nam SMIS-li
gerçek / mecaz anlamda - ве́шать нос (пове́сить нос)
VYE-şat' NOS (pa-VYE-sit' NOS)
moralini bozmak, suratını asmak - не в свое́й таре́лке
ni f sva-YEY ta-RYEL-ki
keyifsiz, rahatsız, kendini iyi hissetmeyen - рабо́тать спустя́ рукава́
ra-BO-tat' spus-TYA ru-ka-VA
baştan savma, üstünkörü çalışmak - принима́ть бли́зко к се́рдцу
pri-ni-MAT' BLİS-ka k SYER-tsu
dert etmek, kafaya takmak - де́лать из му́хи слона́
DYE-lat' iz MU-hi sla-NA
pireyi deve yapmak - ру́ки не дохо́дят (до чего́?)
RU-ki ni da-HO-dyat
(bir işe) eli değmemek, vakit bulamamak - сиде́ть сложа́ ру́ки
si-DYET' sla-JA RU-ki
eli kolu bağlı oturmak - водо́й не разли́ть
va-DOY ni raz-LİT'
aralarından su sızmaz, can ciğer - сесть в лу́жу
SYEST' v LU-ju
rezil olmak, çuvallamak - держа́ть язы́к за зуба́ми
dir-JAT' i-ZIK za zu-BA-mi
dilini tutmak, ağzını sıkı tutmak - игра́ть с огнём
ig-RAT' s ag-NYOM
ateşle oynamak - лома́ть го́лову (над чем?)
la-MAT' GO-la-vu
kafa yormak, kafa patlatmak - пуска́ть пыль в глаза́
pus-KAT' PIL' v gla-ZA
göz boyamak, hava atmak - заруби́ть себе́ на носу́
za-ru-BİT' si-BYE na na-SU
kulağına küpe etmek - кот напла́кал
KOT nap-LA-kal
çok az, bir avuç, üç kuruş - как снег на го́лову
KAK SNYEK na GO-la-vu
damdan düşer gibi, habersizce - как две ка́пли воды́
KAG DVYE KAP-li va-DI
tıpatıp aynı, bir elmanın iki yarısı - пропуска́ть ми́мо уше́й
pra-pus-KAT' Mİ-ma u-ŞEY
kulak asmamak - Ни пу́ха ни пера́! — К чёрту!
ni PU-ha ni pi-RA — k ÇOR-tu
Bol şans! — (geleneksel cevap) Şeytana! - Ум хорошо́, а два лу́чше.
UM ha-ra-ŞO, a DVA LUÇ-şı
Akıl akıldan üstündür. - Друзья́ познаю́тся в беде́.
druz'-YA pa-zna-YUT-sa v bi-DYE
Dost kara günde belli olur. - У́тро ве́чера мудрене́е.
UT-ra VYE-çi-ra mud-ri-NYE-ye
Sabah akşamdan akıllıdır; bir gece uyu, sabah karar ver. - Семь раз отме́рь, оди́н раз отре́жь.
SYEM' RAS at-MYER', a-DİN RAS at-RYEŞ
Yedi kere ölç, bir kere biç. - Ти́ше е́дешь — да́льше бу́дешь.
Tİ-şı YE-diş — DAL'-şı BU-diş
Yavaş giden uzağa varır; acele işe şeytan karışır. - Что посе́ешь, то и пожнёшь.
ŞTO pa-SYE-iş, TO i paj-NYOŞ
Ne ekersen onu biçersin. - как говори́тся / недаро́м говоря́т
KAK ga-va-RİT-sa / ni-da-ROM ga-va-RYAT
dedikleri gibi / boşuna dememişler