C2 · Ünite 3: Deyimler ve atasözleri (Фразеология)
Deyimlerin kökeni ve doğru kullanımı
Metin: Родосло́вная фразеологи́зма
Bişkek'te yaşayan Konyalı bir çevirmen, yıllardır üzerinde çalıştığı Rusça–Türkçe deyimler sözlüğünün önsözü için kısa bir deneme yazdı. Yazar deyimlerin nereden geldiğini, neden bozulmamaları gerektiğini ve Türk okurunu hangi tuzakların beklediğini kişisel anılarla anlatıyor. Metindeki deyimlerin hem kökenine hem de cümle içindeki biçimine dikkat edin.
Текст: Когда́ я, перево́дчик из Ко́ньи, впервы́е услы́шал от бишке́кского колле́ги, что он весь день «бил баклу́ши», я, призна́юсь, предста́вил себе́ дра́ку.
Ben, Konyalı bir çevirmen, Bişkekli bir meslektaşımdan bütün gün “bakluşileri dövdüğünü” ilk kez duyduğumda, itiraf edeyim, gözümün önüne bir kavga geldi.
Текст: Лишь мно́го лет спустя́ я узна́л, что баклу́ши — э́то чу́рки, из кото́рых ма́стера выреза́ли ло́жки, и что раска́лывать их бы́ло де́лом са́мым лёгким, поручи́ть кото́рое мо́жно бы́ло и ребёнку.
Ancak yıllar sonra öğrendim ki bakluşiler, ustaların kaşık oyduğu tahta takozlardır ve onları yarmak, bir çocuğa bile verilebilecek en kolay işti.
Текст: Так давно́ забы́тое ремесло́ оста́вило в языке́ след: «бить баклу́ши» тепе́рь зна́чит безде́льничать.
Böylece çoktan unutulmuş bir zanaat dilde iz bıraktı: “bit' bakluşi” bugün aylaklık etmek demektir.
Текст: Фразеологи́зм похо́ж на окамене́лость: живо́е существо́ давно́ исче́зло, а его́ отпеча́ток века́ми храни́тся в ка́мне.
Deyim bir fosile benzer: canlı varlık çoktan yok olmuştur, ama izi yüzyıllardır taşta saklanır.
Текст: Таковы́ и ля́сы, кото́рые мы «то́чим», когда́ болта́ем по́пусту: так называ́ли точёные сто́лбики пери́л — баля́сы, а их изготовле́ние, ви́димо, сопровожда́лось неспе́шной бесе́дой.
Boş boş çene çalarken “tornaladığımız” lyasılar da böyledir: tırabzanların tornalanmış küçük direklerine, balyasılara böyle denirdi; onların yapımına da anlaşılan ağır ağır bir sohbet eşlik ederdi.
Текст: А попа́сть впроса́к, то есть оказа́ться в неле́пом положе́нии, бу́квально зна́чило угоди́ть в проса́к — стано́к для витья́ верёвок, кото́рый мог затяну́ть зева́ку вме́сте с оде́ждой.
“Prosak'a düşmek”, yani gülünç bir duruma düşmek ise kelimenin tam anlamıyla, ağzı açık bakanı elbisesiyle birlikte içine çekebilen halat bükme tezgâhına, prosak'a kapılmak demekti.
Текст: Други́е выраже́ния пришли́ к нам не из мастерско́й, а из кни́ги.
Başka deyimler bize atölyeden değil, kitaptan geldi.
Текст: Из Би́блии — «ка́мень преткнове́ния» и «козёл отпуще́ния», из анти́чных ми́фов — «ахилле́сова пята́» и «сизи́фов труд».
Kutsal Kitap'tan “tökezleme taşı” ve “günah keçisi”, antik mitlerden “Aşil topuğu” ve “Sisifos'un emeği”.
Текст: Тури́сту из Ту́рции они́ поня́тны без перево́да: и «ахилле́сова пята́», и «дамо́клов меч» живу́т и в на́шем языке́.
Türkiye'den gelen bir turist bunları çeviriye gerek duymadan anlar: hem “Aşil topuğu” hem “Demokles'in kılıcı” bizim dilimizde de yaşar.
Текст: Тре́тий исто́чник — литерату́ра: ба́сни Крыло́ва подари́ли нам «медве́жью услу́гу» и «Три́шкин кафта́н», а Грибое́дов — це́лую при́горшню крыла́тых фраз.
Üçüncü kaynak edebiyattır: Krılov'un fablları bize “ayı dostluğunu” ve “Trişka'nın kaftanını” armağan etti, Griboyedov ise bir avuç dolusu vecize.
Текст: Зна́ние ко́рней — не пра́здное любопы́тство: оно́ уберега́ет от оши́бок.
Kökleri bilmek boş bir merak değildir: insanı hatalardan korur.
Текст: Тот, кто по́мнит, что медве́дь из ба́сни уби́л дру́га, жела́я ему́ добра́, никогда́ не ска́жет «медве́жья услу́га» в похвалу́.
Fabldaki ayının dostuna iyilik yapmak isterken onu öldürdüğünü hatırlayan biri, “ayı dostluğu” sözünü asla övgü olarak kullanmaz.
Текст: А тот, кто зна́ет, что «льви́ная до́ля» — э́то не ма́ленькая, а бо́льшая часть, не напи́шет в отчёте, что компа́ния получи́ла «льви́ную до́лю» в два проце́нта.
“Aslan payının” küçük değil, en büyük pay olduğunu bilen biri de raporuna şirketin yüzde ikilik bir “aslan payı” aldığını yazmaz.
Текст: Второ́е пра́вило — не тро́гать того́, что сложи́лось века́ми: фразеологи́зм не те́рпит ни заме́ны слов, ни их смеше́ния.
İkinci kural, yüzyıllar içinde oluşmuş olana dokunmamaktır: deyim ne sözcüklerinin değiştirilmesine ne de karıştırılmasına katlanır.
Текст: Из «игра́ть роль» и «име́ть значе́ние» рожда́ется уро́дливое «игра́ть значе́ние», а из «скрепя́ се́рдце» — непоня́тное «скрипя́ се́рдцем».
“Rol oynamak” ile “önem taşımak”tan biçimsiz bir “önem oynamak” doğar, “istemeye istemeye” anlamındaki “skrepya serdtse”den de anlamsız bir “kalbi gıcırdatarak”.
Текст: Тре́тье — по́мнить об окра́ске: «ка́нуть в Ле́ту» уме́стно в статье́, а «конь не валя́лся» — в разгово́ре с дру́гом, но не в официа́льном письме́.
Üçüncüsü, üslup rengini akılda tutmaktır: “Lethe'ye gömülmek” bir makalede yerindedir, “daha at bile yuvarlanmadı” ise bir arkadaşla sohbette, ama resmî bir mektupta değil.
Текст: Нако́нец, перево́дчику ну́жно остерега́ться мни́мого схо́дства.
Son olarak, çevirmen görünüşteki benzerlikten sakınmalıdır.
Текст: Ру́сское «води́ть за нос» зна́чит не «му́чить», как мог бы поду́мать мой земля́к, а «обма́нывать, корми́ть обеща́ниями».
Rusçadaki “burnundan tutup gezdirmek”, hemşerimin sanabileceği gibi “burnundan getirmek, çok çektirmek” değil, “kandırmak, boş vaatlerle oyalamak” demektir.
Текст: А «дли́нные ру́ки» у ру́сских — при́знак не во́ра, а челове́ка с вла́стью и свя́зями.
Rusların “uzun elleri” de hırsızın değil, gücü ve bağlantıları olan insanın işaretidir.
Текст: Фразеологи́зм — э́то па́мять наро́да, сжа́тая до трёх-четырёх слов, и обраща́ться с ней сле́дует бе́режно.
Deyim, üç dört sözcüğe sıkıştırılmış bir halk belleğidir; ona özenle davranmak gerekir.
Текст: Иска́зишь её — и вме́сто ме́ткого сло́ва полу́чится, по Крыло́ву, Три́шкин кафта́н.
Onu bozarsan isabetli bir söz yerine, Krılov'un deyişiyle, Trişka'nın kaftanı çıkar ortaya.
Dilbilgisi
İç biçim: deyimin unutulmuş imgesi
B2'de deyimin ne olduğunu, nasıl çekildiğini ve Türkçeyle nerede örtüştüğünü gördük. C2'de bir soru daha soruyoruz: neden böyle söylüyoruz? Her deyimin altında bir zamanlar herkesin gözü önünde olan somut bir imge yatar; buna deyimin iç biçimi (вну́тренняя фо́рма) denir. Zanaat unutulur, nesne ortadan kalkar, ama söz kalır: bugün kimse баклу́ши görmemiştir, ama herkes бить баклу́ши der.
| Deyim | İlk imge | Bugünkü anlam |
|---|---|---|
| бить баклу́ши | kaşık yapılacak kütüğü takozlara yarmak (en kolay iş) | aylaklık etmek |
| точи́ть ля́сы | tırabzan babalarını (баля́сы) sohbet ederek tornalamak | boş boş çene çalmak |
| попа́сть впроса́к | halat bükme tezgâhına (проса́к) kapılmak | gülünç duruma düşmek |
| тяну́ть каните́ль | ince sırma tel (каните́ль) çekmek: uzun, sıkıcı iş | işi uzatıp sürüncemede bırakmak |
| заруби́ть на носу́ | çetele tahtasına (нос) çentik atmak | iyice aklına yazmak |
| как с гу́ся вода́ | kazın yağlı tüyünden su akıp gitmesi | vız gelir tırıs gider |
İç biçimi bilmek iki işe yarar. Birincisi, deyimi ezberlemek kolaylaşır: imge akılda kalır. İkincisi, deyimin anlam sınırını görürsünüz: бить баклу́ши kolay bir işle vakit öldürmektir, yani tembellik eden ama meşgul görünen biri için de söylenebilir; hasta yatan biri için söylenmez.
- Вме́сто того́ что́бы гото́виться к экза́мену, он всю неде́лю бил баклу́ши. — Sınava hazırlanacağına bütün hafta sinek avladı.
- Хва́тит точи́ть ля́сы, пора́ за рабо́ту! — Yeter bu kadar laklak, hadi işe!
- На собесе́довании я попа́л впроса́к: перепу́тал назва́ние компа́нии. — Mülakatta rezil oldum: şirketin adını karıştırdım.
- Ему́ все замеча́ния — как с гу́ся вода́. — Ona bütün uyarılar vız gelir tırıs gider.
💡 Türkçede de iç biçimi unutulmuş deyimler çoktur: “pabucu dama atılmak” deyimi, kusurlu iş yapan ayakkabıcının ayakkabısının lonca tarafından dama atılması geleneğinden gelir; “ipe un sermek” de çamaşır ipine un serilemeyeceği için “bahane uydurmak” demektir. Rus deyimlerine de aynı merakla yaklaşın: her biri küçük bir tarih dersidir.
⚠️ Türklerin tipik hatası: deyimdeki sözcüğü gerçek anlamıyla düşünüp “mantıklı” hâle getirmek: де́лать баклу́ши, бить баклу́шу (tekil) ya da попа́сть в проса́к (ayrı yazım) yanlıştır. Deyim bu biçimde donmuştur: бить баклу́ши, попа́сть впроса́к.
Kitabi kökenler: Kutsal Kitap ve Antik Çağ
Rus deyimlerinin ikinci büyük kaynağı kitaptır. Kutsal Kitap kökenli deyimler (библеи́змы) Rusçaya çoğunlukla Kilise Slavcası yoluyla geçmiştir; bu yüzden içlerinde eskicil biçimler yaşar: при́тча во язы́цех (herkesin dilinde olan, dillere düşmüş), глас вопию́щего в пусты́не (çölde haykıranın sesi, yani dinlenmeyen çağrı). Antik Çağ kökenli deyimler ise Avrupa'nın ortak malıdır ve Türkçede de çoğu zaman aynen bulunur.
| Rusça | Kaynak | Türkçe |
|---|---|---|
| ка́мень преткнове́ния | Kutsal Kitap (Yeşaya) | asıl engel, düğüm noktası |
| козёл отпуще́ния | Tevrat (Levililer) | günah keçisi |
| зарыва́ть тала́нт в зе́млю | İncil (talant benzetmesi) | yeteneğini harcamak, heba etmek |
| глас вопию́щего в пусты́не | Kutsal Kitap (Yeşaya) | dinlenmeyen çağrı |
| ахилле́сова пята́ | Yunan mitolojisi | Aşil topuğu |
| сизи́фов труд | Yunan mitolojisi | Sisifos'un emeği, boşa emek |
| я́блоко раздо́ра | Yunan mitolojisi (Paris'in yargısı) | nifak tohumu, çekişme konusu |
| перейти́ Рубико́н | Roma tarihi (Sezar) | Rubikon'u geçmek, geri dönüşü olmayan adımı atmak |
зарыва́ть тала́нт в зе́млю deyimi iç biçimin ne kadar ilginç olabileceğini gösterir: İncil'deki тала́нт bir para birimidir. Efendisinin verdiği parayı işletmeyip toprağa gömen kölenin öyküsünden, bugünkü “yeteneğini harcamak” anlamı doğmuştur. Rusçadaki тала́нт “yetenek” sözcüğü de bu benzetmeden gelir.
- Вопро́с о бюдже́те стал ка́мнем преткнове́ния на перегово́рах. — Bütçe meselesi müzakerelerin düğüm noktası oldu.
- Ру́сская грамма́тика — моя́ ахилле́сова пята́. — Rusça dilbilgisi benim Aşil topuğum.
- Не зарыва́й тала́нт в зе́млю: тебе́ на́до учи́ться да́льше. — Yeteneğini heba etme: okumaya devam etmelisin.
- Его́ предупрежде́ния оста́лись гла́сом вопию́щего в пусты́не. — Uyarıları dinlenmeyen bir çağrı olarak kaldı.
💡 Bu deyimler Türkçede de çoğu zaman aynen bulunur (“Aşil topuğu”, “Demokles'in kılıcı”, “günah keçisi”, “Rubikon'u geçmek”); bu yüzden Türk öğrenci için en güvenli deyimlerdir. Ama Rusçada da Türkçede de bunlar kitabi renktedir: makalede, denemede, ciddi konuşmada yerindedir; mutfakta pek söylenmez.
⚠️ Türklerin tipik hatası: Türkçedeki tamlamayı ilgi hâliyle kopyalamak: пята́ Ахилле́са, меч Дамо́кла, труд Сизи́фа anlaşılır, ama deyim değildir. Rusça deyim iyelik sıfatıyla kurulur ve sıfat küçük harfle yazılır: ахилле́сова пята́, дамо́клов меч, сизи́фов труд. Dikkat: Rusçada “Demokles” Дамо́кл biçimindedir.
Edebî kökenler: kanatlı sözler
Bir yazarın sözü halkın diline geçip deyim gibi kullanılmaya başlarsa ona kanatlı söz (крыла́тые слова́) denir. Rusçada bu sözlerin en zengin kaynakları Krılov'un fablları, Griboyedov'un “Akıllı Başa Dert” («Го́ре от ума́») komedisi ve Puşkin'dir. Eğitimli bir Rus bunları sürekli kullanır, çoğu zaman da tırnak içinde düşünmeden.
| Rusça | Kaynak | Anlamı |
|---|---|---|
| медве́жья услу́га | Krılov, “Münzevi ile Ayı” | ayı dostluğu, zarar veren iyilik |
| Три́шкин кафта́н | Krılov, “Trişka'nın Kaftanı” | bir deliği kapatırken ötekini açan çözüm |
| А Ва́ська слу́шает да ест. | Krılov, “Kedi ile Aşçı” | söylenene kulak asmadan bildiğini okumak |
| Слона́-то я и не приме́тил. | Krılov, “Meraklı” | asıl önemli şeyi gözden kaçırmak |
| Демья́нова уха́ | Krılov, “Demyan'ın Balık Çorbası” | zorla, bıktırırcasına ikram |
| оста́ться у разби́того коры́та | Puşkin, “Balıkçı ile Balık Masalı” | her şeyini yitirip başladığı yere dönmek |
| Счастли́вые часо́в не наблюда́ют. | Griboyedov, “Akıllı Başa Dert” | mutlu insan zamanın geçtiğini fark etmez |
| А су́дьи кто? | Griboyedov, “Akıllı Başa Dert” | Peki yargılayanlar kim? (eleştirenin hakkını sorgulamak) |
- Он хоте́л помо́чь, а оказа́л нам медве́жью услу́гу. — Yardım etmek istedi, ama bize ayı dostluğu yaptı.
- Перено́сим де́ньги из одно́й статьи́ бюдже́та в другу́ю — настоя́щий Три́шкин кафта́н. — Parayı bütçenin bir kaleminden ötekine aktarıyoruz: tam bir yamalı bohça.
- Я ему́ сто раз говори́л, а Ва́ська слу́шает да ест. — Ona yüz kere söyledim, o yine bildiğini okuyor.
- Он поменя́л рабо́ту ра́ди большо́й зарпла́ты и оста́лся у разби́того коры́та. — Yüksek maaş için işini değiştirdi ve elindekini de yitirip ortada kaldı.
💡 Burada ender bir tam eşleşme var: Türkçedeki “ayı dostluğu” La Fontaine'in fablından gelir, Krılov da aynı öyküyü Rusçaya uyarlamıştır. İki dilde imge de anlam da aynıdır. Ruslar çok bilinen alıntıları çoğu zaman yarım bırakır: Счастли́вые часо́в… dendiğinde gerisini dinleyen tamamlar; bu yüzden alıntının tamamını bilin.
⚠️ Türklerin tipik hatası: медве́жья услу́га deyimini ayıyı güç simgesi sanıp övgü olarak kullanmak: Спаси́бо за медве́жью услу́гу! Rusça kulağa yalnızca alaycı gelir (“Sağ ol, işimi iyice bozdun!”). Ayrıca Krılov kaynaklı deyimlerde özel addan türeyen sıfat büyük harfle yazılır: Три́шкин кафта́н, Демья́нова уха́.
Üslup rengi ve değerlendirme yükü
C2'nin ilk ünitesinde eş anlamlıların kitabi, nötr ve konuşma katmanlarına ayrıldığını gördük. Deyimler de aynı katmanlara ayrılır; üstelik çoğu deyim bir değerlendirme de taşır: olumsuz, alaycı, şakacı, hüzünlü. Bir deyimi doğru seçmek, hem anlamını hem de bu “rengini” bilmeyi gerektirir.
| Deyim | Katman | Değerlendirme | Uygun ortam |
|---|---|---|---|
| ка́нуть в Ле́ту | kitabi | hüzünlü, yüce | deneme, makale, konuşma metni |
| при́тча во язы́цех | kitabi, eskicil | olumsuz, alaycı | yazı dili, köşe yazısı |
| игра́ть роль | genel | nötr | her yerde, resmî yazı dahil |
| бить баклу́ши | konuşma | olumsuz | arkadaşlar, aile |
| конь не валя́лся | konuşma | olumsuz, şakacı | samimi konuşma |
| ве́шать лапшу́ на у́ши | kaba konuşmaya yakın | olumsuz | yalnız çok samimi ortam |
- Э́та тради́ция давно́ ушла́ в про́шлое. — Bu gelenek çoktan geçmişte kaldı. (nötr)
- Э́та тради́ция давно́ ка́нула в Ле́ту. — Bu gelenek çoktan tarihe karıştı. (kitabi)
- Он весь день безде́льничал. — Bütün gün boş durdu. (nötr)
- Он весь день бил баклу́ши. — Bütün gün sinek avladı. (konuşma)
Kitabi bir deyimi gündelik bir konuya uygulamak, Rusçada sık başvurulan bir mizah aracıdır: Мой ста́рый телефо́н ка́нул в Ле́ту (Eski telefonum tarihe karıştı). Yüce üslup ile sıradan konu arasındaki uyumsuzluk gülümsetir. Bu oyunu ancak deyimin rengini iyi bildiğinizde bilinçli olarak yapabilirsiniz.
💡 Türkçe ile Rusça arasında aynı imgeli deyimler bile farklı katmanda olabilir. Bir deyimin rengini öğrenmenin en iyi yolu, onu nerede duyduğunuza dikkat etmektir: haberde mi, romanda mı, pazarda mı? Sözlüklerde bu bilgi книжн. (kitabi), разг. (konuşma), прост. (kaba konuşma), ирони́ч. (alaycı) gibi kısaltmalarla verilir.
⚠️ Türklerin tipik hatası: resmî yazıda konuşma deyimi kullanmak. Bir raporda Сотру́дники отде́ла би́ли баклу́ши yazılmaz; doğrusu Сотру́дники отде́ла не выполня́ли свои́ обя́занности. Tersi de hatadır: arkadaşa yazılan mesajda Мой прое́кт стал ка́мнем преткнове́ния demek, ciddi bir ton istenmiyorsa kulağa yapmacık gelir.
Doğru kullanım: değişmezlik, karışma ve yazım
Deyimin fiili çekilir, ama sözcükleri değiştirilmez ve iki deyim birbirine karıştırılmaz. İki kalıbın karışmasına Rus dil kültüründe kontaminasyon (контамина́ция) denir ve eğitimli bir okur bunu hemen fark eder. Bir de eskicil biçimlerin “düzeltilmesi” sorunu vardır: скрепя́ се́рдце deyimindeki скрепя́, “sıkıca tutturmak, pekiştirmek” anlamındaki скрепи́ть fiilinden eski bir ulaçtır; “gıcırdatmak” anlamındaki скрипе́ть ile ilgisi yoktur.
| Yanlış | Doğru | Açıklama |
|---|---|---|
| игра́ть значе́ние | игра́ть роль; име́ть значе́ние | iki deyim karışmış |
| в коне́чном ито́ге | в коне́чном счёте; в ито́ге | iki kalıp karışmış |
| скрипя́ се́рдцем | скрепя́ се́рдце | eskicil ulaç ve belirtme hâli korunur |
| не поклада́я сил | не поклада́я рук | deyimin sözcüğü değiştirilmez |
| верну́ться на кру́ги свои́ | верну́ться на кру́ги своя́ | Kilise Slavcası biçimi korunur |
| льви́ная до́ля (küçük pay) | льви́ная до́ля (en büyük pay) | anlam ters çevrilmiş |
- Э́тот фа́ктор игра́ет ва́жную роль. — Bu etken önemli bir rol oynar.
- Э́тот фа́ктор име́ет большо́е значе́ние. — Bu etken büyük önem taşır.
- Пришло́сь, скрепя́ се́рдце, подписа́ть догово́р. — İstemeye istemeye sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldık.
- Она́ рабо́тала над словарём не поклада́я рук. — Sözlük üzerinde durmaksızın çalıştı.
- По́сле всех переме́н всё верну́лось на кру́ги своя́. — Bütün değişikliklerden sonra her şey eski hâline döndü.
💡 Bir deyimden emin değilseniz, onu bir deyim sözlüğünde, örneğin A. İ. Molotkov'un editörlüğündeki “Фразеологи́ческий слова́рь ру́сского языка́” sözlüğünde kontrol edin. Deyimin hangi parçasının değişebileceği (fiil, zamir) ve hangisinin sabit olduğu orada gösterilir.
⚠️ Türklerin tipik hatası: deyimin içindeki eskicil biçimi Türkçe mantıkla “düzeltmek”: “kalbiyle” diye düşünüp скрепя́ се́рдцем demek ya da “kendi” anlamını bilip кру́ги своя́ yerine кру́ги свои́ yazmak. Bu biçimler deyimin dışında yanlış, içinde ise zorunludur.
Yanıltıcı benzerlikler ve çeviri stratejileri
Türkçe ile Rusça deyimler arasında üç tür ilişki vardır: (1) tam eşdeğer — imge de anlam da aynı; (2) farklı imgeli eşdeğer — anlam aynı, imge başka; (3) yanıltıcı benzer — imge benzer, anlam başka. En tehlikelisi üçüncüsüdür, çünkü öğrenci deyimi anladığından emindir.
| Rusça | Türkçe | İlişki |
|---|---|---|
| закрыва́ть глаза́ (на что?) | göz yummak | tam eşdeğer |
| положи́ть глаз (на кого́?) | göz koymak | tam eşdeğer |
| ка́пля в мо́ре | denizde bir damla | tam eşdeğer |
| он и му́хи не оби́дит | karıncayı bile incitmez | farklı imge (sinek / karınca) |
| де́ло в шля́пе | iş torbada | farklı imge (şapka / torba) |
| бить баклу́ши | sinek avlamak | farklı imge |
| Rusça | Görünüşteki Türkçe benzeri | Gerçek anlamı |
|---|---|---|
| води́ть за нос | burnundan getirmek (çok çektirmek) | boş vaatlerle oyalamak, kandırmak |
| дли́нные ру́ки | eli uzun (hırsız) | nüfuz, gücün her yere yetmesi |
| рука́ ру́ку мо́ет | el eli yıkar (dayanışma, olumlu) | birbirinin kirli işini örtmek (olumsuz) |
Çeviride strateji sırası şöyledir: önce eşdeğer deyimi arayın (ахилле́сова пята́ → “Aşil topuğu”); yoksa farklı imgeli eşdeğer seçin (де́ло в шля́пе → “iş torbada”); o da yoksa açıklayıcı çeviri yapın (Три́шкин кафта́н → “bir yeri yamarken öbürünü sökmek”). Kültüre özgü imgeyi (Trişka, Demyan) okura açıklamadan taşımak çoğu zaman anlamı öldürür.
- Он нас уже́ ме́сяц во́дит за нос. — Bir aydır bizi boş vaatlerle oyalıyor.
- У э́того чино́вника дли́нные ру́ки. — Bu memurun eli her yere uzanır (nüfuzu büyüktür).
- В э́той фи́рме рука́ ру́ку мо́ет. — Bu firmada herkes birbirinin kirli işini örtüyor.
- Не волну́йся, де́ло в шля́пе! — Merak etme, iş torbada!
💡 Türkçedeki “El eli yıkar, iki el yüzü yıkar” iş birliğini öven bir sözdür. Rusçadaki рука́ ру́ку мо́ет ise neredeyse her zaman yolsuzluk, kayırma, suç ortaklığı bağlamında kullanılır. Aynı imge, ters değerlendirme: iki dil arasında en çok bu tür deyimler can yakar.
⚠️ Türklerin tipik hatası: yanıltıcı benzerliği Türkçe anlamıyla kullanmak: hırsız bir komşu için У него́ дли́нные ру́ки demek (Rus dinleyen “nüfuzlu biri” anlar) ya da çok çektiren bir patron için Он во́дит меня́ за нос demek (Rus dinleyen “beni kandırıyor” anlar). Hırsızlık için doğrusu: Он ворова́тый челове́к.
Kelimeler
- вну́тренняя фо́рма (сло́ва)
VNUT-rin-nya-ya FOR-ma (SLO-va)
(sözcüğün, deyimin) iç biçimi, ilk imgesi - окамене́лость
a-ka-mi-NYE-last'
fosil, taşlaşmış kalıntı - бить баклу́ши
BİT' bak-LU-şı
aylaklık etmek, sinek avlamak - безде́льничать
biz-DYEL'-ni-çat'
aylaklık etmek, boş gezmek - точи́ть ля́сы
ta-ÇİT' LYA-sı
boş boş çene çalmak, laklak etmek - попа́сть впроса́к
pa-PAST' fpra-SAK
gülünç duruma düşmek, gafil avlanmak - неле́пый
ni-LYE-pıy
saçma, gülünç, abes - зева́ка
zi-VA-ka
ağzı açık seyirci, aylak bakıcı - ка́мень преткнове́ния
KA-min' prit-kna-VYE-ni-ya
tökezleme taşı; asıl engel, düğüm noktası - козёл отпуще́ния
ka-ZYOL at-pu-ŞÇE-ni-ya
günah keçisi - ахилле́сова пята́
a-hi-LYE-sa-va pi-TA
Aşil topuğu, zayıf nokta - сизи́фов труд
si-Zİ-faf TRUT
Sisifos'un emeği; bitmeyen, boşa emek - дамо́клов меч
da-MOK-laf MYEÇ
Demokles'in kılıcı, sürekli tehdit - я́блоко раздо́ра
YAB-la-ka raz-DO-ra
nifak tohumu, çekişme konusu - ка́нуть в Ле́ту
KA-nut' v LYE-tu
unutulup gitmek, tarihe karışmak - медве́жья услу́га
mid-VYE-j'ya us-LU-ga
ayı dostluğu (zarar veren iyilik) - Три́шкин кафта́н
TRİŞ-kin kaf-TAN
bir yeri yamarken öbürünü sökmek; yamalı bohça çözüm - крыла́тые слова́
krı-LA-tı-ye sla-VA
vecizeler, dilde yaşayan alıntılar (kanatlı sözler) - льви́ная до́ля
L'Vİ-na-ya DO-lya
aslan payı, en büyük pay - скрепя́ се́рдце
skri-PYA SYER-tse
istemeye istemeye, gönülsüzce - конь не валя́лся
KON' ni va-LYAL-sa
işe daha hiç başlanmamış - води́ть за нос
va-DİT' ZA-nas
boş vaatlerle oyalamak, kandırmak - дли́нные ру́ки
DLİN-nı-ye RU-ki
nüfuz, gücün her yere yetmesi - рука́ ру́ку мо́ет
ru-KA RU-ku MO-it
birbirinin kirli işini örtmek (olumsuz) - де́ло в шля́пе
DYE-la f ŞLYA-pi
iş torbada, iş tamam - окра́ска (стилисти́ческая)
a-KRAS-ka (sti-lis-Tİ-çis-ka-ya)
üslup rengi - уме́стный
u-MYES-nıy
yerinde, uygun düşen - мни́мый
MNİ-mıy
sahte, görünüşte olan - схо́дство
SHOT-stva
benzerlik - искази́ть (искажа́ть)
is-ka-ZİT' (is-ka-JAT')
çarpıtmak, bozmak - ме́ткий
MYET-kiy
isabetli, yerinde (söz) - при́горшня
PRİ-garş-nya
avuç dolusu