C2 · Ünite 7: Çeviri sanatı (Перевод)
Türkçe–Rusça çeviride yapı dönüşümleri
Metin: Раб и́ли сопе́рник? Заме́тки перево́дчика
Yirmi yıldır Bişkek'te yaşayan Türk çevirmen Selim Bey, Rusça bir edebiyat dergisi için mesleği üzerine kısa bir deneme yazdı. Denemede Rus şairi Jukovski'nin ünlü sözünden yola çıkıyor ve Türkçeden Rusçaya çevirinin en zor noktalarını kendi deneyimiyle anlatıyor: uzun sıfat-fiil öbekleri, -miş eki, “Kolay gelsin” gibi kalıp sözler. Metni okurken yazarın imgelerine (kervan, boncuk, iyi dikilmiş takım elbise) ve ünitenin dilbilgisi konularına nasıl dokunduğuna dikkat edin.
Текст: Жуко́вский когда́-то писа́л, что перево́дчик в про́зе есть раб, а перево́дчик в стиха́х — сопе́рник.
Jukovski bir zamanlar düzyazı çevirmeninin bir köle, şiir çevirmeninin ise bir rakip olduğunu yazmıştı.
Текст: Два́дцать лет я перевожу́ с туре́цкого на ру́сский и до сих пор не зна́ю, кто я: раб и́ли сопе́рник.
Yirmi yıldır Türkçeden Rusçaya çeviri yapıyorum ve hâlâ ne olduğumu bilmiyorum: köle mi, rakip mi?
Текст: Ка́ждое у́тро начина́ется с одного́ и того́ же: на столе́ лежи́т фра́за, кото́рая на родно́м языке́ звучи́т как му́зыка, а по-ру́сски рассыпа́ется, сло́вно бу́сы с по́рванной ни́тки.
Her sabah aynı şeyle başlar: masada, ana dilinde müzik gibi çınlayan ama Rusçada kopmuş bir ipten dökülen boncuklar gibi dağılan bir cümle durur.
Текст: Туре́цкое предложе́ние дви́жется, как карава́н: впереди́ иду́т бесконе́чные определе́ния, а глаго́л, сло́вно хозя́ин, замыка́ет ше́ствие.
Türkçe cümle bir kervan gibi ilerler: önde bitmek bilmeyen niteleyiciler yürür, yüklem ise bir kervanbaşı gibi alayın en sonunda gelir.
Текст: Ру́сская фра́за, напро́тив, торопли́ва: она́ спеши́т назва́ть де́йствующее лицо́ и само́ де́йствие, а подро́бности оставля́ет на пото́м.
Rusça cümle ise tam tersine acelecidir: eylemi yapanı ve eylemin kendisini hemen söyleyiverir, ayrıntıları sonraya bırakır.
Текст: Возьмём просту́ю, на пе́рвый взгляд, фра́зу: «Annemin yıllarca sakladığı mektuplar».
İlk bakışta basit görünen bir öbeği ele alalım: “Annemin yıllarca sakladığı mektuplar”.
Текст: Перевести́ её досло́вно невозмо́жно: «мое́й ма́мой года́ми храни́мые пи́сьма» — э́то уже́ не ру́сский язы́к, а его́ неуклю́жая паро́дия.
Onu kelimesi kelimesine çevirmek olanaksızdır: “annem tarafından yıllarca saklanan mektuplar” diye kurulmuş bir Rusça artık Rusça değil, onun beceriksiz bir parodisidir.
Текст: Перево́дчику прихо́дится развора́чивать констру́кцию: «пи́сьма, кото́рые ма́ма храни́ла до́лгие го́ды».
Çevirmen yapıyı ters çevirmek zorunda kalır: “annemin uzun yıllar boyunca sakladığı mektuplar” (sözcük sırasıyla: mektuplar, ki annem onları uzun yıllar sakladı).
Текст: Ещё кова́рнее туре́цкое «-miş»: оди́н-еди́нственный су́ффикс сообща́ет чита́телю, что расска́зчик сам ничего́ не ви́дел.
Türkçe -miş eki ise daha da sinsidir: tek bir ek, okura anlatıcının kendisinin hiçbir şey görmediğini bildirir.
Текст: В ру́сском языке́ тако́й граммати́ческой катего́рии нет, и перево́дчик выкру́чивается как мо́жет: «говоря́т», «я́кобы», «оказа́лось», «по слу́хам».
Rusçada böyle bir dilbilgisi kategorisi yoktur ve çevirmen işin içinden elinden geldiğince sıyrılır: “diyorlar”, “güya”, “meğer”, “söylentilere göre”.
Текст: А как переда́ть на́ше «Kolay gelsin», кото́рым в Ту́рции приве́тствуют любо́го рабо́тающего челове́ка?
Peki Türkiye'de çalışan herkesi selamladığımız “Kolay gelsin”i nasıl aktarmalı?
Текст: «Пусть вам бу́дет легко́» звучи́т в Москве́ как пожела́ние больно́му, а не дво́рнику с метло́й.
“Size kolay olsun” Moskova'da elinde süpürgeyle çalışan bir kapıcıya değil, bir hastaya söylenmiş bir dilek gibi duyulur.
Текст: Прихо́дится иска́ть не слова́, а ситуа́цию, в кото́рой ру́сский сказа́л бы что́-то похо́жее, — «Бог в по́мощь!» и́ли про́сто «Уда́чи!».
Sözcükleri değil, bir Rusun benzer bir şey söyleyeceği durumu aramak gerekir: “Allah yardımcın olsun!” ya da sadece “Kolay gelsin, iyi şanslar!”.
Текст: Теоре́тики называ́ют э́то лекси́ческими трансформа́циями: конкретиза́цией, генерализа́цией, антоними́ческим перево́дом.
Kuramcılar buna sözcüksel dönüşümler adını verir: somutlaştırma, genelleştirme, zıt anlamlı çeviri.
Текст: Но за сухо́й терминоло́гией пря́чется живо́е чу́вство языка́, кото́рому нельзя́ научи́ться по уче́бнику.
Ama bu kuru terimlerin ardında ders kitabından öğrenilemeyecek canlı bir dil duygusu saklıdır.
Текст: Корне́й Чуко́вский называ́л перево́д высо́ким иску́сством, а Но́ра Галь всю жизнь боро́лась с канцеляри́том — мёртвым языко́м бума́г, проника́ющим в живу́ю речь.
Korney Çukovski çeviriyi yüksek bir sanat olarak adlandırırdı; Nora Gal ise ömrü boyunca kırtasiye diliyle, yani yaşayan dile sızan evrakların ölü diliyle savaştı.
Текст: Хоро́ший перево́д похо́ж на хорошо́ сши́тый костю́м: швов не ви́дно, хотя́ их со́тни.
İyi bir çeviri iyi dikilmiş bir takım elbiseye benzer: dikişleri görünmez, oysa yüzlercedir.
Текст: Чита́тель не до́лжен догада́ться, что кни́га была́ напи́сана на друго́м языке́, — и вме́сте с тем он до́лжен почу́вствовать её инозе́мный за́пах.
Okur kitabın başka bir dilde yazıldığını sezmemeli; ama aynı zamanda onun yabancı kokusunu duymalıdır.
Текст: В э́том противоре́чии и заключа́ется, пожа́луй, вся пре́лесть и вся му́ка на́шего ремесла́.
Mesleğimizin bütün güzelliği ve bütün çilesi belki de tam bu çelişkidedir.
Текст: Так кто же я, раб и́ли сопе́рник? Наве́рное, ни тот ни друго́й: я — проводни́к, кото́рый перево́дит чита́теля че́рез грани́цу двух языко́в, стара́ясь не оступи́ться.
Peki ben neyim, köle mi, rakip mi? Galiba ne o ne öteki: ben okuru iki dilin sınırından geçiren, ayağı sürçmesin diye özen gösteren bir kılavuzum.
Dilbilgisi
Sola dallanan Türkçe, sağa dallanan Rusça
Türkçe ile Rusça arasındaki en büyük yapı farkı, niteleyicinin yeridir. Türkçede niteleyen her zaman nitelenenin önüne gelir ve ne kadar uzun olursa olsun ad en sona kalır: “annemin yıllarca sakladığı mektuplar”. Dilbilimciler buna sola dallanma der. Rusça ise sağa dallanan bir dildir: önce adı söyler, uzun niteleyiciyi ardından кото́рый ile ya da adın arkasına konmuş bir ortaç grubuyla ekler: пи́сьма, кото́рые ма́ма храни́ла до́лгие го́ды.
| Rusça (doğal) | Kelimesi kelimesine (doğal değil) | Türkçe |
|---|---|---|
| пи́сьма, кото́рые ма́ма храни́ла до́лгие го́ды | ма́мой до́лгие го́ды храни́мые пи́сьма | annemin uzun yıllar sakladığı mektuplar |
| кни́га, кото́рую брат купи́л в Москве́ | бра́том ку́пленная в Москве́ кни́га | kardeşimin Moskova'da aldığı kitap |
| го́род, где я вы́рос | мной вы́росший го́род | büyüdüğüm şehir |
| день, когда́ мы познако́мились | наш познако́мившийся день | tanıştığımız gün |
| тури́сты, прие́хавшие из Ту́рции | из Ту́рции прие́хавшие тури́сты | Türkiye'den gelen turistler |
Tablonun son satırına dikkat: ortaç grubu adın önünde de durabilir (из Ту́рции прие́хавшие тури́сты), ama bu kitabi ve ağırdır; kısa ortaç gruplarında bile Rus yazarlar adın arkasını yeğler. Türkçede “-dığı yer, -dığı zaman” gibi öbekler ise Rusçada ortaçla hiç kurulamaz, yalnızca где, когда́, куда́ ile kurulur.
💡 Çeviri yöntemi: Türkçe öbeği sondan okuyun. Önce en sondaki adı yazın (mektuplar → пи́сьма), sonra virgül ve кото́рый koyun, kalan kısmı normal bir cümle gibi kurun (annem yıllarca sakladı → ма́ма храни́ла мно́го лет). кото́рый sözcüğünün cinsi ve sayısı adın, hâli ise yan cümledeki görevinin belirlediği hâldir.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçe sırayı koruyup adın önüne uzun bir edilgen ortaç yığmak: мое́й ма́мой года́ми храни́мые пи́сьма. Dilbilgisi bakımından bütünüyle yanlış değildir, ama hiçbir Rus böyle yazmaz ve konuşmaz. Kural olarak: niteleyici öbek üç-dört sözcüğü aşıyorsa adın arkasına geçirin.
Ad-fiil yapıları: -dığı, -mesi, -acağı
Türkçe bir cümleyi adlaştırıp başka bir cümlenin içine yerleştirir: “Geldiğini bilmiyordum”, “Türkçe bilmesi gerekiyor”, “Geç kalmasına kızdım”. Rusçada bu ekler yoktur; yerlerini çekimli fiilli yan cümleler alır. Hangi bağlacın seçileceği, ad-fiilin anlamına bağlıdır.
| Rusça | Bağlaç | Türkçe |
|---|---|---|
| Я не знал, что ты прие́хал. | что (bilgi, olgu) | Geldiğini bilmiyordum. |
| Я рад тому́, что вы здесь. | то, что (hâl isteyen fiil ya da sıfattan sonra) | Burada olmanıza sevindim. |
| Я серди́лся на то, что он опозда́л. | на то, что | Geç kalmasına kızdım. |
| Ну́жно, что́бы он знал туре́цкий. | что́бы (istek, gereklilik) | Türkçe bilmesi gerekiyor. |
| Я попроси́л, что́бы она́ позвони́ла. | что́бы (rica, emir) | Aramasını rica ettim. |
| Я не зна́ю, придёт ли он. | ли (dolaylı soru) | Gelip gelmeyeceğini bilmiyorum. |
| Я по́мню, как мы гуля́ли у мо́ря. | как (sürecin kendisi) | Deniz kenarında dolaştığımızı (dolaşmamızı) hatırlıyorum. |
💡 Fiil ya da sıfat bir hâl istiyorsa (рад + yönelme, серди́ться на + belirtme, говори́ть о + bulunma), yan cümleden önce o hâlde bir то konur: Мы говори́ли о том, что … (… -diğini konuştuk). Türkçede bu görevi ad-fiilin aldığı hâl eki görür: “geç kalmasına kızdım”.
⚠️ Türklerin tipik hataları: (1) “-mesi”yi her yerde что ile çevirmek: Ну́жно, что он зна́ет туре́цкий yanlış → istek ve gereklilikte что́бы + geçmiş zaman biçimi: Ну́жно, что́бы он знал туре́цкий. (2) то sözcüğünü unutmak: Я рад, что вы здесь doğrudur, ama Я серди́лся, что он опозда́л konuşmada geçse de yazıda на то, что gerekir. (3) Dolaylı soruda е́сли kullanmak: Я не зна́ю, е́сли он придёт yanlış → Я не зна́ю, придёт ли он.
Kanıtsallık: -miş ekinin Rusça karşılıkları
Türkçe, bir olayı kendi gözüyle görmediğini dilbilgisiyle bildirir: “Ahmet evlenmiş” cümlesi, konuşanın bunu başkasından duyduğunu ya da sonradan fark ettiğini söyler. Rusçada böyle bir ek yoktur; aynı anlam sözcüklerle verilir. Çevirmen her seferinde -miş'in hangi tonunu taşıdığına karar vermek zorundadır: aktarma mı, kuşku mu, şaşkınlık mı, çıkarım mı?
| Rusça | -miş'in tonu | Türkçe |
|---|---|---|
| Говоря́т, Ахме́т жени́лся. | aktarma (duydum) | Ahmet evlenmiş. |
| По слу́хам, дире́ктор ухо́дит на пе́нсию. | söylenti | Müdür emekli oluyormuş. |
| Он я́кобы бо́лен. | kuşku, inanmama | Güya hastaymış. |
| Он бу́дто бы ничего́ не знал. | kuşku (daha yumuşak) | Hiçbir şey bilmiyormuş (sözde). |
| Оказа́лось, что дверь была́ откры́та. | sonradan fark etme (meğer) | Meğer kapı açıkmış. |
| Ока́зывается, ты хорошо́ поёшь! | şaşkınlık (şimdi fark ettim) | Sen ne güzel şarkı söylüyormuşsun! |
| Ви́димо, но́чью шёл дождь. | çıkarım (anlaşılan) | Anlaşılan gece yağmur yağmış. |
💡 Masallar ve anlatılar Türkçede -miş ile anlatılır (“Bir varmış, bir yokmuş”), Rusçada ise sıradan geçmiş zamanla: Жи́ли-бы́ли стари́к со стару́хой. Burada -miş'i ayrıca karşılamaya gerek yoktur; masal türü zaten “duyulmuş” anlatıdır. Her -miş için говоря́т yazmak metni gülünç kılar.
⚠️ Türklerin tipik hataları: (1) Kanıtsallığı tümüyle atlamak: “Güya hastaymış” → Он бо́лен (Hasta.) çevirisi konuşanın kuşkusunu yok eder → Он я́кобы бо́лен. (2) я́кобы ile говоря́т sözcüklerini eş tutmak: я́кобы kuşku bildirir; tarafsız bir aktarmada я́кобы kullanırsanız, kaynağı yalancılıkla suçlamış olursunuz. (3) ока́зывается (şimdiki an) ile оказа́лось (geçmişte bir an) arasındaki farkı gözetmemek.
Özne, edilgenlik ve öznesiz yapılar
Türkçe edilgen ekini (-ıl, -ın) çok rahat kullanır: “Burada sigara içilmez”, “Bu iş nasıl yapılır?”. Rusçada bunun üç ayrı karşılığı vardır ve hangisinin seçileceği üsluba bağlıdır. Konuşmada en doğal olanı belirsiz özneli cümledir: özne söylenmez, fiil çoğul 3. kişidedir: Здесь не ку́рят. Ayrıca Türkçede “ben” ile kurulan bazı duygu ve durum cümleleri Rusçada yönelme hâlindeki bir kişiyle kurulur.
| Rusça | Yapı | Türkçe |
|---|---|---|
| Здесь не ку́рят. | belirsiz özneli (çoğul 3. kişi) | Burada sigara içilmez. |
| Говоря́т, что ско́ро бу́дет снег. | belirsiz özneli | Yakında kar yağacağı söyleniyor. |
| Дом стро́ится уже́ два го́да. | -ся edilgeni (kitabi, süreç) | Ev iki yıldır yapılıyor. |
| Прое́кт был при́нят в ма́е. | kısa edilgen ortaç (resmî, sonuç) | Proje mayısta kabul edildi. |
| Мне хо́лодно. | kişisiz, yönelme hâli | Üşüyorum. |
| Мне не спи́тся. | kişisiz -ся, yönelme hâli | Uykum gelmiyor, uyuyamıyorum. |
| У меня́ два биле́та. | у + ilgi hâli | Bende iki bilet var. |
💡 Türkçe adılları düşürür, çünkü kişi fiilin ekinde yazılıdır (“geldim”). Rusça geçmiş zamanda fiil kişiyi göstermediği için adılı çoğu zaman korur: Я пришёл, Ты пришёл. Türkçeden çeviride geçmiş zamanlı cümlelerde adılı atmayın; şimdiki ve gelecek zamanda ise konuşma dilinde atılabilir: Приду́ в пять.
⚠️ Türklerin tipik hataları: (1) “Burada sigara içilmez” için Здесь не ку́рится demek: bu biçim “canım sigara içmek istemiyor” gibi bir kişisiz anlam taşır → Здесь не ку́рят. (2) “Üşüyorum” için Я хо́лодный demek: bu “ben soğuk biriyim” anlamına gelir → Мне хо́лодно. (3) Sahiplikte име́ть kullanmak: Я име́ю два биле́та resmî ve doğal olmayan bir cümledir → У меня́ два биле́та.
Sözcüksel dönüşümler ve kültüre özgü kalıplar
Çeviri kuramı sözcük düzeyindeki değişiklikleri üç ana başlıkta toplar. Somutlaştırma (конкретиза́ция): genel bir Türkçe sözcüğü daha dar bir Rusça sözcükle vermek; en önemli örnek hareket fiilleridir. Genelleştirme (генерализа́ция): Türkçede ayrıntılı olanı Rusçada daha genel söylemek; akrabalık adları böyledir. Zıt anlamlı çeviri (антоними́ческий перево́д): olumsuz bir ifadeyi olumlu, olumluyu olumsuz bir ifadeyle karşılamak.
| Rusça | Dönüşüm | Türkçe |
|---|---|---|
| Я е́здил в Анкару́ на маши́не. / Я лета́л в Анкару́. | somutlaştırma: gitmek → е́здить, лета́ть | Ankara'ya gittim. |
| Я уме́ю пла́вать. | somutlaştırma: bilmek → уме́ть | Yüzmeyi bilirim. |
| мой дя́дя | genelleştirme: amca, dayı, enişte → дя́дя | amcam / dayım / eniştem |
| моя́ тётя | genelleştirme: hala, teyze, yenge → тётя | halam / teyzem / yengem |
| Я чуть не упа́л. | zıt anlamlı: olumlu → чуть не | Az kalsın düşüyordum. |
| Запо́мни э́то! | zıt anlamlı: unutma → запо́мни | Bunu unutma! |
| Э́то тру́дно. | zıt anlamlı: kolay değil → тру́дно | Bu kolay değil. |
Kalıp sözlerde sözcük değil, durum çevrilir: Rusun aynı durumda ne dediği aranır. Bir kısmının birebir karşılığı vardır, bir kısmının yoktur; karşılığı olmayanlar ya bir genel nezaket sözüyle ya da açıklamayla verilir.
| Rusça karşılık | Durum | Türkçe |
|---|---|---|
| Бог в по́мощь! / Уда́чи! | çalışan birine | Kolay gelsin! |
| Поправля́йтесь! / Выздора́вливайте! | hastaya | Geçmiş olsun! |
| Прия́тного аппети́та! | yemekte | Afiyet olsun! |
| С лёгким па́ром! | banyodan, hamamdan çıkana | Sıhhatler olsun! |
| Носи́ на здоро́вье! | yeni giysiye | Güle güle giy! |
| Прими́те мои́ соболе́знования. | yasta | Başınız sağ olsun. |
| Спаси́бо, всё о́чень вку́сно! | ev sahibine (karşılığı yok) | Ellerinize sağlık! |
⚠️ Türklerin tipik hataları: (1) “Az kalsın düşüyordum” için Я почти́ па́дал demek → Rusça olumsuzla kurar: Я чуть не упа́л (fiil СВ ve olumsuz, ama anlam olumludur: düşmedim). (2) “Ellerine sağlık”ı Здоро́вья твои́м рука́м diye çevirmek: Rus kulağına tuhaf gelir → Спаси́бо, всё о́чень вку́сно! ya da У тебя́ золоты́е ру́ки!. (3) “Ankara'ya gittim”i yolculuk için Я ходи́л в Анкару́ diye çevirmek: ходи́ть yaya gitmektir → Я е́здил ya da Я лета́л в Анкару́.
Çevirmenin sahte dostları
Türkçe ve Rusça çoğu uluslararası sözcüğü Fransızca ya da Almanca aracılığıyla almıştır, ama iki dilde bu sözcükler farklı yollara sapmıştır. Sesçe birbirine benzeyen, anlamca ayrılan bu sözcüklere çevirmenler sahte dostlar (ло́жные друзья́ перево́дчика) der. En sinsileri, Türkçede de bilinen sözcüklerdir; çünkü insan onları sözlüğe bakmadan çevirir.
| Rusça | Rusçada anlamı | Türkçe benzeri ve anlamı |
|---|---|---|
| магази́н | dükkân, mağaza | magazin: eğlence basını → [[све́тская хро́ника]] |
| фами́лия | soyadı | famile, familya: aile → [[семья́]] |
| журна́л | dergi; (okulda) sınıf defteri | jurnal: ihbar, fişleme raporu → [[доно́с]] |
| анекдо́т | fıkra, espri | anekdot: ilginç kısa olay → [[любопы́тный слу́чай]] |
| кабине́т | çalışma odası, ofis, muayenehane | kabine: deneme kabini → [[приме́рочная]] |
| компа́ния | şirket; arkadaş grubu | kumpanya: tiyatro topluluğu → [[тру́ппа]] |
💡 Benzer sözcüklerin dilbilgisini de denetleyin: Türkçedeki “palto”, “kafe”, “metro” Rusçada da пальто́, кафе́, метро́ olarak yaşar, ama bu sözcükler Rusçada çekimsizdir: в пальто́, без пальто́, в кафе́, на метро́.
⚠️ Türklerin tipik hataları: (1) “Soyadınız?” için Ва́ша фами́лия? doğrudur, ama “Aileniz nasıl?” için Как ва́ша фами́лия? demek Rusa “Soyadınız nasıl?” diye sormaktır → Как ва́ша семья́?. (2) “Bu dergiyi okudun mu?” için журна́л doğrudur; “onu jurnalledi” için ise Он написа́л на него́ доно́с gerekir. (3) Расскажи́ анекдо́т “bir anı anlat” değil, “bir fıkra anlat” demektir.
Kelimeler
- сопе́рник
sa-PYER-nik
rakip - рассыпа́ться (рассы́паться)
ras-sı-PA-tsa (ras-SI-pa-tsa)
dağılmak, saçılmak, dökülmek - по́рванный
POR-van-nıy
yırtık, kopuk - замыка́ть ше́ствие
za-mı-KAT' ŞEST-vi-ye
alayın en sonunda yürümek, en sona kalmak - торопли́вый
ta-rap-Lİ-vıy
aceleci, telaşlı - де́йствующее лицо́
DYEY-stvu-yu-şçi-ye li-TSO
eylemi yapan kişi; (oyunda) kişi, karakter - досло́вно
da-SLOV-na
kelimesi kelimesine, harfiyen - подстро́чник
pat-STROÇ-nik
satır altı (sözcüğü sözcüğüne) ham çeviri - неуклю́жий
ni-uk-LYU-jıy
beceriksiz, hantal, sakil - развора́чивать (разверну́ть)
raz-va-RA-çi-vat' (raz-vir-NUT')
ters çevirmek, açmak; (yapıyı) yeniden kurmak - кова́рный
ka-VAR-nıy
sinsi, aldatıcı - выкру́чиваться (вы́крутиться)
vık-RU-çi-va-tsa (VIK-ru-ti-tsa)
işin içinden sıyrılmak, bir yolunu bulmak - я́кобы
YA-ka-bı
güya - ока́зывается / оказа́лось
a-KA-zı-va-it-sa / a-ka-ZA-las'
meğer, meğerse - по слу́хам
pa SLU-ham
söylentilere göre, duyduğuma göre - пожела́ние
pa-ji-LA-ni-ye
dilek, temenni - Бог в по́мощь!
BOH f PO-maşç
Kolay gelsin! (çalışan birine) - соболе́знование
sa-ba-LYEZ-na-va-ni-ye
başsağlığı, taziye - конкретиза́ция
kan-kri-ti-ZA-tsı-ya
somutlaştırma - генерализа́ция
gi-ni-ra-li-ZA-tsı-ya
genelleştirme - антоними́ческий перево́д
an-ta-ni-Mİ-çis-kiy pi-ri-VOT
zıt anlamlı (olumsuzu olumluya çeviren) çeviri - эквивале́нт
ek-vi-va-LYENT
karşılık, eşdeğer - канцеляри́т
kan-tsı-lya-RİT
kançılarya dili, bürokratik dil hastalığı - сши́тый
ŞŞI-tıy
dikilmiş - шов (мн. швы)
ŞOF (ŞVI)
dikiş - инозе́мный
i-na-ZYEM-nıy
yabancı, el (eskice, edebî) - противоре́чие
pra-ti-va-RYE-çi-ye
çelişki - пре́лесть
PRYE-list'
cazibe, güzellik, hoşluk - му́ка
MU-ka
eziyet, çile, ıstırap - ремесло́
ri-mis-LO
zanaat, meslek - проводни́к
pra-vad-NİK
kılavuz, rehber; (trende) kondüktör; iletken - оступи́ться
a-stu-PİT'-sa
ayağı kaymak, sürçmek; hata yapmak